Amasya'nın şehir merkezinde, Yeşilırmak kıyısındaki Yavuz Selim Meydanı'nda duran Atatürk anıtı, halk arasında çoğunlukla Atatürk Anıtı, kimi yayınlarda ise "Amasya Tamimi Anıtı" adıyla anılır. Heykeltıraş Tankut Öktem'in eseri olan yapı 1981'de tamamlanmıştır ve Atatürk'ü kaidenin tepesinde yalnız bırakmak yerine çevresine kalabalık bir insan topluluğu yerleştiren anıtların Türkiye'deki en bilinen örneklerinden biridir. Anıt, 1919 yazında kente gelen Mustafa Kemal'i ve onu karşılayanları tek bir kütlede toplar. Amasya Tamimi'nin kendisi, yani belgenin hazırlanışı ve metni ayrı bir konudur. Burada 1919 olayları ancak anıtın sahnelediği ölçüde anılır. Asıl anlatılan, anıtın nasıl ortaya çıktığı, kimin elinden çıktığı, hangi figürlerden kurulduğu ve kentte nasıl bir yer edindiğidir.

Meydan ve Çevresi

Anıtın bulunduğu yer, Amasya'nın en işlek noktalarından biridir. Yavuz Selim Meydanı, Yeşilırmak'ı geçen Hükümet (Helkıs) Köprüsü'nün hemen yanında, Gümüşlü Camii'nin bulunduğu yükseltinin eteğinde uzanır. Hükümet Konağı, saat kulesi ve köprü birbirine yakın durduğundan alan, kentin kamusal yaşamının en belirgin buluşma noktalarından biri sayılır. Çarşıya, köprülere ve nehir kıyısına yürüme mesafesinde olduğu için anıt, kentin öteki duraklarıyla birlikte görülür. Yeşilırmak'ın güney kıyısında Şehzadeler Yolu olarak düzenlenen bölümde ise coğrafyacı Strabon'un ve bazı şehzadelerin heykelleri bulunur.

Meydanın göze çarpan komşusu Saat Kulesi'dir. Hükümet Köprüsü'nün batı yanında duran kule 1865'te Amasya mutasarrıfı ve şair Ziya Paşa tarafından yaptırılmış, kısa süre sonra yangın geçirmiş, 1940'ta bitişikteki ahşap köprünün betonarme olarak yenilenmesi sırasında yıkılmış, bugünkü hâliyle 2002'de aslına uygun biçimde yeniden yapılmıştır. Kare planlı, düzgün kesme taştan bir kaide üzerinde silindirik, tuğla bir gövde yükselir. Saat kadranlarının bulunduğu ve petek denen üst bölüm iki kademeli ve tamamen ahşaptır. Yapı görünüş olarak bir minareyi andırır. Anıt ile kule meydanın iki ucunda karşılıklı durur. Biri 19. yüzyılda bir Osmanlı valisinin, öteki 20. yüzyılın son çeyreğinde bir devlet sanatçısının bıraktığı iz olarak aynı kadraja girer.

Hükümet Konağı'nın meydana yakınlığı tarihî bakımdan da anlamlıdır. Mustafa Kemal, 12 Haziran 1919 akşamı Amasyalılara ilk konuşmasını bu konağın bir salonunda yapmıştır. Anıtın sahnelediği karşılamanın ardından gelen ilk toplantının birkaç yüz metre ötede gerçekleşmiş olması, anıtın bu meydana yerleştirilmesini de açıklar gibidir.

Çevredeki tarih katmanı daha da eskiye gider. Meydana yukarıdan bakan Gümüşlü Camii'nin ilk yapımı 1326'da Taceddin Mahmud Çelebi'ye, ikinci yapımı 1491'de Defterdar Mahmut Bey'e bağlanır. Yapı 1419 depremi ile 1612 ve 1721 yangınlarından sonra yeniden onarılmış, adını da 1688'deki onarımı yaptıran Gümüşlüzade İbrahim Bey'den almıştır. Bu semte halk arasında Selağzı denir. Mevhibe Savaş'ın makalesindeki bir dipnota göre ad, Sinan Paşa Hamamı, Gümüşlü Cami ve Kesikbaş Evliyası'nın bulunduğu yerden geçen dereden gelir. Aynı makaleye göre 1919'da Amasyalılar, Selağzı meydanındaki Atik-i Âli mektebinde toplanarak Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni kurmuştur. Anıt böylece rastgele bir boşluğa değil, belleğin zaten yüklü olduğu bir semte yerleştirilmiştir.

Meydanın adı, Amasya'da şehzadelik yapan Yavuz Sultan Selim'e gönderme yapar. Yavuz'un ilk tahsiline başladığı medresenin de bu çevrede olduğu söylenir. Amasya, Osmanlı şehzadelerinin sancakbeyi olarak yetiştiği kentlerin başında gelir ve burada şehzadelik yapıp sonradan tahta oturanlar arasında Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmed, II. Murad, Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve III. Murad sayılır. Yeşilırmak kıyısındaki Şehzadeler Konağı'nın ikinci katında bu padişahların balmumu figürleri sergilenir. Meydan böylece iki ayrı hafızayı bir arada taşır. Adıyla Osmanlı şehzadeliğini, ortasındaki anıtla 20. yüzyılın başındaki kurtuluş mücadelesini hatırlatır.

Yarışma ve Yapım Süreci

Anıtın ilk adımı bir heykel yarışmasıdır. Tankut Öktem'in kendi sitesindeki dökümde Amasya Tamimi Anıtı, 1974 yılında kazanılmış bir birincilik olarak görünür. Aynı yıl Mersin Kuvayi Milliye Anıtı yarışmasındaki birinciliği de aynı listede yer alır. Sanatçının biyografilerinde, Cumhuriyet'in 50. yılı dolayısıyla açılan heykel yarışmalarında kazandığı üç birinciliğin anıtlarını büyüyen ölçekleriyle Cumhuriyet meydanlarına taşımasının yolunu açtığı yazılır. Aynı yıllarda Edirne'deki Kırkpınar (1973), Mersin ve Amasya yarışmalarında birincilik almıştır. Uygulama listesinde ise Amasya eseri 1981 tarihiyle geçer. Buna göre tasarım yarışmadan yaklaşık yedi yıl sonra gerçekleştirilmiştir. Bu aralığın nedenini açıklayan bir belge elde bulunmamaktadır.

Yapım tarihi konusunda kaynaklarda küçük bir ayrışma vardır. Amasya Belediyesi'nin 2023'teki onarım haberinin bir cümlesinde anıt "1982 yılında yapılan" diye geçer, aynı metnin başka yerlerinde ise 1981 yazılıdır ve haberin başlığı anıttan "42 yıllık" diye söz eder. Heykeltıraşın kendi dökümü, 2014'teki basın haberleri ve anıtı anan öteki yazıların büyük çoğunluğu 1981'i esas alır. Yapım ile meydana yerleştirme arasında bir yıl kadar fark bulunmuş olabileceğinden kimi yazarlar tarihi 1981-1982 olarak verir. Burada 1981 esas alınmıştır.

Anıtın yapıldığı yıllar, Öktem'in kariyerinin de yoğun bir dönemidir. 1980'den 1982'ye kadar İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nun müdürlüğünü yürütmüş, aynı sıralarda Kara Harp Okulu, Tuzla Piyade Okulu ve Ankara'daki Milli Eğitim Bakanlığı için eserler üretmiştir. Başöğretmen Heykeli ve İstanbul'daki Fatih Sultan Mehmet Anıtı da 1981 tarihlidir. Ankara'da Kara Harp Okulu önündeki 24 metre yüksekliğindeki Atatürk ve Harbiyeli Anıtı'na da aynı yıl başlanmış, bu büyük iş 1988'de tamamlanmıştır. Amasya anıtı, sanatçının okul müdürlüğü yaptığı bu yoğun üretim döneminin ürünlerinden biridir.

Sanatçı: Tankut Öktem

Tankut Öktem'in doğum yeri ve yılı kaynaklarda ayrışır. Kimi kaynaklar 1940'ı ve Konya'yı verirken sanatçının kendi sitesi 1941'i ve İstanbul'u yazar. Çocukluğunun ilk altı yılı Muş'ta, sonraki bölümü Edirne'de geçmiştir. Biyografisine göre üç yaşında Muş'ta hastalandığında dayısının getirdiği plastilinle ilk heykelini yapmış, küçükken "harika çocuk" seçilmiştir. Babasının, oğlunun yalnızca heykeltıraş olmasına dönük kaygısı yüzünden İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni de bitirmiş, iki okuldan birlikte mezun olmuştur. Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nun üçüncü sınıfındayken Dünya Genç Heykeltıraşlar Yarışması'nda birincilik almıştır. 1962'de Almanya'daki Schönwald Porselen Fabrikası'nda staj yapmış, 1965'te İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nun seramik bölümünü bitirmiş, bir yıl sonra aynı okulda asistan olmuştur. 1970'te öğretim üyeliğine geçmiş, 1974-1975 arasında seramik bölüm başkanlığı yapmıştır. Okulun Marmara Üniversitesi'ne bağlanmasından sonra 1983-1985 yıllarında heykel bölümünü kurmuş ve bölümün ilk başkanı olmuştur. 1986'da profesör, 1999'da devlet sanatçısı olmuş, 5 Aralık 2007'de İstanbul'da geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmiştir.

Öktem 1973'e kadar modern ve soyut eğilimli heykeller yapmış, yetmişli yıllarda geçim kaygısıyla figüratif işlere yönelmiş, 1973'ten itibaren de çok figürlü anıtlar üretmeye başlamıştır. Atatürk ve Millî Mücadele konulu bu anıtlarla tanınmıştır. Edirne'deki Kırkpınar Anıtı (1973), Bursa Orhangazi'deki Cumhuriyet Anıtı (1977), Manisa'daki Atatürk ve Millî Egemenlik Anıtı (1985) ve Kastamonu'daki Atatürk ve Şehit Şerife Bacı Anıtı (1990) bunlardan bazılarıdır. Yurt dışında 1988 Seul Olimpiyatları nedeniyle düzenlenen sanat etkinliğinde 162 ülkenin sanatçıları arasında yaşayan en iyi on heykeltıraş arasında gösterilmiş ve Seul Kültür Merkezi önündeki Sevgi Anıtı'nı yapmıştır. 1990'da Almanya'da Böblingen'de düzenlenen bir heykel sempozyumunda birinci olmuştur. Kuzey Kıbrıs'ta Gazimağusa Özgürlük Anıtı, Girne Atatürk Heykeli ve Lefkoşa'daki Fazıl Küçük Heykeli gibi işleri vardır. Budapeşte'deki Atatürk Büstü (1996) ile Libya halk kahramanı Gazi Muhtar adına yaptığı 35 metrelik zafer anıtı (1997) yurt dışındaki öteki anıtlarıdır. Türkiye'de ise Zonguldak'taki Madenci Anıtı (1986), Bandırma'daki Turgut Reis Heykeli (1986) ve Hava Harp Okulu'ndaki Atatürk ve Uçucu Gençlik Anıtı (1980) onun imzasını taşır. 1983'ten sonra hiçbir yarışmaya katılmamış, yarışmalarda yalnızca jüri üyeliği yapmıştır.

Sanatçı atölyesini Bursa'nın Gemlik ilçesine bağlı Küçük Kumla'da, zeytinliklerle çevrili bir koyda kurmuştu. Ölümünden sonra ailesi bu atölyeyi Tankut Öktem Müze Evi olarak düzenlemiş, burada sanatçının retrospektif sergileri açılmaya devam etmiştir. Hakkında yayımlanan yazılarda aktarılan bir sözü, anıtlarındaki kalabalığı da açıklar gibidir: "Benim için yaşamın kahramanları önemliydi. Yaşamı onuruyla kazanmış, sevgiyle başarmış herkesin heykeli yapılabilirdi."

Kompozisyon

Amasya anıtında Atatürk, kaidenin üzerinde at sırtında, çevresinde ise çok sayıda insan figürüyle betimlenmiştir. Anlatının büyük kısmı kaidenin etrafında ve ön yüzünde toplanır. Öktem'in bu anıttaki ve öteki Atatürk anıtlarındaki tercihi, kahramanı yalnız göstermek yerine onu yarattığı toplumla birlikte göstermektir. Yakından bakan ziyaretçi figürleri tek tek tanımaya çalışır, uzaktan bakan ise sahneyi bir liderin çevresinde kümelenmiş bir halk olarak okur.

Hüseyin Menç'in, Amasya Valiliği'nin bastırdığı bir kitapçığa dayanarak aktardığı çözümlemeye göre kaide figürleri Kurtuluş Savaşı öncesinde Anadolu'nun durumunu, bir şehidin yaşlı ana babasının acısını, onların yanında mücadeleye katılmak üzere ayrılan genç bir çifti, Kuvayı Milliye ruhunun canlanışını ve ordunun kuruluşunu anlatır. Ön cephede ise 1919'da Amasya'ya gelen Atatürk'ü karşılayan dönemin müftüsünü, vaizi ve Atatürk'le birlikte kente gelen heyetin üyelerini temsil eden figürler bulunur. Öktem'in eserlerini sıralayan kaynaklarda Atatürk'ün sağında ve solunda Vaiz Abdurrahman Kâmil Efendi ile Müftü Hacı Hafız Efendi'nin yer aldığı yazılıdır. Belediyenin onarım açıklamasında da ön taraftaki iki din adamı Müftü Hacı Hafız Efendi ve Vaiz Abdurrahman Kamil olarak anılır. Müftünün adı kimi metinlerde yalnızca Hafız Efendi, kimilerinde Tevfik Efendi diye kısaltılır. Hepsinde aynı kişi, Hacı Hafız Tevfik Efendi kastedilir.

Anıt böylece iki katmanlı bir anlatı kurar. Ön yüzde belirli kişilerin ve belirli bir günün anısı, kaidede ise adsız bir halkın savaş öncesindeki ve savaş sırasındaki durumu yer alır. Köylü, asker ve ana gibi tipler pek çok anıtta görülür. Amasya'da ise Öktem, 1919'un ilk günlerinde Atatürk'ün yanında yer almış adı belli yerel şahsiyetleri öne çıkarmıştır. Anıt bu sayede bir portreden çok bir sahneye dönüşür ve Amasya'ya özgü bir anlam kazanır.

Anıtın Canlandırdığı Gün: 12 Haziran 1919

Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmış, Havza'daki kalışının ardından 12 Haziran'da Amasya'ya ulaşmıştır. Amasya, Samsun'dan sonra uğradığı ilk şehirdir. Karşılamanın yeri kaynaklarda farklı adlarla geçer. Bugünkü müzede canlandırılan sahnenin açıklamasına göre heyet o gün saat 17.00 sıralarında Cülüstepe mevkiinde Amasyalı bir heyet tarafından karşılanmıştır. Hüseyin Menç'in kitabına dayanan anlatılar ile Mevhibe Savaş'ın aktardığı hatıralar ise karşılamanın Gezirlik'te olduğunu yazar. Menç'in aktarımına göre akşam karanlığı çökmek üzereyken otomobilden inen Mustafa Kemal, elini öpmek için uzandığı yaşlı vaiz Abdurrahman Kâmil Efendi'den "Estağfurullah paşa oğlum" karşılığını almış, vaiz ona sarılmıştır. Müftü Hacı Hafız Tevfik Efendi ise Mustafa Kemal'in elini tutarak "Paşam, gazanız mübarek olsun" demiştir. Anıtın ön cephesindeki figürlerin hangi anı dondurduğu bu sahneden anlaşılır.

Aynı anlatıya göre Mustafa Kemal şehre girdikten sonra Hükümet Konağı'na gitmiş, iftar sofrasının ardından konağın bir salonunda Amasyalılara seslenmiştir. Padişahın ve hükümetin itilaf devletlerinin elinde esir olduğunu söylemiş, düşmanın herhangi bir saldırısına karşı vatanın son kayasına kadar savunulacağı konusunda hazır bulunanlardan söz almıştır. 13 Haziran Cuma günü Sultan Bayezid Camii'nde Abdurrahman Kâmil Efendi cemaate direniş çağrısı yapan vaazını vermiş, Mustafa Kemal de cemaatin sağındaki mahfilden onu dinlemiştir. Bu konuşmaların elde tutanaklı bir metni yoktur. Dolaşımdaki cümleler Menç'in 1992'de yayımlanan Milli Mücadele Yıllarında Amasya kitabındaki aktarımlara dayanır ve bu nitelikle okunmalıdır.

Mustafa Kemal Amasya'da on dört gün kalmıştır. İlk gece Hükümet Konağı'nda konaklamış, sonraki günlerde 5. Kafkas Tümeni'nin karargâhı olan Saraydüzü Kışlası'nda kalmıştır. Kışlanın bir odası telgrafhane olarak düzenlenmiş, buradan 15 Haziran'da Diyarbakır Valiliği'ne, 18 Haziran'da Edirne'de I. Ordu Komutanı Cafer Tayyar Bey'e telgraflar çekilmiştir. 14 Haziran'da Amasya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur. 17 Haziran'da İngiliz Yüksek Komiseri Mustafa Kemal'in geri çağrılmasını istemiş, 18 Haziran'da İçişleri Bakanlığı Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin kurulmasını ve telgraf çekilmesini yasaklamış, bunun üzerine Mustafa Kemal 20 Haziran'da postanelere el konulmasını emretmiştir. 19 Haziran'da Hüseyin Rauf Bey ve Ali Fuat Paşa Amasya'ya gelmiş, Refet Bele de görüşmelere katılmıştır. 20 Haziran'da kentte otuz bin kadar kişinin katıldığı bir miting yapılmıştır.

21-22 Haziran gecesi hazırlanan Amasya Genelgesi, 22 Haziran 1919'da bütün mülki amirlere ve askerî komutanlara telgrafla bildirilmiştir. Metin, vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğunu, İstanbul Hükûmeti'nin sorumluluğunu yerine getiremediğini belirtir ve ilkesini "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" cümlesiyle koyar. Sivas'ta bir millî kongrenin toplanması da bu belgeyle kararlaştırılmıştır. Mustafa Kemal 26 Haziran sabahı, hava henüz karanlıkken Amasya'dan Tokat'a hareket etmiştir. Meydandaki anıt bu on dört günün başlangıcını, yani kente karşılanışı sahneler. Belgenin kendisi ise Saraydüzü'nde doğmuştur.

Saraydüzü Kışlası, Osmanlı şehzadelerinin yüzyıllarca oturduğu ve 1883'te bakımsızlık ve depremler yüzünden yıkılan sarayın yerine 1898-1900 arasında yapılmıştı. Kışla 1935'te kısmen yıkılmış, 1944'te tamamen yıktırılmış, yerine yapılan askerî lojman ve subay orduevi de 1986'da heyelan tehlikesi nedeniyle boşaltılıp yıktırılmıştır. 1997'de binanın yeniden yapılmasına karar verilmiş, eski yer heyelan riski taşıdığı için aslına uygun kopyası Şamlar Mahallesi girişinde inşa edilmiştir. 2007'de tamamlanan yapı bugün Milli Mücadele Müzesi'ne ve bir kütüphaneye ev sahipliği yapar. Kimi kaynaklarda açılış 2009'a bağlanır. Müzede, meydandaki anıtın taştaki sahnesi bir kez de balmumu figürlerle canlandırılmıştır: Mustafa Kemal ve heyetinin Amasyalılarca karşılanışı.

Ön Cephedeki Figürler: Müftü ve Vaiz

Anıttaki iki din adamının yaşam öyküleri, kompozisyonun neden bu isimlere yer verdiğini anlamaya yardım eder. Hacı Hafız Tevfik Efendi Amasya'da doğmuş, medrese eğitimi görmüş, Şer'iyye Mahkemesi başkâtipliği yapmış, 1918 sonunda Amasya müftülüğüne atanmıştır. Doğum yılı kaynaklarda 1866 ya da 1868 (Hicrî 1282) olarak geçer. Savaş'ın aktardığı hatıralara göre Mustafa Kemal Havza'dan gönderdiği telgrafa ondan olumlu yanıt almış, kente geldiğinde müftü, vaiz, eşraf ve halk onu karşılamıştır. Yanındaki Hüsrev Gerede, müftünün o karşılama konuşmasını Millî Mücadele'nin ilk fetvası olarak anar. Binbaşı Cemil Cahit Toydemir'in hatıralarında ise o günlerde müftünün komutan, kendisinin onun erkân-ı harbi olduğu söylenir. Amasyalı Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin başkanlığını da yürütmüş, 1919 yazında kentin Mustafa Kemal'e açık destek vermesinde önde gelen isimlerden biri olmuştur. Hacı Tevfik Efendi, Zile isyanının bastırılması sırasında milislerin başında sahada bulunmuş ve 1921 Kasım'ında zatürreeden ölmüştür.

Vaiz Abdurrahman Kâmil (Yetkin) Efendi 1849'da Amasya'da doğmuş, Mehmed Paşa Medresesi'nde okumuş, Sultan Bayezid Camii'nde vaizlik yapmış, 1900'de Amasya müftüsü olmuştur. 1 Eylül 1915'te yaş haddinden emekliye ayrılmış, 1921'de Hafız Tevfik Efendi'nin ölümü üzerine Mustafa Kemal'in emriyle ömür boyu sürecek biçimde yeniden müftülüğe getirilmiş ve 31 Aralık 1941'de ölene kadar bu görevde kalmıştır. Savaş'ın makalesinde yer alan bir torun anlatısına göre Atatürk, 19 Eylül 1928'de Tokat'a giderken Amasya'ya uğramış ve trenden inince ilk sözü "Müftü Efendi nerede?" olmuştur. Savaş'ın aktardığına göre Abdurrahman Kâmil Efendi, Mustafa Kemal'in Amasya'ya geldiği günün gecesinde onu ziyaret etmiş, ertesi cuma günü vaazının konusunu vatanın kurtuluşu olarak değiştirmiş, caminin avlusunda toplanan cemaatin sayısını otuz binden fazla olarak anmıştır. Aynı makalede Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin ilk maddi yardımının, yine onun bir mendil içinde verdiği beş altın olduğu yazılıdır. Mustafa Kemal beş yıl sonra kente yeniden geldiğinde, Amasya'nın uyanışında bu vaizin yönlendirici konuşmasını ayrıca anmıştır. Bu bilgilerin çoğu hatıralara ve sonradan yazılmış anlatılara dayanır, her birinin belgesel doğruluğu ayrıca sınanmış değildir.

Baltalı Figür Tartışması

Anıtta en çok soru yaratan öğe, kaide figürleri arasında elinde balta tutan erkektir. Amasya, 1919'da Merzifon'un 15 Mart-28 Eylül arasındaki kısa süreli İngiliz işgali dışında işgal görmediği için, baltanın kompozisyona hangi gerekçeyle girdiği merak konusu olmuştur. Konu Ocak 2014'te yerel ve ulusal basına yansıdı. Tarihçi Ahmet Demirel bir gazetede yayımlanan makalesinde anıttaki iki din adamını andıktan sonra baltalı figürün, 1915'te Amasya Ermenilerine yönelik şiddette adı geçen Gabaş Ali'yi gösterdiğini öne sürdü. Bu ad, 1997 tarihli bir makalenin dipnotunda Selağzı'ndaki anıtta heykeli bulunanlar arasında sayılır. Ancak dipnot hangi figürün kastedildiğini belirtmez ve anılan kişinin baltalı figürle aynı olduğunu gösteren bir kayıt ortaya konmamıştır.

Amasyalı araştırmacı yazar Hüseyin Menç bu iddiaya itiraz etti. 1992'de yayımladığı Milli Mücadele Yıllarında Amasya kitabında anıta da yer verdiğini hatırlatan Menç, baltalı figürün kime ait olduğunun resmî kayıtlarda ve arşivlerde belli olmadığını, Amasya Valiliği'nin bastırdığı yayınlarda da bu adın geçmediğini söyledi. Ona göre figür, Atatürk'ün Millî Mücadele yıllarında söylediği ve "gerekirse baltaları alırız, öyle savaşa gideriz" anlamına gelen sözün temsilidir. Menç'in dayandığı kitapçık kaide figürlerini adsız toplumsal tipler olarak anlatır. Baltalı figür de bu çerçevede belirli bir kişiyi temsil etmeyen, halkın direniş iradesini simgeleyen bir tip olarak yorumlanır. Anıtı anlatan yerel gezi yazılarında da kimliğin kesin olarak bilinmediği, iddianın kanıtlanmadığı, daha gerçekçi yorumun bu söze dayandığı yazılır. Heykeltıraşın kendi açıklaması ya da yapım dosyasından bir belge ortada görünmediği için iki okuma yan yana durur. Hiçbiri belgeyle doğrulanmış olmadığından burada biri doğru kabul edilmemiş, tartışmanın varlığı olduğu gibi kaydedilmiştir.

Adlandırma

Anıt kaynaklarda farklı adlarla geçer. Kimi yayınlar onu Amasya Tamim Heykeli, kimi Amasya Tamimi Anıtı, kimi ise yalnızca Amasya Atatürk Anıtı olarak adlandırır. Heykeltıraşın eser listesinde ad "Amasya Tamimi Anıtı" biçimindedir, belediyenin onarım duyurusunda ve basın haberlerinde ise "Atatürk Anıtı" denir. Adların bu çeşitliliği, yapının hem Atatürk'ü hem de 1919'da kentte atılan adımı birlikte anan bir anıt olarak algılandığını gösterir. Yazılı kaynaklarda anıta ad veren resmî bir tescil ya da açılış belgesi ise görülmemiştir.

Bakım ve Onarım

Anıt, kentin en görünür kamusal eserlerinden biri olduğundan hava koşullarından ve yıllar içindeki yıpranmadan etkilenmiştir. Ekim 2023'te Amasya Belediyesi ekipleri, heykeltıraşların kontrolünde anıtı bakım ve onarımdan geçirmiş, boyama işlemini tamamlamıştır. Belediye başkanı Bayram Çelik, çalışmayı yürüten heykeltıraşlara teşekkür ederek plaket sunmuştur. Aynı açıklamada Çelik, Öktem'in Atatürk'ü yalnız göstermek yerine yarattığı toplumla birlikte göstermeyi tercih ettiğini anmış ve anıtı Cumhuriyet'in ilk meşalesinin yakıldığı kentin sembolü olarak nitelemiştir. Haberde onarımın kapsamına ilişkin teknik bir ayrıntı yoktur, kullanılan malzeme ve yöntem açıklanmamıştır.

Anıtın Kentteki Yeri

Anıt, kentin resmî anma törenlerinin durağıdır. Mustafa Kemal'in 12 Haziran'daki gelişinin ve Amasya Genelgesi'nin yıl dönümlerinde çelenkler burada sunulur. 2021'de genelgenin 102. yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde meydanda resmî açılış töreni düzenlenmiş, Mustafa Kemal'in 12 Haziran 1919'da kente gelişini ve Amasya halkının ona verdiği desteği konu alan bir tiyatro gösterisi sahnelenmiş, ardından Samsun Sahra Sıhhiye Okulu Komutanlığı askerî bandosu marş dinletisi sunmuştur. 2022'de 103. yıl dönümünde Cülüstepe'deki karşılama tiyatro oyuncularıyla yeniden canlandırılmış, kortej geçişinin ardından Yavuz Selim Meydanı'ndaki törende valilik, garnizon komutanlığı ve belediye çelenkleri anıta sunulmuş, saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okunmuştur.

Yavuz Selim Meydanı bu törenlerin dışında da Amasya'da toplu etkinliklerin yapıldığı alanlardan biridir. 15 Temmuz anma programı, Dünya Yaşlılar Günü yürüyüşü ve ilköğretim haftası kutlamaları gibi etkinlikler bu meydanda gerçekleşmiştir. Anıt bu yüzden hem günlük akışın içinde duran hem de bu günlerde kalabalığın arkasında kalan bir fon işlevi görür.

Fotoğrafçılar için de bir sabit noktadır. Yeşilırmak boyunca dizilmiş yalıboyu evleri, köprü, Saat Kulesi ve arkada yükselen kayalıklarla birlikte anıt, Amasya'yı tanıtan görüntülerin sık kullanılan kadrajlarından birini oluşturur.

Kronoloji

1326: Gümüşlü Camii'nin ilk yapımı (Taceddin Mahmud Çelebi).

1865: Saat Kulesi, Mutasarrıf Ziya Paşa tarafından yaptırılır.

1898-1900: Saraydüzü'nde, yıkılan şehzade sarayının yerine kışla binası yapılır.

19 Mayıs 1919: Mustafa Kemal Samsun'a çıkar.

12 Haziran 1919: Mustafa Kemal ve heyeti Amasya'ya gelir, karşılanır, akşam Hükümet Konağı'nda Amasyalılara seslenir.

13 Haziran 1919: Sultan Bayezid Camii'nde Vaiz Abdurrahman Kâmil Efendi direniş vaazını verir.

14 Haziran 1919: Amasya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulur.

22 Haziran 1919: Amasya Tamimi (Genelgesi) bütün mülki ve askerî makamlara bildirilir.

26 Haziran 1919: Mustafa Kemal Amasya'dan Tokat'a hareket eder.

1921: Müftü Hacı Hafız Tevfik Efendi ölür, Abdurrahman Kâmil Efendi yeniden müftülüğe atanır.

1940: Saat Kulesi, köprünün yenilenmesi sırasında yıkılır.

1944: Saraydüzü Kışlası tamamen yıktırılır.

1974: Tankut Öktem'in tasarımı Amasya Tamimi Anıtı yarışmasında birincilik kazanır.

1981: Anıt Yavuz Selim Meydanı'nda tamamlanır (bir kayıtta 1982).

2002: Saat Kulesi aslına uygun olarak yeniden inşa edilir.

2007: Saraydüzü Kışlası'nın kopyası tamamlanır. Tankut Öktem 5 Aralık'ta hayatını kaybeder.

2014: Baltalı figürün kimliği basında tartışılır.

2023: Anıt, Amasya Belediyesi tarafından bakım ve onarımdan geçirilir.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Sinan Meydan, "Atatürk'ün Özgürlük Bildirisi: Amasya Genelgesi", Sözcü, 2017. amasya.gov.tr

Resmî kaynaklar

Kitaplar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar