Amasya yöresinde düğün tek bir günün olayı sayılmaz. Kız isteme ile söz kesme arasında, söz ile nişan arasında, nişan ile düğün arasında aylar geçer; düğün haftası ise cuma gününden pazara uzanan, her gününün ayrı bir adı, ayrı bir görevi olan bir dizi törenden oluşur. Bu dizinin bütün halkaları, gelin ve damadı bekârlıktan evliliğe, iki aileyi de birbirine yakınlığa taşımak üzere düzenlenmiştir. Kına gecesi bu dizinin en bilinen halkasıdır, ancak ondan önce ve sonra yapılanlar anlaşılmadan kınanın neden ağlatan bir gece olduğu da tam kavranamaz.

Uygulamalar ilçeden ilçeye, hatta köyden köye değişir; Merkez, Merzifon, Gümüşhacıköy, Suluova, Taşova, Göynücek ve Hamamözü'nde aynı adım başka adlarla ve başka ayrıntılarla yapılır. Bu nedenle verilen her örnek, yazıda adı geçen yere aittir ve bütün yöreye genellenmemelidir.

Evlenmeye Giden Yol

Yörede evlenme yaşının yirmi civarında olduğu, tek eşliliğin tercih edildiği ve akraba ya da en azından tanıdık bir aileyle evlenmeye ağırlık verildiği aktarılır. Bunun bir nedeni mirasın bölünmemesi, bir nedeni de gelinin ya da damadın aynı kültürden, bilinen bir çevreden gelmesinin istenmesidir. Evlenmek isteyen genç bunu doğrudan söylemez. Babasının ayakkabılarından birini ters çevirir, bazen ayakkabıyı kapı eşiğine çivi ile çakar ya da baba yanındayken ayakkabılarını ters giyer; bu davranışın anlamı "beni evlendirin" demektir. Genç kızlar isteklerini bazen davranışlarındaki canlılıkla, bazen de ailede geçimsizlik çıkararak belli eder. Kısmeti bağlı sayılan kızlar için evliyaların türbelerine gidilir, cuma günleri sela vakti kilit açılarak "bahtım böyle açılsın" diye niyet edilir.

Evlenme çağına gelmiş bir erkek için düşünülen kızın evine önce bir ziyaret yapılır. Kızdan su istenir, bardağın ve halıların temizliğine, evin düzenine bakılır. İzlenim olumlu ve gençler birbirini beğenmişse birkaç gün sonra dünür gidilir; yörede buna dünür düşme denir. Erkek tarafının aile büyükleri kız evine gider, sohbet sürerken en yaşlı kişi konuyu açar ve "Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz" der. Kız evinin cevabı "kısmetse olur"dur. Kız hemen verilmez; birkaç kez gidilir. Kız evi vermeye niyetliyse erkek tarafını araştırıp soruşturur ve uygun bulursa onlara haber gönderir.

Bu haberin ardından söz kesme töreni yapılır. Erkek tarafının büyükleri kız evinde toplanır, gelin ve damada söz yüzükleri takılır, nişan ve düğün tarihleri ile kız evinin istekleri konuşulup karara bağlanır. Söz kesildikten sonra gelin ve damat adayı orada bulunanların ellerini öper, dualar okunur ve işlerin tatlılıkla gitmesi dileğiyle şerbet içilir ya da lokum yenir. Nişan çoğunlukla hafta sonu kız evinde yapılır. Davet için erkek evinden biri evleri dolaşır ve her kapıya bir şeker ya da davetiye bırakır; bu işi yapana okuyucu denir. Gelenlere yemek verilir, getirilen hediyeler gür sesli bir kişi tarafından yüksek sesle okunarak duyurulur, ortada oturan gelinin başında çevrilir ve takılar takılır. Nişanlılık süresince dinî bayram gelirse kız evine kurbanlık ile hediyeler gönderilir. Hıdırellez gibi özel günlerde de oğlan tarafının geline hediye götürmesi yörede sürdürülen bir alışkanlıktır.

Düğün Öncesi Hazırlıklar

Düğün günü yaklaşınca nişan öncesinde olduğu gibi yeniden eksik görme yapılır. Gelinin annesi yakın bir kişiyle, erkek evinden ise damat, kayınvalide ve kayınpeder alışverişe çıkar. Yeni ev için gereken eşya alınır, gelinlik ve öteki giysiler tamamlanır. Gelinin yanında bulunanlara da uygun bir hediye, örneğin gömlek ya da etek alınır; kız tarafının yakınlarına gömleklik, elbiselik, çorap gibi armağanlar düşünülür. Düğün yemeği için et, pirinç, yağ gibi yemeklik malzeme de bu sırada tedarik edilir.

Taşova'nın Alpaslan Beldesi'nde et, pirinç, yağ, çeyiz sandığı ve geline alınan hediyelerden oluşan bu malzeme cuma günü düğün başlamadan önce bir araçla davul zurna eşliğinde kız evine gönderilir. Yörede bu işlem aşboğaz ya da seysana diye anılır. Alan araştırmalarında aynı uygulamanın kalın, yük, ağruk, tohumluk, tohum çıkarma, kaftanlık ve cins götürme gibi başka adlarla da bilindiği, götürülen malzemenin buğday, et, yağ, un, kara bakla, haşhaş, gelin hamamında kullanılacak mum, çerez ve şerbetlik gereçler ile kızın annesine ana donluğu, erkek kardeşine kardeş yolluğu denen hediyeleri kapsadığı belirtilir. Oğlan anne babasının gelin ve damat için hazırladığı yatak, yorgan gibi çeyiz eşyası, süslenmiş bir süpürge, ayna ve büyük bir mum da yükün içinde sembolik anlam taşıyan nesnelerdendir.

Bu yük, çoğunlukla bekâr gençlerden oluşan kalabalık bir grupla, davul zurna eşliğinde kız evine yürütülür. Eşyalar kolay kabul edilmez. Gençleri kız evini temsil eden kızbaşılar karşılar ve malı teslim almanın koşulu olarak önce paralı şerbet içirirler; ardından baş kızbaşı "yeter" diyene kadar gençleri oynatırlar. Alan araştırmacısı Rahime Deveci'ye göre bu uygulama kız evinde düğünün başladığını işaretler, çünkü eşyalar geldikten sonra düğün başlamış sayılır ve bu, gelinin karşı tarafa kesin olarak verildiğinin göstergesidir. Oyun burada bir bedel işlevi görür; gelin ve ona ait olan, karşılığı ödenmeden geçilemeyecek bir eşiğin ötesindedir.

Bayrak, Davul ve Düğünün Başlaması

Düğün erkek evinde, genellikle cuma günü davul zurnanın çalmaya başlamasıyla duyurulur. Düğün evinin belli olması için damat evine bayrak dikilir; aynı sırada düğün kahyası ile yiğitbaşı belirlenir. Kahya, düğünün bütün işlerini yürüten tecrübeli kişidir, yiğitbaşı ise bekâr gençleri yöneten kişidir. Gelin ve damat adayı da kendi sağdıçlarını seçer. Sağdıç, düğün boyunca ikisinin de her işini izleyen, deneyimli bir yakındır. Gelen konuklara düğün başlamadan yemek verilir ve buna danışık yedirme denir.

Bayrak dikme Merzifon'da törenli bir iştir. Cuma namazından çıkan cemaat imam ve düğün sahiplerinin önderliğinde düğün evinin önünde toplanır. Bayrak bir masaya serilir, imam dua okur, direk renkli kâğıt şeritlerle süslenir, direğin tepesine bir soğan ile birkaç horoz tüyü takılır. Bayrak direğe geçirildikten sonra toplanan kalabalığın salavatları arasında evin yüksek bir noktasına asılır. Ardından Genç Osman Marşı eşliğinde Babayiğit adı verilen dans oynanır. İkişerli gruplar hâlinde davul, zurna, klarnet ve dümbelek eşliğinde oynanan bu dansın temasını yiğitlik oluşturur; oyuncular yüz yüze gelir, ayak uçlarını kaldırıp öne atılır, çömelip kalkar, birbirlerinin çevresinde dönerken nara atar.

Yörede düğünün başlangıcında bir dans oynanması ortaktır, ancak dansın türü yere göre değişir. Gümüşhacıköy ile Merzifon'un bazı köylerinde davul çalma ve bayrak asmanın hemen ardından düğün sahibinin evi önünde Esenyel oynanır; kadınlar ve erkekler el ele büyük bir çember kurar, belli bir süre sonra davul zurna susar ve oyuncular "Esen yel olacaksın hayda nay" diye başlayan bölümü hep bir ağızdan söyler. Aynı dans kız evindeki kına gecesinin de ilk dansıdır. Suluova'nın Akdağ bölgesi köylerinde düğünü Baş Halay başlatır; bu halay, davul vurulup bayrak asıldıktan sonra, keşkeklik buğday dolu çuvalın damadın sırtına yüklenmesinden hemen önce, dibek taşında keşkek dövmeye gidecek gençler erkek evi önünde toplanmışken oynanır. Göynücek ve çevre köylerde düğünü başlatan dans Temur Ağa ya da Dik Topuk adıyla bilinir ve nişan, düğün gibi her toplantının ilk oyunudur. Çerkez yerleşimlerinde ise gençlerin birbirini tanıması için düğünün başında ve sonunda Wuıc oynanır; kız ve erkek gruplarının başında hatiyago denen bir kadın bir erkek düğün idarecisi bulunur.

Dolma Dürme ve Düğün Yemekleri

Düğünden bir gün önce düğün evinde dolma dürme ya da dolma gecesi denen toplantı yapılır. Hoparlörden duyurulan saatte konu komşu ve akraba kadınlar dolma sarmak üzere toplanır. Dolma sarmaya genellikle eli boş gidilmez; aşlık, bulgur gibi malzeme götürülür. Sarılan dolmalar kadın konuklara, yapılan pilav, çorba ve döner ise erkeklere sunulmak üzere hazırlanır. Taşova'nın Boraboy Beldesi'nde düğün dolması ayrıca anılır. Yemekler bir gün önceden ya da sabah erkenden pişirilir. Yöre kayıtlarına göre eskiden düğün yemeklerinin nohut, taze fasulye, patlıcan yemeği gibi yöre mutfağından seçildiği, son yıllarda ise döner, pilav ve çorbaya dayalı tek tip bir sofraya doğru gidildiği not edilmiştir. Düğünün bütün masrafını erkek evi karşılar.

Gelin Hamamı ve Güvey Hamamı

Cumartesi sabahı gelin, arkadaşları ve akrabalarıyla birlikte hamama götürülür; akşam damat için ayrı bir hamam düzenlenir. Deveci'nin 2023 tarihli araştırması bu hamamları, kına gecesiyle birlikte, düğünün gelini ve damadı eski durumlarından koparan evresi sayar. Yörede gelin hamamından önce kız evinde yas havası hâkimdir. Merkez ilçeye bağlı Uygur, Sevincer ve Yağcıabdal köylerinde yas tutma denen uygulama yapılır. Kadınlar ve kızlar halka olur, ortaya uzun bir yastık konur; başı ve yüzü siyah çarşafla örtülü gelin getirilir, yastığın çevresinde üç kez döndürülür, yüzü kıbleye gelecek biçimde yastığa oturtulur. Annesi yanına oturur, ikisi sarılıp ağlaşır, anne kızının başına bir parça kına koyar. Ardından hala, teyze ve öteki kadın akrabalar sırayla gelini kucaklar ve her sarılan ağıt yakar. Yağcıabdal'da gelin yastıkta akrabalarıyla ağlaşırken başka bir kadın ağıt söyler; Göynücek'in Davutevi ve Ardıçpınar köylerinde ağıtı âşık söyler.

Hamamda da törenin bir düzeni vardır. Merzifon'da gelin yıkandıktan sonra göbek taşının çevresinde döne döne oynatılır. Gümüşhacıköy'de gelin göbek taşında yıkanırken, ellerinde yanan mumlar tutan genç kızlar onun çevresinde halka olur ve yıkama bitene kadar ilahi söyleyerek dolanırlar. Suluova'da yıkanması biten gelin giydirilir, ardından göbek taşında hamam tasına vurularak oynatılır. Hamamözü'nde hamamcı önde, arkasında gelin, gelinin sağında yeni evlenmiş bir gelin, solunda bir kız olacak biçimde sıra olunur; ilahi okuyan kadınların sesiyle, gelin dışındaki herkesin elinde yanan mumlarla göbek taşı çevresinde üç kez dolaşılır, sonra gelinin başına ipek bir peştamal örtülür, göbek taşına oturtulur ve başından saçılan bozuk paraları küçük kızlar kapışır. Arkadaşların gelinin üzerine birer tas su dökmesi, yöredeki araştırma kayıtlarında sık rastlanan bir uygulamadır. Genç kızların gelinin geçeceği yere sabun atıp düşürmeye çalışması, eşyalarını saklaması, gelini şakayla kızdırması da hamamın olağan parçasıdır. Deveci bunları, geçiş törenlerinin eşik döneminde adayın bir süre güç durumda bırakılması kuramıyla ilişkilendirir.

Damat için hamamdan önce eski elbiseler giydirilip gençlerce parçalanır; daha yaygın uygulamada damat, mevsim ne olursa olsun, iç çamaşırıyla ya da pijamayla yıkanmaya götürülür. Merzifon'da bu işin adı güvey paralamadır. Damat hamamından önceki gece hava kararınca simsim ateşi yakılır, gençler simsim oynar; damat meydana getirilince bekâr erkekler ateşin çevresinde yarım ay biçiminde dizilir, damadın belden yukarı giysilerini parçalarlar ve her genç eline geçen parçayı o gece oynanan oyunlarda mendil gibi kullanır.

Kına Gecesi

Kına gecesi, cumartesi akşamı kız evinde yapılır. Gecenin adı yörede yere göre değişir: kıziçi, kızbaşı gecesi ya da ana kınası. Geceye gelinin kadın akrabaları ve arkadaşları, damat tarafından da bazı kadınlar çağrılır. Kızın annesi tarafından karılan kına bir tepsinin ortasına konur, çevresine mumlar dikilir. Geline kına seti denen, kına gecesi için alınmış pijama giydirilir; kimi anlatımlarda bunun yerine, kadife kumaştan yapılmış, sırma işlemeli, kırmızı ya da bordo bir yöresel elbise olan bindallıdan söz edilir. Gelin, odanın ortasına oturtulur ve kına türküleri ile ilahiler söylenerek ağlatılır. Ağlamak gecenin amacıdır; gözyaşı gelinin baba ocağından ayrılışının hüznünü taşır. Avucuna altın konularak kına yakılır, kimi yerlerde kına yakma işi mutlu bir evliliği olan, örneğin kayınvalide gibi bir kadına bırakılır.

Ağlatma biçimi yöreye göre değişir. Merkez ilçeye bağlı Kızseki, Vermiş ve Yenice köylerinde başı ince bir örtüyle örtülen gelin yere serilen döşeğe oturtulur; genç kızlar gelinin çevresinde çember olup kına tepsisini elden ele dolaştırarak "yüksek yüksek tepelere" ya da "kınayı getir aney" türküleri eşliğinde gelin ağlayana kadar dönerler. Gelin ağlayınca erkek evinden gelen leblebiler tek tek gelinin başına atılır. Taşova'da kızbaşılardan birinin elinde kına tepsisi, öteki kızların ve genç gelinlerin elinde yanan mumlar olduğu hâlde, yüzü kırmızı tülbentle kapatılmış gelinin çevresinde saat yönünde dönülür; örtü ara sıra kaldırılıp gelinin ağlayıp ağlamadığına bakılır, ağlamıyorsa türkü ve dönüşler sürer. Gümüşhacıköy'de gelin ortaya oturtulur ve yalnızca genç kızların oynadığı Kız Oyunu oynanır; Merkez'in Kızoğlu ve İbecik köylerinde yüzü örtülü gelinin çevresinde Ellik adlı dans edilir. Göynücek'in Sıraç köylerinden Davutevi'nde ise kına yakıldıktan sonra gelin kısa süre dinlendirilmeye götürülür ve dönüşünde Semah oynatılır; oynayanın gelin olması bu köyü öteki yerlerden ayıran bir ayrıntıdır. Uygur ve çevresindeki Alevi-Bektaşi köylerinde ise yaşlı kadınlar uzun bir yastığa oturan gelinin çevresinde çömelip halka olur, kına bitene kadar gelin övme türküsü söyler, ardından salavat getirirler; annesinin ilk çocuğu olan, ergenliğe girmemiş bir erkek ya da kız çocuğunun sağ koluna peçoro denen kırmızı bir tülbent bağlanır ve çocuk, kına işi bitene kadar elindeki mumu gelinin sağ yanında tutar.

Yörenin kına türküleri arasında yerel ağızla kaydedilmiş bir türkü, gelinin sözünü şöyle taşır: "Hanı bu gızın anası, önünde mumlar yanası, yeşil yaprahdan gınası, anam beni gelin mi eddin." Nakarat her kıtada aynıdır ve gelinin yeni yaşama geçişini kendi ağzından sorgulayan bir sitem gibi okunur. Deveci'nin tespitine göre kına gecesinde kullanılan malzemelerin, yani kınanın, tepsinin örtüsünün, eldivenlerin ve gelinin giydiği elbisenin renginin çoğunlukla kırmızı olması tesadüf sayılmaz. Araştırmacı kırmızıyı eski kültürlerde yaşam, bereket ve yeniden doğuşla ilişkilendirilen bir renk olarak yorumlar.

Kına Alma ve Damat Kınası

Kına gecesinin bir yönü de erkek evinin kına almaya gelmesidir. Damat, sağdıcı ve gençlerle birlikte, davul zurna eşliğinde kız evine gelir. Kız evinde karılmış hâlde hazır bekleyen kına, çevresine mumlar, çerez, havlu ve mendil konmuş bir tepsiyle birlikte damadın sağdıcına belli bir bahşiş karşılığında satılır; sağdıç de onu daha yüksek bir fiyata damada satar. Köyde ise kız evinden bir de tavuk alınır. Kına alındıktan sonra oynaya oynaya erkek evine dönülür.

Bu alışveriş zor olsun diye yapılır. Deveci'nin aktardığı örneğe göre kızbaşı kınayı vermeden önce yüksek sesle "delikanlılar halay çekmezseniz gınayı vermem" der, gençleri bir süre oynatır ve oyunları yeterli bulursa pazarlığa geçilir. Yiğitbaşı belli bir ücret ödeyerek kınayı satın alır. Tepsinin içinde kınanın yanında çerez, çok sayıda mum, haşhaşlı ve cevizli çörek, havlu, mendil ve kimi köylerde simsim ateşini yakmak için çıra bulunur. Son yıllarda kızbaşıların düğün organizasyon şirketlerinden aldıkları kıyafetlerle ve davullarla gösteri yapması da yaygınlaşmıştır. Hamamözü'nde ise sınav damadın kendisine yöneliktir. Gelinin kınası yakıldıktan sonra oğlan evi kız evini damadın kınası için düğüne çağırır; kız evi, damadın düğün boyunca saklandığı sağdıç evine gelir, mızıka çalmaya başlar, damat dışarı çıkarılır ve gelinin arkadaşları onu yorulana ve sağdıcı gelip kurtarana kadar oynatır. Ancak bundan sonra damadın kınası yakılır.

Damada kına yakılırken sağdıç parmağını kınaya batırır, elini yukarı kaldırır ve bir, iki, üç diye sayar. Bekâr gençler kınalı parmağa ulaşmaya çalışır; kim kınayı önce alırsa ilk onun evleneceğine inanılır. Kalan kına, "darısı bekârların başına" denilerek damadın arkadaşlarına dağıtılır. Kız evinde ise gece boyunca gelinin ve damadın yanında arkadaşları kalır. Bu gecede gelinin ayakkabısının altına bekâr kızların adları yazılır ve sabaha doğru kimin adı silinmişse onun evleneceğine inanılır.

Erkek evinde ayrı bir kına yapılır. Yöredeki adı simsim gecesi olan bu gece, kız evinden kınayla birlikte alınan çırayla yakılan ateşin çevresinde geçer. Köy meydanında büyük bir ateş yakılır, yiğitbaşı "daradura gel gel, simsime gel" diye çağırır, konuklar ateşin çevresinde halka olur. Oyunu başlatan kişinin yaşça büyük, saygı duyulan ve kendine güvenen biri olması gerekir. Oyuncu güreşe hazırlanan pehlivan gibi kollarını açıp ateşin çevresinde döner, davul ve zurna yavaş ritimden hızlıya geçtikçe hareketleri de hızlanır; bir noktada başka bir oyuncu araya atlar, ilkine yumruk vurmaya çalışır, vurursa yerini alır. Oyunu kapatma yetkisi de yalnızca saygın bir kişiye aittir; o, ateşten aldığı yarı yanmış bir odunu uzağa fırlatır ve bundan sonra simsim oynanmaz. Simsim, kına gecesinden önceki gece yalnızca köyün bekâr erkeklerine ayrılmış "küçük simsim" olarak da oynanır. Deveci ateşi yeni kurulan aile ocağının simgesi olarak yorumlar.

Gelin Alma

Pazar günü gelin alma töreni yapılır. Gelin arabası süslenir; akraba, arkadaş, komşu ve tanıdıkların araçlarından oluşan bir konvoyla gelin evine gidilir. Kız evi gelen araçlara yemeni, şifon, havlu gibi hediyelikler takar. Kapıda genç kızlar bahşiş koparmak için kapıyı açmaz ve gelin sandığının üstüne oturur. Düğün kahyası bahşişleri öder, kapılar açılır, gelinin çeyizi taşınır. Çeyiz yüklenirken alınan müjde yastığı, gelin geliyor anlamında damat evine götürülür ve orada bekleyen kaynanaya bahşiş karşılığı verilir. Gelinin beline erkek kardeşi kırmızı bir kardeş kuşağı bağlar. Gelin yakınlarıyla vedalaştıktan sonra babası tarafından gelin alıcılara teslim edilir ve dualar okunur.

Hamamözü'nde gelin alma sırasında da oyun bir bedel işlevi görür. Gelini almaya gelenleri kız evini temsil eden genç kız ve erkekler karşılar, iki taraf eşleşerek oynar ve eziyetin bitmesi için para alınır. Oyunun ne kadar süreceğine gelin veren taraf karar verir. Kaynak kişinin anlatımında, gelini götürenlere "bizim biricik kızımızı götürüyorsunuz" denilerek bin, iki bin istendiği, hatta şaka olarak üzerlerine su dökmekle tehdit edildiği geçer.

Damat Evinde Karşılama

Gelin gezdirilerek damadın evine getirilir. Kayınbaba bahşiş vermeden gelin arabadan inmez. Gelin eve girmeden önce damat yüksek bir yerden gelinin üzerine çerez ve bozuk para serper; kimi yerlerde bunun yerine kaynana içinde bozuk para bulunan bir çömleği kırar. Bu işlemin kötü huylardan kurtulmak ve bolluk getirmek için yapıldığı söylenir. Uygulamanın gelinin ayağıyla tahta kaşık kırması biçiminde de görüldüğü kaydedilir. Gelin kuzu postuna bastırılır, kuzu gibi uysal olması dilenir; eline verilen yağı kapı eşiğine sürer, yağ gibi eriyip eve ısınması için; üzerine basıp geçmesi için ayağının altına demir leğen konur, demir gibi sağlam olsun diye.

İçeri girdikten sonra gelin, kendi çeyiz sandığının üzerine kıbleye dönük oturtulur. Kimi anlatımlarda kucağına bir erkek çocuk verilir. Gelin kaynanaya, görümcelere ve orada bulunanlara şeker dağıtır; bunun nedeni "tatlı dilli olalım" dileğidir. Çevreden gelini görmeye gelinir. Düğün, gelin ve damada takı takılmasıyla sona erer. Cumartesi günü köylerde geniş bir meydanda, kentte ise düğün salonunda kız ve erkek tarafları bir araya gelir, müzik eşliğinde eğlenilir, davetlilere ikram yapılır.

Gerdekten sonra yörede duvak adı verilen bir kadınlar töreni yapılır. Deveci'nin kaydettiğine göre gelinin başı baba evinden çıkmadan önce baş bağlama denen işlemle sarılır, üzerine yaşmak bağlanır, elbisesi giydirilir, kuşağı bağlanır ve en son duvağı örtülür. Duvak açıldıktan sonra kâkül kesilir; kaynak kişilere göre kâkül evli olmanın işaretidir. Merzifon ve Gümüşhacıköy'de gelinin saçı aralarına siyah yün konularak örülür ve örgülerin kalın uzun olması sağlanır, sonunda başa taç takılır. Uygur, Yağcıabdal ve Ardıçlar köylerinde saçlar renkli iplikle bağlanır, yaşmak sarılır, sonra başlık konur. Göynücek'te başa börk konur ve alna bir kırmızı bir yeşil iplik dizilir. Bundan sonra gelinin sağ eline buğday, sol eline arpa verilir; def çalıp türkü söyleyen bir kadın önde, gelin arkasında, buğday ve arpayı döke döke döne döne oynar.

Çeyiz Sermek ve Çeyiz Asmak

Çeyiz hazırlığı yörede kız çocuğunun erken yaşlarında başlar. Anne, baba ve yakın akrabalar işlemeler, danteller, örgüler ve çeşitli ev tekstili hazırlar; sandık, yorgan, yastık, çarşaf, havlu, mutfak eşyası, giysi ve takı çeyizin ana parçalarıdır. Çeyiz düğünden birkaç gün önce gelin evinden alınıp damat evine getirilir ve sergilenir; oğlan evi çeyiz görmeye gelenlere yemek ve çay ikram eder. Bu sergileme gelinin ailesinin imkânlarını ve gelinin el becerisini komşu ve akrabaya tanıtma işlevi de görür.

Taşova'da çeyiz sergilemenin özel bir biçimi vardır. Çeyiz asma denen geleneğe göre gelinin hazırladığı işler iplere asılarak birkaç gün boyunca köylünün gözü önüne konur. 2024 Eylül'ünde yayımlanan bir haberde bu geleneğin son yıllarda pek yapılmadığı, Taşova'nın Gemibükü Köyü'nde yaşayan 26 yaşındaki Eylem Yasemin Koçak'ın düğününden önce çeyizini odasında dört gün boyunca sergilediği anlatılır. Haberde Koçak'ın çeyizinin yaklaşık 500 parçadan oluştuğu ve hazırlanmasının on yıl sürdüğü, büyükannesinin de eskiden geleneğin daha yaygın olduğunu, ancak çeyizi bulunmayan kızların imkân bulamadığını söylediği yer alır.

Değişenler ve Süren Uygulamalar

Yörenin düğün geleneği son yıllarda hem sadeleşmiş hem de çeşitli biçimlerde sürdürülmüştür. Köy meydanındaki düğünün yerini kentte düğün salonu almış, yemekler tektipleşmiş, kız evinin oyunla gösterdiği direniş kimi yerlerde bir gösteri biçimini almıştır. Gelin alma konvoyu bugün otomobillerden oluşur. Deveci'nin araştırması, bu uygulamaların birçoğunun asıl anlamının zamanla unutulduğunu, yerine bugünün bakışıyla başka açıklamalar konduğunu belirtir. Kına gecesindeki ağlatma, gelinin başına atılan leblebiler, damadın kınasına uzanan bekâr eller gibi ayrıntılar ise yörede hâlâ canlıdır ve düğün anlatılırken ilk akla gelen sahnelerdir.

Düğünün Günleri

Yörenin düğün haftası, kaynaklarda aktarılan düzenle şöyle sıralanabilir. Cuma günü davul zurna çalmaya başlar, bayrak dikilir, kahya ile yiğitbaşı belirlenir, aşboğaz ya da seysana adı verilen yük kız evine gönderilir ve konuklara danışık yemeği verilir. Cumartesi sabahı gelin hamamı, akşamı damat hamamı ve ardından kına geceleri yapılır; erkek evi kız evine kına almaya gider. Pazar günü gelin alınır, damat evinde karşılanır, takılar takılır. Dolma dürme bunlardan bir gün önce, düğün evinde yapılır. Bu sıralama bütün yörede aynen uygulanmaz; ilçeye ve köye göre günler ile adlar değişir.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Deveci, Rahime. "Amasya Yöresi Düğünlerinde İcra Edilen Dansların Ritüel İşlevleri." Dede Korkut Uluslararası Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, sayı 31, Ağustos 2023, s. 72-101.

Resmî kaynaklar

  • Amasya Kültür Portalı, Kültür Atlası: "Amasya Düğün Öncesi Hazırlıkları ve Düğün" (Gelenekler-Görenekler). kulturportali.gov.tr

Diğer kaynaklar

  • Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü: "Kına Gecesi" (Kültürel Detaylar, Evlenme Âdetleri).
  • "Amasya Yöresi Söz Nişan Düğün Adetleri". dugundernek.org. dugundernek.org
  • "Amasya Yöresi Düğün Adetleri ve Gelenekleri". zurnadavul.com. zurnadavul.com
  • "Amasya Yöresel Kültür ve Adetler". turkeyoutdoor.org.
  • "'Çeyiz asma' geleneği Amasya'da yaşatılıyor". Anadolu Ajansı haberi, 4 Eylül 2024.

Çevrimiçi kaynaklar