Özgün Metin

Ölçü: 8'li hece ölçüsü

Gönül verdim seni sevdim
Aman mürvet dergâhına
Bugün Hakk’ı sende buldum
Aman mürvet dergâhına
Dergâhına giden yollar
Seni tespih eden diller
Hak sevdiği gonca güller
Aman mürvet dergâhına
Dergâhından kesmem elim
Kıblemden çevirmem yönüm
Çağırır Muhammed Ali’m
Aman mürvet dergâhına
Kul Hüseyin’im zatım ile
Buldum muhabbetim ile
Geldim günah yüküm ile
Aman mürvet dergâhına

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül verdim, seni sevdim; aman, mürüvvet dergâhına sığındım. Bugün Hakk'ı sende buldum; aman, mürüvvet dergâhına.

2. Dergâhına giden yollar, seni tespih eden diller, Hakk'ın sevdiği gonca güller; aman, mürüvvet dergâhına.

3. Dergâhından elimi kesmem, kıblemden yüzümü çevirmem; Muhammed Ali'm beni çağırır. Aman, mürüvvet dergâhına.

4. Ben Kul Hüseyin özümle, muhabbetimle seni buldum; günah yükümle geldim. Aman, mürüvvet dergâhına.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Kısa, sekiz heceli dizeler bu dört dörtlüklük nefese kolay ezberlenen, ilahi gibi söylenmeye elverişli bir yapı verir. "Aman mürvet dergâhına" nakaratı ilk dörtlükte ikinci ve dördüncü dizeyi tutar, sonra her dörtlüğün dördüncü dizesinde yinelenir. Aradaki dizelerin uyakları şöyledir: "yollar, diller, güller", "elim, yönüm, Ali'm", son dörtlükte de üç kez "ile". Işık metni nefesler arasında sayar. "Kul Hüseyin'im" mahlası son dörtlüktedir. Deyiş Keçiköylü Ali Yüksel ile Halil Sezgin'den derlenmiştir.

Anlam ve Söz Sanatları

"Mürvet", mürüvvet sözünün halk ağzındaki biçimidir ve cömertlik, insanlık, yardımseverlik anlamına gelir; "mürüvvet dergâhı", af ve yardım dilenen kutsal kapıdır. Deyiş baştan sona bu kapıya sığınmanın dilini konuşur. İlk dörtlükteki "Bugün Hakk'ı sende buldum" dizesi Alevî-Bektaşî düşüncesinin önemli bir yanını yansıtır: Hak, olgun insanda, mürşitte ve sevilende görünür. Sevilen kişi bir mürşit mi, Hz. Ali mi, yoksa Hak'ın kendisi mi, şiir bunu açık bırakır.

İkinci dörtlük dergâha giden yolları, onu tespih eden dilleri ve Hakk'ın sevdiği gonca gülleri sıralar; gül, bu şiir geleneğinde hem sevgiliyi hem Hz. Muhammed'i çağrıştıran bir imgedir. Üçüncü dörtlükte "kıblemden çevirmem yönüm" sözü, bağlılığın namazdaki kıble yönü gibi değişmez olduğunu söyler. Son dörtlükte şair, kendini değerli göstermeden, "günah yüküm ile" geldiğini itiraf eder; bu alçakgönüllülük, Işık'ın Kul Hüseyin hakkında yazdığı gibi, keramet sahibi bir eren sayılmasına rağmen kendini "Kul" adıyla anan bir şairin tavrına uygundur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar