Geleneksel toplumlarda giyim, insanı soğuktan ve sıcaktan korumanın yanında kimliğin, statünün ve estetik zevkin de dilidir. Bir kadının başındaki fesin üzerine kaç sıra altın dizildiği, belindeki kuşağın rengi, yemenisinin pullu olup olmadığı, çevresindekilere onun hangi köyden geldiğini, evli mi bekâr mı olduğunu, ailesinin ne kadar varlıklı sayıldığını söylerdi. Amasya yöresinin giyim kültürü bu dili oldukça zengin bir sözcük dağarcığıyla konuşur. Dağ köylerinden şehir konaklarına uzanan geniş bir alanda her parça bir işlev, bir gelenek ve çoğu zaman bir inanç taşır.
Amasya, Orta Karadeniz ile İç Anadolu arasında bir geçiş bölgesidir ve giyim kültürü de bu konumun izlerini taşır. Osmanlı şehir hayatından gelen zarif kumaşlar ve sırma işlemeler bir yanda, köylerin el tezgâhlarında dokunan çizgili bezler, yün çoraplar ve deri çarıklar öbür yanda durur. Yöre üzerine yapılan derlemeler, kıyafetlerin günümüze görece bozulmadan ulaşmasını yöre insanının uzun süre kapalı bir toplum olarak yaşamasına bağlar ve dağ köylerinde geleneksel kıyafetlerle gündelik hayatını sürdüren insanların hâlâ bulunduğunu kaydeder.
Yöresel Kıyafet Olarak Kabul Edilen Takım
Amasya merkezinde ve köylerinde birden fazla geleneksel giysi türü kullanılmıştır. Bunlar arasında özgünlüğü bakımından Amasya'nın yöresel kıyafeti olarak kabul görmüş olanı, Göynücek ilçesine bağlı Ilısu köyünün geleneksel kadın kıyafetidir. Aynı takım Göynücek'in Karayakup köyünde de giyilmiştir ve her iki köyde de Yörük nüfusa ait olduğu belirtilir. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün soyut kültürel miras envanterine de bu takım alınmıştır.
Takımın kaç parçadan oluştuğu kaynaklarda farklı sayılır. Yaygın anlatım onu on iki parçalı bir bütün olarak tanımlar: fes, pullu yemeni, göynek, üçetek, cepken, yelek, kuşak, çarpana kuşak, şalvar, çorap ve çarık. Resmî envanter ise takımı "on parça" olarak niteler, fakat sayımında melez göynek, morlu tuman, zıbın, cepken, yelek, kuşak, çarpana, fes, pullu yemeni, çorap ve çarık olmak üzere on bir ad sıralar. Sayının değişmesi, kimi parçaların ayrı ayrı mı yoksa bir başkasıyla birlikte mi sayıldığına bağlıdır. Giyinme sırası belirli bir düzene göre ilerler ve her parçanın takım içinde kendine özgü bir yeri vardır.
Bu kıyafetin ayrıntılı tanımı büyük ölçüde Güneş'in 2002 tarihli derlemesine dayanır. Yerel yazar Kadir Aydın bu çalışmayı sayfa numaralarıyla aktararak yeniden yayımlamış, envanterdeki tanımlarla birlikte okunduğunda takımın neredeyse bütün ayrıntıları ortaya çıkmıştır. İki anlatım arasında kumaş ve renk konusunda küçük farklar bulunur. Bu farklar köyden köye, aileden aileye değişen uygulamaların doğal sonucu olarak görülebilir.
Baş Giyimi: Fes ve Pullu Yemeni
Takımın en gösterişli parçası baştadır. Yörede tepelik, fes ya da boncuklu fes adlarıyla bilinen başlık bordo renkli keçeden yapılır. İç kısmında teri emmesi için beyaz bir astar bulunur ve bu astara "terlik" denir. Terlik ile fes arasına pamuk konduğu için başlık başa tam oturur ve başın biçimini alır. Envanterdeki tanımda ise fesin başa giyilecek biçimde dikilmiş pamuklu bir kumaştan yapıldığı belirtilir. Fesin tepesinden alın hizasına kadar inen ipliklere renkli boncuklar dizilir. Her ipte tek renk boncuk vardır ve bu ipler yan yana geldiğinde başın üzerinde renk renk bir örtü oluşur.
Fesin alın hizasına gelen ucuna altın ya da gümüş liralar birbirinin üzerine gelecek biçimde dizilir. Güneş'in derlemesi bu sayıyı yüz lira olarak verir. Kimi feslerin ucunda iki sıra altın, gümüş ya da metal lira bulunur ve bu süslemenin zenginliği doğrudan ailenin ekonomik gücüne bağlıdır. Varlıklı ailelerin fesleri çoğunlukla çift sıralı altın liralarla bezenmiştir. Boncukların tepede bir araya toplandığı yer, gümüşten ya da metalden kesilmiş yuvarlak bir plakayla kapatılır. Fesin iki yanında şakaklara inen, boncuk ya da zincirden yapılmış, uçlarında gümüş pullar bulunan zülüflükler yer alır.
Fesin başta gün boyu sabit durması için üç bağ kullanılır. Bunlardan biri arkadan örgülü saça bağlanır, kulak hizasından başlayan öbür ikisi çene altından geçer. Çene altından geçen bağ genellikle mavi boncuklarla süslenir. Fesin üzerine pullu yemeni örtülür. Yörede üzerinde hiçbir motif bulunmayan örtüye yemeni, küçük motifler taşıyana yazma denir. Kare biçimindeki yemeninin dört kenarı iri metal pullarla çevrilidir. Bir kenarının ortası fesin üzerine örtüldükten sonra iki ucu çene altında birleştirilir, arkada kalan uçlardan biri öne getirilir, çene altından dolandırılarak başın üstüne konur. Pullu yemeniyi gelinler ve genç kızlar kullanır.
Göynek, Üçetek ve Şalvar
Takımın en içte kalan parçası melez göynek denen gömlektir. Envanterde pamuktan ya da ipekten yapılmış bir iç giysisi olarak tanımlanır. Kolları bileğe kadar uzanır, etek boyu diz hizasındadır. Önleri ve yanları renkli ipliklerle kimi zaman bitkisel, kimi zaman geometrik desenlerle işlenir, iki yakası "lamba" motifiyle süslenir ve işlemelerin üzerine beyaz parlak pullar dikilir. Güneş'in derlemesi göynek kumaşının el tezgâhlarında yünden ya da ipekten dokunduğunu, kenarlarında pembe ve kırmızı renkte "tahta" adı verilen çubuk biçimli çizgiler bulunduğunu anlatır. Kol takılırken bu tahtalar kolun alt kısmına denk getirilir. Kol oyuntusu yoktur ve kolun rahat hareket etmesi için koltuk altına "kuşluk" denen kare bir parça eklenir.
Göyneğin baş kısmı giyecek kişinin boynuna göre kesilir, ön kısım göğüs hizasına kadar açılır ve aynı kumaştan dar bir şerit katlanarak hâkim yaka yapılır. Yakanın dışına fesinkine benzer biçimde renk renk boncuklar dikilir. Kimi göyneklerde her rengin başladığı yere büyük mavi boncuklar konmuştur. Süsleme isteğe göre değişse de renkli boncuk hiç eksik olmaz. Yaka düğmeyle kapatılır. Ham ipekten dokunan göynek ilk giyildiğinde vücudu sıkıca sarar, zamanla esneyerek genişler.
Yöresel giyimin en tanınmış parçası üçetektir. Üçpeş ve zıbın adlarıyla da anılır. Üç parçadan oluşan, uzun kollu, ayak bileklerine kadar inen bir entaridir. İki parçası önde, biri arkadadır. Önü boydan boya açıktır ve kalçaya kadar yırtmaçlıdır. Kumaşı genellikle ipek ve pamuk karışımı bir dokumadır ve üzerinde "tahta" denen renkli çizgiler bulunur. Yöre halkı en çok pembe tahtalı kumaşı tercih eder. Envanter zıbının kutnu kumaştan, içi astarlı olarak dikildiğini ve kenarlarının oylumlu olduğunu belirtir. Üçeteğin beline kalın bir kuşak bağlanır, öndeki iki etek ucu tam ortasından tutulup ters üçgen biçimine getirilerek kuşağın içine sıkıştırılır. Etek uçlarının başka biçimlerde kuşağa tutturulması da mümkündür. Bu düzen hem yürürken ve çalışırken rahatlık sağlar hem de endama belirgin bir biçim kazandırır.
Üçeteğin altına giyilen şalvar yörede tuman adıyla da bilinir. Güneş'in derlemesinde alapaça, morlu tuman ve paça tuman adları birlikte geçer. Pamuktan ya da ham ipekten, göyneğin kumaşıyla aynı dokumadan yapılır. Dizden yukarısı beyaz, aşağısı renklidir. Güneş alt kısmı kırmızı olarak verir ve şalvarın "alapaça" adını bu kırmızı paçadan aldığını söyler. Envanterde ise dizden aşağısının mor ya da bordo iplikten dokunduğu, aralara siyah tahtalar konduğu ve renkli kısmın yeşil, sarı ponponlarla süslendiği anlatılır. Kumaşın bir parçasının eni otuz ile otuz beş santim arasında değişir. Şalvar bele ve paçalara uçkurla bağlanır.
Cepken ve Delme Yelek
Üçeteğin üzerine cepken giyilir. Yörede sarı kollu yelek olarak da bilinen cepken genellikle sarı renkli kumaştan dikilir ve içi astarlıdır. Güneş'in derlemesine göre kumaşı ipek ya da pamukludur, el tezgâhında dokunur ve astar ile kumaş arasına pamuk konur. Ön ve arka kısım göynekte olduğu gibi tek parça hâlinde kesilir, baş geçecek yer ve önü sonradan açılır. Boyu bel hizasına kadardır. Kumaş ikiye katlandığında "V" dikişleri tam ortada karşılıklı gelir ve böylece boyun açıklığı orantılı olur. Kenarlara kırmızı, yeşil ve siyah kumaşlarla birer santim arayla harç yapılır, aralarına iki renk iplikle dikiş geçirilir.
Cepkenin kol ağızları siyah kumaştandır ve bilekler kırmızı manşetle tamamlanır. Omuzdan bileğe kadar uzanan kollar takımın en süslü yüzeyidir. Muska, lamba ve çiçek motiflerinin yer aldığı bu süslemelerde boşluklar, genellikle siyah renkli minik bez parçalarının içine büyük parlak bir pul konarak kola tutturulan süslerle doldurulur. Cepkenin göğsüne ve sırtına süs yapılmaz, çünkü bu kısımlar üstüne giyilen yeleğin altında kalır.
Yörede "delme" denen yelek cepkenin üzerine giyilir ve vücudu tamamen sarar. Envanterdeki tanıma göre genellikle siyah renkli ve içi astarlıdır. Siyah kumaşın üzerine kırmızı ve sarı parçalar "lamba" denen motifle aplike edilir, bunların üzeri pullarla süslenir. Sırtın tam ortasına boncuk ve pullardan çeşitli süsler yapılır. Yeleğin sağ göğse gelen kısmına "aynalı cep" denen ve eskiden içine ayna konan bir süsleme yerleştirilir, sol göğüste yalnızca lamba motifleri bulunur. Yelek bel hizasındadır ve önü bel hizasında tek bir düğmeyle kapanır. Cepkenin ve yeleğin yakaları, içteki göyneğin yaka süslerini kapatmayacak biçimde dikilmiştir. Böylece kat kat giyilen parçaların her birinin süsü görünür kalır.
Güneş'in derlemesi yeleğin kumaşı olarak ipeği, keteni ve kadifeyi sayar, pamuklu örneklere de rastlandığını ekler. Omuz kenarları ve etek manşetleri renkli kumaşlarla harç yapılarak süslenir, omuz kenarlarına ipek iplikten renkli tongullar dikilir. Yeleğin ön sağ ve sol yakasında omuzdan etek ucuna kadar inen, dört santim eninde kadife aplikeler bulunur. Bu kadifenin üzerine iki üç santim uzunluğunda, anahtar deliğini ya da balığı andıran, gümüşten ya da metalden kalıba dökülerek yapılmış süsler dikilir. Her yakada yirmi tane olmak üzere bir yelekte toplam kırk metal süs bulunur. Metal süslerin bir ucu enli, öbür ucu ince ve boğumludur. Enli uçtaki iki küçük delikten ve boğumlu yerinden iğne iplikle kadifeye tutturulur. Yörede bu süslerin sayısı kadar karşılığına düğme dikilmiş yeleklere de rastlanmıştır.
Kuşak ve Çarpana
Kadın kıyafetinde bele bağlanan kuşak genellikle kırmızı ya da bordo renkli, kare biçimli bir yün dokumadır. Saçakların başladığı yerin biraz içinden bütün kenarı çevreleyen beyaz ya da siyah iki şerit dokuma sırasında işlenir. Kuşak üçgen biçiminde katlandığında karşılıklı iki ucuna birer metre uzunluğunda kolon ya da renkli bükülmüş ipten bağlar dikilir. Bu bağların uçlarında bir ya da birden fazla püskül bulunur. Püsküllerin bombelerinde ikişer büyük mavi boncuk, uçlarında küçük siyah ve bordo boncuklar vardır. Kuşağın uç kenarına "V" biçiminde siyah ya da kahverengi saçaklar yapılır, saçak uçlarını beyaz boncuklar süsler. Kuşak üçgen katlanarak uzun kısmı arkaya gelecek biçimde bele sıkıca bağlanır.
Kuşağın üzerine çarpana bağlanır. Kimi köylerde "kolon" adıyla da bilinen çarpana, tezgâhta dokunmuş dar ve uzun bir kuşaktır. Envanter enini üç dört santim olarak verir, Güneş'in derlemesi ise bir buçuk santim eninde ve bir metre otuz santim boyunda olduğunu yazar. Genellikle renkli yünden dokunur, üzeri boncuklarla süslenir ve kalçaya gelen kısmına ponpon takılır. Gelinler çoğunlukla mavi renkli çarpanayı tercih eder. Çarpananın uçlarında kendi ipinden üçer püskül bulunur ve her iki ucu yirmi santim boyunca düğmeler, iri metal pullar, mavi boncuklar ve tazı boncuklarıyla süslenir. Güneş'in sayımına göre her uçta bir düğme, on metal pul ve on bir tazı boncuğu yer alır. İri pul bulunamadığında yerine düğme kullanılabilir. Bu süslerin nazara karşı koruduğuna, bereketi ve doğurganlığı simgelediğine inanılır.
Çorap, Çarık ve Takılar
Takımı ayakta yün çorap ve çarık tamamlar. Envanter, eskiden diz altına kadar örülen nakışlı yün çorapların ve çarıkların günümüze ulaşmadığını belirtir. Güneş'in derlemesine göre kadınlarla erkeklerin çorabı aynıdır. Yünün kendi renginden yapılmış sade bir çoraptır, kendinden desenli örnekleri de vardır. Boğaz kısmında kendi ipinden bir bağ ve ucunda küçük ponponlar bulunur. Bu bağ çorabın baldırdan kaymaması için bir iki kez dolandırılıp ponponlar yana gelecek biçimde bağlanır.
Çarık manda ya da öküz derisinden yapılır. Deri tuz ve şap içinde terbiye edilerek yumuşatılır, biçim verilip kurutulur. Ön kısmı sandalet biçimindedir, ucu hafifçe kalkıktır ve önden bakıldığında ayakkabı görünümü verir. Uç kısmı sırım denen ince deri iple dikilir. Yanlarındaki delikli deri parçalardan geçirilen uzun bağlar topuktan dolandırılarak ayak bileğine bağlanır. Kadınlarla erkekler genellikle aynı çarığı giyer, fakat kadın çarığı daha hafif ve topukludur. Bilek kısmı tokalı ya da aynalı olanları da vardır. Çarığın çoğunlukla koyu ve sade renkte olanı giyilir, kırmızı çarığı ise daha çok kadınlar kullanmıştır.
Kadın kıyafeti takılarla tamamlanır. Beşibirlik, bilezik, yüzük, küpe, para kesesi, gümüş kemer, gümüş gerdanlık, hamaylı ve gümüşten ya da boncuktan yapılan kaytan bu takıların başlıcalarıdır. Bunların en dikkat çekeni "cıngıl" denen gümüş alınlıktır. Daha çok yeni gelinler ve nişanlı kızlar tarafından takılır. Alnın tam ortasına gelen, el ayası büyüklüğünde yuvarlak bir gümüş levhaya sağdan ve soldan üçer zincir küçük halkalarla tutturulur. Zincirlerin uçlarında gümüşten peykler bulunur, üçerli zincirler sonra birleştirilerek uçlarına çengel yapılır. Saçlar toplandıktan sonra bu çengeller saça ya da başa giyilen takkeye takılır. Takkeye ya da fese tutturulan cıngılın üzerine ipek krep örtülür.
Bindallı ve Şehir Giyimi
Köylerin el dokuması takımlarının yanında şehir hayatının da kendine özgü bir giysisi vardır. Bu giysi bindallıdır. Kadife ya da atlas kumaştan yapılan bindallının üzerine bitki desenleri sırma ve sim işlemelerle kabartma yapılarak işlenir. Motifler baharda çiçek açmış bir ağacın dallarını andırır ve giysi adını bu dal dal işlemelerden alır. Taşova yöresinde derlenen bilgilere göre bindallı lacivert, bordo ya da mor kadifeden, ayak bileğine kadar uzun dikilir, sim ipliklerle çeşitli çiçek desenleri işlenir ve genellikle nişan elbisesi olarak kullanılır. Aynı derleme, şehirlerde kına gecelerinde mor ve bordo kadifelerin üzerine sırmayla çeşitli bitki motifleri işlenmiş bindallının tercih edildiğini kaydeder.
Amasya'nın şehir giyimine dair en somut örnekler bugün Hazeranlar Konağı'nda görülebilir. Konak 1865 yılında Amasya Defterdarı Hasan Talat Efendi tarafından yaptırılmış, adını burada uzun süre oturan Hazeran Hanım'dan almıştır. Kültür Bakanlığının 1976'da başlattığı restorasyon 1979'da tamamlanmış, teşhir ve tanzim çalışmalarının ardından konak 12 Haziran 1984'te Etnografya Müze Ev olarak ziyarete açılmıştır. Teşhir edilen eserler arasında on dokuzuncu yüzyıl yaşantısını yansıtan giysiler, kadın ziynet eşyaları, halı ve kilimler yer alır. Bunlar içinde özellikle bindallılar, gümüş takılar ve altın renkli sırma işlemeler dönemin zevkini yansıtmaları bakımından önemli sayılır.
Bindallı bir kadının hayatındaki en özel günlere, nişana ve kına gecesine bağlı bir giysi olduğu için ailelerde özenle saklanmış ve çoğu zaman sonraki kuşaklara aktarılmıştır. Yöre üzerine yazanlar, erkeklerin iş hayatı nedeniyle modern giysilere daha erken geçtiğini, kadınların ise eşyalarına bağlılıkları ve saklama alışkanlıkları sayesinde geleneksel giysilerin günümüze ulaşmasını sağladığını belirtir. Kadın giysilerinin erkek giysilerine göre her dönemde daha zengin ve daha ayrıntılı olması da bu birikimin bir parçasıdır.
Gelin Giyimi ve Renklerin Anlamı
Türk giyim geleneğinde kadının en önemli tören giysisi gelinliktir. Model, renk ve kumaş zamanla değişse de taşıdığı anlam aynı kalmıştır. Amasya yöresinde gelinlik, şehirde ve köyde yaşanan hayatın farklarına göre değişik dokuma, işleme ve renklerle zenginleşmiş, kırmızı, mor, mavi ve pembe tonlarda yapılmıştır. Günümüzde temizliğin ve saflığın simgesi olarak beyaz kullanılmaktadır. Kına gecelerinde ise geline al gelinlik giydirilir ve al duvak örtülür. Geline allar giydirilip al duvakla örtülmesinin onu kötülüklerden ve nazardan koruduğuna, damadın sırtına al mendil sarılmasının da damadı kötülüklerden koruduğuna inanılır.
Yörede giysilerde en çok kullanılan renkler kırmızı, yeşil, sarı ve mavidir ve bu renklerin her birine bir anlam yüklenmiştir. Taşova yöresinde derlenen bilgilere göre al, Allah'ın emrini ve al duvakla birlikte bekâreti, muradı ve mürüvveti simgeler. Yeşil muradı, gök rengi gökyüzünü ve yüceliği, yeşermeyi anlatır. Sarı hasretin, kötülüğün, felaketin ve hastalığın rengi sayılır. Turuncu uğuru, kara yası, kötülüğü ve kötü ruhu, mor ise incinmeyi ve kırgınlığı ifade eder. Bu inanç dünyası, bir kumaşın renginin neden düğünde başka, yasta başka seçildiğini açıklar.
Bugünkü düğün geleneklerinde de giyimle ilgili kimi âdetler sürmektedir. Gelin baba evinden çıkarken beline erkek kardeşi tarafından kırmızı bir "kardeş kuşağı" bağlanır. Gelin almaya giden araçlara kız evi tarafından yemeni, şifon ve havlu gibi hediyelikler takılır. Kına gecesinde geline giydirilen kıyafet artık çoğu yerde hazır alınan bir "kına seti" olsa da, bazı aileler bu gece için bindallıyı ve şalvarı yeniden sandıktan çıkarır.
Erkek Giyimi
Amasya'nın geleneksel erkek giyimi kadın giyimine göre çok sadedir ve işlevi öne çıkarır. Güneş'in derlemesine göre erkek kıyafeti fes ya da çember baş, içlik ya da melez göynek, delme yelek, şalvar, şal kuşak, çarık ve çoraptan oluşur. Başa bir fes ya da takke giyilir. Fes mor renktedir, içinde beyaz bir astar vardır ve takıldığında başın biçimini alır. Fesin üzerine kare biçimli, ipekten ya da yünden renkli bir poşu çember gibi dolanır. Bağlamadan önce poşunun bir ucu başın sol yanına sarkıtılır, öbür ucu onun üzerinden dolandırılarak içe sıkıştırılır.
İçlik de denen göynek beyaz ketenden ya da ham ipekten yapılır ve kumaşı kadın göyneğininkiyle aynıdır. Önden açık, uzun kollu, hâkim yakalıdır, düğmeleri sık dikilir ve boyu kalçayı kapatacak kadar uzundur. Yakası işlemeli olanları da bulunur. Delme yelekte genellikle koyu renkler tercih edilir. İçi astarlıdır, önü kruvazedir, yaka oyuntusu "U" biçimindedir ve sağında solunda cepler bulunur. Sol bedenin üstündeki küçük cebe kösteğin kordonu tutturulur, saat bu cebe konur. Şalvar yelekle aynı kumaştan yapılır. Kalça kısmı çok boldur, kalçayla bacak arasına "U" biçiminde kesilmiş pilili geniş bir parça eklendiği için arkadan bakıldığında körüklü bir görünüm verir. Bacak kısmı daralır ve dar paçalar şalvara pantolona yakın bir görünüm kazandırır.
Erkekler bele dikdörtgen ya da kare iki tip kuşak bağlar. Kare kuşak üçgen katlandıktan sonra üst kısmı giyecek kişinin beline göre bir kez daha katlanır ve sağdan sola sıkıca bağlanarak ucu içe sıkıştırılır. Şal kuşağın uzunluğu iki ile iki buçuk metre arasındadır. Köstek yeleğe takıldığında zincirleri kuşağın üzerine düşer ve kıyafete derli toplu bir görünüm verir. Bele dolanan kuşak hem sıcak tutar hem de para kesesi gibi gündelik eşyaların taşınmasına yarar. Yörede eskiden giyilen ayakkabılar arasında ince deriden yapılmış bir mest olan lakçin, mese uyacak biçimde yapılmış terliğe benzer bir ayakkabı olan kaleş ve gündelik hayatta kullanılan, altı ve bağları deri basit bir ayakkabı olan çarık sayılır. Çarığa postal da denir. Çoraplar beş şişle yünden örülür ve kadın çoraplarından farkı yoktur.
Halk oyunlarında kullanılan erkek kostümü de bu temel parçaları izler. Kostüm diken ustaların tanımına göre Amasya erkek kostümü poplin, çift düğmeli bir gömlek, yelek, potur şalvar, bazı ilçelerde körüklü potur şalvar, belde "hasanbeyli" denen ince dokumalı desenli kuşak, el işi renkli yün çorap ve çarıktan oluşur, bazı ilçelerde köstek de eklenir. Düğün ve bayram gibi günlerde erkek giyimi de daha özenli bir hâl alır. Geleneksel kıyafetin sokakta hâlâ görülebildiği nadir örneklerden biri, İçeri Şehir'de esans satan ve "Elvan Dede" olarak tanınan Elvan Özgüray'dır. Yakın tarihli haberlere göre doksan iki yaşındaki Özgüray şalvarı, cepkeni ve fesiyle turistlerin sıkça fotoğraf çektirdiği bir şehir figürü olmuştur.
Taşova Yöresinde Giyim
Amasya'nın doğusundaki Taşova'nın giyim kültürü komşu Tokat yöresine daha yakındır. Bunun tarihî bir nedeni vardır. Taşova'ya bağlı Arpaderesi gibi köyler daha önce Tokat'ın Erbaa ilçesine bağlıydı ve 1940'lı yıllarda Taşova ilçe olunca Amasya'ya katıldı. Köy halkı ağızlarının, türkülerinin ve giyim kuşamlarının Tokat yöresini yansıttığını söyler. Bu yörede derlenen erkek giysileri arasında işlik ya da göynek, aba, cepken, yelek, zıvga, kuşak, çorap, çarık, yemeni ve çapula, fes ve terlik, zıvga bağı, dolak, para kesesi, mendil, köstek ve bıçak bulunur.
Bu giysilerin çoğu el tezgâhlarında kırk kırk beş santim eninde dokunan kumaşlardan yapılır. Aba yünden dokunan kalın bir kumaştan, siyah ya da kahverengi olarak dikilir ve kolları, cep kapakları makine dikişiyle süslenir. Zıvga, depme tekniğiyle dokunan siyah ya da kahverengi bir şayaktan yapılan, ağı geniş ve bele uçkurla büzülen bir potur şalvardır. Fes kırmızı renkli yün keçeden yapılır, çevresine kırmızı, yeşil ve sarı renkli ipek poşu sarılır ve püsküllü uçlar iki yana sarkıtılır. Kuşak kırmızı, yeşil ve sarı çizgili, kare biçimli bir dokumadır ve beli sıkı ve dik tutmaya yarar. Damadın sırtına üçgen katlanarak tutturulan kırmızı ya da beyaz zeminli mendil kaneviçe tekniğiyle çiçek motifleri işlenmiş, kenarları pul ve boncukla süslenmiş bir parçadır. Kışın çorabın üzerine parmak ucundan başlayarak sarılan beyaz yün dolak ve koyunun kuyruk altındaki tüysüz deriden yapılan konçlu çapula yörenin iklimine uygun parçalardır.
Taşova'da kadın kıyafeti iç saya ya da iç göynek, dış saya, yani üçpeş ya da bindallı, önlük, şalvar, fes, yazma, yağlık, saçlık, boncuklu bel bağı, arkalık, tuzluk, çorap, aynalı çarık ve takılardan oluşur. Dış sayaya, arkada bir, önde iki eteği bulunduğu için üçpeş denir. Kadife, etamin, kalın pamuklu ya da kutnu kumaştan yapılır, yırtmaçlarının ve etek ucunun arasında kalan kısım nakışla ya da siyah kaytanla süslenir. Kutnu üçpeşlerin yakası "V" kesimlidir, yaka, omuz ve etek kenarlarına tek renk ipekli kumaştan "süslük" denen şeritler dikilir. Kadınların iş yaparken giydiği önlük yörede "şal öynük" adıyla da anılır. El tezgâhında yünden iki parça hâlinde dokunur, tığ oyası ve ponponlarla zenginleştirilir. Arkalık sarı-kırmızı, beyaz-kırmızı ya da sarı-beyaz çizgili bir yün dokumadır ve kırk elli santimlik saçakları arkaya gelecek biçimde bele sarılır. Boncuklu bel bağı dokuz, on iki ya da on altı saçaklı yapılır. Yağlık, boğazı ve yakayı örten, önü boncuk ve kaneviçe işli küçük bir parçadır. Tuzluk ise belden ya da çapraz olarak omuzdan sarkıtılan, nakışlı ve boncuklu küçük bir torbadır.
Bu yörenin başlıkları da çeşitlidir. Semerli ya da parçalı fes keçeden kalıplanır, tepesine içi yün, pamuk, saman ve otla doldurulmuş hilal biçimli bir bombe yapılır, alnı örten siyah alınlığın üzerine on on beş gümüş para balık sırtı biçiminde dikilir. Tahta çemberli fes kırmızı kadife ya da fötrle kaplanır, ön kısmına ortada büyük, yanlarda küçük altın ya da gümüş paralar balık sırtı gibi dizilir ve bu süslemeye "tel" denir. Fesi sabit tutmak için şakaktan çene altına geçirilen boncuklu bağa çene bağı adı verilir. Fesin üzerine siyah zeminli, koyu kırmızı ya da bordo elma desenleri basılmış "findi" ya da "elmalı yazma" örtülür ve kenarları filkete tekniğiyle yapılan pul oyasıyla çevrilir. Saç örgülerinin arasına yerleştirilip bele kadar sarkıtılan boncuklu saçlık, festen yanağa inen gümüş sakalduruk, içinde muska ve nazarlık taşınan hamaylı bu başlıkların tamamlayıcısıdır. Kök boyalı ipek ya da yün ipliklerle beş şişte örülen alaçoraplar şalvarın altından görünür.
Suluova'da Başlıklar Üzerine Bir Araştırma
Suluova ilçesinde ve köylerinde kullanılan kadın başlıkları üzerine yapılan bir alan araştırması, bu giyim kültürünün bugün hangi durumda olduğunu sayılarla gösterir. Araştırmada elli kişiyle görüşülmüş ve otuz yedi başlık ile tamamlayıcı kıyafeti ayrı bilgi formlarıyla incelenmiştir. Görüşülenlerin yarısı baş süslemesini düğünde, yüzde otuzu nişanda kullandığını söylemiş, yüzde altısı ise kırk yıl boyunca her gün taktığını, fakat çevredeki moda değişince bıraktığını belirtmiştir. Günümüzde başlığı kullanan kimseye rastlanmamıştır. Başlık yerel olarak en çok fes, ardından alınlık, tepelik ve tirşe adlarıyla anılmaktadır.
Başlıkların alt yapısında keçe, kumaş ve metal yaklaşık eşit oranda kullanılmış, süslemede pirinç para ve boncuk öne çıkmıştır. Süslemeler en çok başlığın tepesinde, alnında ve örtüsünde yoğunlaşır. Yapımda kalıplama, kabartma ve çırpma dikişi, kıyafet ve örtülerde ise oya ve sim işleme teknikleri kullanılmıştır. Renklerin büyük çoğunluğu bordo, sarı, yeşil, mavi ve beyazdır. Başlıkla birlikte giyilen kıyafetler şalvar ve elbise, şalvar, gömlek, üçetek, kuşak ve cepken ya da şalvar ve bindallı biçiminde gruplanmıştır. Kına gecelerinde şalvar ile bindallının az da olsa hâlâ giyildiği tespit edilmiştir. Erkek başlıklarında sarığı yaşlıların, fesi orta yaşlıların, takkeyi gençlerin kullandığı görülmüştür.
Araştırma, Suluova'nın göç alarak oluşmuş bir ilçe olmasının başlık ve kıyafetlerdeki çeşitliliği açıkladığını vurgular. Başlıkların günümüze ulaşamamasının nedenleri de kaydedilmiştir. Genç kuşaklar bu eşyaların değerini bilmediği için kimisi satılmış, kimisi başka amaçlarla kullanılmak üzere bozulmuş, değerinin farkına varılanlar ise müzeye verilmiştir. Araştırmanın sonunda, ilçenin tanıtımına katkı sağlaması amacıyla baş süslemelerinden esinlenen anahtarlık ve bozuk para cüzdanı gibi ürünler tasarlanmıştır.
Dokumacılık ve Merzifon Bezi
Amasya yöresinin giyimi, büyük ölçüde yerel tezgâhlarda dokunan kumaşlara dayanır. Göynekteki tahtalı ipek, şalvarın iki renkli dokuması, kuşaklar ve çarpanalar hep el tezgâhlarının ürünüdür. Bu geleneğin en köklü merkezlerinden biri Merzifon'dur. Merzifon dokuması pamuk iplikle ve iki ayaklı kamçılı tezgâhta üretilen, zemini genellikle beyaz bir el dokumasıdır. Yörede kısaca "bez" diye anılır ve gömlek, iç çamaşırı, çarşaf, peşkir, peştamal ve örtü yapımında kullanılır. Geçmişi on dokuzuncu yüzyıla uzanır ve bölgedeki çeyiz sandıklarının değişmez bir parçasıdır.
Merzifon dokumasının çeşitleri arasında giyimle doğrudan ilgili olanlar vardır. Düz dokuma ve potlu dokuma teknikleri birlikte kullanılarak üretilen bürük dokuma kadın dış giyiminde, iki rengin birbirine yansımasıyla elde edilen alaca dokuma peştamal ve dış giyimde, esnek iple dokunan kıvratma dokuma ise iç ve dış giysilerde kullanılır. İpliklerde kırmızı başta olmak üzere turkuaz, mavi, yeşil, turuncu, sarı, mor ve pembe gibi canlı renkler tercih edilir. Dokumacıların en sevdiği motifler arasında gül dalı, gelin duvağı, kuşburnu çiçeği, papatya ve geometrik desenler sayılır. Dokumaların uçları, makrame tekniğiyle yapılan ve cin düğümü, çarşaf bağı, yürek bağı gibi adlar taşıyan saçaklarla bağlanır. Merzifon Ticaret ve Sanayi Odasının 2021'de yaptığı başvuru sonucunda Merzifon dokuması 2024'te mahreç işaretiyle coğrafi işaret olarak tescil edilmiştir.
Erken Cumhuriyet döneminde Merzifon dokumacılığı kurumsal bir yapıya da kavuşmuştur. Dokumacılar 7 Temmuz 1936'da bir dernek kurmuş, aynı yıl ilçede üç bin beş yüz dokuyucu, yetmiş boyacı ve çözücü, iki yüz elli sarıcı bulunduğu kaydedilmiştir. Dernek damgasız malın satılmasına izin vermemiş, kumaşların boylarını ve boyalarını doksan iki kalem üzerinden belirlemiş, böylece Merzifon bezine İzmir, İstanbul ve Konya gibi büyük şehirlerden gelen talepler karşılanamaz hâle gelmiştir. Cumhuriyetin on beşinci yılında Merzifon ve köylerindeki el tezgâhlarının sayısı üç dört bini bulmuştur.
Giyim kültürünün izleri yörenin sözlü geleneğinde de görülür. Haluk Yücel'in Merzifon türküleri üzerine yaptığı incelemede, ele alınan doksan dört türküde en sık geçen giyim ve süs eşyalarının mendil, toka ve gömlek olduğu, bilezik, yüzük, yazma, şal ve şalvarın da türkülerde anıldığı görülür. Taşova'da derlenen bir türküdeki "Başındaki yazmanın / çiçekleri solmaz mı" dizesi, yazmanın gündelik hayatta ne kadar yer tuttuğunun küçük bir örneğidir.
Halk Oyunları Kostümü ve Bugün
Amasya'nın geleneksel kıyafetleri bugün en çok halk oyunları sahnelerinde yaşatılmaktadır. Halk oyunları için hazırlanan kadın kostümü iç göynek, şalvar, üçetek, şal, önnük, cepken, yelek, fes, yemeni, çorap ve çarıktan oluşur. Kadın kostümü öbür yörelere göre daha renkli ve daha çok parçalıdır. Kumaş olarak kadife ve saten kullanılır, işçilikte suzeni ve kordone işlemeleri yer alır. Bel kuşakları çapraz biçimde bağlanır. Önnük üçeteğin üzerine bağlanan süslü ve renkli bir önlüktür, şal ise başa ya da omuza alınan ince, renkli ve oyalı bir örtüdür. Kostümün temel özelliği kat kat giyimdir. Kadın giysilerinde canlı renkler ve işlemeler öne çıkar, erkek giysileri ise daha sade ve koyu tonlardadır. Her iki kostüm de oyunların kıvrak figürlerine uygun olacak biçimde bol ve rahat dikilir.
Gündelik hayatta bu kıyafetler artık büyük ölçüde düğünlerde, kına gecelerinde, folklor gösterilerinde ve özel günlerde giyilmektedir. Envanterin de belirttiği gibi kimi parçalar, özellikle eski nakışlı yün çoraplar ve çarıklar, günümüze ulaşmamıştır. Elde kalan örneklerin bir bölümü ailelerin sandıklarında, bir bölümü de Hazeranlar Konağı gibi müzelerde korunmaktadır. Göynücek'in Yörük köylerinden Taşova'nın Tokat etkisi taşıyan köylerine, Suluova'nın göçmen başlıklarından Merzifon'un tezgâhlarına kadar uzanan bu çeşitlilik, Amasya giyiminin tek bir kalıba sığmayan, katmanlı bir gelenek olduğunu gösterir.
Kronoloji
19. yüzyıl: Merzifon dokumacılığı yörenin ekonomisinde ve çeyiz geleneğinde yer edinir.
1865: Amasya Defterdarı Hasan Talat Efendi, bugün bindallı ve sırma işlemelerin sergilendiği Hazeranlar Konağı'nı yaptırır.
1936: Merzifon dokumacıları 7 Temmuz'da derneklerini kurar. İlçede 3500 dokuyucu, 70 boyacı ve çözücü, 250 sarıcı bulunur.
1940'lar: Taşova'nın ilçe olmasıyla Tokat'a bağlı kimi köyler Amasya'ya katılır ve Tokat etkili giyim kültürünü de beraberinde getirir.
1976–1979: Hazeranlar Konağı Kültür Bakanlığınca restore edilir.
1984: Hazeranlar Konağı 12 Haziran'da Etnografya Müze Ev olarak ziyarete açılır.
2002: Güneş, Göynücek Ilısu köyünün kadın ve erkek kıyafetlerini ayrıntılı olarak tanımlar.
2021: Merzifon Ticaret ve Sanayi Odası, Merzifon dokuması için coğrafi işaret başvurusu yapar.
2024: Merzifon dokuması 5 Ağustos'ta mahreç işaretiyle tescil edilir.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- "Tek Parti Döneminde Merzifon'da Siyasal ve Sosyo-Kültürel Yaşam", Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi: https://atamdergi.gov.tr/tam-metin/113/tur
- Haluk Yücel, "Merzifon'un Kültürel Mirası: Merzifon Türküleri", Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 9/42 (2016): https://www.sosyalarastirmalar.com/articles/cultural-heritage-of-merzifon--merzifon-folk-song.pdf
Resmî kaynaklar
- Kültür Portalı, "Amasya Yöresel Giyimi" (kaynak: Amasya Valiliği, Amasya Folkloru; Amasya Soyut Kültürel Miras Envanteri): https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/kulturatlasi/gym--kusam
- Türk Patent ve Marka Kurumu, Coğrafi İşaret No. 1623, "Merzifon Dokuması" tescil belgesi: https://ci.turkpatent.gov.tr/Files/GeographicalSigns/871ef6cc-68d9-4b7b-bdfa-22ebdfb93612.pdf
- Kültür Portalı, "Hazeranlar Konağı Etnografya Müzesi": https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/gezilecekyer/hazeranlar-konagi---muze-ev-
- Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, "Hazeranlar Konağı (Etnografya Müzesi)": https://amasya.ktb.gov.tr/TR-59515/hazeranlar-konagi-etnografya-muzesi.html
Diğer kaynaklar
- Kadir Aydın, "Amasya İli Geleneksel Giyim-Kuşam Özellikleri", Yeşilırmak Gazetesi (Güneş, 2002'den aktarımlarla): https://mobil.yesilirmakgazetesi.com.tr/yazarlar/kadir-aydin/amasya-ili-geleneksel-giyim-kusam-ozellikleri/1533/
- Kadir Aydın, "Bele Bağlanan Kuşaklar" ve "Günlük Erkek Giyimi", Yeşilırmak Gazetesi: https://mobil.yesilirmakgazetesi.com.tr/yazarlar/kadir-aydin/bele-baglanan-kusaklar/1535/
- Kadir Aydın, "Suluova ve Köylerinde Bulunan Yöresel Başlıklar ile Kıyafetler", Yeşilırmak Gazetesi: https://mobil.yesilirmakgazetesi.com.tr/yazarlar/kadir-aydin/suluova-ve-koylerinde-bulunan-yoresel-basliklar-ile-kiyafetler/1545/
- Kadir Aydın, "Folklorik Değerleri III: Evlenme Gelenekleri", Yeşilırmak Gazetesi: https://yesilirmakgazetesi.com.tr/yazarlar/kadir-aydin/folklorik-degerleri-a-dini-inanis-ve-toresel-yapi-iii-evlenme-gelenekleri/1227/
- Arpaderesi Köyü, "Yöresel Kültürümüz" (Taşova yöresi giyim derlemesi): https://ahmetsimsek0.wixsite.com/05amasyam05/yoresel-kulturumuz
- Folklor / Halk Oyunları, "Amasya Yöresi Giysileri": https://www.folklor.gen.tr/halk-giysileri/amasya-yoresi-giysileri.html
- Dilek Tekstil, "Amasya Yöresel Kıyafeti" (halk oyunları kostümü): http://www.kostumcudilek.com/folklor-kostumleri/amasya-yyoresi-kiyafeti
- Yeşilırmak Gazetesi, "92 Yıllık Hayat, Geleneksel Kıyafet ve Esans Satışıyla Amasya'da Yaşıyor": https://yesilirmakgazetesi.com.tr/92-yillik-hayat-geleneksel-kiyafet-ve-esans-satisiyla-amasya-da-yasiyor/18239/
Çevrimiçi kaynaklar
- https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/kulturatlasi/gym--kusam
- https://mobil.yesilirmakgazetesi.com.tr/yazarlar/kadir-aydin/amasya-ili-geleneksel-giyim-kusam-ozellikleri/1533/
- https://mobil.yesilirmakgazetesi.com.tr/yazarlar/kadir-aydin/suluova-ve-koylerinde-bulunan-yoresel-basliklar-ile-kiyafetler/1545/
- https://ahmetsimsek0.wixsite.com/05amasyam05/yoresel-kulturumuz
- https://ci.turkpatent.gov.tr/Files/GeographicalSigns/871ef6cc-68d9-4b7b-bdfa-22ebdfb93612.pdf
- https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/gezilecekyer/hazeranlar-konagi---muze-ev-






