Merzifon, Mondros Mütarekesi'nden sonra Karadeniz'in iç kesimlerinde yabancı askerin doğrudan bulunduğu az sayıdaki kasabadan biriydi. 1919 baharında Samsun'dan gelen bir İngiliz müfrezesi şehre yerleşti, kasabanın kuzeyindeki Amerikan Koleji ise o yıllarda hem bir öğretim kurumu hem de bölgedeki siyasi gerilimin odağı olarak anılır oldu. Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun ve Havza'dan Harbiye Nezareti'ne çektiği telgraflarda Merzifon'un adı birkaç kez geçer; Millî Mücadele'nin Karadeniz'deki ilk aylarında şehir, bir yanda İngiliz askerî varlığının, bir yanda Pontus iddialarının, öte yanda yerel direniş örgütlenmesinin kesiştiği yer olarak görünür. Genel Millî Mücadele anlatısı başka yazılarda yer aldığı için burada yalnız Merzifon ele alınır: işgalin başlaması, kolejin çevresinde yaşananlar ve bu sürecin 1921'de kapanışı.

Mütareke Öncesinde Şehir ve Koleji

Merzifon, Danişmendliler'den itibaren Türk-İslam kimliği belirgin bir Anadolu şehriydi. Çelebi Mehmed Medresesi, imaret ve camilerle XV. yüzyılda biçimlenen çarşı, XVII. yüzyılda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın külliyesiyle yeni bir siluet kazandı; Paşa Camii, Bedesten, Taşhan, kütüphane ve hamamlar şehrin ticaret ve vakıf hayatını belirleyen yapılar olarak bugüne ulaşır. XIX. yüzyılın sonunda şehrin nüfusu yirmi bin dolayındaydı. Vital Cuinet'nin kaydına göre bunun yaklaşık 13.380'i Müslüman, 5.820'si Ermeni, 800 kadarı Rum'du. Nüfusun bu karma yapısı, Millî Mücadele yıllarında yaşananların zemini oldu.

Amerikan Board misyonerleri Merzifon'da 1850'lerin başında istasyon açmış, 1860'larda İstanbul Bebek'teki ruhban okulunu ve kız okulunu buraya taşımışlardı. Okul, 8 Eylül 1886'da Anadolu Koleji adıyla öğretime başladı. İlk başkan Charles C. Tracy'ydi. Kolejin Massachusetts eyaleti tarafından onaylanan kuruluş sözleşmesi 1894'te, Osmanlı hükümetince bir Amerikan okulu olarak tanınması ise 1899'da gerçekleşti. Duvarlarla çevrili arazide misyon merkezi, kız okulu, hastane, kütüphane ve çeşitli atölyeler vardı ve ağırlıkla Ermeni ve Rum öğrencilerin okuduğu kurumda ders veren öğretmenlerin önemli bir bölümü de yine bu iki cemaatten geliyordu. 1913-1914 öğretim yılında 425 öğrencinin yaklaşık 200'ü Rum, 160'ı Ermeni, 40'ı Rus, 25'i Türk'tü. Kolejin kayıtlarında mezun olmuş tek Türk öğrenci olarak 1909'da girip 1914'te mezun olan Nureddin Pehlivanzade'nin adı geçer.

Kolej çevresindeki siyasi tartışmanın kökleri Mütareke'den öncesine uzanır. Hınçak ve Taşnak cemiyetleri II. Abdülhamid döneminde Merzifon'da da faaliyet göstermiş, 1893'te kasabada çıkan olaylar uzun süre tartışılmıştı. Yirminci yüzyılın başında ise Kolej bünyesindeki Rum öğrenciler kulüpler kurdu. Türk arşiv belgelerine dayanan çalışmalara göre 1904'te Pontus Kulübü, aynı yıl Yunan-Rum İdman Kulübü, 1907'de Rum İrfan Kulübü açıldı; kulüplerin sonraki yıllarda Karadeniz kıyısında şube açan Pontus Cemiyeti'nin çekirdeğini oluşturduğu ileri sürülür. Bu anlatıyı, Kolej yöneticilerinin kulüplerin yalnızca öğrencilerin ana dillerini öğrenmesi için kurulduğu ve Pontus adının yörenin antik adından geldiği yönündeki açıklamasıyla birlikte okumak gerekir. İki tarafın da kendi belge ve tanıklığına dayandığı bu tartışmanın bir tarafında Ankara'nın 1921'deki kararı, öteki tarafında Amerikalı görevlilerin Boston'a yazdığı raporlar durur.

Savaş Yıllarında Kolejin Kapanması

Birinci Dünya Savaşı'nda Doğu Cephesi'nde Rus ilerleyişi üzerine bölge harp sahası ilan edildi. 10 Mayıs 1916'da Kolej ve hastane binalarına askerî amaçla el konuldu, Amerikan uyruklu görevliler 16 Mayıs'ta İstanbul'a gönderildi. Kolej Başkanı George E. White Amerika'ya gitti ve orada yaklaşık üç yıl, Minnesota'da Yakın Doğu Yardım Heyeti'nin müdürü olarak çalıştı. Amerikalı misyonerlerin tanıklıklarına göre 1915'te Merzifon'daki Ermeni cemaati sevk edilmiş, Kolej çalışanlarından bir bölümü de bu sürecin içinde kalmıştı. White'ın 1917'de Amerikan basınında yer alan anlatıları ve Bertha Morley'in günlüğü bu olayların Batı'daki başlıca kaynaklarıdır. Türk araştırmacılar ise White'ın konuşmalarını, Amerikan kamuoyunda Türk karşıtlığını besleyen bir propaganda malzemesi olarak değerlendirir. Merzifon'daki bu olaylar bugün de iki ayrı tarihyazımının farklı adlandırmalarıyla anılır.

Mondros Mütarekesi ve Karadeniz'de Güvensizlik

Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'ni imzaladığında Karadeniz sahili ve iç bölgeleri henüz işgal edilmemişti, ancak yöredeki asayiş çoktan bozulmuştu. Askerin terhis edilmesi, jandarma kuvvetinin yetersizliği ve savaş yıllarındaki sevk ve iskân uygulamaları, Müslüman, Rum ve Ermeni unsurlardan oluşan silahlı grupların ortaya çıkmasına yol açmıştı. Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'dan gönderdiği raporlara göre Samsun ve çevresinde kırka yakın Rum çetesi faaliyet gösteriyordu. Müslüman köylüler yerel hükümetin koruması altında kendilerini güvende görmedikleri için bazı yerlerde kendi savunma gruplarını kurmuştu.

İngiliz kaynaklarında aynı tablo başka bir gözle görünür. Karadeniz'e gönderilen İngiliz kontrol subayları İstanbul'daki Yüksek Komiserliğe, Hıristiyanların Müslüman çeteler yüzünden tehdit altında olduğunu bildiriyordu. Aralarında Rum din adamlarının halkı kışkırttığına dair kayıtlar da vardı. Amerikan Tütün Şirketi'nin bölgedeki Müslümanların silahlandığı yönündeki şikâyetini Amiral Calthorpe Londra'ya iletmiş, Yüksek Komiser Vekili Amiral Webb de 17 Şubat 1919'da Trabzon ve Samsun'da asayişin sağlanması için bölgeye asker gönderilmesini istemişti. Bu istek, Mart 1919'da Samsun ve Merzifon'a askerî birlik gönderilmesiyle sonuçlandı. Birliklerin yanı sıra Yüzbaşı J. S. Perring ve Yüzbaşı L. H. Hurst gibi kontrol subayları da bölgeye atandı.

İngiliz Birliğinin Merzifon'a Girişi

Kaynaklarda tarihler birbirinden biraz farklı verilir. Samsun Valiliği'nin Atatürk-Samsun kronolojisi, İngilizlerin mütareke hükümlerine aykırı olarak 9 Mart 1919'da Samsun'a 200 asker çıkardığını, 17 Mayıs'ta 100 asker daha getirdiğini kaydeder. Kimi çalışmalar bu askerlerin iç kesimlere yönelmek üzere Merzifon'a kaydırıldığını yazar. Merzifon'un işgaline ilişkin ayrıntılı anlatım ise 30 Mart 1919 akşamı Samsun'dan Merzifon'a altmış kadar İngiliz askerinin geldiğini belirtir. Bu birlik Kara Mustafa Paşa İlkokulu'nu karargâh olarak kullandı. Başlarındaki subay, kaynaklarda Salter ya da Solter biçiminde geçen Yüzbaşı Salter'di ve Kolej öğretmeni, aynı zamanda Yakın Doğu Yardım Heyeti üyesi olan Mr. Getchell'in evinde konuk edildi. Ertesi sabah hükümet konağına giden Salter, hiçbir makama haber vermeden Osmanlı bayrağını indirip yerine İngiliz bayrağını çektirdi ve kaymakamlık odasına girdi.

Aynı günlerde Kolej da yeniden canlanıyordu. Savaş yıllarında binalara el konulunca ayrılan misyonerlerden Mr. ve Mrs. Getchell, Miss Willard ve Miss Zbinden Merzifon'da kalmış, Mütareke'den sonra okulu yeniden açma çabasına girişmişti. 16 Şubat 1919'da New York'tan yola çıkan Yakın Doğu Yardım Heyeti'nin Merzifon'a atanan üyeleri, Mr. Pye'ın başkanlığında 14 Mart 1919'da Kolej binalarına yerleşti. İngiliz askerleri bu yerleşimden iki hafta sonra şehre girdi. Amerikalı yardım görevlileriyle İngiliz subayları arasındaki yakınlık kısa sürede Türk yetkililerin dikkatini çekti.

Mustafa Kemal Paşa'nın Merzifon Raporları

Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişi olarak Samsun'a çıkan Mustafa Kemal Paşa, görev yazısında Samsun çevresindeki asayişsizliği gidermekle yükümlüydü. Samsun'dan Havza'ya geçişini Harbiye Nezareti'ne çektiği telgrafta Merzifon, Vezirköprü, Amasya, Lâdik ve Havza gibi yerlerden gelen güvenlik şikâyetlerini yerinde incelemek olarak açıklamıştı. 25 Mayıs 1919'da Havza'ya vardığında önce yörenin nüfus durumunu, son iki aydaki soygunları ve Rum, Ermeni cemaatlerinin İngiliz ve Amerikan memurlarıyla temaslarını soran bir telgraf çekti. 27 Mayıs'ta Merzifon'daki İngiliz denetim subayı Salter, Havza'ya gelerek Mustafa Kemal'i ziyaret etti ve azınlıkların can güvenliğinin olmadığından söz etti. Mustafa Kemal'in cevabı, Müslümanlara yönelik saldırılara karşı şimdiye kadar ne yapıldığını sormak oldu.

5 Haziran 1919'da Harbiye Nezareti'ne gönderdiği raporda, Merzifon'daki İngiliz subaylarıyla Amerikan memurlarının hem Merzifon hem Gümüşhacıköy Rumlarıyla çok yakın temas hâlinde olduğunu, bunun Rumları cesaretlendirdiğini ve gelişmelerin gözden kaçırılmaması gerektiğini bildirdi. 10 Haziran tarihli şifrede ise Kolej'e eşya sandıkları getirildiğini, üzerlerinde Ottoman American markaları görüldüğünü ve bunların silah olabileceğini yazdı; Merzifon'daki dört İngiliz subayının Amerikan Koleji'nde toplanmasının, Kolej'in görüşme ve girişim merkezi hâline getirildiği şüphesini uyandırdığını da ekledi. 3 Temmuz tarihli yazıda bu şüphenin yerini kesin bir kanaate bıraktığı, yapılan incelemede sandıkların silah çıktığı belirtilir. İngiliz kontrol subaylarının Merzifon'da Rum ve Ermenileri teşkilatlandırdığı ve Kolej'e her gün eşya adı altında sandıkla silah getirildiği yolundaki aktarım, Türk askerî arşiv belgelerinde bu biçimde yer alır. Bu iddiaların İngiliz ve Amerikan tarafındaki karşılığını gösteren bir belgeye ulaşılamamıştır.

9 Haziran Mitingi

İzmir'in 15 Mayıs 1919'da Yunan kuvvetlerince işgali Anadolu'nun birçok yerinde protesto mitingleriyle karşılandı. Merzifon'da da Vehbi Efendi öncülüğünde bir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuş, 9 Haziran 1919'da şehirde İzmir için bir protesto mitingi yapılmıştı. Mustafa Kemal'in 10 Haziran tarihli telgrafına göre İngiliz yüzbaşı asayişi sağlamak gerekçesiyle mahallelere devriye çıkarmak istemiş, kaymakamlık bunun halk tarafından yanlış anlaşılacağını söyleyince de bir miting yapılacağı haberini aldığını ve onu bütün gücüyle engellemek niyetinde olduğunu belirtmişti. Kaymakamlığın olumlu yanıtı üzerine devriyeler kaldırıldı. Yine de yüzbaşı başlangıçta toplantıyı önlemek istedi, ama miting sakin geçti. Hurst, 12 Haziran tarihli raporunda İzmir için yapılan mitinge Rumların ve Ermenilerin de çağrıldığını, nutukların kusursuz olduğunu ve hareketin sözlü bir protestoyla sınırlı kalacağı izlenimi verdiğini yazdı, ardından kaymakama olayların sakin geçmesinden dolayı teşekkür etti.

Hurst'ün Merzifon'dan Samsun'a dönüşü ise kendisi için pek parlak olmadı. 10 Haziran'da yola çıkan yüzbaşı Kavak civarında Hüsnü Çavuş çetesince durdurulup soyuldu, tek kurşun atılmadığı için korkaklıkla suçlanarak askerî mahkemeye verildi ve ancak İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın ricasıyla kurtuldu. Hurst soygunun sorumluluğunu Mustafa Kemal'e yükleyip saldırıyı onun planlattığını ileri sürdü, ancak sonraki incelemeler bu iddiayı doğrulamadı. Aynı günlerde, 11 Haziran tarihli bir telgrafta Mustafa Kemal Merzifon kazasına bağlı Mahmutlu köyünden geçen altı askerin öldürüldüğünü ve bunun Rum komitelerinin Müslümanlara yönelik gasp ve imha siyasetinin bir parçası olduğunu bildirdi.

Havza'dan Amasya'ya Geçiş

Mustafa Kemal Paşa 25 Mayıs ile 12 Haziran 1919 arasında Havza'da kaldı, 12 Haziran'da ise Amasya'ya geçti. Ayrılış gününe ilişkin farklı tarihler de verilmiştir, ama yerel kaynaklar 12 Haziran Perşembe gününü gösterir. Bu ani ayrılışın nedenleri arasında, bir anlatıma göre, Merzifon'daki İngiliz müfrezesinin ani bir baskınla Çeltik Boğazı'nı ve Havza'yı ele geçirip kendisini iş göremez hâle getirmesi ihtimali sayılır. İngiliz Yüksek Komiserliği de Hurst'ün raporları üzerine Mustafa Kemal'in İstanbul'a geri çağrılması için Bâbıâli'ye baskı yapıyordu. Mustafa Kemal 11 Haziran'da Harbiye Nezareti'ne verdiği cevapta bu çağrının gerekçesini sordu, İngilizlerin isteğiyle yapıldığını öğrendi. Amasya'daki sonraki gelişmeler, yani Amasya Genelgesi ve diğer kararlar Merzifon'un konusu dışında kaldığı için burada ele alınmaz.

İngiliz Askerlerinin Çekilmesi

Millî Mücadele'nin etkisi arttıkça İngiliz askerlerinin Merzifon'daki konumu da güçleşti. Türk kaynaklarında ve TDV İslâm Ansiklopedisi'nde İngilizlerin 28 Eylül 1919'da Merzifon'dan çekildiği kaydedilir. İngiliz belgeleri üzerinden yapılan bir çalışma ise çekilişin Eylül 1919'da başladığını belirtir. Bunun ardından kontrol subayları bölgeye yeni birlikler çıkarılmasını önerdi, bu mümkün olmayınca Rumların silahlandırılıp teşkilatlandırılmasını teklif etti. Çalışmaya göre subayların amacı, Türk birlikleriyle Rum çetelerini birbirine karşı çatıştırmaktı ve bunda belli ölçüde başarılı oldular. Kolej'de bu sırada eğitim yeniden başlıyordu: 6 Eylül 1919'da, 1916'da askere çağrıldığı için mezun olamayan Timotheus M. Papadopoulos'un diploma töreniyle öğretime dönüldü ve çoğunluğu Rum olan 166 öğrenci, altısı okul öncesi, kaydedildi.

İngiliz subaylarının gidişi çete sorununu bitirmedi. TDV'nin kaydına göre Merzifon yöresinde 1920 sonuna kadar çıkan olayların çoğunu Rum çeteleri düzenledi, buna karşı yerli Müslüman ahali de örgütlenerek bu hareketleri etkisiz hale getirdi. 1920 baharında İngiliz subay Perring'in raporlarında Amasya ve Merzifon'dan dönen Amerikan konsolosunun Kavak yönüne giden, her biri yaklaşık 150 kişilik silahlı Türk gruplarına rastladığını anlattığı, Perring'in de bunu Hıristiyanların tehdit altında olduğu şeklinde yorumladığı görülür. Rum din adamlarının 1919 Nisan'ında Samsun'da toplanarak Merzifon, Amasya, Havza ve diğer yerlerde örgütlenme kararı aldığı da yine İngiliz belgelerine dayanılarak aktarılır. Aynı olaylara Türk kaynaklarında asayişin sağlanması, İngiliz kaynaklarında ise Hıristiyanların korunması diliyle bakılır.

Kolejin Aranması ve Kapatılması

9 Aralık 1920'de kurulan Merkez Ordusu, Karadeniz'de Pontus hareketine karşı daha etkili önlemler almaya başladı. Tokat'ta Lazarus adlı bir Rum'un evinde yapılan aramada Pontus ibareli belgeler, Kantarcıoğlu'nun Merzifon Anadolu Kolejleri adıyla yazdığı beş broşür ve Pontus okullarıyla Merzifon Amerikan Koleji'nin birleştirilmesine ilişkin, Amerikalılarla ortak hazırlandığı ileri sürülen bir yönetmelik ele geçirildi. Bu belgeler Ankara Hükümeti'nin dikkatini Kolej üzerinde yoğunlaştırdı. Yöredeki Rumlar ise Pontusçuların tutuklanmaya başlaması üzerine, ihbarda bulunduğunu düşündükleri Türkçe öğretmeni Zeki Efendi'yi öldürdü. Türk kaynaklarında bu cinayetin Kolej'in aranmasından iki gece önce işlendiği yazılır. White ise 12 Şubat 1921'de öldürülen Zeki Bey'in katillerinin Türkler olduğuna inandığını belirtir.

16 Şubat 1921'de Merzifon Amerikan Hastanesi ve Koleji, Beşinci Fırka Komutanı da hazır bulunduğu hâlde arandı. Aramada silah ve cephane bulunamadı, ancak 1904 tarihli Pontus Kulübü'nün, aynı yıl kurulan Yunan-Rum İdman Kulübü'nün ve 1907'de kurulan Rum İrfan Kulübü'nün varlığı saptandı. Pontus Kulübü'nün nizamnamesi, mühürleri, Yunan bayrakları, Pontus Cumhuriyeti'nin sınırlarını gösteren bir harita, fotoğraflar ve bazı belgeler ele geçirildi. Nizamname çevrildiğinde kulübün Rumları Yunan emellerine hizmete ve bir Pontus hükümeti kurmaya teşvik ettiği sonucuna varıldı. Kulüp kapatıldı, Rum başkanı ile yönetim kurulu üyeleri tutuklandı, Amerikalı üyelerden ise yalnızca ifade alındı. Aramada ayrıca Kolej yönetimi ile Samsun'daki Amerikan temsilcisi arasında, Rum ve Ermeni katillerin Avrupa'ya kaçırılmasıyla ilgili yazışmalar bulunduğu da belirtilir.

White, Amerikan Board'un Boston'daki merkezine gönderdiği raporlarda başka bir tablo çizdi. Kulüplerin farklı milliyetlerden öğrencilerin kendi ana dillerini öğrenmesi için kurulduğunu, Pontus adının yörenin eski adından geldiğini, ele geçirilen haritanın Roma eyaletlerini gösteren ve birkaç yıl önce Chicago'da basılmış bir harita olduğunu yazdı. Rumların Yunan Krallığı'na sempati duyduğunu, ama isyan hazırlığında olduklarına inanmadığını da ekledi. Türk araştırmacılar bu açıklamayı yukarıdaki yazışmaların ve belgelerin ışığında yetersiz bulur. Elde yalnızca Türk askerî arşivindeki belgeler ile Amerikalı görevlilerin raporları vardır ve ikisi aynı olayı farklı çerçevelerle anlatır.

Kapanış ve Yargılama

Kolej kapatıldı. Hükümetin seçtiği iki erkek ve bir kadın Amerikalı misyoner binaların ve eşyaların korunması için kaldı, geri kalan yirmi dokuz kişi 22 Mart 1921'de Merzifon'dan ayrıldı. Tutuklanan Pontusçular Amasya'ya gönderildi. Kolej'deki kulübün başkanı Kuyumcuoğlu Therlides ile üyelerinden Haralambos, Yorgi, Anastas, Simon ve Pavlos, Amasya'da İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı. Türk kaynaklarında yargılama tarihi 12 Eylül 1921 olarak verilir. Sanıkların Yunan amaçları doğrultusunda eğitim yaptırdığı, otoriteye karşı gelmek için üye kaydettiği ve Zeki Bey'in öldürülmesinde rol oynadığı gerekçesiyle idama mahkûm edildiği kaydedilir. Batı kaynakları ise Kolej'in eski öğretmenlerinden Evstathiades, Lamprianos ve Theocharides ile bazı öğrencilerin silahlı isyan hazırlığı suçlamasıyla Ağustos ayında Amasya'da idam edildiğini yazar. İki anlatım arasında tarih ve sanık sayısı bakımından fark vardır; her ikisi de Kolej'in kapanışına ve Amasya'daki yargılamaya işaret eder.

Kolej'in kapatılmasının ardından Amerikan Fevkalade Komiserliği 14 Mayıs 1921'de İsveç Elçiliği aracılığıyla, okulun ve hastanenin Amasya Mutasarrıflığı'nca kapatılmasını protesto etti. Osmanlı Hükümeti, Ankara Hükümeti ile resmî ilişkisi bulunmadığını gerekçe göstererek talebi reddetti. İkinci protesto da 30 Haziran 1921'de aynı gerekçeyle geri çevrildi. Bunun ardından misyonerler Merzifon'a dönme umudunu yitirdi. Kolej 1924'te Yunanistan'ın Selanik şehrinde Anatolia College adıyla yeniden açıldı ve bugün de oradadır. Merzifon'daki binalardan Kızlar Mektebi (1865), Hastane (1889) ve Ana Ofis ile Kütüphane (1910-1914) yapıları bugüne ulaşır.

1921 Yazı: Rum Nüfusun İç Bölgelere Nakli

Yunan donanması 9 Haziran 1921'de İnebolu'yu bombardıman edip karaya asker çıkarma ihtimali arttığında Ankara Hükümeti Karadeniz kıyılarını harp sahası ilan etti. 26 Haziran 1921'de, çıkarma hâlinde düşmana yardımcı güç bulunmasını önlemek ve sahilleri koruyan müfrezelerin gerisini güvenceye almak için bölgedeki on beş ile elli yaş arasındaki silah taşıyabilecek Rum erkeklerin iç bölgelere nakline karar verdi. Merzifon'un yakın çevresindeki Rum nüfusu bu uygulamadan etkilendi. Aynı sırada Samsun Rum Metropolitliği bünyesinde kurulan Göçmenler Komisyonu'nun Rusya'dan ve Anadolu'nun iç bölgelerinden getirip yerleştirdiği Rumlar da yurtlarına geri gönderildi.

Bu dönemi, aralarında Amerikan Board'un veznedarı Dr. W. W. Peet, Kolej'in eski hocası J. P. Xenides ve Yakın Doğu Yardım Heyeti'nde çalışan Stanley E. Hopkins'in de bulunduğu Amerikalı görevlilerin raporları çok farklı biçimde anlatır. Peet 23 Haziran 1921'den sonraki günlerde Merzifon'da erkeklerin göçe zorlanmasının ardından geride kalan kadın ve çocuklara karşı katliam uygulandığını, Ankara'nın bu konuda bir şey yapmadığını ve çetelerin işi olduğunu söylediğini yazar. Xenides Rumların zulme ve haksızlığa uğradığını, nakillerin önceden tasarlandığını ileri sürer; Hopkins ise uygulamanın amacını Anadolu'daki bütün Rumları yok etmek olarak yorumlar. Türk araştırmacılar bu raporları Ankara'yı suçlamaya yönelik propaganda olarak görür ve sınır bölgesinde alınan askerî önlem çerçevesinde değerlendirir. Merzifon'daki sivillerin başına gelenlere dair bu iki anlatım arasındaki fark, bugün de aşılmış değildir.

Merzifon'un Millî Mücadele'deki Yeri

Merzifon, Millî Mücadele anlatılarında Samsun, Havza ya da Amasya kadar sık anılmaz, ama Karadeniz'in iç bölgelerindeki dengeleri açıkça gösteren bir şehirdir. Mart 1919'dan Eylül 1919'a kadar yaklaşık altı ay süren İngiliz askerî varlığı, Mustafa Kemal Paşa'nın Havza'daki ilk haftalarını doğrudan etkiledi ve Amasya'ya geçişinin gerekçeleri arasında anıldı. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve 9 Haziran mitingi, yerel halkın örgütlü tepkisinin Merzifon'daki ilk örneklerinden biridir. Kolej'in 1921'de kapatılması ve Amasya'daki yargılama, Ankara Hükümeti'nin ülke içindeki ayrılıkçı girişim saydığı hareketlere karşı attığı sert adımların Karadeniz'deki en bilinen örneklerinden biri olarak Millî Mücadele tarihlerinde yer alır. Aynı olaylar Batı kaynaklarında Rumların ve Ermenilerin yaşadığı kayıplar çerçevesinde anılır.

Kronoloji

30 Ekim 1918: Mondros Mütarekesi imzalandı.

16 Şubat 1919: Yakın Doğu Yardım Heyeti New York'tan İstanbul'a hareket etti.

9 Mart 1919: Samsun Valiliği kaynaklarına göre İngilizler Samsun'a 200 asker çıkardı.

14 Mart 1919: Yakın Doğu Yardım Heyeti'nin Merzifon üyeleri Kolej binalarına yerleşti.

30 Mart 1919: Samsun'dan gelen İngiliz askerleri Merzifon'a girdi ve Osmanlı bayrağı hükümet konağından indirildi.

19 Mayıs 1919: Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıktı.

25 Mayıs 1919: Mustafa Kemal Havza'ya geçti.

27 Mayıs 1919: Merzifon'daki İngiliz denetim subayı Salter Havza'da Mustafa Kemal'i ziyaret etti.

5 Haziran 1919: Mustafa Kemal, Merzifon'daki İngiliz ve Amerikan görevlilerin Rumlarla yakın temasını Harbiye Nezareti'ne bildirdi.

9 Haziran 1919: Merzifon'da İzmir için protesto mitingi yapıldı.

10-11 Haziran 1919: Kolej'e getirilen sandıklara ilişkin telgraf; Mahmutlu köyünde altı askerin öldürülmesi.

12 Haziran 1919: Mustafa Kemal Havza'dan Amasya'ya geçti.

6 Eylül 1919: Kolej'de öğretim yeniden başladı.

28 Eylül 1919: İngiliz askerleri Merzifon'dan çekildi.

9 Aralık 1920: Merkez Ordusu kuruldu.

12 Şubat 1921: Kolej'in Türkçe öğretmeni Zeki Bey öldürüldü (White'a göre).

16 Şubat 1921: Merzifon Amerikan Hastanesi ve Koleji arandı.

22 Mart 1921: Yirmi dokuz Amerikalı Merzifon'dan ayrıldı.

14 Mayıs ve 30 Haziran 1921: Amerikan protestoları reddedildi.

26 Haziran 1921: Karadeniz kıyısındaki Rum erkeklerin iç bölgelere nakline karar verildi.

Ağustos-Eylül 1921: Amasya'da Pontus Kulübü sanıklarının yargılanması ve idamı (tarih kaynaklarda farklı).

1924: Kolej Selanik'te yeniden açıldı.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar