Özgün Metin

Felek ser-geşte-i zülf-i mutarrâ-yı Muhammeddir
Kamer hûrşîd-i Mecnûndur vü Leylâ-yı Muhammeddir

Günümüz Türkçesiyle

1. Felek, Muhammed'in taze ve güzel kokulu zülfünün başı dönmüş âşığıdır; Ay ise Mecnun'un güneşi ve Muhammed'in Leylâ'sıdır. (İkinci mısra farklı biçimlerde de anlaşılabilir; yoruma bakınız.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bir naatın matlaı olduğu anlaşılan tek beyittir. İki mısraı da "-â-yı Muhammeddir" sesleriyle biter: redif "Muhammeddir", kafiye "mutarrâ / Leylâ" kelimelerindeki "-â" sesidir. Hüsameddin vezni göstermez.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, Hz. Peygamber'in güzelliğini aşk mazmunlarıyla anlatan bir naat söyleyişidir. İlk mısrada gökyüzü, felek, Peygamber'in zülfüne tutulup başı dönmüş bir âşık gibi düşünülür; feleğin dönüşü, "ser-geşte" (başı dönmüş, şaşkın) kelimesiyle âşığın şaşkınlığına bağlanır. Bu, gerçek bir olguya şiirsel bir sebep bulma, yani hüsn-i ta‘lil sanatıdır: gök döner, çünkü o zülfe âşıktır.

İkinci mısra, Arap edebiyatının bilinen aşk hikâyesi Leylâ ile Mecnun'a dayanır. Mısraı "Ay, Mecnun'un güneşidir ve Muhammed'in Leylâ'sıdır" diye okuduğumuzda, Ay hem Mecnun'un gece göğünde Leylâ'yı hatırlatan ışığı hem de Peygamber'e âşık bir Leylâ olur. "Hûrşîd-i Mecnûn" terkibini "güneşin Mecnun'u", yani güneşe tutkun olan diye anlamak da mümkündür; bu okumada Ay, güneşten ışık alan ve ona âşık olan bir Mecnun'dur. Hangi okuyuşun kastedildiği belli değildir ve iki okuma da bizimdir. "Felek", "kamer" (ay) ve "hûrşîd" (güneş) arasında gökyüzü imgeleri etrafında, "Mecnûn" ile "Leylâ" arasında hikâye etrafında tenasüp vardır. Peygamber'in güzelliğini sevgili güzelliğinin diliyle anlatmak, TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Nigârî'nin naatlarında şekil, mazmun ve hitap yeniliğine yöneldiğini söyleyen değerlendirmesiyle uyumludur.

Tarihî Bağlam

Hüsameddin, Nigârî'nin divanında güzel naatlar, yüksek gazeller, yanık ve derûnî elemleri dile getiren kıt‘alar bulunduğunu, fakat bunların arasında şiir kusurları ve dil kurallarına uymayan edebî tuhaflıklar da olduğunu, bunların da şaire özgü sözler sayılması gerektiğini yazar; ardından "meselâ" diyerek dokuz parçayı art arda sıralar. Hangi beytin güzelliğe, hangisinin kusura örnek olarak verildiğini ayırmaz. Şairin edebî kişiliği için Nigârî: Şair ve Eserleri yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar