Amasya'nın tatlı geleneğinde kadayıfın kendine özgü bir yorumu vardır: gömlek kadayıfı. Adını, ince tel kadayıfın bir dolguyu tıpkı bir gömlek gibi sarıp sarmalamasından alır. Ceviz, şeker ve kimi zaman bir tutam tarçından oluşan iç, ince hamur tellerinden örülmüş bir kılıfın içine yerleştirilir; kılıf ya fırında kızarana dek pişirilir ya da yumurtaya bulanıp tavada kızartılır, ardından şerbete yatırılır. İnce ustalık isteyen bu tatlı, yörenin bayram ve düğün sofralarında sıkça karşımıza çıkar. Amasya mutfağını derleyen resmî listelerde dene hasudası, kuymak, tırtıl baklava ve unutma beni gibi şehrin bilinen tatlılarıyla birlikte anılması da onun yerel kimliğinin ne kadar yerleşik olduğunu gösterir.
Gömlek kadayıfını anlamak için iki ayrı hikâyeyi birlikte okumak gerekir. Birincisi, Arap mutfağında doğup Osmanlı sofrasında biçim değiştiren kadayıfın uzun hikâyesidir. İkincisi ise bu ortak mirası kendi bahçesinin cevizi, kendi misafirlik âdetleri ve kendi sofra düzeniyle yeniden yorumlayan Amasya'nın hikâyesidir. Tatlının bugünkü hâli, bu iki çizginin kesiştiği yerde durur.
Adı ve Biçimi
Türkçede "gömlek", bir şeyin üzerini saran ince örtü anlamında da kullanılır; yılanın değiştirdiği deriye bu yüzden yılan gömleği denir. Tatlının adı da bu anlamdan gelir. Cevizli iç, kadayıf tellerinden oluşan ince bir örtüyle sarılır ve pişen kılıf, içindeki dolguyu bir gömlek gibi kuşatır. Bu yüzden gömlek kadayıfı, tepsiye yayılıp dilimlenen alışılmış tel kadayıftan biçim bakımından ayrılır; her parça kendi başına sarılmış, tek kişilik bir lokmadır.
Amasya Valiliğinin yayımladığı Amasya Mutfağı adlı kitaptaki tarif, bu adlandırmayı daha da açık kılan bir ayrıntı verir. Orada kullanılan hamur sıradan dökme tel kadayıf olarak tarif edilmez; malzeme listesinde "file şeklinde özel olarak dökülmüş" yaş gömlek kadayıfı yazılıdır. Yani teller, kalbur gözünü andıran ince bir ağ hâlinde, yaprak gibi bütün kalacak biçimde dökülür. Bu ağ dikdörtgen parçalara kesilir, içine dolgu konur ve rulo biçiminde dürülür. Böylece tatlının adındaki "gömlek", gerçekten de dokunmuş bir kumaşı andıran bu file hamurdan gelir.
Evde tel kadayıfla yapılan usulde ise aynı etki elle sağlanır. Kadayıfın bir tutamı avuç içine yayılır, ortasına ceviz ile şekerin karıştırıldığı bir dolgu yerleştirilir ve teller özenle üzerine kapatılarak minik bir demet oluşturulur. Bu demetler bir tepsiye yan yana dizilir; her biri tıpkı ince işlenmiş birer altın kozayı andırır. Koza benzetmesi Amasya için yabancı da sayılmaz. İpekböcekçiliği bir zamanlar şehrin temel uğraşlarından biriydi ve on yedi köyde koza üretilirdi; koza bağlama mevsiminin sonunda komşulara verilen "barama yemeği", yöre mutfağının kendi tören sofraları arasında yer alır.
Kadayıfın Uzun Geçmişi
Kadayıf sözcüğü Osmanlı Türkçesine Arapça katâif sözcüğünden geçmiştir. Arap mutfağında bu ad, bugün bildiğimiz tel hamurdan farklı, daha eski bir hamur tatlıları ailesini anlatıyordu. Bilinen en eski katâif tarifleri on yüzyıldan kalma bir Abbâsî yemek kitabında yer alır. Türk tatlıları tarihi üzerine çalışan Priscilla Mary Işın'a göre kadayıf, ortaçağ Arap mutfağında sacda pişen bir tür ince gözleme olarak doğmuş, erken Osmanlı döneminde ise yine sacda pişirilen hamur tellerine dönüşmüş ve bu yeni biçimiyle Yakın Doğu'ya yayılmıştır. Türkçede kelimenin hem tel hamuru hem de bu hamurdan yapılan tatlıları anlatır hâle gelmesi bu dönüşümün sonucudur. Kimi Türkçe kaynaklarda sözcüğün "kadife" ile ilişkilendirildiği de görülür, ancak bu açıklama sağlam bir dayanağa sahip değildir.
Osmanlı sarayında kadayıf, uzun süre en çok tüketilen tatlılar arasındaydı. On beşinci yüzyıldan on sekizinci yüzyıla uzanan dönemde lokma, lalanga ve kadayıf sarayın en yaygın tatlıları olarak öne çıkar; baklava ise Fatih döneminden itibaren sarayda ikram edilmekle birlikte ancak on sekizinci yüzyılda geniş çevrelere yayılmıştır. Saray ziyafetlerinde reçel, helva, lokum, aşure ve dondurmanın yanında kadayıf da sofradaki yerini korumuştur. Geç dönem Osmanlı mutfağının geleneksel yemekleri sayılırken pilav ve kadayıfın birlikte anılması, tatlının bu mutfaktaki ağırlığını gösterir. On altıncı yüzyıl şairi Lâmiî Çelebi'nin Ferhâd ile Şîrîn mesnevisinde kadayıfın adının geçmesi de onun saray kayıtlarının dışında, edebiyatın gündelik dünyasında da bilinen bir tat olduğunu düşündürür.
1844 yılında Mehmed Kâmil tarafından yazılan ve basılı ilk Türk yemek kitabı kabul edilen Melceü't-Tabbâhîn, kadayıfın ne kadar çeşitlendiğini açıkça gösterir. Kitapta âdi tel kadayıf, saray tel kadayıfı, beyaz kadayıf, kaymaklı kadayıf, yassı kadayıf, yağsız kadayıf, yufkalı kadayıf ve ekmek kadayıfı gibi pek çok tarif bulunur. Bu tarifler üzerine yapılan bir çalışmada aynı grupta tencere kadayıfı, yıkanmış kadayıf, kaymaklı ve pirinç unlu kadayıf, iki çeşit kadayıf kızartması ve kadayıf böreği de sayılır. Kızartılarak yapılan kadayıfların bu erken listede yer alması önemlidir, çünkü Amasya'daki gömlek kadayıfının resmî tarifi de fırın yerine tavada kızartmaya dayanır. Osmanlı kadayıflarında tel hamurun yanında tereyağı, yumurta, süt, şeker, ceviz, fındık, Antep fıstığı, badem, bal, kaymak, pirinç unu ve gül suyu gibi malzemeler kullanılır. Aynı dönemde asıl tatlandırıcının pekmez ve bal olduğu, şekerin ise daha çok varlıklı kesimlerin kullanabildiği bir malzeme olduğu da belirtilir.
Bugün piyasada satılan tel kadayıf, özel amaçlı kadayıf unundan hazırlanan sulu bir hamurun ince deliklerden dönen sıcak bir sacın üzerine akıtılmasıyla üretilir. Hamur sacın üzerinde saç teli inceliğinde iplikler hâlinde pişer; bu teller taze, soğutulmuş ya da dondurulmuş olarak ara ürün biçiminde satılır. Türkiye'de tel kadayıf, un ve sudan yapılan yarı işlenmiş bir ürün olarak TS 10344 numaralı standartla tanımlanmıştır. Kadayıf tellerinden yapılan tatlıların çoğu ya fırında pişirilir ya da kızartılır, ardından şekerli şerbete yatırılır. Gömlek kadayıfı da bu genel kuralın içinde kalır; onu ayıran şey, telin tepsiye serilmesi yerine bir dolgunun çevresine sarılmasıdır.
Amasya Mutfağındaki Yeri
Amasya, Yeşilırmak vadisinin verimli bahçeleri ve uzun şehir hayatının biriktirdiği görgüyle zengin bir mutfağa sahiptir. Şehrin yemek kültürünü anlatan derlemeler, bu zenginliği Amasya'nın uzun süre pek çok topluluğa başkentlik etmesine ve Osmanlı döneminde şehzadelerin yetiştiği bir merkez olmasına bağlar. Bu anlayışa göre "Şehzadeler Şehri" diye anılan Amasya, sofra düzenini bir sanatkâr titizliğiyle kurmuş ve sultanlara yaraşır lezzette, görünüşte ve nitelikte kendine özgü yemekler geliştirmiştir. Keşkeğin Amasya'da kazandığı ün, bakla dolmasının özenle sarılan yaprakları ve bayat ekmeği değerlendiren unutma beni tatlısı aynı derlemelerde bu inceliğin örnekleri olarak anılır.
Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün yöre mutfağı listesinde Amasya tatlıları şöyle sıralanır: dene hasudası, kuymak, yuka tatlısı, ayva gailesi, elma tatlısı, fırın sütlaç, gelin parmağı, gömlek kadayıfı, kalbur tatlısı, höşmerim, peluza (hasuda), şeker böreği, unutma beni, vişneli ekmek ve zerdali gailesi. Bu liste, yöresel yemekleri tanıtan pek çok yayında aynen tekrarlanır ve gömlek kadayıfının Amasya'ya ait bir tatlı olarak tanınmasında başlıca dayanağı oluşturur. Listede yer alan tatlıların önemli bir bölümünün ceviz, pekmez ve tereyağı üzerine kurulu olması, gömlek kadayıfını da bu ailenin tabii bir üyesi yapar.
Tatlının en ayrıntılı tarifi, Amasya Valiliğinin 2006'da ilk baskısını yaptığı, 2010'da ikinci baskısıyla yeniden yayımladığı iki dilli Amasya Mutfağı kitabındadır. H. Harun Yörgüç'ün editörlüğünde hazırlanan kitabın oluşumunda Amasya Anadolu Kız Meslek Lisesinin yiyecek ve içecek hizmetleri öğretmenleri, usta öğreticiler, aşçılar ve şehrin ev hanımları birlikte çalışmıştır. Gömlek kadayıfı bu kitapta tatlılar bölümünün sonunda, teltel adıyla bilinen Amasya pişmaniyesiyle aynı sayfada yer alır. Tarifin okulda öğretilen mutfak bilgisiyle evlerde kuşaktan kuşağa aktarılan usulün birleştiği bir çalışmadan gelmesi, ona yerel bir belge değeri kazandırır.
Ağır Misafir Sofrası ve Tören Yemekleri
Amasya'da bu tatlı, özel günlerin habercisidir. Bir tepsi gömlek kadayıfı, çoğu zaman bir kutlamanın, bir konuk ağırlamanın ya da bir bayram sabahının işaretidir. Hazırlanışındaki incelik, aslında ev sahibinin konuğuna gösterdiği özenin bir ifadesidir. Bu özenin en açık biçimde görüldüğü yer, Amasya'ya özgü "ağır misafir" sofrasıdır. Yöre geleneğini anlatan derlemelere göre Amasyalı her öğünde sofrasında misafir görmek ister; o öğün konuğu yoksa bir fakiri, hatta bir meczubu sofrasına çağırıp yemeğini onunla bölüşür. Amasya'da ev sahibi olmaktan çok misafir olmanın bir meziyet sayıldığı da aynı yerde söylenir.
Dışarıdan gelen ve çoğunlukla geceyi de evde geçiren konuğa "ağır misafir" denir ve onun için kurulan sofrada mutlaka altı kap yemek bulunur. Bu yemeklerin cinsi hemen hemen hiç değişmez; sunuş sırasıyla toyka çorbası, bütün et, pirinç pilavı, sini su böreği, bamya ve tatlı gelir. Yaz mevsiminde bütün etin yerini patlıcan pehlisi alır. Sofranın son kabı olan tatlı ise tırtıl baklava, kuymak ya da gömlek kadayıfından biridir. Gömlek kadayıfının bu üç tatlıdan biri olarak sayılması, onun gündelik bir tatlıdan çok, evin itibarını gösteren bir ikram olarak görüldüğünü ortaya koyar.
Bu üçlünün her biri farklı bir emeği temsil eder. Tırtıl baklava, ceviz büyüklüğündeki bezelerden açılan yufkaların cevizle oklavaya sarılıp büzüştürülmesi, bir gün kurutulması ve ancak sonra kesilip kızartılmasıyla hazırlanan zahmetli bir tatlıdır. Kuymak ise tereyağında kaynatılan pekmeze un katılarak helva kıvamına getirilen ve sıcak yenen sade bir ev tatlısıdır. Gömlek kadayıfı bu ikisinin arasında durur: hazır kadayıf hamuruyla çalıştığı için tırtıl baklava kadar uzun sürmez, ama her parçanın tek tek sarılması ve kızartılması kuymaktan çok daha fazla el emeği ister. Velime yemeğinde, yani düğün gecesi gelin ile damada sunulan tepside de bütün et ve pilavın yanında tırtıl baklavanın yer alması, Amasya'nın tören sofralarında tatlının hep belli bir yeri olduğunu gösterir.
Amasya Mutfağı Kitabındaki Tarif
Kitapta verilen ölçüler şöyledir: 500 gram file biçiminde dökülmüş yaş gömlek kadayıfı, iki su bardağı iri kıyılmış ceviz, üç yumurta, 200 gram tereyağı, bir fincan sıvı yağ, toz tarçın ve dolgu için iki kaşık toz şeker. Şerbet için bir kilo toz şeker, dört su bardağı su ve yarım limon suyu kullanılır. Malzeme listesinde dikkati çeken iki şey vardır. Birincisi, tereyağı ile sıvı yağın birlikte kullanılmasıdır; tereyağı lezzeti verirken sıvı yağ kızartma sırasında tereyağının çabuk yanmasını geciktirir. İkincisi, yumurtanın tarifte yer almasıdır. Yumurta, kadayıfın dış yüzünde ince bir kaplama oluşturarak telleri kızartma sırasında bir arada tutar.
Yapılış da aynı açıklıkla anlatılır. Yaş kadayıf dikdörtgen parçalara ayrılır, her parçanın arasına ceviz, toz şeker ve tarçın konarak rulo biçiminde dürülür. Yumurtalar geniş bir kasede iyice çırpılır, yağlar eritilip kızdırılır. Yumurtaya bulanan kadayıf ruloları pembeleşinceye kadar iki yüzü de kızartılır. Kızaran sıcak rulolar soğuk şerbetin içine atılır ve beş dakika şerbette bekletildikten sonra çıkarılır. Tatlı, arzuya göre kaymak ya da cevizle süslenerek servis edilir. Kitabın İngilizce bölümünde aynı tarif "freshly made gömlek kadayıf" adıyla verilir ve tatlının yabancı okura da adının çevrilmeden tanıtılması tercih edilmiştir.
Bu tarif, kadayıfı bir tür kızartma tatlısına yaklaştırır ve Osmanlı mutfağındaki kadayıf kızartmalarıyla aynı aileye bağlar. Kızartma usulünün getirdiği fark en çok dokuda hissedilir. Yumurtaya bulanıp kızartılan rulo dışta ince bir kabuk kazanır, içteki teller ise cevizli dolguyla birlikte daha yumuşak kalır. Rulonun şerbette yalnızca beş dakika bekletilmesi, tatlının şerbeti çekerken dış yüzündeki kızarıklığı tümüyle yitirmemesini sağlar.
Fırında Pişirilen Usul
Tatlının fırında pişirilen bir biçimi de vardır ve özel olarak dökülmüş file kadayıf yerine piyasada bulunan tel kadayıfla uygulanabilir. Bu usulde tel kadayıf, üzerine eritilmiş tereyağı gezdirilerek nemlendirilir ve tellerin birbirine tutunması sağlanır. Kadayıfın bir tutamı avuç içine yayılır, ortasına cevizli ve şekerli dolgu konur, teller dolgunun üzerine kapatılarak demet hâline getirilir. Demetler yağlanmış tepsiye sık ama birbirini ezmeyecek biçimde dizilir.
Hazırlanan kadayıf demetleri, üzeri kızarıp çıtırlaşana dek orta ateşli fırında pişirilir. Bu aşamada sabır gerekir; teller altın sarısı bir renk almalı ama yanmamalıdır. Fırından çıkan sıcak kadayıfların üzerine, önceden hazırlanıp soğutulmuş şeker şerbeti dökülür.
Sıcak hamurla soğuk şerbetin buluşması, kadayıfın telleri arasına şerbetin sinmesini sağlar ve kendine has dokusunu ortaya çıkarır. Bu kural yalnız gömlek kadayıfına özgü değildir; Amasya mutfağının şerbetli tatlılarında aynı ilke tekrar tekrar karşımıza çıkar. Aynı kitaptaki kalbura bastı tarifinde fırından çıkan tatlının tamamen soğuduktan sonra soğuk şerbetle buluşturulması, tırtıl baklavanın ise kızartıldıktan sonra şerbetlenmesi, sıcaklık farkının yöre tatlıcılığında bilinçli olarak gözetildiğini gösterir. Şerbette bir kilo şekere dört su bardağı su ve yarım limon suyu kullanılır; limon, şekerin soğurken kristalleşmesini önler.
Doku ve Sunuş
Gömlek kadayıfının en çekici yanı, dış yüzeyinin çıtırlığı ile içindeki cevizli dolgunun yumuşaklığı arasındaki tezattır. Isırıldığında önce tellerin nazik çıtırtısı, ardından cevizin yoğun aroması ve şerbetin tatlılığı ağızda birbirini izler. Tarçın kullanıldığında bu sıralamaya hafif, sıcak bir koku eklenir. Tatlının tek lokmalık rulo ya da demet biçiminde hazırlanması, sofrada dilimlemeye gerek bırakmaz ve her konuğa aynı ölçüde, bozulmamış bir parça sunulmasını sağlar.
Kimi sofralarda üzerine bir parça kaymak eklenerek bu lezzet daha da zenginleştirilir. Amasya Mutfağı kitabı da tatlının kaymakla ya da cevizle süslenerek sunulabileceğini yazar. Kaymak, şerbetin keskin tatlılığını yumuşatır ve sıcak ya da ılık servis edilen kadayıfla soğuk bir karşıtlık kurar. Üstüne serpilen ceviz ise iç dolgunun habercisi gibidir. Kızartılan rulolar şerbetten tek tek çıkarılarak servis tabağına alınır.
Ceviz ve Amasya Bahçeleri
Bu tatlının hazırlanışı, Amasya'nın ceviz bolluğuyla da yakından ilgilidir. Yörenin bahçelerinde yetişen iri ve yağlı cevizler, gömlek kadayıfının dolgusuna derinlik ve aroma katar. Bu yüzden tatlı, bir tarifin olduğu kadar toprağın verdiğinin sofraya yansımasının da ürünüdür. Ceviz ne kadar taze ve bol olursa, kadayıfın içi o kadar dolgun bir tada bürünür. Taze ceviz yağını korur ve dolguya hafif tatlı bir koku verir; bayatlamış ceviz ise acılaşır ve şerbetin tadını bile bozabilir.
TÜİK'in 2023 verilerine göre ilde yılda 7.230 ton ceviz üretilmektedir ve bu miktar Türkiye'deki toplam ceviz üretiminin yüzde 2'sine karşılık gelir. Amasya'nın iklimi ve toprak yapısı elma ve kirazın yanı sıra armut, badem, ceviz, bağcılık ve erik için elverişlidir. Amasya elmasıyla tanınan şehirde ceviz, ticari önemi bakımından elmanın gerisinde kalsa da mutfakta neredeyse her tatlının ortak malzemesidir. Amasya Mutfağı kitabındaki tatlı tariflerinin büyük bölümünde ceviz geçer: tırtıl baklavanın yufkaları cevizle sarılır, kalbura bastının hamurunun içine ceviz konur, unutma beninin üzerine ceviz dökülür, vişneli ekmek de cevizle tamamlanır. Gömlek kadayıfında ise ceviz, tatlının asıl gövdesini oluşturur.
Benzer Tatlılar ve Karıştırılan Adlar
Gömlek kadayıfı adı yalnız Amasya'da kullanılmaz ve her yerde aynı tatlıyı anlatmaz. Kimi yayınlarda "gömlek kadayıfı" adıyla verilen tarifler, aslında tereyağıyla harmanlanan tel kadayıfın tepsiye iki kat hâlinde serilip arasına ceviz konduğu sıradan tepsi kadayıfıdır. Bazı tarif derlemelerinde ise "fincan kadayıfı" ya da "gömlek tatlısı" adı, tel kadayıfın kenarları dışarı sarkacak biçimde bir fincana doldurulup ortası cevizle doldurularak pişirildiği tek kişilik bir tatlıya verilir. Bu adlandırmalar, kadayıfın bir dolguyu sarma fikrinin farklı yörelerde farklı biçimlerde yorumlandığını gösterir. Amasya'ya özgü olan, file biçiminde dökülmüş yaş kadayıfın dürülerek rulo yapılması, yumurtaya bulanıp kızartılması ve kısa süre soğuk şerbette bekletilmesidir.
Tatlı, tel kadayıf hamuruyla yapılan öteki Türk tatlılarıyla da akrabadır. Peynirle yapılan künefe, rulo biçiminde sarılıp dilimlenen burma kadayıf ve içi cevizle doldurulan kadayıf dolması aynı hamurun farklı yorumlarıdır. Yassı kadayıf, taş kadayıf ve ekmek kadayıfı ise adlarındaki benzerliğe karşın tel hamurla ilgisi olmayan başka tatlılardır. Gömlek kadayıfını bu geniş aile içinde ayıran, bir yandan tek tek sarılması, öbür yandan Amasya'nın ağır misafir sofrasındaki belirli yeridir.
İnce tellerin sabırla sarıldığı, cevizin cömertçe kullanıldığı ve şerbetin ustalıkla dengelendiği gömlek kadayıfı, Amasya mutfağının zarafete ve emeğe verdiği değeri gösterir. Her demeti, bir usta elin sabrını ve bir sofranın neşesini taşır. Kitabın ev hanımları ile meslek lisesi öğretmenlerinin birlikte çalışmasıyla hazırlanmış olması da bu bilginin evlerde yaşadığını ve yazıya ancak yakın zamanda geçtiğini hatırlatır.
Kronoloji
10. yüzyıl: Bilinen en eski katâif tarifleri bir Abbâsî yemek kitabında yer alır.
15.–18. yüzyıllar: Lokma, lalanga ve kadayıf Osmanlı sarayında en çok tüketilen tatlılar arasındadır.
1844: Mehmed Kâmil'in Melceü't-Tabbâhîn adlı eseri, kadayıfın on kadar çeşidine tarif verir.
Ekim 2006: Amasya Valiliğinin Amasya Mutfağı kitabının ilk baskısı yapılır; gömlek kadayıfı tarifi tatlılar bölümünde yer alır.
Şubat 2010: Kitabın ikinci baskısı yayımlanır.
2023: TÜİK verilerine göre Amasya'da 7.230 ton ceviz üretilir; bu, Türkiye üretiminin yüzde 2'sidir.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Badem, Abdullah. "İlk Türk Yemek Kitabı Melceü't-Tabbahin'de Bulunan Tatlılar Üzerine Bir Değerlendirme". Çatalhöyük Uluslararası Turizm ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, 13 (2024), 13–24. doi:10.58455/cutsad.1498823. dergipark.org.tr
Resmî kaynaklar
- Yörgüç, H. Harun (ed.). Amasya Mutfağı / Amasya Cuisine. Amasya Valiliği Yayın No: 42, 2. baskı, Ankara 2010 (1. baskı 2006). Kültür ve Turizm Bakanlığı Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü sitesinde PDF olarak. amasya.ktb.gov.tr
- Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, "Yöre Mutfağı" (amasya.ktb.gov.tr).
- Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Amasya Tarımsal Yatırım Rehberi (TÜİK 2023 verileri).
Kitaplar
- Işın, Priscilla Mary. Sherbet and Spice: The Complete Story of Turkish Sweets and Desserts. I.B. Tauris, 2013; Gülbeşeker: Türk Tatlıları Tarihi. Yapı Kredi Yayınları, 2019.
Diğer kaynaklar
- "Kadayıf" ve "Kadayif" maddeleri, Vikipedi (Türkçe ve İngilizce; yardımcı kaynak). en.wikipedia.org
- "Amasya'nın meşhur yemekleri", Milliyet Yemek (Kültür ve Turizm Bakanlığı listesine dayanarak). amasya.ktb.gov.tr
- "Amasya Yemek Rehberi", Turkey Outdoor.
Çevrimiçi kaynaklar






