Amaseia'nın kilise tarihi, kentin Roma idaresindeki konumundan ayrı düşünülemez. Pontus krallarının eski başkenti, Roma döneminde önce özgür bir şehir, sonra geniş bir bölgenin idari merkezi olmuş, ikinci yüzyılda "metropolis" ve "birinci şehir" unvanlarını da kazanmıştı. Hristiyan cemaatlerinin örgütlenmesi çoğunlukla mevcut şehir hiyerarşisini izlediği için, Amaseia piskoposu zamanla çevredeki kentlerin piskoposları üzerinde de söz sahibi olan bir metropolite dönüştü. Kaynaklar bu makamı üçüncü yüzyıldan itibaren belgeler; dördüncü yüzyılın başında ise piskoposunun adı Ankyra ve Neocaesarea konsillerinin imza listelerinde görünür. Metropolitlik, bin yıldan uzun bir süre sonra, 1923'teki nüfus mübadelesine kadar canlı bir kurum olarak varlığını sürdürdü. Azizlerin yaşam öyküleri ile kayalara oyulmuş kiliseler ayrı yazıların konusudur; burada makamın kendisi, yani piskoposluk dizisi, bağlı piskoposluklar ve konsillerdeki yeri ele alınır.

Roma İdaresinde Bir Metropolis

Amaseia, Pontus krallığının başkenti olarak M.Ö. 333 ile 26 arasında bölgenin siyasi merkeziydi. Lucullus'un M.Ö. 70'te şehri Armenia'dan alması ve Pompeius'un onu Bithynia ve Pontus eyaletinin idari merkezi yapmasıyla Roma düzenine girdi. Şehri ve çevresini M.Ö. 60 ile M.S. 19 arasında ayrıntılı biçimde anlatan hemşehrisi Strabon'dur. M.Ö. 2 ya da 3 dolaylarında Amaseia, Galatia eyaletine bağlı Pontus Galaticus bölgesine katıldı; Traianus döneminde, yaklaşık 112 yılında, Kappadokia eyaletinin parçası sayıldı. Aynı yüzyılın ilerleyen yıllarında kent "metropolis" ve "birinci şehir" unvanlarını aldı.

Diocletianus'un düzenlemeleriyle kurulan Pontus Dioecesis'i 314 ile 535 arasında, sonra 548'den yedinci yüzyıla kadar varlığını sürdürdü ve başkenti Amaseia'ydı. Dioecesis'in başındaki vicarius burada oturuyordu; bağlı oniki eyalet arasında Bithynia, Paphlagonia, Helenopontus, Pontus Polemoniacus, Galatia, Kappadokia ve Armenia'nın çeşitli bölümleri yer alıyordu. Doğu sınırında Sasani tehdidi bulunduğundan askerî komuta ayrıca dux Ponti et Armeniae'ye bırakılmıştı. Iustinianus 535'te dioecesis'i kaldırdı, ama uygulama istenen sonucu vermedi ve 548'de eski düzen kısmen geri getirildi. Amaseia'nın bu idari ağırlığı, kilise örgütündeki yerinin zeminini oluşturur. Helenopontus adının, Konstantinos'un annesi Helena'ya atfen verildiği yaygın biçimde kabul edilir.

Kilise düzeninde Amaseia, Helenopontus eyaletinin metropolitlik makamıydı. Bağlı piskoposlukların başlıcaları Amisos (Samsun), Andrapa, Euchaita, Ibora, Sinope (Sinop), Zaliche ve Zela'ydı. Kimi piskoposluklar zamanla metropolitliğe yükselir, kimi birleştirilir ya da ortadan kalkardı; ama eyalet sınırlarıyla kilise sınırlarının büyük ölçüde örtüşmesi ve Amaseia piskoposunun bu yapının tepesinde bulunması değişmedi.

Phaidimos ve Gregorios'un Takdisi

Amaseia metropolitliğinin erken tarihteki en açık belgesi, Neocaesarea (Niksar) için yapılan bir tayindir. Gregorios, sonradan "Mucize İşleyen" (Thaumaturgos) lakabıyla anılacak olan Neocaesarealı bir hukuk öğrencisiydi; Beyrut ve Filistin'deki öğrenimini bitirip 238-239 dolaylarında Pontus'a döndüğünde avukatlık yapmayı planlıyordu. Bu plan değişti ve Gregorios, Amaseia piskoposu ve Pontus metropoliti Phaidimos tarafından kendi şehrinin piskoposu olarak takdis edildi. Kilise tarihçilerine göre bu sırada kırk yaşındaydı ve piskoposluğu otuz yıl yürüttü; ölümü 270 ile 275 arasına yerleştirilir.

Bu tayin, ilk kilise hiyerarşisinin nasıl işlediğini göstermesi bakımından da öğreticidir. Neocaesarea'daki Hristiyan cemaatinin çok küçük olduğu, rivayete göre yalnızca on yedi kişiden oluştuğu aktarılır. Eski kilise hukuku belgelerinden, on kişilik bir cemaatin bile kendi piskoposuna sahip olabileceği anlaşılır. Gregorios'un takdisini ise başka bir şehirden, Amaseia'dan gelen metropolit yaptı. Aynı gelenek, Gregorios'un ölümünde şehirde yalnızca on yedi putperestin kaldığını söyler; bu sayılar anlatıya aittir ve doğrulukları sınanamaz. Ama dayandıkları düzen açıktır: komşu piskoposluklara piskopos atamak ve onları takdis etmek, Amaseia metropolitinin yetkileri arasındaydı.

Dördüncü Yüzyılın Başı: Ankyra ve Neocaesarea

Hristiyanlığın baskı çağından çıkıp yeni bir düzene geçtiği yıllarda kilise, hem inancını hem kurumsal yapısını yeniden belirlemek durumundaydı. Piskoposların bir araya gelip ortak karar aldığı konsiller bu çabanın en somut biçimiydi. Ankyra ve Neocaesarea konsilleri, Pontus bölgesinin ve dolayısıyla Amaseia'nın sesini taşıyan ilk büyük toplantılar oldu.

Ankyra Konsili

Konsil, Galatia eyaletinin idari merkezi Ankyra'da (Ankara), Maximinus II'nin 313'te devrilmesinden kısa süre sonra, 314 yılında, Paskalya'yı izleyen günlerde toplandı. Yılı belirleyen ipucu, ilk dokuz kanonun doğrudan zulmün açtığı yaraları onarmaya yönelik olmasıdır. Korunan üç imza listesinde on iki ile on sekiz arasında piskopos görünür; listeler sonradan düzeltilmiş olabilir, ama katılımcıların çoğu aynı döneme tarihlenebilir ve bir kısmı ilerideki Nikaia Konsili'nde de bulunmuştur. Konsile Antakya piskoposu Vitalis'in mi yoksa Ankyra piskoposu Marcellus'un mu başkanlık ettiği kesin değildir; Libellus Synodicus ikincisini gösterir.

Konsil yirmi beş kanon yayımladı. İlk dokuzu baskı sırasında inancından taviz vermiş ruhban ve halkın kiliseye kabulünü düzenler; rütbeye ve durumun niteliğine göre değişen tövbe süreleri öngörür. Kalan on altısı disiplin, yargı yetkisi, çilecilik ve piskoposluk atamalarından doğan çatışmalara ilişkindir. Onuncu kanon, ruhban olmadan önce evlenme hakkını saklı tutmuş diyakozların evliliğine izin verir; on üçüncü kanon, kır piskoposlarının (chorepiskopos) papaz ve diyakoz takdis etmesini yasaklar ve bu kurumun bilinen en eski kaydıdır. On sekizinci kanon, halkın istemediği bir piskoposun atanmasına itiraz hakkını güvence altına alır. Bu kanonlar tövbe kurumunun tarihinde özel bir yere sahiptir; üç basamaklı tövbe sisteminin, sonradan dört basamağa çıkan düzenin en erken tanıklarından biridir.

Neocaesarea Konsili

Pontus'un önemli merkezlerinden Neocaesarea'da, Ankyra'dan kısa süre sonra, muhtemelen 314 ya da 315'te toplanan konsilin tarihini Hefele daha geç bir döneme çekmeye eğilimlidir. Konsilin başlıca işi on beş disiplin kanonu kabul etmek oldu. Bunların arasında evlenen ruhbanın rütbesinin düşürülmesi, ikinci evliliklerde ruhbanın hazır bulunmasının yasaklanması, karısı zina eden bir adamın takdis edilmemesi, takdis için otuz yaş sınırı (Hristos'un hizmete otuz yaşında başlamasına dayandırılır), şehir papazlarına kır papazlarına göre öncelik tanınması, kır piskoposlarının ayin yapabilmesi ve her şehirde yedi diyakoz bulunması gelir. Bu kanonlar, 451'deki Khalkedon Konsili'nde evrensel kabul gördü.

Ankyra, Antakya, Gangra ve Laodikeia konsilleriyle birlikte Neocaesarea kanonları, sonraki kilise hukuku derlemelerinin neredeyse tamamının çekirdeğini oluşturdu. Dağınık yerel uygulamaların ortak bir çerçevede toplanmasının ilk büyük örnekleri bunlardır.

Amaseia'nın Temsili

Mansi'nin derlemesinde, Ankyra ve Neocaesarea konsillerine katılan piskoposların imzaları arasında Amaseia piskoposu Basileios'un adı bulunur. Bu, kentin yalnızca yerel bir kilise merkezi olmadığını, bölgeyi ilgilendiren geniş kararların alındığı masalarda da yer aldığını gösterir. İmza listelerinin sonradan düzeltilmiş olabileceği hatırda tutulmalıdır; ama Basileios'un aynı dönemde yaşadığı ve ardından gelen olaylarla bağlantılı olarak anıldığı başka kaynaklarla da doğrulanır.

Basileios'un Şehadeti ve Nikaia Dönemi

Hieronymus'un Latinceye çevirdiği Eusebios'un Kronik'inde, 275. Olimpiyat dönemine (321-324) ilişkin kayıtta, Pontus'taki Amaseia piskoposu Basileios'un Licinius döneminde şehit edildiği belirtilir. Eusebios, Kilise Tarihi'nin onuncu kitabında Licinius zamanında Hristiyanların, özellikle Amaseia ve diğer Pontus şehirlerinde, büyük bir sertlikle karşılaştığını, valinin birkaç piskoposa suçlulara uygulanan olağan cezaları verdiğini aktarır. Athanasios da dördüncü yüzyılın başındaki piskoposlar arasında Oğul'un Baba ile benzer öze sahip olduğunu savunanlar listesinde "Pontuslu Basileios"u anar; buradaki göndermenin Amaseia piskoposu için olduğu açıktır. Ölümünün 322'de Nikomedeia'da gerçekleştiği ve anma gününün 26 Nisan olduğu kabul edilir; bu tarih hem Yunan synaxarion ve menaionlarında hem Roma martyrologium'unda geçer.

Basileios'un şehadetini anlatan ve görgü tanığı bir presbiter olan Ioannes'e atfedilen Acta'nın sahih olmadığı, anlatının tümüyle efsanevî sayıldığı belirtilir. Philostorgios'un Basileios'un Nikaia Konsili'ne katıldığı yolundaki ifadesi de bir karışıklığa dayanır; 325'teki Nikaia imza listesinde Amaseia piskoposu olarak Eutychianos'un adı görünür. Böylece belgelerle izlenebilen piskopos dizisi şöyledir: üçüncü yüzyılda Phaidimos, 314'te Basileios, onun 322 civarındaki şehadetinden sonra 325'te Nikaia'da Eutychianos. Bu piskoposların hayatlarına dair bilgiler çok sınırlıdır ve ayrıntılı biyografileri yazılabilecek durumda değildir.

Asterios ve Dördüncü Yüzyılın Sonu

Amaseia piskoposluğunu bütün Hristiyan dünyasında tanınır kılan isim, 380 ile 390 arasında kürsüye çıkan Asterios'tur. Kappadokia'da doğmuş, piskopos olmadan önce avukatlık yapmış, Iconium piskoposu Amphilochios'un ve üç büyük Kappadokialı kilise babasının genç çağdaşıdır. Küçük yaşta bir İskit köle tarafından eğitildiği bilinen Asterios'un hayatına dair başka az şey bilinir; doğumu yaklaşık 350, ölümü yaklaşık 410 olarak verilir, ikisi de kesin değildir. Aynı adı taşıyan Ariusçu hatip Asterios Sophistes ile karıştırılmamalıdır.

Asterios'tan günümüze on altı vaaz ve şehitler için yazılmış methiye ulaşmıştır; Photios ayrıca elimizde bulunmayan başka vaazlardan söz eder. Metinler klasik edebiyata aşinalığı ve dönemin gündelik hayatına dair olağanüstü zengin ayrıntıları ile tanınır. Dördüncü vaaz, Kalendae bayramının, yani yılbaşının putperest âdetlerine ve taşkınlıklarına karşıdır ve Libanios'un bu bayramı savunan sözlerini tek tek çürütür. 1 Ocak 400'de söylendiği anlaşılan bu vaaz, Asterios'un kariyerinin tarihlendirilmesinde de ana dayanaktır; başka bir vaazdaki ileri yaşına yapılan atıf da buna katkıda bulunur. Birinci vaazda, Zengin Adam ile Lazarus meselinden hareketle, zenginlerin giysilerini süsleyen dokuma resimleri eleştirir. Bu resimlerde Kana'daki düğünün, felçlinin yatağını taşımasının, kanaması olan kadının İsa'nın giysisinin eteğine dokunmasının işlendiğini aktarır ve dinleyicilerine Mesih'in görüntüsünü giysilerine işlemek yerine ruhlarında taşımalarını öğütler. Sanat tarihçisi Arnold Hauser bu sözlerden hareketle Asterios'u ikonoklast saymıştır; bu yanlış bir okumadır, çünkü itirazın gerekçesi ikonların kendisi değil, israf ve gösteriştir.

Asterios'un en çok bilinen metinlerinden biri, Aziz Euphemia'nın şehadeti üzerine on birinci vaazdır. Vaaz, azizenin mezarı yakınındaki bir kilisede sergilenen, kanvas üzerine yapılmış bir resmin tasvirini (ekphrasis) içerir ve resmi ressamlar Euphranor ile Timomachos'un ünlü Helenistik eserleriyle karşılaştırır. Bu metin, İkonoklazm dönemini kapatan 787'deki İkinci Nikaia Konsili'nde, ikonlara saygının delili olarak iki kez alıntılanmıştır. Resimde azizenin ateşle öldürüldüğü gösterilir; bu durum, diğer rivayetlerdeki ölüm biçimiyle uyuşmadığı için tarihçileri düşündürmüştür. Dinleyicilerin yalnızca erkeklerden oluştuğu anlaşılır; çünkü hitap "baylar" (andres) biçimindedir. Böylece bir Amaseia piskoposunun sözleri, yüzyıllar sonra Hristiyan dünyasının sanat ve ikona tartışmalarında başvurulan bir kaynak oldu.

Metinlerin yayın tarihi de kendi başına bilgi vericidir. On dört özgün vaaz Migne'nin Patrologia Graeca dizisinin 40. cildinde (155-480. sayfalar) Latince çevirisiyle basılmış, 1970'te C. Datema'nın Leiden'de yayımladığı eleştirel nüsha ilk on dört vaazı kapsamıştır. Athos Dağı'nda M. Bauer'in bulduğu iki vaaz ise ilk kez 1914'te A. Bretz tarafından yayımlanmıştır. Metinlerin orta çağ Latincesi, Gürcüce ve Kilise Slavcası çevirileri de korunmuştur. Beş vaazın İngilizce çevirisi 1904'te Amerika Birleşik Devletleri'nde "Ancient Sermons for Modern Times" adıyla basılmıştır. Ressam Rubens'in kardeşi Philip Rubens da vaazların bir neşrini hazırlamış, bu çalışma 1611'deki ölümünden sonra anma cildinde yayımlanmıştır. Asterios'un anma günü 30 Ekim'dir.

Bağlı Piskoposluklar ve Bölgesel Düzen

Amaseia'nın metropolitlik yetkisi en iyi, bağlı piskoposluklar üzerinden izlenir. Euchaita (bugünkü Çorum'un Beyözü yöresi), başlangıçta eyalet başkenti Amaseia metropolitine bağlıydı. Kent, Amaseia'da şehit edilen Theodoros'un hac merkezi olarak ün kazandı. Theodoros'un Amaseia'daki ölümünün yaklaşık 306 yılına ya da en geç 319'a yerleştirildiği, anma geleneğinin dördüncü yüzyılın sonunda var olduğu ve Nyssalı Gregorios'un 381 kışında onun için bir methiye okuduğu bilinir; bu mabedin Amaseia'da mı, Euchaita'da mı olduğu kesin değildir. Sekizinci ya da dokuzuncu yüzyıla ait bir hagiografiye göre, Theodoros'un kalıntıları bir süre Amaseia'da kalmış, Euchaita'daki Hristiyanlar ise kalıntıların kendi şehirlerine nakli için ısrarla başvurmuşlardır.

Euchaita'nın piskoposluk makamı beşinci yüzyılda saygın din adamlarının sürgün edildiği bir merkez olarak da anılır. 515'te şehir bir Hun akınında yağmalandı; surları olmayan bu yerleşim, Anastasios I (491-518) tarafından yeniden kuruldu, tahkim edildi ve şehir statüsüne yükseltildi. Euchaita, VI. Leon'un (886-912) döneminde tam bir metropolitlik oldu; bu, Amaseia'ya bağlı bir piskoposluğun zamanla bağımsız bir makama dönüşmesinin örneğidir. Onuncu yüzyılda Amaseia metropolitliği, Konstantinopolis Patrikhanesi'ne bağlı metropolitlikler arasında on birinci sırada yer alıyordu.

Orta Çağda Daralan Bir Makam

On ikinci yüzyıldan itibaren Anadolu'ya yönelen Türk göçleri, bölgedeki Hristiyan nüfusu azalttı ve metropolitliğin gündelik işleyişini zorlaştırdı. 1315'te uzun süredir boş duran makama Kallistos atandı; ancak 1317'de, Türkmen akınlarının çok şiddetli olduğu bir sırada makamına giremedi. Patrik XIII. Ioannes'in izniyle metropolitliğin merkezi, Trabzon İmparatorluğu sınırları içinde olduğu için daha güvenli sayılan Limnia'ya taşındı; gerekçe, koşullar düzelip Türklerin girişine izin verene kadar bu düzenin sürmesiydi. 1384'te Limnia piskoposu, metropolit kendi bölgesine giremediği için Amaseia metropolitliğinin işlerini geçici olarak yürüttü. Bu dönemden kalan bir kayıt, bir zamanlar ünlü ve büyük olan Amaseia metropolitliğinin yabancıların istilasıyla harap olup yoksulluğa düştüğünü, başlangıçta parlak bir metropolitlik iken artık bakanlara yoksul göründüğünü yazar.

Osmanlı Dönemi ve Son Metropolit

Osmanlı idaresinde Amaseia Rum Ortodoks metropolitliği, Patrikhane'ye bağlı olarak varlığını sürdürdü. Yirminci yüzyıl başındaki en bilinen metropoliti Germanos Karavangelis'tir. 1866'da Midilli'de doğan, Heybeliada Ruhban Okulu'nda öğrenim gören ve Leipzig ile Bonn'da felsefe okuyan Karavangelis, 1900'den 1907'ye kadar Kesriye (Kastoria) metropolitliği yaptı; 1907'de Sultan'ın emriyle görevinden alındı ve Patrik'in isteğiyle Amaseia metropolitliğine atandı. Makamı Samsun'daydı. Bu görevde köylerde okullar açtığı ve bir lise kurduğu aktarılır. Dönemin siyasi çatışmalarının içinde yer aldı; 1917'de tutuklanarak İstanbul'a gönderildi, 1921'de Millî Mücadele sırasında Türk tarafının askerî mahkemesince gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı.

Ağustos 1922'de Romanya'da bulunuyordu; Anadolu'daki felaketin ardından İstanbul'a dönmek istedi, ama gemiden inmesine izin verilmedi. Patrik güvenliği için onu Yanya metropolitliğine atadı. 1924'te Budapeşte, ardından Viyana'daki Patrikhane metropolitliğine nakledildi ve 11 Şubat 1935'te Viyana'da öldü. Amaseia metropolitliğinin son fiilen görev yapan sahibi olarak anılır. Yunan kaynakları, 1922'de metropolitliğe bağlı Ortodoks Hristiyan sayısını yaklaşık 40.000 olarak verir ve bunların yarısının Rum olduğunu belirtir; 1923'teki Türk-Yunan nüfus mübadelesiyle bölgedeki Rum cemaati ayrıldı ve metropolitlik fiilen sona erdi. Birinci Dünya Savaşı arifesinde 30.000 kişilik Amasya nüfusunun 13.788'i Ermeniydi ve şehirde dört Ermeni kilisesi bulunuyordu; bu cemaat de 1915'ten sonra şehirden ayrılmak zorunda kaldı.

Latin Titüler Makam

Amaseia, bugün hem Doğu Ortodoks hem Katolik kilisesi tarafından titüler bir makam olarak anılır. Roma, bu makamı resmen yaklaşık 1600'de kaldırdı, ama aynı anda en yüksek rütbeli titüler başpiskoposluk olarak yeniden tanımladı. Bu unvanı taşıyanlar arasında papalık diplomatı Giovanni Battista Agucchia (1623-1632), İngiltere Kralı II. James nezdindeki papalık temsilcisi olan ve sonradan kardinal yapılan Ferdinando d'Adda (1687-1690) ve Fransa'da nunsiyus olarak görev yapan Agostino Cusani (1696-1711) bulunur. Unvan 1742'de Pavia piskoposluğuyla birleştirilmiş, 1819'da yeniden kaldırılmış ve aynı yıl nominal olarak yeniden kurulmuştur. Yirminci yüzyılda unvanı taşıyanlar arasında Mısır ve Arabistan apostolik delegesi iken kardinal olan Gustavo Testa (1934-1959) da vardır.

Kronoloji

M.Ö. 333-26: Amaseia, Pontus krallığının başkentidir.

Yaklaşık 112: Traianus, Amaseia'yı Kappadokia eyaletine bağlar.

Üçüncü yüzyıl: Amaseia, Pontus'un metropolitlik merkezi olarak anılır; piskopos Phaidimos, Gregorios'u Neocaesarea piskoposu olarak takdis eder.

314: Ankyra ve Neocaesarea konsilleri toplanır; imza listelerinde Amaseia piskoposu Basileios'un adı geçer.

321-324: Eusebios Kroniği'ne göre Basileios Licinius döneminde şehit edilir.

325: Nikaia Konsili imza listesinde Amaseia piskoposu olarak Eutychianos görünür.

380-390: Asterios, Amaseia piskoposu olur; 1 Ocak 400'de Kalendae'ye karşı vaazını verir.

451: Khalkedon Konsili, Neocaesarea kanonlarını evrensel kabul eder.

787: İkinci Nikaia Konsili, Asterios'un Euphemia vaazından iki kez alıntı yapar.

Onuncu yüzyıl: Amaseia, Konstantinopolis Patrikhanesi metropolitlikleri arasında on birinci sıradadır.

1317: Metropolit Kallistos makamına giremez; merkez geçici olarak Limnia'ya taşınır.

1384: Limnia piskoposu Amaseia metropolitliğinin işlerini geçici olarak yürütür.

Yaklaşık 1600: Roma, makamı titüler başpiskoposluk olarak yeniden tanımlar.

1923: Türk-Yunan nüfus mübadelesiyle Rum Ortodoks cemaati ayrılır; metropolitlik fiilen sona erer.

Kaynakça

Diğer kaynaklar

  • Asterius of Amasea (Vikipedi maddesi; Datema, C., Asterius of Amasea: Homilies I-XIV, Leiden 1970) en.wikipedia.org
  • Basil of Amasea (Kirsch, J. P., Catholic Encyclopedia, cilt 2, 1907; Mansi, Coll. conc., II)
  • St. Gregory of Neocaesarea (Catholic Encyclopedia, New Advent) newadvent.org
  • Synod of Ancyra (Rockwell, W. W., Encyclopaedia Britannica, 11. baskı; Ohme, H., The History of Byzantine and Eastern Canon Law to 1500, 2012)
  • Synod of Neocaesarea (Encyclopaedia Britannica, 11. baskı; Hefele, C. J., History of the Councils of the Church)
  • Amasya (Vikipedi); Christopoulos, E., Diocese of Amaseia (Ottoman Period), Encyclopedia of the Hellenic World en.wikipedia.org
  • Diocese of Pontus (Vikipedi) en.wikipedia.org

Çevrimiçi kaynaklar