Millî Mücadele denince Amasya'dan akla ilk gelen belge Amasya Genelgesi'dir. Oysa şehrin bu dönemdeki rolü tek bir metinle anlatılamayacak kadar geniştir. Haziran 1919'da Amasya, Mustafa Kemal Paşa'nın ordu müfettişliği sıfatıyla başlattığı girişimi kişisel bir faaliyet olmaktan çıkarıp millî bir teşkilata bağladığı yer oldu. Aynı yılın ekim ayında İstanbul Hükümeti ile Temsil Heyeti bu şehirde masaya oturdu. 1921'den sonra ise Amasya, Batı Cephesi'nin ihtiyaçlarını karşılayan cephe gerisi düzeninin bir halkasına dönüştü. Cemiyetler, karargâh, telgraf hattı ve levazım yükümlülükleri, şehrin Millî Mücadele'deki yerini birlikte belirleyen unsurlardır.

Samsun'dan Amasya'ya Giden Yol

Mondros Ateşkesi'nin imzalanmasından Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıktığı güne kadar Musul İngilizlerin, Antalya ve çevresi İtalyanların, Adana, Antep, Maraş ve Urfa önce İngilizlerin sonra Fransızların, İzmir başta olmak üzere Batı Anadolu ise Yunanlıların eline geçmişti. İstanbul'da da düzen yoktu. Ateşkesten Amasya Genelgesi'ne kadar geçen sürede Ahmet İzzet Paşa, iki Tevfik Paşa ve iki Damat Ferit Paşa kabinesi olmak üzere beş hükümet işbaşına gelmişti. Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919'da Dokuzuncu Ordu Müfettişi olarak Samsun'a çıktığında görevi, Karadeniz bölgesinde asayişi sağlamak, yöredeki silah ve cephaneyi İstanbul'a göndermek ve bazı örgütlerin asker toplamasını önleyip bunları kapatmaktı. Genelkurmay'daki arkadaşları aracılığıyla bu talimata daha geniş yetkiler de eklettirmişti.

Samsun'da ilk üzerinde durduğu iki konudan biri Anadolu'nun çeşitli yerlerinde açılmış Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak cemiyetleriyle temas kurmak, öteki Karadeniz'deki çete sorunuydu. Dönemin resmî raporlarına göre Amasya sancağı bu sorunun en ağır hissedildiği yerlerden biriydi. Mustafa Kemal Paşa 5 Haziran'da Havza'dan gönderdiği raporda, Amasya livasında yirmi bir Rum çetesinin faaliyet gösterdiğini, Tokat livasında ise Erbaa ve Niksar çevresinde beş güçlü çete bulunduğunu yazar. TBMM'nin yayımladığı belge derlemesine dayanan çalışmalarda, Mondros'tan 1920 sonuna kadar Amasya şehir merkezinde yirmi üç kadar cinayet işlendiği, öldürülen Müslüman sayısının yirmi beşi bulduğu ve on yedi köye saldırı yapıldığı kayıtlıdır. Pontus meselesine ilişkin bu anlatı ağırlıklı olarak dönemin Türk resmî belgelerine dayanır. Aynı belgelerde, Pontus davasını savunanların Amasya'yı kendi tarihî merkezleri saydığı da belirtilir. Karadeniz'deki güvensizlik, Mustafa Kemal Paşa'nın yerel halkın savunmasını açıkça desteklemesinin ve Amasya'da halkı örgütlenmeye çağırmasının arka planını oluşturur.

İstanbul Hükümeti, Mustafa Kemal Paşa'nın bu tutumundan ve İngilizlerin baskısından rahatsız olarak onu 8 Haziran 1919'da İstanbul'a geri çağırdı. Paşa emre uymadı. Nutuk'ta anlattığına göre bir ay içinde bütün ordu birlikleriyle bağlantı kurulmuş, millî teşkilat düşüncesi yayılmaya başlamıştı. Girişimin artık kişisel olmaktan çıkıp bütün milletin birliğini temsil eden bir heyet adına yürütülmesi gerekiyordu. Sina Akşin de geri çağrılmanın Mustafa Kemal'in elindeki yetkileri eskisi gibi kullanmasını güçleştirdiğini, bu yüzden hareketin kişisel inisiyatiften çıkarılıp bir temsil heyetine dayandırılması gerektiğini, komutan arkadaşlarının da bu statüyü kabul etmesi bakımından Amasya toplantısının belirleyici olduğunu yazar. Paşa 10 Haziran'da Havza'dan yayımladığı tamimde, bazı yerlerdeki Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak cemiyetlerinin kendisinden girişimde bulunmasını istediklerini, millî emeller uğruna milletle birlikte sonuna kadar çalışacağına mukaddesatı üzerine söz verdiğini bildirdi. Aynı sıralarda İstanbul ordu birliklerini üç müfettişliğe ayırmış, Paşa'nın sorumluluk alanı Üçüncü Ordu Müfettişliği olmuştu; resmî yazışmalarında bu sıfatı 14 Haziran'dan itibaren kullandı.

Şehrin Karşılaması ve Karargâh

Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekiler 12 Haziran 1919 günü saat 17.00 sıralarında Cülûstepe mevkiinde, Amasyalı bir heyet tarafından karşılandı. Karşılayanlar arasında müftü ve il genel meclisi üyesi Hacı Hafız Tevfik Efendi, vaiz Abdurrahman Kâmil Efendi, belediye başkanı Topçuzâde Mustafa Bey, eytam müdürü Ali Efendi, çeşitli ileri gelen aileler, komiser İsmail Bey ve telgraf memuru Abdurrahman Rahmi Efendi vardı. Paşa ilk gün hükümet konağında ağırlandı. Amasya'da kaldığı süre boyunca ise 5. Kafkas Tümeni'nin karargâhı olan Saraydüzü Kışlası'na yerleşti. Burası aynı zamanda Üçüncü Ordu Müfettişliği heyetinin çalışma yeri oldu ve genelge buradan bütün yurda duyuruldu. Kışlanın bir odası telgrafhane olarak düzenlendi.

Saraydüzü Kışlası 1898-1900 yıllarında inşa edilmişti. Bina 1944'te yıkıldı, yerine yapılan askerî tesisler de heyelan tehlikesi yüzünden 1986'da ortadan kaldırıldı. 1997'de binanın yeniden yapılması kararlaştırıldı; heyelan riski nedeniyle yer değiştirildi ve yapı, Şamlar Mahallesi girişinde, eski dış görünümüne sadık kalınarak 2007'de yeniden inşa edildi. Bugün Millî Mücadele Müzesi olarak kullanılan binada, 12 Haziran'daki karşılama anı balmumu figürlerle canlandırılmıştır.

Heyetin çevresinde kısa sürede geniş bir kadro toplandı. 19 Haziran'da Hüseyin Rauf Bey ile Ali Fuat Paşa Amasya'ya geldiler. Hüseyin Rauf, İstanbul'dan Bandırma'ya geçmiş ve İzmir cephesine yakın bölgeleri, yani Balıkesir, Manisa ve Alaşehir çevresini dolaştıktan sonra Afyonkarahisar üzerinden Ankara'ya ulaşmıştı. Bu temaslarda edindiği bilgiler Amasya'daki değerlendirmelerde kullanıldı. Ali Fuat Paşa hatıralarında, kasabanın hemen bütün halkının karşılamaya çıktığını, Mustafa Kemal'in arabalardan inenlere "Sizleri zahmete soktuk, fakat buluşmamız iyi oldu" dediğini anlatır. Refet Bey, kurmay subaylar ve Mersinli Cemal Paşa da çalışmalara katıldı. Hazırlanan metin Erzurum'daki 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa'ya iletildi ve onayı alındı.

Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Kuruluşu

Mustafa Kemal Paşa Amasya'da ilk olarak halkı bir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurmaya çağırdı. Cemiyetler Millî Mücadele'nin hem hukukî hem toplumsal dayanağıydı. Halk, topraklarının geleceğine İstanbul'daki hükümetin kendi isteklerine aykırı biçimde karar vereceğinden kuşkulanıyordu. Cemiyet kurmak ve kongre toplamak, bu tür çözümlere izin verilmeyeceğini İstanbul'a ve dünyaya bildirmenin yoluydu. Paşa Amasyalılara şöyle seslendi: "Amasyalılar ne duruyorsunuz? Burada da mutlaka her türlü haklarımızı korumak üzere Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurmalıyız."

Çalışmalara müftü Hacı Hafız Tevfik Efendi önderlik etti. Şehrin ileri gelenleri önce kendi aralarında toplandı, ardından nüfuzlu aileler tek tek ziyaret edilerek konu hakkında bilgi verildi. 14 Haziran 1919'da Atik-Âlî Mektebi'nde genel bir toplantı yapıldı. Toplantı sürerken Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları da salona geldi, Paşa cemiyetin çalışma biçimini anlattı ve kuranların ülkeye faydalı hizmetlerde bulunacağına inandığını söyledi. Ardından üyeler ile başkan seçildi. Müftü Tevfik Efendi'nin başkanlığındaki cemiyette Abdurrahman Kâmil Efendi, Hoca Bahaeddin Efendi, Şeyh Cemaleddin Efendi, Harputîzâde Hasan Efendi, belediye başkanı Topçuzâde Mustafa Bey, eytam müdürü Ali Efendi, Hacımahmutzâde Mehmet Efendi, Miralayzâde Hamdi Bey, Kofzâde Mustafa Efendi, Şirinzâde Mahmut Efendi, Melekzâde Süleyman Efendi, Veysibeyzâde Sıtkı Bey, Seyfizâde Ragıp Efendi ve Arpacızâde Hürrem Efendi gibi isimler görev aldı. Listede müftüden vaize, belediye başkanından eytam müdürüne, eşraf ailelerinden din adamlarına kadar şehrin farklı kesimlerinin bulunması dikkat çekicidir.

Bundan bir gün önce, 13 Haziran Cuma günü Beyazıt Camii'nde vaaz veren Abdurrahman Kâmil Efendi'nin, Osmanlı hükümetinden artık iyilik beklenemeyeceğini, tek çarenin halkın egemenliği doğrudan eline alması olduğunu söyleyip cemaati Mustafa Kemal Paşa'nın etrafında toplanmaya çağırdığı aktarılır. Bu metin gazete yazıları yoluyla bilindiği için tam ifadesi temkinle ele alınmalıdır. Yine de cemiyetin başında müftünün, kuruluşunda vaizin bulunması, Amasya'daki örgütlenmenin din adamlarının da yer aldığı bir yerel ittifak olarak biçimlendiğini gösterir.

20 Haziran Cuma günü cemiyet, Mustafa Kemal Paşa'nın teşviğiyle binlerce kişinin katıldığı büyük bir miting düzenledi. Mitingin cuma gününe denk getirilmesi köylerden gelenlerin de katılmasına imkân tanıdı. Paşa burada Türk milletinin geleceğiyle ilgili aşamaları birer birer açıkladı ve bir millî silkinmeyle felaketlerin mutlu bir sonuca ulaşabileceğini söyledi. Kimi aktarmalara göre Hükümet Konağı'nda Amasyalılara yaptığı bir konuşmada halka, düşmana karşı vatanı son kayasına kadar savunmak üzere yemin ettirmiştir. Bu anlatının dayandığı kaynak gazete yazısıdır; ayrıntıları bu yüzden kesin sayılmamalıdır.

Telgraf Hattı ve Haberleşme

Millî Mücadele'nin örgütlenmesi büyük ölçüde telgraf hatları üzerinden yürüdü. Heyet daha Havza'dayken Anadolu'nun her yerine telgraflar çektirmiş, kurulması düşünülen cemiyetlerden çalışmaya devam edenleri öğrenmeye çalışmıştı. Amasya'da bu çalışma daha sistemli hâle geldi. 8 Haziran'da Diyarbakır Valiliği'nden, Kürt Kulübü'nün kapatıldığını bildiren bir telgraf alınmıştı. Mustafa Kemal Paşa 15 Haziran'da Amasya'dan verdiği cevapta kulübün kapatılmasını uygun buldu, ancak Diyarbakır ve çevresinde Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak cemiyetlerinin kurulmasına yardımcı olunmasını ve kulüp üyeleriyle görüşülerek uzlaşılmasını önerdi. Aynı gün, Halep'te görev yaptığı yıllardan tanıdığı Irak aşiret reislerinden Acemi Sadun Paşa'ya hilâfet makamı etrafında birleşmenin gereğini anlatan bir mektup gönderdi.

