Amasya'da âhir-i mülûk-i Selçûkiyye olan Sultân Gıyâseddîn Mes'ûd bin Keykâvus'un şehzâdesi olup Câmiu'd-Düvel, El-aylemü'z-Zâhir, Mir'ât-ı Kâ'inât'da "Gâzi Çelebi bin Sultân Mes'ûd" unvânıyla Simre hükümdârı gösterilen zâtın bu olduğu 757 târîhli vakfiyesinden müstebân olmakdadır. Tâceddîn Altunbaş, tâli'in bir tecellîsi olmak üzere 712'de Simre hükümdârı olarak Amasya'ya gelmişdir.
Hulâsa Anadolu'da Kazancık Noyin'in hezîmet-i külliyesi hükûmet-i İlhâniyye'nin nüfûzunu izâle edecek kadar bir te'sîr-i azîm icrâ etmekle bu hezîmete vâkıf olan Sultân Muhammed Olcaytu Hân fevkalâde müte'essir ve Şi'îler'den müteneffir oluyor, vezîri Sa'deddîn el-Kazvînî kemâl-i gamından vefât etmekle ahvâle çâre-sâz olmak için derhâl mezheb-i ehl-i sünneti kabûl etdiğini i'lân ve rü'esâ-yı Şî'a'yı def' ve tard ediyor, Sultân Tâceddîn Altunbaş'ı Simre hükûmetinde ibkâ ve takrîr etmekle Yaranc Bahâdır Noyin nâm emîri gönderiyordu.
Anadolu nâzırı İşboğa Noyin, kemâ-kân mevki'-i nezâretde müstakil olup Pervâne Beyzâde Alâ'eddîn Alî Bey pervâne-i sultânî ve Sultân [470] Altunbaş'ın atabegi olan Atal oğlu Nâsıreddîn Ahmed Bey nâib-i saltanat, Gümüşlü oğlu Tâceddîn Mahmûd Çelebi müstevfi'l-memâlik, İnâc oğlu Şihâbeddîn Şâdî Bey emîrü'l-ümerâ ve muhâfız-ı belde ve Timurbay dahi şıhne olmuşdur.
Amasya kâdı'l-kudâtı Şemseddîn Muhammed bin el-Hallâtî mecbûr-ı inzivâ olarak Nasreddîn Muhammed bin el-Garmînî Simre kâdı'l-kudâtı, Baba-zâda Alâ'eddîn Ebu'l-Ma'âlî Alî Paşa bin Muhlis Paşa Hânkâh-ı Mes'ûdî şeyhi ve "Yavuz Dede" demekle meşhûr olan eş-Şeyh Cemâleddîn Yûsuf Çelebi dahi Alâ'eddîn Alî Pervâne Bey'in yeni binâ eylediği Mevlevî-hâne şeyhi olarak erkân-ı memleket tebeddül etmişdir.
"Emîr Şeyh" demekle meşhûr olan Hâbil oğlu İzzeddîn Hasan Bey Sivas ve Tutaş oğlu Gıyâseddîn Mahmûd Bey Kastamonu ve Devletşâh oğlu Tâceddîn Devletşâh Bey Ankara vâlîliklerine nasb olundukları zann edilmekdedir. Çünkü Gıyâseddîn Mahmûd Bey harben Kastamonu emâretini zabt eylediği ve Emîr Şeyh Hasan Bey dahi 716 târîhine kadar emîr-i Sivas ve Devletşâh Bey 718'de Ankara'dan gidip Karaman oğlu Bedreddîn Mahmûd Bey'e dehâlet ederek ona dâmâd olduğu kuyûd-ı târîhiyyedendir.
Şu ricâl içinde eş-Şeyh Alâ'eddîn Alî Paşa ile eş-Şeyh Cemâleddîn Yûsuf Çelebi Amasya için şâyân-ı iftihâr olan zevâtdandır. Çünkü eş-Şeyh Alî Paşa, ceddinin kibâr-ı hulefâsından Lokmân Baba'nın halîfesi ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri'nin terbiyet-kerdesi olarak zü'l-cenâheyn [471] olan eş-Şeyh Süleyman el-Kırşehrî hazretlerinden ulûm-ı zâhiriyye ve bâtıniyyeyi ahz ederek bir insân-ı kâmil olmuş idi. "Âşık Paşa, Şeyh Paşa, Âşık Baba" demekle meşhûrdur.
Eş-Şeyh Yûsuf Çelebi dahi Konya'da Hazret-i Mevlânâ'yı görmüş ve halîfesi olan Hüsâmeddîn Hasan Çelebi'den ve mahdûm-ı zî-şânı olan Sultân Veled Çelebi Hazretleri'nden füyûzât-ı ilmiyye ve ameliyyeyi ahz ederek Amasya'da tarîkat-ı Mevleviyye'nin kutbu olmuş idi. Yavuz Dede, "Yavuz Çelebi, Buğrâ Şeyh" demekle meşhûrdur. Bunların her ikisi de fâzıl, şâir, ilm-i tasavvufda mâhir zevât olup Amasya'da ehl-i sünnet mezhebi mürevviclerinden idi.
713'de kibâr-ı meşâyih-i Rufâ'iyye'den "Sâhibü'l-Hâl" demekle meşhûr olan eş-Şeyh Şemseddîn Ahmed el-Ubeydî er-Rufâ'î Hazretleri Hicâz'dan gelip Hânkâh-ı Mes'ûdiyye'ye nâzil olmuşdur. "Büyük Müderris" demekle meşhûr olan Şemseddîn Muhammed bin Ahmed bin Ebi'l-Kemâl en-Nahcivânî bu senelerde iştihâr edib Nûreddîn Hasan bin Alî ez-Ziyârî sadru'l-ulemâ ve me'zûn bi'l-iftâ idi.
Anadolu'ya gelen Yaranc Bahâdır Noyin ile Anadolu nâzırı İşboğa Noyin arasında muhâlefet-i efkâr hâsıl olmakla beraber Konya tarafından Karamânîler'in tecâvüzâtı hükûmet-i İlhâniyye'yi telâşa düşürmüş olduğu cihetle Silduz Noyin (Emîr Çoban) 714 rebî'ulevvelinde Anadolu'ya gelip Lârende şehrine inmiş, iki Noyin arasını te'lîf [472] ve ıslâh ve Karamânîler'i münkâd ederek avdet etmişdir.
715'de İşboğa Noyin umûr-ı külliye ve cüz'iyyenin tasarrufâtında kesb-i istiklâl ederek bütün ümerâyı ber-taraf ve Sultân Altunbaş'ı sarâyında âdetâ habs edib nüfûz-ı hükûmeti tamâmiyle kendine hasr etmekle ümerânın ve halkın şikâyâtı Sultân Muhammed Olcaytu Hân'a kadar yükseldiyse de 716 şevvâlinin on üçüncü günü Olcaytu Hân'ın vefâtına binâ'en İşboğa Noyin Sultân Altunbaş'ı hal' ederek Havza simresinde kâ'in çiftliğine⁴³⁴ irsâl ve Anadolu hükûmetinde kesb-i istiklâl etmişdir.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya'da Selçuklu meliklerinin sonuncusu olan Sultan Gıyâseddin Mesud bin Keykavus'un şehzadesidir. Câmiu'd-Düvel, el-Aylemü'z-Zâhir ve Mir'ât-ı Kâinât'ta "Gazi Çelebi bin Sultan Mesud" unvanıyla Simre hükümdarı gösterilen kişinin bu olduğu, 757 tarihli [1356-57] vakfiyesinden anlaşılmaktadır. Tâceddin Altunbaş, talihin bir cilvesi olarak 712'de [1312-13] Simre hükümdarı olarak Amasya'ya gelmiştir.
Kısacası Anadolu'da Kazancık Noyin'in bütünüyle yenilmesi, İlhanlı hükümetinin nüfuzunu ortadan kaldıracak kadar büyük bir etki yaptı. Bu yenilgiyi öğrenen Sultan Muhammed Olcaytu Han olağanüstü üzülüyor, Şiîlerden de tiksiniyordu. Veziri Sa'deddin el-Kazvînî aşırı kederinden ölünce durumu düzeltmek için hemen Sünnî mezhebini kabul ettiğini ilan etti, Şiî başkanlarını uzaklaştırıp kovdu; Sultan Tâceddin Altunbaş'ın Simre hükümetinde kalmasını onaylayarak Yaranc Bahadır Noyin adlı emiri gönderiyordu.
Anadolu nazırı İşboğa Noyin nazırlık makamında eskisi gibi bağımsızdı. Pervâne Beyzâde Alâeddin Ali Bey sultanın pervanesi, Sultan Altunbaş'ın atabeyi olan Atal oğlu Nâsıreddin Ahmed Bey saltanat naibi, Gümüşlü oğlu Tâceddin Mahmud Çelebi memleket müstevfîsi, İnaç oğlu Şihâbeddin Şadi Bey emirlerin emiri ve şehrin muhafızı, Timurbay da şıhne (güvenlik amiri) oldu.
Amasya başkadısı Şemseddin Muhammed bin el-Hallâtî inzivaya çekilmek zorunda kaldı; Nasreddin Muhammed bin el-Garmînî Simre başkadısı oldu. Babazâde Alâeddin Ebu'l-Meâlî Ali Paşa bin Muhlis Paşa Hankâh-ı Mesûdî şeyhi oldu; "Yavuz Dede" diye tanınan Şeyh Cemâleddin Yusuf Çelebi de Alâeddin Ali Pervâne Bey'in yeni yaptırdığı Mevlevîhâne'nin şeyhi oldu. Böylece ülkenin ileri gelenleri değişmiş oldu.
"Emîr Şeyh" diye tanınan Hâbil oğlu İzzeddin Hasan Bey'in Sivas, Tutaş oğlu Gıyâseddin Mahmud Bey'in Kastamonu, Devletşah oğlu Tâceddin Devletşah Bey'in de Ankara valiliklerine atandıkları sanılmaktadır. Çünkü Gıyâseddin Mahmud Bey'in Kastamonu emirliğini savaşla ele geçirdiği; Emîr Şeyh Hasan Bey'in 716 [1316-17] tarihine kadar Sivas emiri olduğu; Devletşah Bey'in 718'de [1318-19] Ankara'dan gidip Karamanoğlu Bedreddin Mahmud Bey'e sığındığı ve ona damat olduğu tarihî kayıtlardandır.
Bu zatlar arasında Şeyh Alâeddin Ali Paşa ile Şeyh Cemâleddin Yusuf Çelebi, Amasya için övünç kaynağı olan kişilerdendir. Çünkü Şeyh Ali Paşa, dedesinin büyük halifelerinden Lokman Baba'nın halifesi ve Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî Hazretleri'nin yetiştirdiği, iki kanat sahibi (zü'l-cenâheyn) Şeyh Süleyman el-Kırşehrî hazretlerinden zâhirî ve bâtınî ilimleri alarak olgun bir insan olmuştu. "Âşık Paşa, Şeyh Paşa, Âşık Baba" adlarıyla tanınır.
Şeyh Yusuf Çelebi de Konya'da Hazret-i Mevlânâ'yı görmüş; onun halifesi Hüsâmeddin Hasan Çelebi'den ve şanlı oğlu Sultan Veled Çelebi Hazretleri'nden ilmî ve amelî feyizleri alarak Amasya'da Mevlevî tarikatının kutbu olmuştu. Yavuz Dede, "Yavuz Çelebi, Buğrâ Şeyh" adlarıyla da tanınır. Bunların ikisi de fazıl, şair, tasavvuf ilminde usta kişilerdi ve Amasya'da Sünnî mezhebini yayanlardandı.
713'te [1313-14] büyük Rufâî şeyhlerinden "Sâhibü'l-Hâl" diye tanınan Şeyh Şemseddin Ahmed el-Ubeydî er-Rufâî Hazretleri Hicaz'dan gelip Hankâh-ı Mesûdiyye'ye konmuştur. "Büyük Müderris" diye tanınan Şemseddin Muhammed bin Ahmed bin Ebi'l-Kemâl en-Nahcivânî bu yıllarda ün yapmış; Nûreddin Hasan bin Ali ez-Ziyârî de ulemanın başı ve fetva vermeye izinli idi.
Anadolu'ya gelen Yaranc Bahadır Noyin ile Anadolu nazırı İşboğa Noyin arasında görüş ayrılığı çıktı. Bunun yanında Konya tarafından Karamanoğulları'nın saldırıları İlhanlı hükümetini telaşa düşürmüştü. Bu yüzden Silduz Noyin (Emir Çoban) 714 rebîülevvelinde [1314] Anadolu'ya gelip Lârende şehrine indi, iki Noyin'in arasını düzeltip uzlaştırdı, Karamanoğulları'nı da boyun eğdirerek geri döndü.
715'te [1315-16] İşboğa Noyin, bütün büyük küçük işlerin yönetiminde bağımsızlık kazanarak tüm emirleri uzaklaştırdı; Sultan Altunbaş'ı sarayında âdeta hapsedip hükümet nüfuzunu tamamen kendine bağladı. Emirlerin ve halkın şikâyetleri Sultan Muhammed Olcaytu Han'a kadar ulaştıysa da 716 şevvalinin on üçüncü günü Olcaytu Han ölünce İşboğa Noyin, Sultan Altunbaş'ı tahttan indirdi; onu Havza Simresi'ndeki çiftliğine gönderdi ve Anadolu hükümetinde bağımsız hâle geldi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- şehzâde: hükümdar oğlu
- vakfiye: bir malın vakfedildiğini belgeleyen resmî yazı
- atabeg: genç bir hükümdar ya da şehzadenin eğitimiyle ve devlet işlerinde vekilliğiyle görevli büyük emir
- nâib-i saltanat: sultanın yerine bakan vekil
- müstevfî: mali işler başkanı, defterdar
- emîrü'l-ümerâ: emirlerin emiri, başkomutan
- şıhne: şehrin güvenliğinden sorumlu amir
- pervâne: yüksek bir devlet görevi unvanı; Hüsameddin'de "Pervâne Beyzâde" ailesinin adında da geçer
- kâdı'l-kudât: başkadı
- hankâh: dervişlerin barındığı ve eğitildiği büyük tekke
- Mevlevî-hâne: Mevlevî dervişlerinin tekkesi
- zü'l-cenâheyn: iki kanat sahibi; hem dış hem iç bilgide yetkin kişi için kullanılır
- hal' etmek: tahttan indirmek
- ber-taraf etmek: ortadan kaldırmak, uzaklaştırmak
Altunbaş Kimdi
Taceddin Altunbaş, Anadolu Selçuklu sultanlarının sonuncusu sayılan II. Gıyaseddin Mesud'un oğludur. Vakfiyesine dayanarak Simre hükümdarı olarak Amasya ve çevresinde hüküm sürdüğü anlaşılır; Hüsameddin'in andığı 757 [1356-57] tarihli vakfiye bu şehzadenin kimliğini gösteren belgedir. Gazi Çelebi adıyla da anıldığı bilinir. Ölüm tarihi bugünkü araştırmalarda 1355 ya da 1356-57 olarak gösterilir. Mezarının Havza'ya bağlı Umurbey köyünde olduğu belirtilir; mezar taşında "Amasya meliki, Sultan Taceddin Altunbaş" yazılı olduğu aktarılır. Bu mezarın 2021'de koruma altına alınıp türbeye dönüştürüleceği duyurulmuştur.
Hüsameddin, Altunbaş'ın 712'de Simre hükümdarı olarak Amasya'ya geldiğini yazar. Babası II. Mesud'un ölümü genellikle 1308 olarak kabul edilir, ancak bu tarihe şüpheyle yaklaşanlar da vardır. Altunbaş'ın 712'deki gelişi babasının ölümünden birkaç yıl sonraya düştüğü için bu iki bilgi birbiriyle çelişmez.
Amasya'daki Türbe ve Medrese
Amasya'da Dere Mahallesi'nde Taceddin Altunbaş adına anılan bir türbe vardır. Özgün inşa kitabesi ve sandukası günümüze gelmemiştir; üzerine konulan levhada sultanın burada yattığı yazılıdır. Yapı kare planlı bir kaide üzerinde sekizgen bir gövdeden oluşur; düzgün kaplama taşları, oval köşe silmeleri ve zincirek motifleriyle 13. yüzyıl Selçuklu türbe mimarisinin özelliklerini taşır. Duvarlarının bir bölümü özgün hâlini korumakla birlikte yapı uzun yıllar iş yerlerinin arasında saklı kalmıştır. Türbeye bitişik medrese 1989 yılındaki araştırma kazısında kısmen ortaya çıkarılmıştır. Türbe, yaklaşık 90 metre ötedeki 1242 tarihli Cumudar Türbesi'ne malzeme, süsleme ve plan bakımından çok benzer. Araştırmacılar, bu iki yapıyı yaptıranların aynı kişiler ya da birbirinin akrabası olabileceğini söyler. Sultan Altunbaş'ın bu yapının bulunduğu yerde değil Havza'da gömülü olduğu kabul edildiğinden, Amasya'daki türbenin ölümünden sonra onun adına yaptırılmış olması muhtemel görülür.
Aynı çalışmada, Gümüşlüzâde Mahmud Çelebi'nin türbesinin yeri bilinmediğinden, bu benzerlik ve yakındaki Gümüşlü Camii ile ilişkisi nedeniyle mevcut türbenin Mahmud Çelebi'ye ait olabileceği ihtimali de dile getirilir.
Atabey Nâsıreddin Ahmed
Hüsameddin'in saltanat naibi olarak andığı Atal oğlu Nâsıreddin Ahmed Bey, Selçuklu sultanı II. Gıyaseddin Mesud'un ve oğlu Altunbaş'ın atabeyidir. Torunlarına Amasya'da Atabeyzâdeler denmiştir. Bu Ahmed Bey'in 1322-1327 arasında Amasya valiliği yaptığı, Atabey Medresesi'ni yaptırıp bütün mal varlığını bu medreseye vakfettiği bilinir. Ailenin soyundan gelen Yörgüç Paşa, Osmanlı döneminde önemli bir devlet adamı olmuştur.
Hüsameddin'in Anlatısında Dikkat Çeken Noktalar
Hüsameddin, Olcaytu'nun Kazancık yenilgisinden sonra Sünnî mezhebi kabul ettiğini yazar. Olcaytu'nun hayatını anlatan başka bir çalışmada ise Sünnîliği 1310'a kadar sürdürdüğü, ölünceye kadar Şiî kaldığı belirtilir; Olcaytu'nun oğlu Ebu Said'in ise Şiîliği bırakıp Sünnîliği seçtiği belirtilir. Bu yüzden Hüsameddin'in bu cümlesi başka kaynaklarda doğrulanamamıştır.
Silduz Noyin'in, yani Emir Çoban'ın Anadolu'ya gelişini Hüsameddin 714 rebîülevvelinde, Lârende'ye indiği yer olarak yazar. Karamanoğulları'na ilişkin ansiklopedik bir çalışmada Çoban'ın üç tümen askerle Anadolu'ya girdiği, Konya'ya geldiği sırada Ramazan 714'ün [1314 sonu] olduğu ve ardından oğlu Demirtaş'ı Anadolu genel valisi atadığı kaydedilir. Sıralamada bu küçük fark vardır.
Ayrıca Hüsameddin'in andığı "Yaranc Bahadır Noyin" ve "İşboğa Noyin" arasındaki çekişmeyle ilgili ayrıntılara, incelenen kaynaklarda rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
Akademik çalışmalar
Diğer kaynaklar
- "Anadolu Selçuklu Devletinin Son Hükümdarı II. Gıyaseddin Mesud Han'ın Mezarı", Malumatfuruş doğrulama yazısı, 9 Temmuz 2026.