Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Var git Yezit var git bulaşma bize
Ahrette haliniz bilmem nicolur
Bizden her gün teberrua oluyor size
O zaman haliniz bilmem nicolur
Hak Muhammed Ali gelip durunca
Hasan Hüseyin’den sual sorunca
İmam Zeynel urbaları bulunca
O zaman haliniz bilmem nicolur
İmam Muhammed Bakır ermeyince
İmam Cafere talip olmayınca
Ol Rıza’dan Kazım’a varmayınca
O zaman haliniz bilmem nicolur
Muhammed Taki’yle Şah Ali Naki
Firdevs bahçesidir göğsünün bağı
Yakındır zamanı Askerin çağı
O zaman haliniz bilmem nicolur
Hak emir eyleyip türap bitince
Olanca varını yere atınca
Mehdi gelip yakanızdan tutunca
O zaman haliniz bilmem nicolur
Kul Hüseyin’im bu iş böyle olunca
On İki İmamlar sual sorunca
İyisini ulu Mevlam bilince
O zaman haliniz bilmem nicolur

Günümüz Türkçesiyle

1. Git Yezid, git, bize bulaşma; ahirette hâliniz nice olur bilmem. Biz her gün sizden yüz çevirip uzaklaşıyoruz; o zaman hâliniz nice olur bilmem.

2. Hak, Muhammed ve Ali gelip durunca, Hasan ile Hüseyin'in hesabı sorulunca, İmam Zeynel elbiseleri bulunca, o zaman hâliniz nice olur bilmem.

3. İmam Muhammed Bakır'a ermeyince, İmam Cafer'e talip olmayınca, Rıza'dan Kâzım'a varmayınca, o zaman hâliniz nice olur bilmem.

4. Muhammed Taki ile Şah Ali Naki'nin göğsünün bağı Firdevs bahçesidir; Askerî'nin çağı yakındır. O zaman hâliniz nice olur bilmem.

5. Hak emredip toprağın ömrü bitince, insan bütün varını yere atınca, Mehdi gelip yakanızdan tutunca, o zaman hâliniz nice olur bilmem.

6. Ben Kul Hüseyin'im; bu iş böyle olunca, On İki İmam hesap sorunca, iyiyi ulu Mevlam bilince, o zaman hâliniz nice olur bilmem.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Altı dörtlüğün her biri "O zaman haliniz bilmem nicolur" nakaratıyla kapanır; ilk dörtlükte bu dizenin bir benzeri, "Ahrette haliniz bilmem nicolur", ikinci dizede de duyulur. Işık iki biçimin de yörede yaygın olarak söylendiğini yazar ve "nicolur"un on birli hece ölçüsüne sığmak için "nice olur"dan kısaltıldığını belirtir. Dörtlüklerin ilk üç dizesi "-ınca, -ince" ekinde buluşur: "durunca, sorunca, bulunca", "ermeyince, olmayınca, varmayınca", "bitince, atınca, tutunca". Caner Işık deyişi düvaz-ı imamlar arasında sayar. Şair adını son dörtlükte "Kul Hüseyin'im" diye anar; metin kaynak kişilerden Halil Sezgin'in aktarımına dayanır.

Anlam ve Söz Sanatları

Düvaz-ı imam, On İki İmam'ın adlarını sırayla anan ve onları öven Alevî-Bektaşî şiiridir; cemlerde zakirlerce okunur. Kul Hüseyin bu türü bir sitemle birleştirir: şiir doğrudan Yezid'e ve onun yolunu tutanlara seslenir. Alevî inancında "tevella" Ehl-i Beyt'i ve onu sevenleri sevmek, "teberra" ise Ehl-i Beyt'e düşman olanlardan uzak durmaktır; "Bizden her gün teberrua oluyor size" dizesi bu ikinci ilkeyi açıkça söyler.

Dörtlükler bir yandan imamları sayar, bir yandan da onlara bağlanmayanların mahşerde düşeceği durumu sorar. Hasan ve Hüseyin'in hesabının sorulması, Zeynelabidin'in Kerbela'dan kalan elbiseleri bulması, Bakır, Cafer, Kâzım, Rıza, Taki, Naki ve Askerî'nin anılması, sonunda Mehdi'nin gelip zalimlerin yakasından tutmasıyla tamamlanır. Beşinci dörtlükteki "türap bitince" sözü kıyametle birlikte toprağın, yani dünyanın sona ermesi olarak anlaşılabilir; bu okuma bizimdir. Nakaratın tekrar eden sorusu, cevabı dinleyiciye bırakarak tehdidi daha etkili kılar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar