Yedinci yüzyılın ortalarında Bizans İmparatorluğu, Suriye ile Mısır'ı kısa sürede kaybetmiş, Sasani savaşlarının yorgunluğunu henüz atamamışken doğudan gelen yeni bir gücün karşısında kalmıştı. Elde kalan en geniş bütün toprak parçası Anadolu'ydu ve imparatorluğun geleceği bu yarımadanın nasıl savunulacağına bağlıydı. Bu savunma düzeninin ilk halkalarından biri, merkezi Amaseia (bugünkü Amasya) olan Armeniakon thema'sıydı. Thema, Anadolu'nun kuzeydoğusunda Müslüman Ermenistan sınırına bakan geniş bir askerî ve idari bölgeydi; Amaseia ise bu bölgenin komutanının oturduğu, ordunun idaresinin yürütüldüğü kentti.
Thema Sisteminin Doğuşu
Geç Roma'dan devralınan eyalet düzeni, sivil ve askerî görevleri birbirinden ayırmaya dayanıyordu. Bu ayrım, Mısır ve Suriye'nin hızla kaybedildiği dönemde sürdürülemez hâle geldi. Daha önce Maurikios, Ravenna ve Kartaca'da sivil ve askerî yetkiyi tek bir exarkhosun elinde birleştirmişti; Anadolu'da da benzer bir çözüme gidildi. İmparatorluğun elde kalan Asya toprakları, başında bir strategos bulunan büyük bölgelere ayrıldı ve eski sivil idarenin kalıntıları bu generale bağlandı. İlk dört thema Armeniakon, Anatolikon, Thrakesion ve Opsikion'du. Doğu sınırına bakan ilk ikisi Anadolu savunmasının ön hattını oluşturuyordu: Armeniakon Müslüman Ermenistan'la, Anatolikon ise Suriye'yle komşuydu.
Thema sisteminin ne zaman kurulduğu uzun süre tartışıldı. Yirminci yüzyılın büyük bölümünde sistem Herakleios'a (610-641) atfedildi; Georg Ostrogorsky bu görüşünü, Theophanes'in Herakleios'un 622'de "thema topraklarına" geldiğini anlatan satırına dayandırıyordu. Daha yeni araştırmalar kuruluşu 640'lı ile 660'lı yıllar arasına, II. Konstans'ın (641-668) dönemine yerleştirir. Aynı araştırmalar, thema sözcüğünün başlangıçta bölgeyi değil ordunun kendisini andırdığını, sözcüğün ancak yedinci yüzyılın sonlarında ya da sekizinci yüzyılın başında ordunun konuşlandığı topraklara aktarıldığını gösterir. Eski anlatıya göre sistem, devlet toprağını işleyen çiftçi-askerlerden oluşan yepyeni bir ordu yaratmıştı; yakın dönem çalışmaları ise bunun altıncı yüzyıldaki eğilimlerin devamı olduğunu, toplumsal etkisinin sanıldığından sınırlı kaldığını ileri sürer.
Armeniakon'un kökeni nispeten açıktır. Thema, Küçük Ermenistan (Armenia Minor) topraklarından çıktı ve adını, eski düzenin "Ermenistan komutanı" (magister militum per Armeniam) idaresindeki sahra ordusundan aldı. Doğudaki yenilgilerin ardından geri çekilen bu ordu, Pontus, Paflagonya ve Kapadokya'nın kuzeyindeki bölgelere yerleştirildi. Kaynaklar thema'yı ilk kez tartışmasız biçimde 667-668 yıllarında, komutanı Saborios'un isyanı sırasında anar. 629'da Herakleios'un Sasani seferleri sırasında geçen "Armeniakon tourmarkhesi Georgios" kaydı, düzenin daha erken başlamış olabileceğini düşündürür; ancak bu tek kayıt kesin bir sonuca götürmez. Sonraki iz, sekizinci yüzyılın başındaki depo (apothekai) mühürleridir: Mühürlerdeki adlandırma 702-704'te "Koloneia ve Kamakha", 713-715'te "Koloneia, Kamakha ve IV. Ermenistan" biçimindeyken, 717-718'de "Koloneia ve Mesihsever Armeniakoi'nin bütün eyaletleri" hâlini alır.
Merkez Olarak Amaseia
Armeniakon'un başkenti Amaseia'ydı. Kent Pontus krallığının merkezlerinden biri olmuş, Roma döneminde Galatia ve ardından Kapadokya eyaletine bağlanmış, ikinci yüzyılda "metropolis" ve "ilk kent" unvanlarını almıştı. Bizans döneminde nüfusu ağırlıklı olarak Rumca konuşuyordu. Sarp kayalıklarla çevrili vadisi ve Harşena Dağı'nın yamacındaki kalesi, kenti savunması kolay bir yer, aynı zamanda bir ordunun ihtiyacını karşılayacak verimli bir havza hâline getiriyordu. Komutanın karargâhı, ordunun idari işleri ve seferlerin hazırlığı bu nedenle Amaseia'da toplanmıştı.
Thema'yı bir strategos yönetirdi. Armeniakon, Anatolikon ve Thrakesion strategosları, strategoslar arasındaki en yüksek kademede sayılır ve yılda 40 altın libre maaş alırdı. Dokuzuncu yüzyılda Armeniakon yaklaşık 9.000 asker çıkarıyor ve 17 kaleyi kapsıyordu. Bu kuvvet, tourma denilen alt bölgelere, onlar da daha küçük birliklere ayrılarak Pontus ve Kapadokya hattına dağıtılırdı. Kaleler arasında Harşena üzerindeki Amaseia kalesi, hem vadiye hâkim bir gözetleme noktası hem de tehlike anında sığınılacak bir yerdi. Kentin coğrafyası, bu askerî işlevle iç içe gelişmişti.
Asker, Toprak ve Yerleşim
Thema düzeninde asker, devletten aldığı toprak parçasını işler, karşılığında sefere çıkma yükümlülüğü taşırdı. Askerler bu toprağa sahip olmuyor, bu yüzden maaşları düşük tutuluyordu; hizmet babadan oğula geçiyordu. Böylece zorunlu askerlik gibi sevilmeyen bir uygulamaya gerek kalmadan ordu ayakta tutuluyor, fethedilen ya da boşalan topraklar iskân ediliyordu. Amaseia çevresine yerleşen askerler zamanla bölgenin yerlisi oldu; Armeniakon'un nüfusu ve ekonomisi bu düzene göre biçimlendi. Sivil maliyenin thema bölgelerine göre örgütlenmesi ancak sekizinci yüzyılın sonunda başladı ve dokuzuncu yüzyılın ortasında tamamlandı. Strategos o noktadan sonra hem askerî hem mali yetkiyi elinde birleştiren, "klasik" thema valisi hâline geldi.
Saborios İsyanı
Armeniakon'un siyasi ağırlığı ilk kez 667'de görüldü. Bu sırada II. Konstans yıllardır Sicilya'da, Siraküza'da bulunuyor, başkenti genç oğlu IV. Konstantinos'a bırakmış durumdaydı. Halife Muaviye'nin gönderdiği akınlar, Anadolu'da özellikle Armeniakon'u vuruyordu. Theophanes'in Pers kökenli saydığı, günümüz araştırmacılarının çoğunun ise Ermeni olduğunu düşündüğü Saborios, o sırada thema'nın strategosuydu. Adı, Persçe Şapur'un Rumcalaşmış biçimi sayılır. Diğer thema'ların askerlerinin çoğu imparatorla birlikte Sicilya'da bulunduğundan, 667'nin sonlarında isyan etti.
Saborios arkasını güvene almak için komutanlarından Sergios'u Şam'a, Muaviye'ye gönderdi. Başkentteki yönetim de hadım ağası Andreas'ı halifeye yolladı, ancak Andreas'ın teklifi, Theophanes'in ifadesiyle "bütün kamu gelirleri"ni vaat eden isyancının teklifiyle boy ölçüşemedi ve Muaviye Saborios'a asker verme sözü verdi. Yine de Andreas, kendisine hakaret etmiş olan Sergios'u Kilikya'daki Arabissos yakınlarında bir geçitte, imparatora bağlı birliklere yakalattı; Sergios hadım edildi ve kazığa oturtuldu. Doğu cephesi güvendeyken Saborios Anadolu'nun büyük kısmını eline geçirip batıya yürüdü ve Bitinya'daki Hexapolis'te (Hadrianopolis) konaklayarak Arap ordusunu bekledi. Patrikios Nikephoros komutasındaki hükümet ordusuyla karşılaşmaya hazırlanırken atı ürküp kaçtı; Saborios başını bir kent kapısına çarparak öldü. Önderlerini yitiren Armeniakon askerleri hemen teslim oldu. Arap ordusu geldiğinde isyan fiilen bitmişti; Araplar yine de Boğaz'a kadar akın edip Amorion'u ele geçirdi, kent ertesi kış Bizanslılarca geri alındı.
İsyan bir toprak kaybına yol açmadı. Önemi, bir thema ordusunun kayıtlı ilk ayaklanması olmasındandı; yedinci yüzyılın geri kalanında ve sekizinci yüzyıl boyunca benzerleri art arda geldi. Saborios'un ölümü ise Bizans ve Süryani kaynaklarında, meşru imparatora karşı çıkan ve "kâfirlerle" anlaşan birinin başına gelecek sona örnek diye tekrarlanan bir anlatıya dönüştü.
Sekizinci Yüzyıl ve Artabasdos
Armeniakon strategoslarının gücü, sekizinci yüzyılda başkentteki taht mücadelelerine doğrudan karıştı. 695-715 arasındaki karışık dönemde thema generallerinin isyana yatkınlığı belirgindi. Bu çağın en bilinen Armeniakon komutanı Artabasdos'tur. Ermeni asıllı olan Artabasdos, yaklaşık 713'te II. Anastasios tarafından thema'nın strategosluğuna atandı. Anastasios'un düşmesinin ardından III. Theodosios'u devirmek için Anatolikon strategosu Leon'la anlaştı; anlaşma, Leon'un kızı Anna'nın Artabasdos'la nişanlanmasıyla mühürlendi ve evlilik, Leon'un III. Leon olarak tahta çıkmasından (Mart 717) sonra gerçekleşti. Artabasdos kouropalates rütbesini aldı, Opsikion'un komesi oldu, eski görevini de bırakmadı.
Haziran 741'de, III. Leon'un yerine geçen V. Konstantinos doğu sınırında Araplarla savaşmak için Anadolu'dan geçerken Artabasdos ona saldırdı. Konstantinos Amorion'a kaçtı; Artabasdos halkın desteğiyle İstanbul'u ele geçirdi ve imparator ilan edildi. Karısı Anna'ya augusta unvanını verdi, oğlu Nikephoros'u eş imparator yaptı, diğer oğlu Niketas'ı Armeniakon'un başına atadı. Bu iç savaşta Armeniakon, Opsikion ve Trakya thema'larıyla aynı safta yer aldı; Konstantinos'un yanında Kibyrrhaiot donanması ile Anatolikon ve Thrakesion orduları duruyordu. Çatışma 743 Mayısı'nda Artabasdos'un yenilgisiyle sonuçlandı; aynı yıl Konstantinos Niketas'ı da yendi ve 2 Kasım 743'te İstanbul'a girdi. Artabasdos ile oğulları halkın önünde gözlerinden edildi ve Khora Manastırı'na kapatıldı. Theophanes ile Patrik Nikephoros, Artabasdos'un ikonaların saygısını yeniden serbest bıraktığını yazar, ancak çağdaş belgelerde bu görüşü destekleyen çok az kanıt vardır.
İsyanın bastırılması, Anadolu thema'larının ilk önemli yeniden düzenlenmesine yol açtı. Aşırı güçlü Opsikion bölünerek Boukellarion ve Optimaton thema'larına ayrıldı, imparatorluğun muhafız görevi ise tagmata denilen profesyonel birliklere verildi. Armeniakon'un büyüklüğü ve sınırdaki konumu, komutanlarını imparatorluğun gözünde bir istikrar unsuru olduğu kadar bir tehdit de kılmıştı.
Dokuzuncu Yüzyılda Bölünme
Aynı büyüklük, dokuzuncu yüzyılda thema'nın parçalanmasının gerekçesi oldu. Güneyde ve doğuda, Arap akınlarına karşı küçük sınır bölgeleri (kleisoura) ortaya çıktı. Bunlardan Kharsianon ve Kapadokya önce kleisoura, sonra tam thema oldu. Kharsianon'un adını taşıyan kale 638'den beri anılıyordu; Araplar kaleyi 730'da ele geçirmiş, sonraki yüzyılda kale el değiştirmeye devam etmişti. Sekizinci yüzyılda Armeniakon'un tourmalarından birinin merkeziydi; 863-873 arasında, komşu Boukellarion, Armeniakon ve Kapadokya thema'larından alınan topraklarla tam thema hâline getirildi. Aşağı yukarı 819'da kıyıdaki Paflagonya ve Khaldia ayrıldı, ardından Koloneia bölgesi önce bir doux, 863'e doğru da tam bir strategos komutasında ayrı bir yönetim oldu. Geriye, batı Pontus'u kapsayan küçük bir Armeniakon kaldı. Amaseia bu daralmış thema'nın merkezi olarak kaldı, ancak "doğu kalkanı" olma niteliği artık yeni sınır komutanlıklarına geçmişti.
Dokuzuncu yüzyılın ilk yarısına ait bir ayrıntı, Armeniakon komutanlığının hâlâ ne kadar önemli sayıldığını gösterir. V. Leon (813-820) tahta çıktığında Ermeni asıllı Manuel'e, Anatolikon ya da Armeniakon strategosluğunu verdi; kaynaklarda hangisi olduğu kesin değildir. Anatolikon, thema valilikleri arasında en kıdemli olanıydı ve Leon da tahta çıkmadan önce bu görevi yürütmüştü. Thomas'ın büyük isyanı patlak verdiğinde Armeniakon strategosu Olbianos'tu; Anatolikon isyana katıldı. Manuel, İmparatoriçe Theodora'nın amcasıdır.
Onuncu Yüzyıl ve Düzenin Çözülmesi
Onuncu yüzyılda Bizans'ın doğuda taarruza geçmesiyle thema'ların niteliği değişti. Fethedilen topraklar daha küçük thema'lar hâlinde örgütlendi; bu yeni sınıf "küçük" ya da "Ermeni" thema'lar diye anılıyor ve geleneksel "büyük" ya da "Rum" thema'lardan ayrılıyordu. Çoğu bir kaleden ve çevresinden ibaretti, yaklaşık bin kişilik, çoğu piyade bir garnizonla, genç bir strategosun komutasındaydı. Bu thema'lar büyük istilalara karşı koymaya ya da kendi başlarına uzun taarruz seferleri yürütmeye elverişli değildi. Bu yüzden 960'lardan itibaren sınıra daha çok profesyonel alay yerleştirildi, bunları yöneten doux ve katepano komutanlıkları kuruldu. Doğuda ilk üç komutanlık Ioannes Tzimiskes tarafından Antakya, Khaldia ve Mezopotamya'da kuruldu.
Bu gelişmeler, iç Anadolu'daki eski thema ordularının, Armeniakon dahil, ihmal edilmesine yol açtı. On birinci yüzyılın başından itibaren askerlik hizmeti giderek nakit ödemeyle karşılanır oldu. Bu süreç Bizans savunmasını stratejik derinliğinden yoksun bıraktı; yabancı paralı askerlere bağımlılık, İstanbul'daki sivil bürokrasiyle toprak sahibi askerî seçkinler arasındaki çekişme de buna eklendi. 1071 Malazgirt Savaşı'na gelindiğinde ordu derin bir bunalım içindeydi ve savaşın ardından tamamen çöktü. Kharsianon'un 10. yüzyılda Argyros ve Maleinos gibi büyük askerî ailelerin yurdu olması ve 1045'ten sonra buraya Ermeni topluluklarının, Kral II. Gagik'in de aralarında bulunduğu bir kalabalığın yerleştirilmesi, eski Armeniakon topraklarının bu dönemdeki toplumsal yapısını gösteren örneklerdir.
Malazgirt'ten Sonra Amaseia
Armeniakon'un fiilî sonu, Malazgirt'ten sonra geldi. Norman maceracı Roussel de Bailleul, imparatorluğun Anadolu'daki otoritesi dağılırken yaklaşık üç bin Frank ve Norman ağır süvarisiyle Galatia ve Lykaonia'da topraklar ele geçirdi, 1073'te Ankara'yı merkez alarak bağımsız bir beylik kurdu. Roussel'i bastırmaya gönderilen Bizans ordusu, Sangarios üzerindeki köprü savaşında (Zompos Köprüsü) yenildi. Roussel zamanla eski Armeniakon topraklarında da denetim kurdu ve Amaseia ile Neokaisareia gibi kentleri eline geçirdi. Vergi topladığı, kaleler aracılığıyla askerî gücünü pekiştirdiği ve Türkmen akınlarına karşı koruma karşılığında yerel seçkinlerle anlaşmalar yaptığı anlaşılır. Halk arasında o kadar sevilmişti ki, onu yakalamak için gönderilen ve sonradan imparator olacak Alexios Komnenos 1075'te bir oyuna başvurmak zorunda kaldı.
Anna Komnene'nin Aleksiad'ında anlatılan bir olay da Amaseia'ya bağlanır. Buna göre Alexios, Roussel'i (Ourselios) Türk komutan Tutak'ın elinden teslim almak için büyük bir meblağ vaat etti; ancak elinde para yoktu ve kent halkından para toplamaya çalışınca ciddi bir huzursuzluk çıktı. Alexios sonunda bir konuşma yaptı ve Roussel'in gözlerinin oyulmuş gibi gösterildiği sahte bir infazla halkı ikna etti, halk da parayı verdi. Anlatının, Aleksiad'ın Komnenos'u yücelten yapısı nedeniyle taraflı olması muhtemeldir.
Roussel'in ardından bölge Türkmen akınlarıyla çözüldü; yalnız birkaç kıyı kalesi direnebildi. Kaynaklar Amasya'nın, yaklaşık yedi yüzyıllık Bizans egemenliğinin ardından 1075'te Danişmendli Türkmen beylerinin eline geçtiğini aktarır; Danişmendlilerin başkenti Amasya, II. Kılıç Arslan'ın Danişmendli topraklarını ilhak etmesine kadar bu konumunu korudu. Komnenos hanedanı kıyı bölgelerini yeniden ele geçirmeyi başardı, ama Armeniakon thema'sı bir daha kurulmadı.
Kalıcı İzler
Armeniakon'un tarihi, Amasya'nın yedinci yüzyıldan on birinci yüzyıla kadar nasıl bir yer olduğunu açıklar. Kent bu dönemde bir sınır garnizonu, bir idari merkez ve gerektiğinde imparatorluk siyasetine yön veren bir güç odağıydı. Harşena'daki kale, yüzyıllar boyunca Pontus, Roma, Pers ve Türk idaresi altında defalarca yıkılıp onarıldı; surların büyük bölümü bugün de ayaktadır ve kalenin içinde sarnıçlar ile su depoları görülür. Thema sistemi ortadan kalktığında bile Amasya'nın coğrafyası, ona verdiği savunma değerini yitirmedi.
Kronoloji
629: Herakleios'un Sasani seferleri sırasında "Armeniakon tourmarkhesi Georgios" anılır.
667-668: Strategos Saborios'un isyanı; thema'dan ilk tartışmasız söz.
717-718: Armeniakon'dan söz eden mühür.
741-743: Artabasdos'un isyanı; 2 Kasım 743'te V. Konstantinos İstanbul'a girer.
Yaklaşık 819: Paflagonya ve Khaldia thema'dan ayrılır.
863-873: Kharsianon tam thema olur; Koloneia 863'e doğru strategoslukla yönetilir.
1071: Malazgirt Savaşı.
1073-1075: Roussel de Bailleul'un Amaseia'yı da kapsayan hâkimiyeti; 1075'te Alexios Komnenos'un denetimi geri alması.
Kaynakça
Diğer kaynaklar
- Armeniac Theme, Vikipedi (Oxford Dictionary of Byzantium, Haldon ve Treadgold'a dayanır): https://en.wikipedia.org/wiki/Armeniakon
- Theme (Byzantine district), Vikipedi: https://en.wikipedia.org/wiki/Theme_(Byzantine_district)
- Saborios, Vikipedi: https://en.wikipedia.org/wiki/Saborios
- Artabasdos, Vikipedi: https://en.wikipedia.org/wiki/Artabasdos
- Charsianon, Vikipedi: https://en.wikipedia.org/wiki/Charsianon
- Roussel de Bailleul, Vikipedi: https://en.wikipedia.org/wiki/Roussel_de_Bailleul
- Manuel the Armenian, Vikipedi: https://en.wikipedia.org/wiki/Manuel_the_Armenian
- Amasya, Vikipedi: https://en.wikipedia.org/wiki/Amasya
- The Armeniac Military Theme and Amasya Castle, Byzantine Military: http://byzantinemilitary.blogspot.com/2013/02/the-armeniac-military-theme-and-amasya.html
Çevrimiçi kaynaklar









