Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün
Merdânedir ol ki çeke peymâne-i Ahmed
Ferzânedir ol ki ola mestâne-i Ahmed
Ferhâd ü Mecnûn heme erbâb-ı cünûna
Sultanlık ider ‘âşık-ı dîvâne-i Ahmed
Tâvus-ı behiştdir yeridir huld-i muhalled
Her kim ola pervâne-i sûzâne-i Ahmed
İkbâli yegidir kim ola kâle-i meh-veş
İkbâl-i bed oldur ola bîgâne-i Ahmed
Nesh oldu kamu nakl-i hikâyât-ı lezîze
Bozdı revişin lezzet-i efsâne-i Ahmed
Ben bilmezem evsâfını Mevlâ bilür ammâ
Hûrşîde virür şa‘şa‘a gülhâne-i Ahmed
Ferdâ ‘arasât içre Nigârî ne gam eyler
Kim olsa bugün sûzıla pervâne-i Ahmed
Günümüz Türkçesiyle
1. Ahmed'in kadehini çeken merttir; Ahmed'in sarhoşu olan akıllıdır.
2. Ahmed'in divane âşığı, Ferhat ve Mecnun dahil bütün delilik ehline sultanlık eder.
3. Ahmed'in yanan pervanesi olan herkes cennet tavusudur; onun yeri ebedî cennettir.
4. Ay yüzlünün "kâle"si olanın talihi daha iyidir; kötü talih ise Ahmed'e yabancı olmaktır. ("Kâle" kelimesinin burada ne anlama geldiği açık değildir.)
5. Bütün lezzetli hikâyelerin anlatılması neshedildi (hükümsüz kaldı); Ahmed'in hikâyesinin lezzeti onların gidişini bozdu.
6. Ben onun vasıflarını bilmem, ama Mevlâ bilir; Ahmed'in gül bahçesi güneşe parıltı verir.
7. Bugün Ahmed'in pervanesi olarak yanan Nigârî, yarın mahşer meydanında ne gam çeker?
Edebî ve Tarihî Yorum
Beşinci beyitteki "nesh" kelimesi bir fıkıh ve tefsir terimidir. Nesh, sonradan gelen bir hükmün önceki bir hükmü kaldırması demektir; İslam'ın daha önceki dinlerin şeriatlerini neshettiği de bu terimle anlatılır. Nigârî terimi hikâyelere taşır: Peygamber'in hikâyesinin lezzeti öteki bütün lezzetli hikâyeleri neshetmiş, onların gidişini bozmuştur. Yeni şeriatın eski şeriatleri kaldırması gibi, Peygamber'in kıssası da anlatılan öbür kıssaların yerini almıştır.
Gazel bir önceki naatın ardından aynı vezinle gelir ve bu kez redifte Peygamber'in öbür adı, "Ahmed" vardır. Arap harfleriyle "احمد" diye yazılan bu ad da dal harfiyle biter. Uyakta meyhane dilinin kelimeleri (peymâne, mestâne, dîvâne) ile masal ve bahçe kelimeleri (efsâne, gülhâne) yan yanadır. İlk iki beyitte meyhane ve delilik dili Peygamber sevgisine uygulanır. Ahmed'in kadehini çeken merttir, onun sarhoşu akıllıdır; "ferzâne", akıllı ile "mestâne", sarhoş kelimelerinin kafiyede yan yana gelmesi bir tezattır, çünkü bu sarhoşluk aklın kendisidir. Ahmed'in divane âşığı Ferhat ile Mecnun'a bile sultanlık eder.
Pervane imgesi üçüncü beyitte ve son beyitte geri gelir. Ahmed'in mumunda yanan pervane cennet tavusu olur; tavus, cennet bahçelerinin süsü sayılan kuştur. Gazelin sonunda bu yanış bir güvenceye çevrilir: bugün Ahmed'in pervanesi olarak yanan şair, yarın "arasât"ta, insanların hesaba çekilmek için toplanacağı mahşer meydanında gam çekmeyecektir. Altıncı beyitte ise şair Peygamber'in vasıflarını bilemeyeceğini söyler; onları ancak Mevlâ bilir.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 133, s. 87. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






