Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Derd-i sevdâdır âzârım çekme zahmet ey tabîb
Sabr kılgil kim gelür dermân-ı mevtim ‘an karîb
Hûblar bezmine bahş eyler sürûr âh eylerem
Gülşene revnak virür zîrâ ki zâr-ı ‘andelîb
Ey kemân-ebrû diler gönlüm yine bir tâze cân
Ya‘ni gamzenden bir ok eyler temennâ yâ nasîb
İl yanar ağlar benim-çün kim görüp hicrânını
Bağrı pür-hûn eşk-i gül-gûn pâre pâre çâk-ı ceyb
Gelmedi hîç bir belâ kim sormadı ahvâlimi
Âşinâlar hâlin elbette suâl eyler habîb
Sende ol ben tek giriftâr-ı mahabbet çek elem
Bundan artuk söylemem hakkında bir söz ey rakîb
Şaşdım ey Mîr Nigârî neyleyem tedbîr ne
Çerh kec-reftâr nâ-fercâm u zâlim seg-rakîb

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey hekim, hastalığım sevda derdidir, zahmet çekme; sabret, çünkü ölümümün dermanı yakında gelir.

2. Ah ettikçe güzellerin meclisine sevinç bağışlarım; çünkü bülbülün iniltisi gül bahçesine parlaklık verir.

3. Ey yay kaşlı, gönlüm yine taze bir can diler; yani gamzenden bir ok ister, ne talih!

4. Senin hicranını görüp el âlem benim için yanar, ağlar; bağrı kan dolu, gözyaşı gül renkli, yakası parça parça yırtık.

5. Hiçbir bela gelmedi ki hâlimi sormasın; sevgili ise tanıdıklarının hâlini elbette sormalıdır.

6. Ey rakip, sen de benim gibi sevgiye tutul, elem çek; senin hakkında bundan fazla bir söz söylemem.

7. Ey Mîr Nigârî, şaşırdım kaldım, ne yapayım, tedbir nedir; felek eğri gidişli ve sonu belirsiz, rakip de zalim bir köpek.

Edebî ve Tarihî Yorum

Beşinci beyit acı bir şakadır. Âşığın başına gelen her bela gelip onun hâlini sormuştur; belalar bile bir tanıdık gibi davranmıştır. Sevgili ise, ikinci mısraın imasıyla, tanıdıkların hâlini sormak gerekirken sormaz. Belanın sevgiliden daha vefalı çıkması, divan şiirinin sevgiliye sitem geleneğinde sık görülen bir tersine çevirmedir; burada sitem doğrudan söylenmez, "elbette" kelimesinin içine gizlenir.

Gazel bir hekime seslenerek açılır. Hastalık sevda derdidir ve hekimin ilacı ona kâr etmez; şair hekime zahmet çekmemesini, sabretmesini söyler, çünkü bu hastalığın dermanı ölümdür ve o derman "‘an karîb", yakında gelecektir. Divan şiirinde aşk hastalığı hekimlerin elinden çıkmış bir dert olarak anlatılır; Nigârî'nin divanında bu konuşma bir sonraki sayfalarda tam bir gazel boyunca sürecektir. İkinci beyitte âşığın ahı bülbülün iniltisine benzer: bülbül ağladıkça gül bahçesi parlar, âşık ah ettikçe güzellerin meclisi sevinir.

Altıncı beyit rakibe bir beddua gibi görünen bir dilek söyler: sen de benim gibi aşka tutul, elem çek. Şair rakip hakkında bundan fazla söz söylemeyeceğini ekler; ama son beyitte rakibe "seg", köpek, demekten de geri durmaz. Felek "kec-reftâr", eğri gidişlidir ve "nâ-fercâm", sonu belirsizdir; âşık felek ile rakip arasında sıkışmıştır. Rakibin gazelde ne kadar yer tuttuğu kafiyeden de bellidir: "rakîb" iki kez kafiye olur. Öteki "-îb"li kelimeler tabîb, karîb, ‘andelîb, nasîb, ceyb ve habîb'dir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar