Özgün Metin
Vâ‘izün kürsîde kîl ü kãli var
Celb-i dünyâ içün bin makãli var
Ceri vü meri yok mı az u mazdan
Ağlıyor mağlıyor bin melâli var
Vâ‘iz ü mâ‘izin akçe makçesi
Fikri ehl-i dilin bir hayâli var
Nâsih u mâsihin kör olsun gözi
Görmesün dilberin rûy-i alı var
Tab‘-ı gazelhânın tûtî-zebânın
Bir şirîn makãli bir gazâli var
Gönül şâm u seher hevâ-dârdır
Bir kuşdur yorulmaz per ü bâli var
Ne gamam himmet-i pîr-i mugãnam
Serimde sâye-i Agabâlı var
İmdi fehm eylemez erbâbü'l-kulûb
Seyyid Nigârînin başka hâli var
Günümüz Türkçesiyle
1. Vaizin kürsüde dedikodusu, laf kalabalığı vardır; dünyalık toplamak için bin türlü sözü vardır.
2. Şuradan buradan cer toplaması, şusu busu yok mu? (Yine de) ağlıyor, sızlanıyor, bin türlü derdi var. (Beytin ilk mısraı için verilen anlam kesin değildir.)
3. Vaizin ve benzerlerinin akçesi pulu vardır; gönül ehlinin düşüncesinin ise bir tek hayali vardır.
4. Öğüt verenin ve benzerinin gözü kör olsun; görmesin, sevgilinin al yanağı var.
5. Gazel okuyan, papağan dilli yaradılışımın tatlı bir sözü, bir ceylanı (bir gazeli) vardır.
6. Gönül sabah akşam havada uçmayı sever (heves peşindedir); o bir kuştur, yorulmaz, kolu kanadı vardır.
7. Ne gamım var; pîr-i mugânın (meyhane pirinin) himmeti benimle, başımın üstünde Ağabâlî'nin gölgesi var.
8. Şimdi gönül ehli bile anlayamaz; Seyyid Nigârî'nin başka bir hâli var.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bu gazelin dili divanın çoğu şiirinden daha gündelik, daha konuşmaya yakındır. Kelimeler "m" ile başlayan yankılarla ikilenir: "az u maz", "ağlıyor mağlıyor", "akçe makçe", "vâ‘iz ü mâ‘iz", "nâsih u mâsih". Türkçenin konuşma dilinde "kitap mitap", "para mara" diye kurulan bu yapı küçümseme taşır; şair onu vaize, öğüt verene ve onların paraya düşkünlüğüne karşı kullanır. İkinci beyitteki "ceri vü meri" de aynı türden görünür: "cer", medrese talebelerinin ve hocaların köy köy dolaşıp yardım toplamasının adıdır. Bu okumaya göre vaiz, cerden, şundan bundan gelen kazancına rağmen ağlayıp sızlanmakta, derdinden yakınmaktadır. Mısraın kuruluşu tam açık olmadığından bu anlam ihtiyatla verilmiştir.
Neşir bu şiire vezin yazmamıştır. Mısraların çoğu on bir hecelidir ("Vâ-‘i-zün-kür-sî-de-kî-lü-kâ-li-var"), yalnız "Gönül şâm u seher hevâ-dârdır" gibi birkaç mısra bir hece eksik kalır. Divanda hece ölçüsüyle yazılmış başka şiirler de bulunduğu bilinir; konuşma diline yaslanan söyleyişle birlikte bu sayım, gazelin hece ölçüsüyle kurulmuş olabileceğini düşündürür.
Yedinci beyitteki "Agabâlı" adı gazelin en kişisel kelimesidir. Nigârî'nin ailesi, soy kütüğüne göre sekizinci kuşaktan atası Şemseddin Muhammed Ağa Bâlî döneminde Medine'den göç ederek Karabağ'daki Cicimli köyüne yerleşmiştir. Şair başka bir gazelinde de kendini "Hüseynî Hayderî evlâd-ı seyyid Agabalı" diye anar ve bu mısra, onun Hz. Hüseyin soyundan geldiğini söylediği yer olarak aktarılır. Burada şair, başının üstünde hem meyhane pirinin himmetini hem de seyyid atasının gölgesini taşıdığını söyler; vaizlerin dedikodusu karşısında ona güven veren bu iki dayanaktır.
Beşinci beyitteki "gazâl" kelimesi ceylan demektir ve şairin yaradılışının bir ceylanı olduğu söylenirken "gazel" türü de akla getirilir. Altıncı beyitte "hevâ-dâr" kelimesi aynı şekilde iki yönlüdür: "hevâ" hem hava hem de heves, gönül arzusu anlamına gelir. Gönül havada uçmayı seven, yorulmaz kanatlı bir kuştur ve bu kuşun uçuşu arzunun peşinden gidişidir. Mahlas beytinde şair, gönül ehlinin bile anlayamayacağı bir hâlden söz eder; vaizlerin dünyasından başlayan gazel, Seyyid unvanıyla anılan şairin kimsenin kavrayamadığı yalnızlığına varır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 165, s. 105. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
- Aytekin Şenzeybek, "Hamza Nigârî'nin Farklı İslam Yorumlarına Yaklaşımı", Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 47, 2019, s. 429-444.
Çevrimiçi kaynaklar






