Özgün Metin
Vezin: Müfte‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün
Ey meh-i ruhsâr-ı seher al nikãb
Cân vire dîdârına tâ âf-tâb
Câm-ı lebinden iderem ârzû
Şerbet-i güftâr u şarâb-ı hıtâb
Sünbül-i ser-geşteni gönlüm gibi
Zülf-i girih-gîrin idüp tâb tâb
Hâne-harâb eyledin ey meh beni
Derbeder itdin gezerem bâb bâb
Şâm u seher mest çıkup her yana
Kılma nazar olmaya ‘âlem harâb
Râh-ı mahabbetde vefâdır cefâ
Eyle cefâ eyle vefâ kıl sevâb
‘Aks olup âyîne-i tab‘ıma
Mushaf-ı rûyun ki cem‘ itdim kitâb
Eylemezem Mîr Nigârî suâl
Çekmeye la‘l-i lebi renc-i cevâb
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey seher vaktinin ay yüzlüsü, peçeni kaldır ki güneş yüzüne can versin.
2. Dudağının kadehinden konuşmanın şerbetini, hitabın şarabını arzularım.
3. Başı dönmüş sümbülünü gönlüm gibi, düğüm düğüm zülfünü kıvrım kıvrım edip...
4. Ey ay, beni evi yıkık ettin; kapı kapı dolaşan bir derbeder ettin.
5. Sabah akşam sarhoş çıkıp her yana bakma ki âlem yıkılmasın.
6. Sevgi yolunda cefa vefadır; cefa et, vefa et, sevap kazan.
7. Yüzünün mushafı tabiatımın aynasına yansıdı da onu kitap olarak topladım.
8. Mîr Nigârî, (sevgilinin) la'l dudağı cevap zahmeti çekmesin diye soru sormam.
Edebî ve Tarihî Yorum
Yedinci beyit şiirin nasıl doğduğuna dair kısa bir açıklamadır. Sevgilinin yüzü bir mushaftır; bu mushaf şairin "âyîne-i tab‘", tabiatının aynasına yansımış ve şair o yansımayı "kitap" olarak toplamıştır. Kitap burada şairin şiirleri, belki de divanın kendisidir. Divanın başka bir gazelinde de sevgiliye duyulan hevesin "bu mecmuayı yazdığı" söylenmişti. Şair yazdıklarını kendi icadı olarak değil, bir yüzün aynadaki yansımasının kâğıda geçirilmesi olarak sunar.
Son beyit ince bir nezaket gösterir. Âşık sevgiliye soru sormaz, çünkü sorarsa onun la'l dudağı cevap verme zahmetine girecektir. Bu, divan şiirinin sevgiliyi incitmeme kaygısının en zarif örneklerinden biridir; sevgilinin dudağı konuşmanın bile yorabileceği kadar narindir. İkinci beyitte ise aynı dudak bir kadehtir ve âşık ondan konuşmanın şerbetini ister: söz, içilen bir şaraba dönüşür.
Beşinci beyit bir abartıyla (mübalağa) sevgiliyi uyarır: sabah akşam sarhoş çıkıp her yana bakmasın, yoksa âlem yıkılır. Altıncı beyit cefa ile vefayı aynı şeyin iki adı sayar ve sevgiliye ikisini de yapmasını, karşılığında sevap kazanmasını söyler. Üçüncü beyit neşirde bir yüklemle tamamlanmaz; zülfün kıvrım kıvrım edilmesinin sonucu söylenmeden kalır. "Tâb tâb" ve "bâb bâb" gibi ikilemeler "-âb" kafiyesini (nikãb, âf-tâb, hıtâb, tâb, bâb, harâb, sevâb, kitâb, cevâb) mısra içinde bir kez daha duyurur. Gazel "müfte‘ilün müfte‘ilün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 63, s. 49. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






