Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün
Ser-menzil-i dilberden geldi yine bir server
Bir kerre hücûm itdi feth eyledi bin Hayber
Zencîr-i mücevherdir gör kim neye müncerdir
Silsile-i ekberdir silsile-i Mîr Hayder
Ol çeşm-i karadan bu sevdâ başıma geçmiş
Salmış beni sahrâya ol âhû-yı müşgîn-ter
Bu zülf-i semensânı ol kâkül-i reyhânı
Gülzâr-ı tevellâda andukça yağar ‘anber
Takrîr iderem her dem evsâf-ı dil-ârâdan
Bin zevk bulur cânım itdükce dilim ezber
Ol la‘l-i dil-ârâmın ol ‘ârız-ı gül-fâmın
Ol dem ki düşer yâda çeşminden akar ter ter
Esrâr hücûm itdi aldı ele bir nâme
Bu tab‘-ı şirîn-hâme yazdı yine bir defter
Bir tûtî-i şekker-hâ yok mı ‘acabâ imdi
Zevk eyleye şîrîn-ter efşâr iderem şekker
Ey Mîr Nigârî bu esrâr-ı İlâhîdir
Nazm eyleyelim cem‘ it olmaz beyle bir gevher
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgilinin konağından yine bir önder geldi; bir kez saldırdı, bin Hayber'i fethetti.
2. Bu mücevherli bir zincirdir, bak neye çekiyor: en büyük silsiledir, Mîr Hayder'in silsilesidir.
3. O kara gözden bu sevda başıma geçmiş; o en misk kokulu ceylan beni çöllere salmış.
4. Bu yasemin kokulu zülfü, o fesleğen gibi perçemi tevellâ gül bahçesinde andıkça amber yağar.
5. Gönül süsleyenin vasıflarını her an anlatırım; dilim onları ezberledikçe canım bin zevk bulur.
6. O gönül dinlendiren lal dudağı, o gül renkli yanağı andığım an gözümden yaşlar damla damla akar.
7. Sırlar hücum etti, bir mektup aldı eline; bu tatlı kalemli yaradılış yine bir defter yazdı.
8. Acaba şimdi şeker yiyen bir papağan yok mu ki zevk alsın? Ben daha tatlı şekerler sıkıp saçıyorum. (Beyitteki "efşâr" kelimesine burada verilen anlam bir tahmindir.)
9. Ey Mîr Nigârî, bunlar ilâhî sırlardır; gel, bunları nazma çekelim, topla; böyle bir mücevher bulunmaz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazelin ilk iki beyti, sevgili için kullanılan dili Hz. Ali'nin adıyla örer. Sevgilinin konağından gelen "server", önder, bir kez saldırıp bin Hayber'i fetheder. Hayber, Medine'nin kuzeyindeki kale şehirdir ve fethi İslâm geleneğinde Hz. Ali'nin kahramanlığıyla anılır; kale kapısını sökmesi menkıbelerde sık anlatılır. İkinci beyitte "Mîr Hayder" adı açıkça geçer. Hayder, yani aslan, Hz. Ali'nin lakabıdır. Beyitteki "zencîr", zincir, ilk bakışta sevgilinin mücevherli zülfüdür, ama şair onu "silsile-i ekber", en büyük silsile, diye adlandırır. Silsile tarikatlarda mürşitten mürşide uzanan manevî zincirin, soy bilgisinde de atadan atadan inen nesil çizgisinin adıdır.
Nigârî kendini seyyid, yani Hz. Peygamber'in soyundan biri olarak bilir ve divanının başka bir yerinde Hüseynî, Hayderî soyuna açıkça değinir; soy kütüğünde Haydar adını taşıyan atalar da vardır. Bu yüzden "silsile-i Mîr Hayder" sözü, zülfün zincirine bağlanan âşık ile Ali soyuna bağlanan şair arasında bir bağ kuran söz olarak okunabilir. Dördüncü beyitte geçen "gülzâr-ı tevellâ", Ehl-i Beyt sevgisinin gül bahçesi, bu okumayı destekler: sevgilinin zülfü o bahçede anıldıkça amber yağar.
Gazelin ikinci yarısı şiirin kendisi üzerine düşünür. Yedinci beyitte sırlar şaire hücum eder ve onun "tatlı kalemli" yaradılışı bir defter dolusu şiir yazar. Sekizinci beyitte papağan imgesi bu kez dinleyiciyi anlatır: şair şeker sıkıp saçmaktadır, ama bu şekerden tat alacak, şeker yiyen bir papağan bulunup bulunmadığını sorar. Mahlas beytinde yazılanlar ilâhî sırlar olarak adlandırılır ve şair onları toplayıp nazma çekmeyi önerir. Altıncı beyitteki "ter ter" ikilemesi, yaşın gözden taze taze, damla damla akışını anlatır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 168, s. 107. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
- Aytekin Şenzeybek, "Hamza Nigârî'nin Farklı İslam Yorumlarına Yaklaşımı", Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 47, 2019, s. 429-444.
Çevrimiçi kaynaklar






