Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Bezm-i ‘uşşâka ki ol yâr-ı cefâ-cûy gelür
Şehr-i Bağdâda sanasın ki Hülâgûy gelür
Her taraf müşk saçup gãliye-efşân iderek
Döküp ol âhû-veşem gerdene gîsûy gelür
Gãliye müşk-feşândır bu gün âhû-yı sabâ
Gãlibâ dilber-i gül-bûy u semen-rûy gelür
Rûşen olsun gözün ey dil ki bu şeb halvetine
Reşk-i hûrşîd-i felek mâh-ı melek-hûy gelür
Meger ol kâkül-i sâye-i sabâ-yı seherî
Uğramış bile ki dil-cûy u semen-bûy gelür
Dil-i şeydâ yine hûy hâya düşüpdür bu gün
Meger ol ‘ârız-ı gül kâkül-i gül-bûy gelür
Şekker-efşânlık ider Mîr Nigârî imdi
Hâmûş ol meclise ey tûtî şirîn-gûy gelür
Günümüz Türkçesiyle
1. O cefa arayan sevgili âşıkların meclisine geldiğinde sanırsın ki Bağdat şehrine Hülâgû geliyor.
2. Her yana misk saçarak, gâliye (misk ve amberden yapılan koku) serperek, o ceylan gibi sevgilim saçlarını boynuna dökmüş geliyor.
3. Bugün sabah rüzgârının ceylanı gâliye ve misk saçıyor; belli ki gül kokulu, yasemin yüzlü dilber geliyor.
4. Ey gönül, gözün aydın olsun; bu gece halvetine, gökteki güneşin kıskandığı, melek huylu ay geliyor.
5. Seher rüzgârı o perçemin gölgesine uğramış olmalı ki gönül okşayarak, yasemin kokarak geliyor.
6. Çılgın gönül bugün yine hay huya düşmüş; o gül yanak, o gül kokulu perçem geliyor olmalı.
7. Mîr Nigârî şimdi şeker saçıyor; ey tatlı sözlü papağan, sus, meclise o geliyor.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazelin ilk beyti, sevgilinin gelişini bir şehrin düşüşüyle karşılaştırır. Moğol hükümdarı Hülâgû 1258'de Bağdat'ı almış, Abbâsî halifeliğine son vermiş ve şehri yağmalatmıştı. Bu olay İslâm dünyasının hafızasında büyük bir felaket olarak yer etmiştir. Nigârî cefa arayan sevgilinin âşıklar meclisine gelişini bu istilaya benzetir: meclis Bağdat'tır, sevgili Hülâgû. Benzetmenin sertliği gazelin geri kalanıyla ilginç bir karşıtlık kurar, çünkü sonraki beyitlerde aynı geliş misk, gâliye ve yasemin kokularıyla, bir bayram sevinciyle anlatılır. Âşık için sevgilinin gelişi hem yıkım hem müjdedir.
Redif "gelür" her beyitte aynı haberi tekrarlar: biri geliyor. Ama gelenin kim olduğu, gazelin büyük kısmında koku ve iz üzerinden tahmin edilir. Üçüncü beyitte sabah rüzgârı misk saçmaktadır, öyleyse gül kokulu dilber "gâlibâ", büyük ihtimalle, geliyordur. Beşinci beyitte rüzgâr yasemin kokmaktadır, demek ki perçemin gölgesine uğramıştır. Altıncı beyitte gönül hay huya düşmüştür, "meğer" o gül yanak geliyordur. Şair kesin bir görüntü vermez; sevgili, varmadan önce kokusuyla ve gönülde yarattığı kargaşayla gelir.
Dördüncü beyitteki "gözün aydın", Türkçede bugün de kullanılan bir müjde sözüdür. Gece halvetine gelecek olan ay, güneşi kıskandıracak bir güzelliktedir ve huyu melek huyudur. Mahlas beytinde ise gelen kişi değişir. Şeker saçan, yani tatlı sözler söyleyen Mîr Nigârî'dir ve şair tatlı dilli papağana susmasını söyler, çünkü meclise asıl söz sahibi geliyordur. Başta müjdelenen sevgilinin gelişiydi; sonda gelen şairin kendisidir.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 171, s. 109. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