18 Haziran'da Edirne'deki 1. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey'e çekilen telgraf, genelgenin neredeyse bir ön taslağıydı. Telgrafta Anadolu ve Trakya'daki bütün Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak cemiyetlerinin birleştirilmesi, bütün vilayetlerin temsilcilerinden oluşan güçlü bir merkez kurulunun İstanbul'un ve yabancı devletlerin denetiminden uzak biçimde Sivas'ta toplanması öneriliyordu. Sivas'ta bir kongre yapılması fikri, belgelerde ilk kez bu telgrafta görülür. Telgraf ayrıca Trakya'nın da ülke bütünlüğü içinde düşünüldüğünü Edirne'ye bildiriyor, Paşa'nın Anadolu'dan hiçbir yere gitmeyeceğini de açıkça yazıyordu. Böylece Amasya'dan hem doğuya hem batıya uzanan bir haberleşme düzeni kurulmuş oldu. Çopur'un aktardığına göre Paşa 16 Haziran'da Sultan Vahdettin'e de bir telgraf çekmiş ve gerekirse görevinden istifa edip sine-i millete döneceğini bildirmiştir.

Telgrafhane çalışanları bu düzenin görünmeyen parçasıydı. Genelgenin altında imzası bulunan ve sivil makamlara şifre çeken memurun, Amasya Postanesi telgrafçılarından Abdurrahman Rahmi Bey olduğu tespit edilmiştir. Rahmi Efendi 12 Haziran'daki karşılamada da hazır bulunanlar arasındaydı. Genelgenin beşinci maddesi, Posta ve Telgraf Genel Müdürlüğü'nün Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak cemiyetlerinin telgraflarını çekmeyeceğini bildirmesi karşısında bu yasağın reddedildiğini ve haberleşme sağlanıncaya kadar direnileceğini kaydeder. Amasya'daki heyetin karşısında düşman işgalinin yanında, İstanbul'un haberleşme üzerindeki denetimi de bir engel olarak duruyordu.

Amasya Genelgesi

İstanbul Hükümeti'nin İçişleri Bakanı Ali Kemal, 21 Haziran'da İngiliz yetkililere Mustafa Kemal'in emirlerine uyan memur ve subayların divan-ı harpte yargılanacağını söylemiş, Paşa'nın görevden alındığını ve artık hiçbir resmî işleme girişilmemesi gerektiğini 23 Haziran tarihli şifreli bir genelgeyle ülkeye duyurmuştu. Amasya'daki toplantılar 21 Haziran'da Saraydüzü Kışlası'nda başladı ve 22 Haziran'a kadar sürdü. Genelge hazırlanırken Paşa'nın yanında Hüseyin Rauf Bey, Ali Fuat Paşa, Refet Bey, kurmay subaylar ve Mersinli Cemal Paşa gibi isimler vardı.

Genelgenin ilk maddesi, vatanın bütünlüğünün ve milletin istiklâlinin tehlikede olduğunu, merkezî hükümetin üzerine aldığı sorumluluğu yerine getiremediğini ve milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını bildirir. Sivas'ta bir millî kongre toplanması, her sancaktan milletin güvenini kazanmış üçer temsilcinin yola çıkarılması, bu işin gizli tutulması ve doğu illeri adına 10 Temmuz'da Erzurum'da bir kongre yapılması kararlaştırıldı. Askerî ve millî örgütlenmenin hiçbir surette kaldırılmayacağı, komutanın kimseye bırakılmayacağı, silah ve cephanenin elden çıkarılmayacağı da kayda geçti. Nutuk'ta yalnızca tamim edilen maddeler yer alır; uygulamayla ilgili öteki maddeler ve Amasya'da alınan diğer kararlar Ali Fuat Cebesoy'un hatıralarından bilinir. Genelgenin ayrıntıları sitede ayrı bir yazıda ele alınmıştır.

Heyet toplam on dört günlük ikametten sonra 26 Haziran 1919'da Erzurum'a gitmek üzere Amasya'dan ayrıldı. Genelge, Erzurum ve Sivas Kongreleri'nin yolunu açtı ve Mustafa Kemal Paşa'nın hareketin başındaki konumunu komutan arkadaşlarının da kabul ettiği bir statüye dönüştürdü.

Amasya Görüşmeleri

Damat Ferit Paşa hükümeti istifa edince yeni hükümeti kurma görevi Ali Rıza Paşa'ya verildi. Mustafa Kemal Paşa ona hemen bir telgraf çekerek yeni hükümetin Erzurum ve Sivas'ta oluşan millî teşkilata saygılı olması hâlinde Kuvâ-yı Milliye'nin yardımcı olacağını bildirdi. Meclis açılıp denetim görevine başlayıncaya kadar hükümetin milletin kaderini ilgilendiren hiçbir taahhüde girmemesini, barış konferansı için de millî davayı kavramış, güvenilir delegeler seçilmesini istedi. Yazışmalar yoğunlaşınca iki tarafın Amasya'da bir araya gelmesi kararlaştırıldı.

Görüşmeler 20-22 Ekim 1919'da, Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal Paşa, Hüseyin Rauf Bey ve Bekir Sami Bey ile İstanbul Hükümeti adına Bahriye Nazırı Salih Paşa arasında yapıldı. Varılan mutabakat, Mondros Mütarekesi'yle belirlenen sınırlar içinde Türk vatanının bütünlüğünün ve istiklâlinin korunmasını, yabancı yardımların bağımsızlığı zedelemeyecek biçimde meclisçe kabul edilmesini, Müslüman olmayan unsurlara siyasî hâkimiyeti ve sosyal dengeyi bozacak ayrıcalıklar tanınmamasını, Sivas Kongresi'nin öteki kararlarının da Meclis-i Mebusan'ca benimsenmesini ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin hukukî bir kuruluş olarak kabulünü içeriyordu. Meclis-i Mebusan'ın Anadolu'da güvenli bir yerde toplanması da bu maddeler arasındaydı. Gizli kalması kararlaştırılan protokollerde ise İzmir'in Yunanlılarca boşaltılması için İstanbul'un protestoda bulunması, Millî Mücadele'ye katılan memurların yerlerinden oynatılmaması ve Aydın Kuvâ-yı Milliyesi'nin desteklenmesi gibi konular yer aldı.

Görüşmenin sonucunda Erzurum ve Sivas'ta kurulan millî teşkilat ve Temsil Heyeti, İstanbul Hükümeti tarafından fiilen tanınmış oldu. Millî davaya çekingen yaklaşan birçok kişinin tereddüdü, bir bakanın Kuvâ-yı Milliye temsilcileriyle anlaştığını görünce ortadan kalktı. Atatürk 24 Eylül 1924'te Amasya'yı ziyaretinde, millet iradesine saygıyı şart koşan bir mutabakatı İstanbul'dan gelen bir bakana burada imzalattığını hatırlatmış ve Amasya'nın inkılâp ve cumhuriyet tarihinde daima önemini koruyacağını belirtmiştir. Görüşmelerin ayrıntıları sitede ayrı bir yazıda ele alınmıştır.

Cephe Gerisinde Amasya

TBMM Hükümeti kurulup ülkenin yönetimini eline aldıktan sonra Amasya'nın katkısı cephe gerisi hizmetlerine kaydı. Batı Cephesi'nin ihtiyaçlarını karşılamak için Millî Savunma Bakanlığı'nın 28 Temmuz 1921 tarihli emriyle Yurtiçi Menzil Teşkilâtı kuruldu. Çorum Menzil Bölge Müfettişliği'ne bağlı olarak Amasya'da bir Askeralma Komutanlığı ve 200 yataklı bir askerî hastane açıldı. 7 Mayıs 1922 tarihli Askerî Nakliye Yükümlülüğü Kararnamesi uyarınca 27 Temmuz 1922'de nakliye güzergâhları belirlendi. Amasya, Erbaa ve Zile bölgelerinin nakliye araçları, Samsun-Çorum-Sungurlu-Yahşihan-Ankara hattının Samsun-Çorum bölümünde cepheye sevk edilen malzemenin taşınmasına yardımcı oldu.

Mustafa Kemal Paşa Başkomutan olduktan sonra Ağustos 1921'de Tekâlif-i Millîye Emirleri'ni yayımladı. Her haneye belli yükümlülükler getiren 2 numaralı emir kapsamında Amasya'dan 3 bin 446 elbiselik kumaş, 10 bin 130 kat çamaşır, 124 çift kundura, 185 çift yemeni, 14 bin 141 çift çarık ve 14 bin 584 çift çorap toplanıp ilgili komisyona teslim edildi. Halkın elindeki nakliye araçlarının yüzde yirmisinin orduya verilmesini öngören 10 numaralı emir uyarınca da 93 çift atlı araba, 125 katır, 119 binek ve koşum hayvanı, 352 merkep, 3 bin 93 öküz ve manda, 14 yaylı at arabası ve 1708 yaylı araba cephe hizmetine alındı. Bu rakamlar, Amasya'nın Millî Mücadele'ye siyasî katkısının yanında maddî katkısını da ölçülebilir kılar.

Cumhuriyet Döneminde Amasya

Atatürk, Cumhuriyet'in ilanından sonra 1924, 1928 ve 1930'da Amasya'yı yeniden ziyaret etti ve halkla görüştü. Saraydüzü Kışlası'ndaki karargâh, yeniden inşa edilmiş hâliyle Millî Mücadele Müzesi'nde yaşatılır. Her yıl Haziran'da yapılan anma törenleri genelgenin yayımlandığı güne bağlanır.

Kronoloji

19 Mayıs 1919: Mustafa Kemal Paşa, Dokuzuncu Ordu Müfettişi olarak Samsun'a çıkar. 8 Haziran 1919: İstanbul Hükümeti Paşa'yı geri çağırır, Paşa emre uymaz. 10 Haziran 1919: Havza'da, millî emeller için milletle birlikte çalışacağını bildiren tamim yayımlanır.

12 Haziran 1919: Heyet Amasya'ya gelir ve Cülûstepe'de karşılanır. 14 Haziran 1919: Atik-Âlî Mektebi'nde Amasya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulur.

18-19 Haziran 1919: Edirne'ye çekilen telgrafta Sivas'ta kongre fikri ilk kez dile getirilir; Hüseyin Rauf Bey ile Ali Fuat Paşa Amasya'ya gelir. 20 Haziran 1919: Binlerce kişinin katıldığı büyük miting yapılır.

21-22 Haziran 1919: Saraydüzü Kışlası'nda Amasya Genelgesi hazırlanır ve duyurulur. 26 Haziran 1919: Heyet Erzurum'a gitmek üzere Amasya'dan ayrılır.

20-22 Ekim 1919: Amasya Görüşmeleri yapılır, protokoller imzalanır. 28 Temmuz 1921: Yurtiçi Menzil Teşkilâtı kurulur; Amasya'da Askeralma Komutanlığı ve askerî hastane açılır.

Ağustos 1921: Tekâlif-i Millîye Emirleri yayımlanır. 24 Eylül 1924: Atatürk Cumhurbaşkanı olarak Amasya'yı ziyaret eder.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Hüseyin Menç, Millî Mücadele Yıllarında Amasya: Portreler-Belgeler, Ankara: Yeşilırmak Kitabevi, 1992.
  • Ali Fuat Cebesoy, Millî Mücadele Hatıraları, İstanbul: Vatan Neşriyatı, 1953.

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Kitaplar

  • Sina Akşin, İstanbul Hükümetleri ve Millî Mücadele, C. 1, İstanbul: Cem Yayınevi, 1992.

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar