Amasyalı Mu'îneddîn Süleyman Pervâne Bey'in mahdûmu ve Alâ'eddîn Alî Bey'in birâderi olup⁴¹⁹ mültezim şeklinde 695 senesinde Gazân Hân tarafından Amasya vâlîsi olmuşdur. Dâ'ire-i hükûmeti Sinop dâhil olduğu hâlde Kızılırmak'ın havzası, ya'nî Simre hükûmeti müştemilâtından ibâret olup bu dâ'ireye "Eyâlet-i Rûmiyye" nâmı verilmişdir.
Sultân Mahmûd Gazân Hân, Anadolu memâlikini dörde taksîm etmekle doğrudan idâresini der-uhde etmiş olup Anadolu ahvâline vukûfları olan Cumûdâr Hân ile Togacar Noyin'i Anadolu nâzırı nasb ederek Türkmenler'in harekât-ı umûmiyyesini bir nezâret-i şedîde altında bulunduruyor, muhtemilü'z-zuhûr olan vekâyi'i der-pîş etmek istiyor, bunun için ta'yîn eylediği ümerâ ve nuzzâra nîm-istiklâl veriyor, fakat [437] her dâ'ireyi para için fevkalâde tazyîk ediyordu.
Ba'dehû Togacar Noyin'in iş'ârına binâ'en evhâmı galebe ederek Sultân Gıyâseddîn Mes'ûd'un vücûdunu muhtemilü'z-zuhûr olan vekâyi'in müsebbibi add etmekle derhâl müşârün-ileyhi Konya'dan kaldırıp Harşene kalesinde habs ediyor, Amasya'da mukîm olan Cumûdâr Hân'ın taht-ı nezâretinde bulundurmakla kalben müsterîh oluyor, fakat korkduğu âkıbetler de sultân-ı müşârün-ileyhin habsiyle beraber başlıyordu.
Çünkü Sultân Mes'ûd'un habsiyle beraber dört emîrin etvârı değişiyor, her biri bir tavr-ı mülûkâne izhâr ederek istibdâdını artırıyor, var kuvvetiyle tahsîlâta koyularak kendi maktû'unun ve ta'yînâtının iki mislini ya'nî on beş tümenin dört katını tahsîl ediyor, birini hazîne-i İlhânî'ye, diğerini nâzıra, öbürünü erkân-ı devlet-i İhâniyye'ye vermekle mevki'ini muhâfazaya çalışıyor, kendi dâ'iresi sükkânını son derece sıkıyor, Târîh-i İbni Bîbî'de muharrer olduğu üzere Simre hükûmeti dâ'iresi, diğer aksâma nisbetle müreffeh bir hâlde bulunuyordu.
Uç beyleri, ya'nî hudûd-ı Rûmiyye üzerinde bulunan Osmân, Aydın, İsmâ'il, Timur, Saruhan, Kara Îsâ, Germiyân, Mahmûd, Menteşe Beyler gibi serhad beyleri Rûmlar'a karşı mücâhedât ile meşgûl oldukları münâsebetle hükûmet-i İlhâniyye'nin nüfûzu hâricinde istiklâl-i harekâta mâlik bulunuyor, her biri kendi dâ'iresinde adâlet, diyânet esâslarını fevkalâde iltizâm ederek diğer ümerânın hukûkuna ta'arruz [438] etmiyor, bu sûretle Anadolu ümerâsının istirkâbından, hükûmet-i İlhâniyye'nin istibdâdından masûn bulunuyorlar, Anadolu ümerâsından cânları yanan mazlûmîn bunlara ilticâ ediyorlardı. Bu beylerin içinde Muzaffereddîn Osmân Bey diyânet, adâlet husûsunda mecmu'una fâ'ik bir hâlde idi.
Hulâsa ümerâ-yı erba'anın mezâlimi, etvâr-ı müstebidânesi Türkmen beylerine gâyet girân geliyor, bunların harekât-ı zâlimânesi Cumûdâr Hân ile Togacar Noyin'in müsâ'adât ve tazyîkâtından neş'et eylediğine Baltu, Sülimiş Baylar vâkıf oluyor, hânedânı dolayısıyla büyük bir nüfûza mâlik olan Sultân Mes'ûd'un habsi, efkâr-ı umûmiyyeyi hükûmet-i İlhâniyye aleyhinde fenâ hâlde tehyîc ediyordu.
Çünkü kesret-i mezâlim, şiddet-i tahsîlât ile halkı tenfîr eden ümerânın ef'âlinden bütün Anadolu sükkânı Sultân Mahmûd Gazân Hân'a şikâyât-ı müdhişe yağdırıyorlar, Türkmen beyleri de bu şikâyâta iştirâk ederek ümerânın azlini ve Sultân Mes'ûd'un cülûsunu istirhâm ediyorlar, Gazân Hân dahi en ziyâde mezâlime ruhsat veren Mücîreddîn Emîr Şâh Bey'i Tebrîz'e çağırıyordu.
Konya emîri Mücîreddîn Emîr Şâh Bey, 696 evâ'ilinde Tebrîz'e giderken amcası bulunan Babazâde Muhliseddîn Mûsâ Paşa'yı Konya emâretinde tevkîl ederek Tebrîz'e gitdi. Ba'dehû Amasya'da ikâmet eden Anadolu nâzırı Cumûdâr Hân bu senenin evâsıtında füc'eten vefât etdiği haberi Sultân Gazân Hân'ı müte'essir etmiş olmalıdır ki Türkmen [439] beylerinin ricâsını is'âf ederek tekrâr memâlik-i Selçûkiyye'yi iki kısma taksîm edib 696 ramazânında Kızılırmak'ın cihet-i garbiyyesini Sultân Alâ'eddîn Keykubâd bin Ferâmurz bin Sultân Keykâvus Hân'a ve cihet-i şarkiyyesini Harşene kalesinde mukîm olan Sultân Gıyâseddîn Mes'ûd'a i'tâ ve Mücîreddîn Muhammed Emîr Şâh Bey'i Anadolu muhâsebe-i umûmiyyesine ta'yîn etmişdir.⁴²⁰
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalı Muînüddin Süleyman Pervâne Bey'in oğlu ve Alâeddin Ali Bey'in kardeşidir. Vergi toplama işini üstlenen (mültezim) biri olarak 695 [1295-96] yılında Gazan Han tarafından Amasya valisi yapıldı. Yönetim bölgesi Sinop dahil Kızılırmak havzasıydı; yani Simre (Amasya) hükümetine bağlı yerlerden ibaretti ve bu bölgeye "Eyâlet-i Rûmiyye" adı verilmişti.
Sultan Mahmûd Gazan Han, Anadolu ülkelerini dörde bölerek yönetimi doğrudan üstlenmişti. Anadolu'nun durumunu bilen Cumûdâr Han ile Togacar Noyin'i Anadolu nâzırı atayıp Türkmenlerin genel hareketlerini sıkı bir denetim altında tutuyor, ortaya çıkması muhtemel olayları önceden önlemek istiyordu. Bunun için atadığı emirlere ve nâzırlara yarı bağımsızlık veriyor, ama her bölgeyi para için olağanüstü sıkıştırıyordu.
Sonra Togacar Noyin'in ihbarı üzerine kuşkuya kapılıp Sultan Gıyâseddin Mesud'un varlığını, ortaya çıkması muhtemel olayların sebebi saydı. Onu hemen Konya'dan alıp Harşena kalesinde hapsetti; Amasya'da oturan Cumûdâr Han'ın gözetimi altında tuttuğu için içi rahatladı. Oysa korktuğu sonuçlar da sultanın hapsiyle birlikte başlıyordu.
Çünkü Sultan Mesud'un hapsiyle birlikte dört emirin tavrı değişti. Her biri hükümdarlara yakışır bir tavır takınıp zorbalığını artırdı; var güçleriyle vergi toplamaya koyulup kendilerine düşen vergi ve tayın miktarının iki katını, yani on beş tümenin dört katını topladılar. Birini İlhanlı hazinesine, birini nâzıra, birini de İlhanlı devletinin ileri gelenlerine vererek mevkilerini korumaya çalışıyorlardı. Kendi bölgelerinin halkını son derece sıkıyorlardı. İbn Bîbî'nin tarihinde yazıldığı gibi, Simre hükümeti bölgesi öteki bölümlere göre refah içindeydi.
Uç beyleri, yani Rum sınırında bulunan Osman, Aydın, İsmail, Timur, Saruhan, Kara İsa, Germiyan, Mahmud ve Menteşe Beyler gibi sınır beyleri, Rumlar'a karşı cihad ile uğraştıkları için İlhanlı yönetiminin nüfuzu dışında bağımsız hareket ediyorlardı. Her biri kendi bölgesinde adalet ve dindarlık esaslarına çok bağlı kalıyor, başka emirlerin haklarına el uzatmıyordu. Böylece Anadolu emirlerinin kendilerini köle gibi kullanmasından ve İlhanlı yönetiminin istibdadından uzak duruyorlardı; Anadolu emirlerinden canı yanan mazlumlar bunlara sığınıyordu. Bu beylerin içinde Muzaffereddin Osman Bey, dindarlık ve adalette hepsinden üstündü.
Kısacası dört emirin zulmü ve zorbaca tavırları Türkmen beylerine çok ağır geliyordu. Baltu ile Sülimiş Bay'lar, bu zalimce hareketlerin Cumûdâr Han ile Togacar Noyin'in destek ve baskısından doğduğunu anlıyorlardı. Hanedan bağı dolayısıyla büyük bir nüfuzu olan Sultan Mesud'un hapsi de kamuoyunu İlhanlı yönetimine karşı kötü biçimde kışkırtıyordu.
Çünkü zulmün çokluğu ve ağır vergi tahsilatıyla halkı kendilerinden soğutan emirlerin yaptıklarından dolayı bütün Anadolu halkı Sultan Mahmûd Gazan Han'a korkunç şikâyetler yağdırıyordu. Türkmen beyleri de bu şikâyetlere katılarak emirlerin görevden alınmasını ve Sultan Mesud'un tahta oturtulmasını rica ediyorlardı. Gazan Han da zulme en çok izin veren Mücîreddin Emîr Şâh Bey'i Tebriz'e çağırıyordu.
Konya emiri Mücîreddin Emîr Şâh Bey, 696 [1296-97] başlarında Tebriz'e giderken amcası Babazâde Muhliseddin Musa Paşa'yı Konya emirliğinde yerine bırakarak gitti. Sonra Amasya'da oturan Anadolu nâzırı Cumûdâr Han'ın bu yılın ortalarında ansızın öldüğü haberi Sultan Gazan'ı etkilemiş olmalıdır ki Türkmen beylerinin ricasını kabul ederek Selçuk ülkelerini yeniden iki bölüme ayırdı. 696 ramazanında Kızılırmak'ın batı yakasını Sultan Keykâvus Han'ın torunu Ferâmurz'un oğlu Sultan Alâeddin Keykubâd'a, doğu yakasını da Harşena kalesinde oturan Sultan Gıyâseddin Mesud'a verdi; Mücîreddin Muhammed Emîr Şâh Bey'i de Anadolu genel muhasebesine (mali işlere) atadı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mültezim: devletin vergi gelirini belli bir bedel karşılığında üstlenip toplayan kişi
- müştemilât: bir yere bağlı yerler, eklentiler
- nîm-istiklâl: yarı bağımsızlık
- evhâm: kuruntular, kuşkular
- maktû': önceden belirlenmiş sabit vergi miktarı
- ta'yînât: görevlilere verilen günlük tayın ve ödenekler
- uç beyleri, serhad beyleri: sınır bölgelerinde, Bizans topraklarıyla komşu yerlerde yönetici olan Türkmen beyleri
- mazlûmîn: zulme uğrayanlar
- muhâsebe-i umûmiyye: genel muhasebe, devletin mali hesap işleri
- kesret-i mezâlim: zulmün çokluğu
Hüsameddin'in Dört Emiri ve Anadolu'nun Durumu
Metnin ilk bölümünde anılan Azîzeddin Mehmed Bey, Pervâneoğulları ailesindendir. Hüsameddin'in dipnotuna göre ona Muînüddin Mehmed de denmiştir. Ansiklopedi maddesine göre Muînüddin Mehmed, babası Muînüddin Süleyman Pervâne'nin Abaka'nın emriyle öldürülmesinden sonra 1277'de bağımsızlığını ilan ederek Sinop'ta Pervâneoğulları Beyliği'ni kurmuş, 696'da (1297) Konya'da ölmüştür. Hüsameddin'e göre Azîzeddin Mehmed Amasya'da 697'de ölür ve Burmalı Minare Camii'ne gömülür. Bu iki adın aynı kişi olduğu varsayılırsa ölüm yeri ve yılı bakımından kaynaklar ayrılır; adların özdeşliği ise doğrulanamadı.
Anadolu'nun idarecilerine dair genel tablo ansiklopedi maddelerinde de benzer çizilir. Togaçar Noyan'ın Anadolu'da, özellikle eski Danişmendli topraklarında halktan çok para topladığı ve halka kötü davrandığı, Gazan'ın bu yüzden Baltu ve Arap noyanlarını gönderip onu öldürttüğü yazılıdır. Sultan Mesud'un bu sırada nerede bulunduğu konusunda ise kaynaklar ayrılır. Ansiklopedi maddesine göre Mesud, Moğollar sayesinde kendini emniyette hissettiği için Kayseri'de oturuyordu, Konya'yı ahîler yönetiyordu; Harşena kalesinde hapsedildiğinden söz edilmez. Hüsameddin'in bu hapis anlatısı başka bir yerde doğrulanamadı.
Cumûdâr Han
Cumûdâr Han, Hülâgu'nun torunu olarak anılır ve Anadolu nâzırlığı yapmıştır. Bugün Burmalı Minare Camii'nin yanındaki türbe onun adıyla bilinir. Kültür ve turizm kayıtlarına göre türbenin asıl sahibi Ferruh Bey ve oğludur; Cumûdâr'ın mumyası Amasya Müzesi'ne konulana kadar burada durduğu için türbe bu adla anılmıştır. Müze yetkilileri, 2003'te yapılan incelemede Cumûdâr'ın boğularak öldürüldüğünün anlaşıldığını söyler. Hüsameddin ise ölümünü "ansızın" diye anlatır.
Osman Bey'in Anılması
Metin, Muzaffereddin Osman Bey'i uç beyleri arasında dindarlık ve adalette en önde gösterir. Bu Osman Bey, Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'dir. Selçuklu sultanının Osman'a sancak ve beylik gönderdiğine dair anlatılar ansiklopedi maddesinde rivayet olarak geçer; Osman'a gönderildiği söylenen Türkçe temliknâme ile Farsça menşurlar için ise orada "uydurma" denir. Osman'ın bağımsızlığına dair tartışma 2-55 maddesinde sürer.
Selçuklu Sultanlarının Atanması
Hüsameddin'in 696 ramazanında Kızılırmak'ın batısını Keykubâd'a, doğusunu Mesud'a vermesi, ansiklopedi maddelerindeki anlatımla uyuşmaz: orada Mesud'un 1296'da tahttan indirilip Hemedan'da oturmaya zorlandığı, III. Alâeddin Keykubad'ın ise 1298'de tahta çıkarıldığı yazılıdır. Yani iki sultanın yan yana ve bölgelere ayrılarak yönetmesi kaynaklarda belirtilmez. Hüsameddin'in dipnotunda Mücîreddin Emîr Şâh'ın Anadolu muhasebesine atanmasının gerekçesi şöyle verilir: amcası Hâce Mesud-ı Rûmî Gazan'ın yanında müstevfî, yeğeni Seyfeddin Mengli Gazan'ın kapıcıbaşısıydı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 369–370. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Muharrem Kesik, "Pervâneoğulları", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 34, 2007, s. 245–246. https://islamansiklopedisi.org.tr/pervaneogullari
- Muharrem Kesik, "Mesud II", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 29, 2004, s. 342–344. https://islamansiklopedisi.org.tr/mesud-ii
- Faruk Sümer, "Keykubad III", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 25, 2022, s. 359–361. https://islamansiklopedisi.org.tr/keykubad-iii
Resmî kaynaklar
Diğer kaynaklar