Özgün Metin

Ölçü: 15'li hece ölçüsü (kaynakta belirtildiği gibi)

Sabahın seherinde yârimin yolun gözlerim
Al elim ya Muhammed divanda ağlatma bizi
Hem kalbimde şahadetsin hem dilimde ezberim
Al elim ya Muhammed divanda ağlatma bizi
Seni nurundan yaratmıştır cihanın serveri
Din İslam’ın direği müminler kıble gâhî
Bir cevabın iki olmaz hak yanında vallahi
Al elim ya Muhammed divanda ağlatma bizi
Korkarım günahım çoktur başım gider araya
Mübarek ellerin ile melhem eyle yaraya
Ümmetliğe kabul eyle bizi de kat sıraya
Al elim ya Muhammed divanda ağlatma bizi
Yârın kabire varınca cevap vermek güç olur
Elim ermez eşe dosta andan halim nicolur
Sen kerem kani sultansın şefaat senden olur
Al elim ya Muhammed divanda ağlatma bizi
Kul Hüseyin Hak bakarım doğru giden yoluma
Senden gayrı kimsem yoktur nazar eyle halime
Mümin kulların suçun bağışla ben günahkâra
Al elim ya Muhammed divanda ağlatma bizi

Günümüz Türkçesiyle

1. Sabahın seherinde yârimin yolunu gözlerim; elimi tut ya Muhammed, mahşer divanında bizi ağlatma. Sen hem kalbimde şahadetsin hem dilimde ezberim; elimi tut ya Muhammed, mahşer divanında bizi ağlatma.

2. Dünyanın önderi seni kendi nurundan yaratmıştır; sen İslâm dininin direği, müminlerin kıblegâhısın. Hakk'ın katında senin cevabın iki olmaz, vallahi; elimi tut ya Muhammed, mahşer divanında bizi ağlatma.

3. Korkarım günahım çoktur, başım gider; mübarek ellerinle yarama merhem sür. Bizi de ümmetliğe kabul et, sıraya kat; elimi tut ya Muhammed, mahşer divanında bizi ağlatma.

4. Yarın kabre varınca cevap vermek güç olur; elim eşe dosta yetişmez, hâlim nice olur. Sen keremin madeni, sultansın, şefaat senden olur; elimi tut ya Muhammed, mahşer divanında bizi ağlatma.

5. Ben Kul Hüseyin, ya Hak, doğru giden yoluma bakarım; senden başka kimsem yoktur, hâlime nazar eyle. Mümin kulların suçunu ve ben günahkârın suçunu bağışla; elimi tut ya Muhammed, mahşer divanında bizi ağlatma.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş dörtlük, halk şiirinde az kullanılan uzun bir ölçüyle, on beşli heceyle söylenmiştir ve dizeler bu yüzden ağır, dua okur gibi akar. Işık deyişi nefes ve münacat olarak sınıflar. "Al elim ya Muhammed divanda ağlatma bizi" nakaratı ilk dörtlükte ikinci ve dördüncü dizede yer alır, sonraki dörtlüklerde yalnız son dizeye çekilir; bu dörtlüklerin ilk üç dizesi birbiriyle uyaklıdır ("serveri, kıble gâhî, vallahi", "araya, yaraya, sıraya", "güç olur, nicolur, senden olur", "yoluma, halime, günahkâra"). "Kul Hüseyin" mahlası son dörtlükte geçer. Kaynak kişi Halil Sezgin'dir.

Anlam ve Söz Sanatları

Münacat, Tanrı'ya yakarış şiiridir; bu deyişte yakarış Hz. Muhammed'e yöneltilir ve onun şefaatine sığınılır. "Divan" sözü burada mahşerde kurulacak hesap meclisini anlatır. Şair seher vaktinde, yani dua için en uygun sayılan şafak öncesinde, yârin yolunu gözler; ama bu yâr, ikinci dörtlükte anlaşılacağı gibi Peygamber'in kendisidir. Onun Tanrı'nın nurundan yaratıldığı inancı, Alevî-Bektaşî şiirinde Muhammed-Ali nuru düşüncesiyle birlikte sık geçer.

Üçüncü ve dördüncü dörtlükler günah korkusunu somut imgelerle anlatır: başın gitmesi, yaraya merhem sürülmesi, kabirde cevap vermenin güçlüğü, eşe dosta elin yetişmemesi. Kabirde insanın yalnız kalacağı ve ancak şefaatle kurtulacağı düşüncesi, halk dindarlığının bilinen bir duygusudur. Son dörtlükte şair yalnız kendisi için değil, bütün mümin kullar için af diler. Işık, Kul Hüseyin'in deyişlerinin yörede kutsal kelam olarak kabul edildiğini ve cemlerde okunduğunu yazar; bu deyiş de bu kullanıma uygun bir dua dilidir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar