Rûhî Îsâ Çelebi, Amasya'nın tezkireci müderrisi Abdî Efendi'nin öğrencisiydi ve adını bugüne ulaştıran da o hoca-öğrenci zincirinin bir başka halkası oldu: Abdî Efendi'nin torunu Şeyh Alizâde Ahmed Rüşdü Efendi'nin tuttuğu kayıt. Büyük Çeribaşı soyundan gelen, şehir kethüdası "Zanbak Dede" Hacı Mehmed Çelebi'nin oğlu olan Rûhî, hat öğrendi, bir süre ihtisab kâtipliği yaptı, ardından sancak divanının kâtibi oldu ve 1112 (1700-01) dolaylarında öldü. Hüsameddin onu kâtip, şair, hoş sohbet ve ilmî, edebî konuşmalara düşkün biri olarak tanıtır. Yazdığı şiirlerden hiçbiri bugün elimizde değildir.
Hayatı
Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Rûhî Îsâ Çelebi-Zanbâk Dedezâde maddesi, Rûhî'yi ailesi ve hocalarıyla birlikte tanıtır:
Amasyalıdır. Amasya'da câmi-i şerîfi olan Büyük Çeribaşı ahfâdından Amasya şehir kethüdâsı "Zanbâk Dede" demekle meşhûr el-Hâc Mehmed Çelebi mahdûmudur. Sâhib-i tezkire müderris Abdî Efendi'nin halka-i tedrîsinde edeb ü irfân kazandı. Hattât-ı meşhûr Fazlullâh Efendi'den de kitâbet ü hatt öğrendi. Bir müddet ihtisâb kâtibi olup belediye işlerinin tesviyesine çalışdı. Ba'dehû dîvân-ı livâ kâtibi olup 1112 hudûdunda vefât etdi. Kâtib, şâir, hoş-sohbet, ilmî ve edebî musâhabeye düşkün olduğu Şeyh Alizâde Ahmed Rüşdü Efendi'nin kaydından anlaşıldı.
Bugün şöyle söyleriz: Amasyalıdır. Amasya'da camisi bulunan Büyük Çeribaşı'nın torunlarından, "Zanbak Dede" diye tanınan şehir kethüdası Hacı Mehmed Çelebi'nin oğludur. Tezkire sahibi müderris Abdî Efendi'nin ders halkasında edep ve bilgi kazandı; ünlü hattat Fazlullah Efendi'den de yazı ve kâtiplik öğrendi. Bir süre ihtisab kâtibi olarak belediye işlerinin düzene konmasına çalıştı. Sonra sancak divanının kâtibi oldu ve 1112 dolaylarında öldü. Kâtip, şair, hoş sohbet, ilmî ve edebî söyleşiye düşkün biri olduğu Şeyh Alizâde Ahmed Rüşdü Efendi'nin kaydından anlaşıldı.
İhtisab kâtibi, çarşı ve pazarın denetimini, narhı, ölçü ve tartıyı gözeten muhtesibin yanında defter tutan görevliydi. Hüsameddin bu işi kendi çağının diliyle "belediye işleri" diye anar; gerçekten de ihtisab, Amasya'da şehir kethüdalığından belediye dairesine uzanan şehir yönetimi geleneğinin eski basamaklarından biriydi. Dîvân-ı livâ kâtipliği ise sancak beyinin ya da onun vekilinin divanında yazı işlerini yürütmekti. Babası şehir kethüdası olan bir gencin önce çarşının, sonra sancağın kalemine girmesi, ailenin şehir yönetimindeki yerini sürdürmesi demekti.
Çeribaşı Soyu ve Zanbak Dedezâdeler
Rûhî'nin soyu, Amasya'nın en eski ailelerinden birine dayanır. Hüsameddin, 700 (1300-01) dolaylarında ölen emir Seyfeddin Sungur'un evlâdının sonradan üç kola ayrıldığını, bunlardan Amasya'da kalan kolun "Zanbak Oğulları" ve "Mütevellî Oğulları" adlarıyla Çeribaşı Mahallesi'nde 1300 (1882-83) yılına kadar yaşadığını yazar. Çeribaşızâde adının kaynağı olan Emîneddîn Mehmed Çelebi-Büyük Çeribaşı da bu soydandır; camisi bugün Şehirüstü Mahallesi'nde Çeribaşı Camii adıyla bilinir.
Hüsameddin'in yedinci cildindeki iki madde Rûhî'nin yakın akrabalarını da tanıtır. İlyâs Ağa-Zanbak Dedezâde maddesinde baba, "Amasya şehir kethüdâsı Mütevellîzâde el-Hâc Mehmed Çelebi bin İsa Çelebi bin Ali Ağa" diye geçer. Buna göre Rûhî'nin dedesi İsa Çelebi'dir ve Rûhî dedesinin adını taşımaktadır. Amcası Hacı İlyâs Ağa, Çeribaşı vakfının mütevellisiyken 1081'de (1670-71) Kandiye kuşatmasında şehit düşmüş, vakfın mütevelliliği yeğeni İlyâs Ağa'ya geçmiştir; baba adı aynı olduğuna göre bu İlyâs Ağa, Rûhî'nin kardeşidir. Bu İlyâs Ağa 1102'de (1690-91) meclis-i a'yân üyesiydi; Hüsameddin onun bir kardeşini daha, Hacı Ali Ağa'yı anar.
Dokuzuncu ciltte "Zanbak Mehmed Çelebizâde İsa Ağa'nın mahdûmu" olarak tanıtılan Hüseyin Efendi-Ders-i âm büyük ihtimalle Rûhî'nin oğludur. Ya'kûb Paşa müderrisi Halil Efendi'nin yanında yetişen bu âlim, yıllarca Mehmed Paşa Medresesi'nde ders verdiği için "Ders-i âm Efendi" diye tanınmış, sonra Mehmed Paşa Camii'nin kürsü şeyhi ve Osman Çelebi Dârülhadisi'nin müderrisi olmuş, 1147'den (1734-35) sonra ölmüştür; Hüsameddin onun da "Zanbak Dedezâde" diye anıldığını yazar. Baba adı, dede adı ve lakap tutar; yalnız Rûhî'ye "Çelebi", Hüseyin Efendi'nin babasına "Ağa" denmesi iki kaydın aynı kişiyi gösterdiğini kesinleştirmeye yetmez.
Abdî Efendi'nin Halkası
Rûhî'nin hocası, Amasya şairlerini kayıp tezkiresinde toplayan Abdullah Paşa müderrisi Abdî Efendi'dir. Abdî Efendi Zilhicce 1087'de (Şubat 1677) öldüğüne göre Rûhî onun son öğrenci kuşağından olmalıdır. Abdî Efendi'nin tezkiresi 1000-1081 (1591-1671) yılları arasında yetişen şairleri kapsıyordu; Rûhî'nin hocasının kitabına girip girmediği bilinmiyor. Onun hakkındaki tek nitelendirme, Abdî Efendi'nin torunu Rüşdü Ahmed Efendi'nin dedesinin tezkiresine yazdığı zeylden gelir. Hüsameddin'in "kaydından anlaşıldı" demesi, bilgiyi bizzat o metinden aldığını gösterir. Rûhî'nin şairliği, hoş sohbetliği ve ilim meclislerine düşkünlüğü böylece aynı ailenin üç kuşağı boyunca tutulan bir şehir defterinin içinden bize ulaşmış olur.
Şiiri
Rûhî Îsâ Çelebi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Rüşdü Ahmed Efendi'nin zeyli de, Abdî Efendi'nin tezkiresi gibi, Hüsameddin'in elindeki eksik nüshalar dışında bilinmemektedir; Hüsameddin de maddeye örnek bir manzume koymamıştır. Fazlullah Efendi'den hat öğrenmiş bir kâtibin şiirlerini kendi eliyle mecmualara yazmış olması muhtemeldir. Rûhî mahlasını taşıyan Osmanlı şairlerinin çokluğu ise işi zorlaştırır: Îsâ Çelebi'ye ait bir beyit, imzanın ötesinde ek bir ipucu olmadan tanınamaz.
Kronoloji
1081 (1670-71): Amcası Hacı İlyâs Ağa Kandiye'de şehit düşer; Çeribaşı vakfının mütevelliliği kardeşi İlyâs Ağa'ya geçer.
Zilhicce 1087 (Şubat 1677): Hocası Abdî Efendi ölür.
1102 (1690-91): Kardeşi İlyâs Ağa meclis-i a'yân üyesidir.
1112 (1700-01) dolayları: Rûhî Îsâ Çelebi ölür.
1147 (1734-35) sonrası: Oğlu olması muhtemel Hüseyin Efendi-Ders-i âm ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 137-138 ("Rûhî Îsâ Çelebi-Zanbâk Dedezâde" maddesi; e-kitap s. 233). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page233.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 269-270 ("İlyâs Ağa-Mütevellîzâde el-Hâc" ve "İlyâs Ağa-Zanbak Dedezâde" maddeleri; e-kitap s. 347). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page347.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 104 ("Hüseyin Efendi-Ders-i âm" maddesi; e-kitap s. 40). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page40.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 322-323 (Sungur sülâlesi ve Zanbak Oğulları; e-kitap 1-4 s. 181). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page181.html
Çevrimiçi kaynaklar
