Özgün Metin

Vezin: Mefʿūlü mefāʿilün feʿūlün

Ey luṭfı ʿamīm feyżi fevvār
Luṭfuñla bulur vücūdı āŝār
Sebḳ eylemeden niyāz u nāzım
Maḥż-ı keremiñden eylediñ var
Varlıḳda daḫi sezā-yı luṭf it
Çün eylediñ evvelī sezā-vār
Bir ḳabża-i türāb āsitānım
Ḳıl ḫāk-i deriñde ḳıymet iẓhār
Bir reşḥa-i āb-ı rāfetiñdir
Her şeydeki āb-ı rūy-ı hem-vār
Bir ḳaṭre-i zülāl raḥmetiñdir
Aṣdāfıñ içinde dürr-i şeh-vār
Olsun eŝerim ʿazīz-i devrān
Nādānlar elinde olmasın ḫār

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey lütfu her şeyi kuşatan, feyzi fışkırarak akan (Allah); yaratılmış eserler varlıklarını senin lütfunla bulur.

2. Ne yalvarışım ne de nazım henüz ortada yokken, beni yalnızca kereminden var ettin.

3. Var olduktan sonra da beni lütfuna layık kıl; çünkü ilk başta (yaratırken) beni layık gördün.

4. Ben senin eşiğinde bir avuç toprağım; kapının toprağında bana bir değer göster.

5. Her şeydeki düzgün yüz suyu (parlaklık, itibar), senin şefkat suyundan sızan bir damladır.

6. Sedeflerin içindeki şahane inci, senin rahmetinin berrak suyundan bir damladır.

7. Eserim zamanın gözünde değerli olsun; cahillerin elinde hor görülmesin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Kısa Bir Yakarış

Hamd manzumesinin hemen ardından gelen bu yedi beyit, divanlarda tevhidi izleyen münacat geleneğinin sade bir örneğidir. Vezin, Leylâ vü Mecnun mesnevilerinden tanınan "mef'ûlü mefâilün feûlün" kalıbıdır; kısa mısralar yakarışa alçak sesli, dua gibi bir ritim verir. Fevvâr, âsâr, sezâ-vâr, izhâr, şeh-vâr ve hâr kafiyeleri "-âr" sesinde buluşur; mahlas kullanılmamıştır.

Düşüncenin omurgası ikinci ve üçüncü beyittedir. İnsan, yalvarmayı ya da naz etmeyi bilmeden önce yalnızca ilahî kerem sayesinde var edilmiştir; öyleyse var olduktan sonra da aynı lütfa layık kılınmayı dileyebilir. Şair kendini dördüncü beyitte "bir kabza-i türâb", bir avuç toprak diye anar ve bu toprağın değerini ancak dostun kapısında bulacağını söyler. Beşinci ve altıncı beyitlerde su imgesi öne çıkar. "Âb-ı rû", yani yüz suyu, insanın itibarını anlatan eski bir deyimdir; Cûdî her şeydeki parlaklığı ilahî şefkatten sızan bir damlaya bağlar. Sedefin içindeki inci de, nisan yağmurunun damlasının sedefe düşüp inciye döndüğü yolundaki eski inanca göre, rahmet suyunun bir damlasıdır.

Son beyit, duayı kişisel bir dileğe çevirir: eseri zamanın gözünde değerli olsun, cahillerin elinde hor görülmesin. Şiirlerini basılmaktan esirgeyen, yakınlarının anlattığına göre onları kıskanırcasına saklayan bir şairin bu dileği, divanın kendi kardeşine temize çektirilmiş tek nüsha hâlinde kalmasıyla birlikte düşünüldüğünde ayrı bir anlam kazanır.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 13 (şiir no. 2; yazma vr. 1b-2a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar