Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Dâd kılam ey sanem tâ çend çend
Çend çend yanam yakılam bend bend
Bend bend a‘zâlarım tutmuş hevâ
Ney gibi feryâd kılam derd-mend
Derd-mend-i la‘linem kim subh u şâm
İsterem şehdâb-ı la‘lin şevk-mend
Şevk-mend-i la‘linem kim dem-be-dem
Tûtî-i tab‘em saçar şehdâb u kand
Kand-ı la‘linden gönül ister devâ
Başka dermân istemez ol müstemend
Müstemend-i kâkülün tutmuş hevâ
Kayda çek ey zülf-i Leylâ bend bend
Bende düşdün ey Nigârî çekme gam
Hall eyler bendi Şâh Nakşibend
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey put (güzel), ne zamana kadar, ne zamana kadar feryat edeyim; ne zamana kadar eklem eklem yanıp yakılayım?
2. Eklem eklem bütün organlarımı (aşk) hevesi sarmış; dertli olarak ney gibi feryat edeyim.
3. La'l dudağının dertlisiyim; sabah akşam şevkle la'l dudağının bal şerbetini isterim.
4. La'l dudağının şevklisiyim; papağan tabiatım her an bal şerbeti ve şeker saçar.
5. Gönül, la'l dudağının şekerinden deva ister; o dertli başka derman istemez.
6. Kâkülünün dertlisini (aşk) hevesi sarmış; ey Leylâ'nın zülfü, onu bağ bağ zincire çek.
7. Ey Nigârî, bağa (zincire) düştün, gam çekme; bağı Şah Nakşibend çözer.
Edebî ve Tarihî Yorum
Her beytin son kelimesi bir sonraki beytin başında tekrarlanır ve gazel bir zincir gibi ilerler: "çend çend" ile biten matladan sonra ikinci beyit "bend bend" ile açılır, "derd-mend" ile biten beytin ardından "derd-mend" gelir, "şevk-mend"den sonra "şevk-mend", "kand"dan sonra "kand", "müstemend"den sonra "müstemend". Son beyit de bir önceki beytin sonundaki "bend bend" kelimesini "bende" olarak devralır. Bu zincirleme söyleyiş kafiyeyle birlikte işler; çünkü tekrar edilen kelimelerin hepsi "-end" sesiyle biter ve dal harfiyle yazılır.
Zincirin son halkası gazelin anlamını taşır. "Bend" Farsçada bağ ve zincir demektir; birinci ve ikinci beyitte "bend bend", eklem eklem, boğum boğum anlamında kullanılır. Ney imgesi de buradan gelir: ney boğum boğum bir kamıştır ve feryat eder; âşık da bütün eklemleri aşkla sarılmış olarak onun gibi inler. Altıncı beyitte "bend" bu kez zincir olur: Leylâ'nın zülfünden âşığı zincire çekmesi istenir. Gazelin sonunda şair zincire düşmüş olarak kendine seslenir ve bu bağın çözüleceğini söyler: "Hall eyler bendi Şâh Nakşibend", bağı Şah Nakşibend çözer.
Nakşibend, Nakşibendî tarikatının adını aldığı Bahâeddîn Nakşibend'dir. Adı "nakış bağlayan" anlamına gelir ve içinde "bend" kelimesi vardır; gazel boyunca dönüp duran "bend" böylece tarikat pirinin adına ulaşır. Bağın çözülmesi için çağrılan kişinin adının da bir bağ taşıması, beyte ustalıklı bir kelime oyunu kazandırır. Nigârî'nin kendisi Nakşibendîliğin Hâlidî kolunun şeyhiydi; gazelin sonundaki bu ad, şairin bağlı olduğu yolun kurucusunu anar.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 135, s. 88. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
- Fatih Çınar, "Nakşî-Hâlidî Şeyhi Hamza Nigarî'nin İsteğiyle Yazılan Bir Ehl-i Beyti Müdafaa Risalesi: Risâle fî Ta'n li-men Hâlefe Ali Radıyallahu Teâlâ Anh", Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, VII/1, 2019, s. 125-150. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/803338
Çevrimiçi kaynaklar






