Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün
Meyhâne-i gaybetden yüz nâz ile bir dildâr
Bî-perde zuhûr itdi keşf eyledi bin esrâr
Evsâf-ı dehânından ‘uşşâk-ı nazar-bâza
Sordum didiler müşkil lâ tüdrikühü'l-ebsâr
Şehd-âbe-i la‘linden sormuş sanemâ tab‘ım
Gelmiş yine güftâra bu tûtî-i şekker-bâr
Âyât-ı şifâdır mey zîrâ dil-i bîmârım
Her şâm u seher eyler evsâf-ı lebin tekrâr
Ger haste-i sevdâyam bîmâr-ı tevellâyam
Lâkin ne elem zîrâ dildâr kılur tîmâr
Kelb-i kûy-ı dildâra ihlâs ile kıl hıdmet
Tâ kim bulasın ‘izzet ey vâ‘iz-i bî-mikdâr
Ey Mîr Nigârî gel feryâd ile uğraşma
Kelb-i kûy-ı dildârı tâ kılmayasın bîdâr
Günümüz Türkçesiyle
1. Gayb meyhanesinden yüz nazla bir sevgili perdesiz göründü, bin sırrı açığa çıkardı.
2. Ağzının niteliklerini nazar ehli âşıklara sordum; "Zor iş" dediler, "Gözler onu idrak edemez."
3. Ey put güzeli, şiir yaradılışım dudağının bal şerbetini emmiş; bu şeker yağdıran papağan yine söze gelmiş.
4. Şarap şifa ayetleridir; çünkü hasta gönlüm her akşam ve sabah dudağının niteliklerini tekrar tekrar okur.
5. Sevda hastasıysam, tevellâ (Ehl-i Beyt sevgisi) hastasıysam ne gam; çünkü sevgili tımar eder (bakar, iyileştirir).
6. Ey değersiz vaiz, sevgilinin mahallesinin köpeğine ihlasla hizmet et ki itibar bulasın.
7. Ey Mîr Nigârî, gel, feryatla uğraşma ki sevgilinin mahallesindeki köpeği uyandırmayasın.
Edebî ve Tarihî Yorum
İkinci beyitte Kur'an'dan bir parça neredeyse alay eden bir sevgi diliyle kullanılır. "Lâ tüdrikühü'l-ebsâr", "Gözler O'nu idrak edemez", En'âm suresinin 103. ayetinde Allah için söylenmiştir. Divan şiirinde sevgilinin ağzı o kadar küçüktür ki görünmez; şairler onu bir nokta, bir hiç, bir sır olarak anlatır. Nigârî ağzın vasıflarını bakışı bir yol edinmiş âşıklara sorar, onlar da cevap olarak ayeti söyler. Tek beyitte hem bilinen mazmun hem de ilk beytin "gayb meyhanesi"nden gelen ilâhî çağrışım yan yana durur: perdesiz görünen sevgili gayb âleminden gelmiştir ve onun ağzı da gözle kavranamaz.
Üçüncü beyitteki "sormuş" fiili Azerbaycan Türkçesinde "emmek" anlamındaki "sormak"tır. Şairin yaradılışı, yani şiir söyleme gücü, sevgilinin dudağındaki bal şerbetini emmiş ve şeker yağdıran bir papağan gibi yeniden konuşmaya başlamıştır. Şeker ve papağan birlikte anıldığında divan şiirinin bilinen bir sahnesi akla gelir: papağana şeker verilir ki konuşsun. Burada şeker dudaktan gelir, konuşan da şiirdir.
Dördüncü ve beşinci beyitler hastalık ile tedaviyi işler. Hastanın başında okunan "şifa ayetleri" gazelde şaraba dönüşür; hasta gönlün her sabah akşam okuduğu şey, sevgilinin dudağının vasıflarıdır. Beşinci beyitte âşık iki hastalık sayar: sevda ve tevellâ. Tevellâ, Hz. Peygamber'in ailesini dost edinmek anlamına gelir ve Nigârî'nin şiirinde sık geçen bir kelimedir. Bu hastalığı tedavi edecek olan, "tımar" kelimesiyle anlatıldığı üzere, sevgilinin kendisidir.
Son iki beyit aynı imgeyi, sevgilinin mahallesindeki köpeği, iki ayrı kişiye karşı kullanır. Vaize, itibar bulmak istiyorsa o köpeğe hizmet etmesi söylenir; divan şiirinde sevgilinin kapısındaki köpek âşıktan bile değerlidir. Mahlas beytinde ise şair kendine feryadı bırakmasını öğütler, çünkü âhı o köpeği uyandırabilir. Vaize hizmet etmesi öğütlenen köpeğin uykusunu âşık bozmaktan çekinir.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 164, s. 104-105. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






