Sultân İzzeddîn Keykâvus'un birinci şehzâdesi olup arz edildiği üzere 700 senesi şa'bânında üçüncü def'a Simre hükümdârı olarak ma'iyyet me'mûru olan ümerâ-yı İlhâniyye'den Hâce Nizâmeddîn Yahyâ bin Hâce Vecîh-i Horasânî ile sene-i mezbûre şevvâlinde Hemedân'dan hareket ve Diyârbekir, Sivas, Tokat tarîkiyle merkez-i saltanatı olan [453] Simre'ye zilka'de evâhirinde muvâsalat etmişdir.
700 zilhiccesinde Amasya vâlisi Şemseddîn Ahmed el-Lâkûşî sâhib-i a'zam, meşâhîr-i ümerâdan Alâ'eddîn Savcı Bey pervâne-i sultânî, Hâce Nizâmeddîn Yahyâ el-Horasânî müstevfi'l-memâlik, Ataluoğlu Nâsıreddîn Ahmed Bey atabeg-i saltanat, Torumtayzâde Nâsıreddîn Muhammed Bey beylerbeyi, Pervâne Beyzâde Alâ'eddîn Alî Bey nişâncı olup eyâlet-i Rûmiyye nâzırı İşboğa Noyin idi.
Sultân Mahmûd Gazân Hân, Anadolu'da mütezelzil olan nüfûzunu, hükûmet-i Mısriyye ile bir daha harb ederek ihrâz-ı galebe etmekle te'mîn edebileceğini zann ediyor, Anadolu efkâr-ı umûmiyyesini kendi lehine celb etmek için Sultân Mes'ûd Hân'a ibrâz-ı teveccüh etmek üzere 701 evâ'ilinde bütün Anadolu hükûmetini müşârün-ileyhe i'tâ ediyor, Konya kısmı emîri olan Babazâde Mücîreddîn Emîr Şâh Bey dahi Konya'da nâib-i saltanat olup bu husûsu teblîğ için müstevfî-i dîvân-ı Gazânî Babazâde Hâce Ziyâ'eddîn Mes'ûd-ı Rûmî Simre'ye geliyordu.
Fakat Anadolu defterdârı olan Hâce Nizâmeddîn Yahyâ, tedârikât-ı harbiyyeyi ikmâl etmek bahânesiyle pek zâlimâne hareket ederek halkı üzüyor, nâib-i saltanat Mücîreddîn Emîr Şâh dahi bunun harekât-ı zâlimânesini tevkîf, kendi nüfûzunu ibrâz etmek için mâni' olmak istiyor, bu men'i Tatar beyleri Emîr Şâh'ın hükûmet-i Mısriyye ile te'sîs-i muvâfakat ve tedârikât-ı harbiyyeyi ikmâle mümâna'at etdiğine delîl tutarak müşârün-ileyhi [454] Tarnak (Tarende olacak) şehrine celb ve tesmîm ediyorlardı.
701 senesi recebinde Mücîreddîn Emîr Şâh'ın mesmûmen vefât etdiğini duyan kesretli tarafdârânı kıyâm etmekle Sultân Mahmûd Gazân Hân bu gibi ahvâl-i nâ-revâya bâ'is olan Hâce Nizâmeddîn Yahyâ'yı Tebrîz'e celb ederek i'dâm ediyor, Torumtayzâde Nâsıreddîn Muhammed Bey müstevfi'l-memâlik, ya'nî Anadolu defterdârı ve Alâ'eddîn Savcı Bey dahi nâib-i saltanat oluyordu.
701 şa'bânında muvakki'-i dîvân-ı sultânî Pervâne Beyzâde Alâ'eddîn Alî Bey pervâne-i sultânî ve şu'arâdan Zeyneddîn Abdurrahîm es-Simrî dahi muvakki'-i dîvân-ı âlî oldukdan sonra Hânkâh-ı Mes'ûdî şeyhi Şemseddîn Ahmed Baba azl edilerek meşâhîr-i ulemâdan eş-Şeyh Mecdeddîn Îsâ es-Salgarî Mes'ûdiyye şeyhi ve müderrisi olmuşdur.
Anadolu hükümdârı olan Sultân Gıyâseddîn Mes'ûd Hân eski mevki'ini bulduysa da nüfûz-ı hükûmet tamâmiyle sâhib-i a'zam Şemseddîn Ahmed el-Lâkûşî ile nâib-i saltanat Alâ'eddîn Savcı Beyler'e münhasır olduğu hâlde bunların nâzım-ı umûru dahi memleket-i Selçûkiyye nâzırı olan İşboğa Noyin olduğu münâsebetle sultân-ı müşârün-ileyhin hükûmeti Tatar nüfûzuyla kâ'im bulunuyordu. Binâ'en-aleyh adı sultân olan Mes'ûd Hân mahkûm bir hâlde yaşıyordu.
Sultân Mahmûd Gazân Hân, hükûmet-i Mısriyye ile tasmîm eylediği harbi yapmak için 702 senesi rebî'ulâhirinde Tebrîz'den hareket ediyor, [455] ser-askeri Kutlug Şâh idâresinde ictimâ' eden Tatar ümerâsından Sutay Aktâcî, "Emîr Çoban" demekle meşhûr olan Sildüz bin Tudavuk, Kutlug Şâh oğlu Sebuşi, İlikan ve Taytuk Noyinler ile Anadolu bilâdında mukîm olan nâzır İşbuka (İşboğa) birâderi Ulay, Alıcak Noyin oğlu Kurumsi, Acay oğlu Tagril Noyinler bulunuyordu.
Bunlardan mâ-adâ Anadolu ümerâsından Tatar nüfûzu altında bulunan beyler Gazân Hân'ın bu seferinde isbât-ı vücûd etmişler ise de Türkmen beylerinin kısm-ı a'zamı gitmiyorlar idi. Sultân Mes'ûd vezîr-i a'zamı Şemseddîn Ahmed el-Lâkûşî ile nâib-i saltanatı olan Alâ'eddîn Savcı Beyler gibi ümerâ Tatar ordusuyla beraber Mısır'a müteveccihen gitmişlerdir.
Hulâsa Sultân Mahmûd Gazân Hân ile Mısır'a giden Tatar ordusu Hama'ya kadar bilâd-ı Halebiyye ve Şâmiyye'yi gâret ve 702 senesi ramazânının ikinci günü Hama civârında harbe mübâşeret etdiler. İşte bu son muhârebe Gazân Hân'ı son derece müte'essir edecek hezîmetle hitâm bulduğundan Tatar firârîleri Anadolu diyârını talân etmeğe koyulmuşlar idi. Bunların gâretinden memleketi kurtarmak için Türkmen beyleri harekete başladılar.
İşte bu fırsatdan bi'l-istifâde Karaman Beyzâde Bedreddîn Mahmûd Bey Konya'da yirmi sene kadar emâret edib halkın mazhar-ı teveccühü olan Babazâde Mücîreddîn Emîr Şâh'ın vefâtıyla bu teveccüh-i umûmî emîr-i müşârün-ileyhin amcası Babazâde Muhliseddîn Mûsâ (Muhlis Paşa)'ya [456] intikâl etdiğini takdîr ederek bu Muhlis Paşa'yı dâ'ire-i ittihâdına alıyor, bunun nüfûzundan bi'l-istifâde derhâl Muhlis Paşa nâmına hareket ederek Tatar firârîlerini tenkîle koyuluyordu.
Sultân Mahmûd Gazân Hân'ın münhezimen Tebrîz'e avdetinden sonra takrîben 702 zilhiccesinde Konya'yı zabt ve istîlâ ederek Türkmenler'in lehine isyân eden Sülimiş Bay'ın kâtib-i dîvânı ve müdîr-i umûru olmakla iştihâr eden Babazâde Muhlis Paşa'yı taht-ı Selçûk'a iclâs ediyor ve Selçûkîler'e teşbîhen emîr-i müşârün-ileyhe Muhliseddîn Mûsâ Hân unvânı veriliyordu.⁴²⁷
Sultân Gazân Hân'ın bu mağlûbiyeti Türkmen beylerinin istiklâl harekâtını intâc etmekle her biri bir tarafda i'lân-ı istiklâl ediyor, Sultân Mes'ûd'un dâ'ire-i hükûmeti eyâlet-i Rûmiyye'ye münhasır kaldığı hâlde kendisi de Türk Ahmed Bey ve Savcı Bey demekle meşhûr olan Şemseddîn Ahmed Lâkûşî ve Alâ'eddîn Savcı Beyler'in tahakkümleri altında mahsûr kaldığına son derece müte'essir olarak mübtelâ-yı felc oluyordu.
Sultân Mahmûd Gazân Hân, Konya ahvâlinden haberdâr oldukda Sutay Aktacî Noyin'i Konya hükümdârı Muhliseddîn Mûsâ Hân [457] aleyhine irsâl edib 703 evâsıtında Muhlis Paşalılar, Karamânîler mağlûb olmakla Emîr Muhliseddîn er-Rûmî ve yeğenleri ya'nî birâderi Şemseddîn Mahmûd bin Baba'nın oğulları Seyfeddîn Mengli, Cemâleddîn Fîrûz, Nûreddîn Kutlu Beyler ve bunların evlâd ü ayâli Mısır'a firâr etmişlerdir.
Fakat Gazân Hân'ın hezîmeti ve müte'âkiben Anadolu ve Tatar ümerâsının istiklâl ve isyânı kendisine pek te'sîr etmiş olduğundan 703 şevvâlinde vefât etmiş, birâderi olup Olcaytu Hân demekle meşhûr olan Sultân Mahmûd Hudâbende Hân Tebrîz'de câlis-i taht-ı İlhânî olmuşdur.
İkinci Sultân Gıyâseddîn Mes'ûd meflûc bir hâlde Simre (Amasya)'de kâ'in sarâyında ikâmet etmekde iken 704 senesi ilkbahârında Havza dâhilindeki çiftliğine gidip Tatar Köyü civârında takrîben sene-i mezbûrenin ramazânında irtihâl⁴²⁸ etmekle oraya defn edilmişdir.⁴²⁹ Şehzâdesi olup "Gâzi Çelebi" demekle meşhûr olan Tâceddîn Altunbaş mu'ahharan üzerine bir türbe binâsıyla eczâ-yı şerîfe tilâvetine mahsûs olarak Mukaddime'nin sonunda ta'dâd edilen karyeleri vakf etmişdir.
Amasya'da hükûmet eden Selçûkîler'in birincisi, Birinci Sultân [458] Mes'ûd Hân olduğu gibi sonuncusu dahi İkinci Sultân Mes'ûd Hân olduğu tesâdüfât-ı garîbedendir. Bu ikisinin arasında geçen 538-704 târîhlerine nazaran Selçûkîler'in Amasya'da hükûmeti 166 yıldan ibâret olduğu sâbit olur.
Sultân Mes'ûd'un vefâtından sonra uç beylerinin taht-ı istiklâlinde olan memâlik müstesnâ olarak bütün memâlik-i Selçûkiyye Anadolu, Âmid, Rûm, Karamâniyye, Kastamoniyye nâmlarıyla beş eyâlete münkasim olup bunlardan eyâlet-i Karamâniyye Karamânzâde Sultân Bedreddîn Mahmûd Bey'in ve eyâlet-i Kastamoniyye dahi Devletşâhzâde Gıyâseddîn İsmâ'il Bey'in taht-ı istîlâ ve hükûmetlerinde müstakil ve Anadolu, Âmid, Rûm eyâletleri de doğrudan hükûmet-i İlhâniyye idâresine müntakil olmuşdur.
Anadolu eyâleti Amasya, Tokat, Canik, Çorum, Karahisâr-ı Şarkî, Kırşehri, Kayseriyye, Yozgat livâlarıyla mülhakâtından ibâret olup merkezi Amasya şehri ve Rûm eyâleti dahi Erzincân, Erzurum, Elbistân, Bayburd, Bâyezîd, Sivas, Arabgir, Malatya livâlarıyla mülhakâtından ibâret olup merkezi Sivas şehri ve Âmid eyâleti de Diyârbekir ve havâlîsi ve mülhakâtından ibâret olup merkezi Diyârbekir şehri idi.
Binâ'en-aleyh Tebrîz hükümdârı Sultân Gıyâseddîn Muhammed Olcaytu Hân, Anadolu eyâletini Sultân Mes'ûd'un sâhib-i devleti ya'nî vezîr-i a'zamı olan Şemseddîn Ahmed Bey'e ve Rûm eyâletini de sultân-ı müşârün-ileyhin [459] nâib-i saltanatı olan Alâ'eddîn Savcı Bey'e tevcîh ve Amasya ulemâsından Şemseddîn Muhammed bin el-Halâtî'yi Anadolu kâdı'l-kudâtı ve Sivas ulemâsından Necmeddîn İbrâhim el-Kırşehrî'yi eyâlet-i Rûmiyye kâdı'l-kudâtı ta'yîn etmişdir.
Günümüz Türkçesiyle
Sultan İzzeddin Keykâvus'un birinci oğludur. Anlatıldığı üzere 700 [1300-01] şabanında üçüncü defa Simre hükümdarı olarak, kendisine eşlik görevi verilen İlhanlı emirlerinden Hâce Nizâmeddin Yahyâ bin Hâce Vecîh-i Horasânî ile aynı yılın şevvâlinde Hemedan'dan yola çıktı; Diyarbekir, Sivas ve Tokat yoluyla saltanat merkezi olan Simre'ye zilkadenin sonlarında ulaştı.
700 zilhiccesinde Amasya valisi Şemseddin Ahmed el-Lâkûşî sâhib-i a'zam (baş vezir), ünlü emirlerden Alâeddin Savcı Bey sultanın pervânesi, Hâce Nizâmeddin Yahyâ el-Horasânî müstevfi'l-memâlik, Ataluoğlu Nâsıreddin Ahmed Bey sultanlık atabegi, Torumtayzâde Nâsıreddin Muhammed Bey beylerbeyi, Pervâne Beyzâde Alâeddin Ali Bey nişancı idi; Rûm eyaleti nâzırı da İşboğa Noyin idi.
Sultan Mahmûd Gazan Han, Anadolu'da sarsılan nüfuzunu Mısır hükümetiyle bir kez daha savaşıp galip gelerek sağlayabileceğini sanıyordu. Anadolu kamuoyunu kendi lehine çekmek için Sultan Mesud Han'a ilgi göstermek üzere 701 [1301-02] başlarında bütün Anadolu yönetimini ona verdi. Konya bölümünün emiri olan Babazâde Mücîreddin Emîr Şâh Bey de Konya'da sultan naibi olacaktı; bunu bildirmek için Gazan'ın divan müstevfisi Babazâde Hâce Ziyâeddin Mesud-ı Rûmî Simre'ye geliyordu.
Fakat Anadolu defterdarı olan Hâce Nizâmeddin Yahyâ, savaş hazırlıklarını tamamlama bahanesiyle çok zalimce davranıp halkı üzüyordu. Sultan naibi Mücîreddin Emîr Şâh bunun zalimce hareketlerini durdurmak ve kendi nüfuzunu göstermek için engel olmak istiyordu. Tatar beyleri bu engellemeyi, Emîr Şâh'ın Mısır hükümetiyle anlaşma kurduğuna ve savaş hazırlıklarının tamamlanmasına engel olduğuna kanıt sayarak onu Tarnak (Tarende olacak) şehrine çağırıp zehirlediler.
701 receb ayında Mücîreddin Emîr Şâh'ın zehirlenerek öldüğünü duyan çok sayıdaki yandaşları ayaklanınca, Sultan Mahmûd Gazan Han bu gibi uygunsuz durumlara yol açan Hâce Nizâmeddin Yahyâ'yı Tebriz'e çağırtıp idam etti. Torumtayzâde Nâsıreddin Muhammed Bey müstevfi'l-memâlik, yani Anadolu defterdarı, Alâeddin Savcı Bey de sultan naibi oldu.
701 şabanında sultanlık divanının muvakkii (resmî yazıları kaydeden) Pervâne Beyzâde Alâeddin Ali Bey sultanın pervânesi, şairlerden Zeyneddin Abdurrahîm es-Simrî de yüksek divanın muvakkii oldu. Bundan sonra Hânkâh-ı Mesûdî şeyhi Şemseddin Ahmed Baba azledilerek ünlü âlimlerden eş-Şeyh Mecdeddin İsa es-Salgarî Mesûdiyye şeyhi ve müderrisi oldu.
Anadolu hükümdarı olan Sultan Gıyâseddin Mesud Han eski mevkiini bulduysa da yönetim gücü tamamen baş vezir Şemseddin Ahmed el-Lâkûşî ile sultan naibi Alâeddin Savcı Beyler'de toplanmıştı. Bunların işlerini düzenleyen de Selçuk ülkesi nâzırı İşboğa Noyin olduğundan sultanın hükümeti Tatar nüfuzuyla ayakta duruyordu. Bu yüzden adı sultan olan Mesud Han, hükmü başkalarının elinde bir hâlde yaşıyordu.
Sultan Mahmûd Gazan Han, Mısır hükümetiyle kararlaştırdığı savaşı yapmak için 702 [1302-03] rebîülâhirinde Tebriz'den yola çıkıyordu. Başkomutan Kutlug Şah yönetiminde toplanan Tatar emirlerinden Sutay Aktâcî, "Emîr Çoban" diye ünlü olan Tudavuk oğlu Sildüz, Kutlug Şah oğlu Sebuşi, İlikan ve Taytuk Noyinler ile Anadolu'da oturan nâzır İşbuka (İşboğa)'nın kardeşi Ulay, Alıcak Noyin oğlu Kurumsi, Acay oğlu Tagril Noyinler bulunuyordu.
Bunlardan başka, Tatar nüfuzu altındaki Anadolu emirleri Gazan Han'ın bu seferinde yer almışlardı; ancak Türkmen beylerinin büyük çoğunluğu gitmiyordu. Sultan Mesud'un baş veziri Şemseddin Ahmed el-Lâkûşî ile sultan naibi Alâeddin Savcı Beyler gibi emirler Tatar ordusuyla birlikte Mısır'a doğru gitmişlerdir.
Kısacası Sultan Mahmûd Gazan Han ile Mısır'a giden Tatar ordusu Hama'ya kadar Halep ve Şam bölgelerini yağmalayıp 702 ramazanının ikinci günü Hama civarında savaşa girdi. Bu son savaş Gazan Han'ı son derece etkileyecek bir bozgunla sonuçlandığından Tatar kaçakları Anadolu diyarını yağmalamaya koyuldular. Bunların yağmasından ülkeyi kurtarmak için Türkmen beyleri harekete geçti.
Bu fırsattan yararlanan Karaman Beyzâde Bedreddin Mahmud Bey, Konya'da yirmi yıl kadar emirlik edip halkın sevgisini kazanmış olan Babazâde Mücîreddin Emîr Şâh'ın ölümüyle bu genel sevginin, emir adı geçenin amcası Babazâde Muhliseddin Musa'ya (Muhlis Paşa) geçtiğini anlayarak bu Muhlis Paşa'yı kendi ittifak çevresine kattı. Onun nüfuzundan yararlanarak hemen Muhlis Paşa adına hareket etti ve Tatar kaçaklarını cezalandırmaya koyuldu.
Sultan Mahmûd Gazan Han'ın yenilgiyle Tebriz'e dönmesinden sonra yaklaşık 702 zilhiccesinde Konya'yı ele geçirip işgal etti ve Türkmenler lehine isyan eden Sülimiş Bay'ın divan kâtibi ve işlerinin yöneticisi olmakla tanınan Babazâde Muhlis Paşa'yı Selçuk tahtına oturttu; Selçuklular'a benzetilerek emir adı geçene Muhliseddin Musa Han unvanı verildi.
Sultan Gazan Han'ın bu yenilgisi Türkmen beylerinin bağımsızlık hareketlerini doğurmakla her biri bir yerde bağımsızlığını ilan ediyordu. Sultan Mesud'un yönetim alanı Rûm eyaletine sıkışıp kaldığı hâlde kendisi de Türk Ahmed Bey ve Savcı Bey diye ünlü Şemseddin Ahmed Lâkûşî ile Alâeddin Savcı Beyler'in baskısı altında mahsur kaldığına son derece üzülerek felç hastalığına yakalanıyordu.
Sultan Mahmûd Gazan Han, Konya'daki durumdan haberdar olunca Sutay Aktacî Noyin'i Konya hükümdarı Muhliseddin Musa Han'ın aleyhine gönderdi; 703 [1303-04] ortalarında Muhlis Paşalılar ve Karamanlılar yenilince Emîr Muhliseddin er-Rûmî ve yeğenleri, yani kardeşi Şemseddin Mahmud bin Baba'nın oğulları Seyfeddin Mengli, Cemâleddin Fîrûz, Nûreddin Kutlu Beyler ve bunların aileleri Mısır'a kaçtılar.
Fakat Gazan Han'ın yenilgisi ve ardından Anadolu ve Tatar emirlerinin bağımsızlık ve isyanı kendisini çok etkilediğinden 703 şevvâlinde öldü; kardeşi olup Olcaytu Han diye tanınan Sultan Mahmûd Hudâbende Han Tebriz'de İlhanlı tahtına oturdu.
İkinci Sultan Gıyâseddin Mesud, felçli bir hâlde Simre'deki (Amasya) sarayında otururken 704 [1304-05] ilkbaharında Havza sınırları içindeki çiftliğine gitti; Tatar Köyü civarında aynı yılın yaklaşık ramazanında vefat edip oraya gömüldü. Oğlu olup "Gâzi Çelebi" diye tanınan Tâceddin Altunbaş sonradan üzerine bir türbe yaptırıp Kur'an cüzlerinin okunmasına ayrılmak üzere Mukaddime'nin sonunda sayılan köyleri vakfetmiştir.
Amasya'da hüküm süren Selçuklular'ın ilki Birinci Sultan Mesud Han olduğu gibi sonuncusunun da İkinci Sultan Mesud Han olması tuhaf rastlantılardandır. Bu ikisi arasında geçen 538-704 tarihlerine göre Selçuklular'ın Amasya'daki hâkimiyetinin 166 yıl sürdüğü anlaşılır.
Sultan Mesud'un ölümünden sonra, uç beylerinin bağımsız olduğu yerler dışında bütün Selçuk ülkeleri Anadolu, Âmid, Rûm, Karamaniyye ve Kastamoniyye adlarıyla beş eyalete ayrıldı. Bunlardan Karamaniyye eyaleti Karamanzâde Sultan Bedreddin Mahmud Bey'in, Kastamoniyye eyaleti de Devletşâhzâde Gıyâseddin İsmail Bey'in egemenliği ve yönetiminde bağımsız kaldı; Anadolu, Âmid ve Rûm eyaletleri ise doğrudan İlhanlı yönetimine geçti.
Anadolu eyaleti Amasya, Tokat, Canik, Çorum, Şebinkarahisar (Karahisâr-ı Şarkî), Kırşehir, Kayseri ve Yozgat livâlarıyla bağlı yerlerinden ibaretti ve merkezi Amasya şehriydi. Rûm eyaleti Erzincan, Erzurum, Elbistan, Bayburt, Bayezid, Sivas, Arapgir ve Malatya livâlarıyla bağlı yerlerinden ibaretti ve merkezi Sivas şehriydi. Âmid eyaleti de Diyarbekir ve çevresiyle bağlı yerlerinden ibaretti ve merkezi Diyarbekir şehriydi.
Bunun üzerine Tebriz hükümdarı Sultan Gıyâseddin Muhammed Olcaytu Han, Anadolu eyaletini Sultan Mesud'un sâhib-i devleti, yani baş veziri olan Şemseddin Ahmed Bey'e, Rûm eyaletini de adı geçen sultanın naibi olan Alâeddin Savcı Bey'e verdi; Amasya âlimlerinden Şemseddin Muhammed bin el-Halâtî'yi Anadolu başkadısı, Sivas âlimlerinden Necmeddin İbrahim el-Kırşehrî'yi de Rûm eyaleti başkadısı atadı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- sâhib-i a'zam, sâhib-i devlet: baş vezir
- pervâne-i sultânî: sultan adına mühür taşıyan, yazışma ve mali işlerin başındaki görevli
- müstevfi'l-memâlik: devletin mali kayıtlarını tutan, defterdar
- atabeg: sultanlık işlerinde başvekil ve eğitmen sayılan üst görevli
- beylerbeyi: emirlerin başı, üst düzey komutan ve yönetici
- nişancı: sultanın tuğrasını ve resmî yazıları hazırlayan görevli
- muvakki': resmî yazıları ve kayıtları tutan kâtip
- nâib-i saltanat: sultan vekili
- tesmîm: zehirleme
- defterdâr: mali işlerin başı
- hânkâh: derviş ve şeyhlerin barındığı tekke
- müderris: medrese hocası
- meflûc: felçli
- gâret: yağma
- hezîmet: bozgun
- mübtelâ-yı felc: felce yakalanmış
- eczâ-yı şerîfe: Kur'an cüzleri
- livâ: sancak, yönetim bölümü
- kâdı'l-kudât: başkadı
- müverrih: tarihçi
II. Gıyâseddin Mesud
Maddenin merkezindeki II. Gıyâseddin Mesud, II. İzzeddin Keykâvus'un oğludur. Ansiklopedi maddesine göre babası Kırım'da bulunduğu sırada onu veliaht seçmiş, Mesud 1280'de Sinop'a gelmiş, Argun Han tarafından Anadolu Selçuklu sultanlığına tayin edilmiş ve 1284'te Kayseri'de, ardından Konya'da tahta çıkmıştır. Aynı maddede Mesud "gölge sultan" olarak anılır: ülke, Moğol komutanları ve İlhanlılar adına yöneten valilerin elindedir, Selçuklu Devleti İlhanlılar'a haraç öder ve Anadolu'daki Moğol ordularının ihtiyaçlarını karşılar. Hüsameddin'in yazdığı "adı sultan olan, hükmü başkalarının elinde" tablosu bu değerlendirmeyle uyuşur.
Ansiklopedi maddesine göre Mesud'un ilk saltanatı 1296'ya kadar sürmüş, ardından Hemedan'da oturmaya mecbur edilmiş, III. Alâeddin Keykubad'ın 1302'deki azlinden sonra ikinci kez tahta çıkarılmıştır. Kaynaklarda kimi tarihlerde ufak ayrılıklar bulunur; Niğdeli Kadı Ahmed'e göre bu ikinci saltanat 19 Mayıs 1303'te Kayseri'de başlamıştır. Hüsameddin'in "700 şabanında üçüncü kez Simre hükümdarı oldu" anlatısı bu tarihin yaklaşık iki yıl öncesine denk gelir. Aynı fark 2-56 maddesinde de görülür.
Mesud'un Ölümü ve Mezarı
Hüsameddin, Mesud'un 704'te (1304-05) felçli olarak Havza'daki çiftliğinde öldüğünü ve Tatar Köyü civarına gömüldüğünü yazar. Ansiklopedi maddesine göre ise Mesud uzun süre hasta yattıktan sonra 708'de (1308) Kayseri'de ölmüştür; borçları ve Moğolların bitmeyen istekleri yüzünden bunalıma girip kendini zehirlediği de rivayet edilir. Maddede aynı zamanda Mesud'un son Anadolu Selçuklu hükümdarı sayılmasının tartışmalı olduğu, Kılıçarslan b. III. Keyhusrev'in 1310'da tahta çıkarılmasına rağmen ülke içinde ve Moğollar tarafından tanınmadığı belirtilir; son Selçuklu sikkeleri de II. Mesud'a aittir. Bir kaynak daha, Makrîzî'nin Selçuklu Devleti'nin sonu olarak 718'i (1318) göstermesine dikkat çeker.
Mezar yeri tartışmalıdır. Hüsameddin, Vakıflar kayıtlarındaki "Türbe-i Sultân Mes'ûd bin Keykâvus Der-Karye-i Tatar Kalesi" kaydına dayanarak Mesud'un türbesinin Havza nahiyesindeki Tatar Kalesi köyünde, oğlu Gâzi Çelebi'nin türbesinin de Umur Bey (Şeyh Savcı) köyünde olduğunu savunur. Samsun Müze Müdürlüğü görevlileri 2015'te vakıf defterlerindeki kayıtlara ve Hüsameddin'in eserine dayanarak Mesud'un mezar yerinin Vezirköprü ilçesindeki Tatar Kalesi köyünde olduğunu duyurmuştur. Hüsameddin köyü Havza'ya bağlı gösterir, müze duyurusu ise Vezirköprü'yü anar; iki ilçe de bugün Samsun sınırları içindedir. Bu bilgi, Mesud'un Kayseri'de öldüğünü yazan ansiklopedi kaydıyla bağdaşmaz. Osman Turan da Mesud'un ölüm tarihi ve mezar yeri konusunda belirsizlik bulunduğunu yazmıştır. Havza'daki türbenin bir fotoğrafı da kimi paylaşımlarda yanlışlıkla Mesud'a atfedilmiştir; oysa fotoğraftaki mezar taşı "Melik-i Amasya, Sultan Taceddin Altunbaş bin Gıyaseddin Mesud bin Keykavus" adını taşıyan oğul Taceddin Altunbaş'a aittir.
Taceddin Altunbaş ve Amasya'daki Türbe
Hüsameddin'in "Gâzi Çelebi" dediği Taceddin Altunbaş, Mesud'un oğludur. Bir akademik makaleye göre vakfiyesinden Simre hükümdarı olarak Amasya ve çevresinde hüküm sürdüğü anlaşılır; 1356-57'de ölünce mezarı Havza'ya bağlı Umurbey Köyü'ne gömülmüştür. Amasya şehir merkezindeki Dere Mahallesi'nde, Bakırcılar Çarşısı yakınında Taceddin Türbesi ve Medresesi vardır. Türbenin özgün inşa kitabesi ve sandukası yoktur; üzerine konulan levhada Sultan Taceddin Altunbaş'ın gömülü olduğu yazılıdır. Kare kaide üzerinde sekizgen gövdeli türbe 13. yüzyıl Selçuklu türbe mimarisi özelliklerini taşır; medrese ise 1989'da yapılan kurtarma kazısında kısmen açığa çıkarılmıştır. Yaklaşık 90 metre ötedeki Cumudar Türbesi'ne (1242) malzeme, süsleme ve plan bakımından çok benzer. Makale, Amasya'daki türbenin Altunbaş ölünce sultan adına yapılmış olmasını muhtemel görür. Hüsameddin'in "üzerine türbe yaptırdı" cümlesindeki türbe ile bu yapının aynı olup olmadığı belirtilmemiştir.
Gazan Han'ın Son Yılları
Hüsameddin'in Gazan'ın sonuna ilişkin anlattığı bilgiler, ansiklopedi maddesindekilerle büyük ölçüde örtüşür. Moğol ordusu ile Memlük kuvvetleri arasında Dımaşk yakınında 2 Ramazan 702'de (20 Nisan 1303) yapılan savaş Memlükler'in zaferiyle bitmiş, Gazan bu yenilgiye çok üzülmüş ve 11 Şevval 703'te (17 Mayıs 1304) Kazvin civarında ölmüştür; yerine kardeşi Olcaytu geçmiştir. Hüsameddin tarihleri doğru verir, ancak savaşı Hama civarına yerleştirir ve Gazan'ın bizzat ordunun başında olduğunu anlatır. Ansiklopedi maddesi savaşı Dımaşk yakınında geçen ve Memlükler'in kazandığı bir muharebe olarak anar. Yenilgiden sonra Anadolu'da Tatar kaçaklarının yağma yaptığı ve Türkmen beylerinin harekete geçtiği Hüsameddin'e özgü bir ayrıntıdır; başka kaynakta doğrulanamadı.
Doğrulanamayanlar
Muhlis Paşa'nın Konya tahtına oturtulması, Karamanzâde Bedreddin Mahmud ile Sutay Aktacî Noyin'in çatışması, Mücîreddin Emîr Şâh'ın zehirlenmesi, Mesûdiyye hankâhı ve Hâce Nizâmeddin Yahyâ'nın idamı gibi olaylar incelenen kaynaklarda bulunamadı. Selçuklular'ın Amasya'daki hâkimiyetinin 538-704 arasında 166 yıl sürdüğü hesabı aritmetik olarak doğrudur; ancak 538 tarihinin Birinci Mesud için neye dayandığı doğrulanamadı. Anadolu'nun beş eyalete bölünmesine ve eyalet merkezlerine ilişkin bilgi de Hüsameddin'e özgüdür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 375–377. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Muharrem Kesik, "Mesud II", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 29, 2004, s. 342–344. https://islamansiklopedisi.org.tr/mesud-ii
- "Gāzân Han", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/gazan-han
- Faruk Sümer, "Keykubad III", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 25, 2022, s. 359–361. https://islamansiklopedisi.org.tr/keykubad-iii
- Doğan Koşan, "Son Anadolu Selçuklu Meliki Taceddin Altunbaş'ın Amasya'daki Medresesi ve Türbesi", Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 22/3, 2023, s. 802–819. https://dergipark.org.tr/tr/pub/jss/issue/79149/1258201
Diğer kaynaklar