Amasya'da şehrin işlerini gören bir makam belediye adını almadan çok önce vardı. Çelebi Mehmed devrinde bir şehremininden, on altıncı yüzyılın sonunda şehrin vergisini ve misafirini düşünen bir şehir kethüdasından, on dokuzuncu yüzyılın ortasında esnafı denetleyen bir ihtisab ağasından söz eden kayıtlar, şehrin kendi işlerini kendi ileri gelenleri eliyle görmeye alışkın olduğunu gösterir. Modern anlamdaki belediye ise Tanzimat'ın getirdiği yeni idare anlayışının ürünüdür. Amasya'da belediye dairesi 1864 yılında, mutasarrıf Ziya Paşa'nın şehirde yürüttüğü imar hamlesinin içinde kuruldu; temizlik, aydınlatma, çarşı düzeni ve altyapı gibi işleri tek çatı altında toplayan bu kurum, Cumhuriyet döneminde 1930 Belediye Kanunu ile bugünkü biçimine kavuştu. Tanzimat'ın şehre getirdiği kurumların genel çerçevesi ve belediye binasının yer aldığı Helkıs meydanının oluşumu başka yazılarda anlatıldığından, burada belediyeciliğin kendisi, yani şehri kimlerin, hangi yetkilerle ve hangi güçlüklerle yönettiği ele alınmaktadır.

Belediyeden Önce: Şehremini, Şehir Kethüdası ve İhtisab

Klasik Osmanlı şehrinde bugünkü anlamda bir belediye yoktu. Şehrin hem yargıcı hem mülki amiri olan kadı, narhı, çarşının düzenini, vakıfların denetimini ve asayişi elinde tutar; subaşı, muhtesip ve esnaf kethüdaları gibi görevliler ona yardım ederdi. Halkın temsilcisi sayılabilecek kişiler ise vergi bölüşümünde, narhın belirlenmesinde ya da şehre gelen devlet görevlilerinin ağırlanmasında devreye girerdi. İlber Ortaylı bu düzeni anlatırken, şehirlerde vakıflardan, cemaat teşkilatlarından ve ileri gelenlerden söz edilebilse de Tanzimat'a kadar belediye gibi sürekli bir kurumdan söz etmenin mümkün olmadığını vurgular.

Amasya'nın şehir tarihçisi Abdizâde Hüseyin Hüsameddin, şehrin bu eski yöneticilerini belediye reislerinin öncülleri olarak görür. Ona göre şehzadeler devrinde "şehr emini" denilen bu görevlilere sonradan "şehir kethüdası" unvanı verilmişti ve şehir kethüdası, Amasya beldesine ait bütün işleri gören kişiydi. Hüsameddin'in biyografilerinde bu silsilenin bazı halkaları görünür. Şehrin hâcegân ve eşrafından Memizâde Receb Çelebi, Çelebi Sultan Mehmed'in emirleri arasında yer almış, 1414 civarında defter emini, 1422 civarında da şehremini olmuştu. 1589-1590 yıllarında, sancakta sûhte karışıklıklarının yaşandığı günlerde şehir kethüdası el-Hac Mansur Çelebi'ydi. On yedinci yüzyılın sonlarında Büyük Çeribaşı soyundan "Zanbak Dede" diye tanınan el-Hac Mehmed Çelebi aynı görevi yürütmüş, oğlu da bir süre ihtisab kâtipliği yaparak Hüsameddin'in deyişiyle "belediye işlerinin tesviyesine" çalışmıştı. Saatçizâde Hacı Salih Efendi ise 1780'den itibaren birkaç kez şehir kethüdası olmuş, ayrıca hâciyân ve âyan meclisine katılmıştı.

Hüsameddin'in şehremini ile şehir kethüdasını aynı makamın iki adı sayması, bugünkü araştırmalarla tam örtüşmez. Şenol Çelik'in tespitlerine göre şehir kethüdaları genellikle şehrin ileri gelenleri arasından seçilen, kadının arzı ve merkezden gelen beratla göreve başlayan, asıl işleri örfi vergilerin halka bölüştürülüp toplanması, menzil ve ulak ihtiyacının karşılanması ve şehre uğrayan görevlilerin ağırlanması olan kimselerdi. İstanbul'un şehremininden menşe ve yetki bakımından ayrıydılar. Yine de seçimle iş başına geldikleri ve halkın vekili sayıldıkları için zaman zaman bugünkü belediye başkanlarına benzetilmişlerdir. Amasya'da şehir kethüdalarının çoğunlukla "ağa" ya da "çelebi" unvanlı, tüccar ve eşraf kökenli kişiler olması da bu genel tabloya uyar. On sekizinci yüzyılda âyanın güçlenmesiyle bu makamın ağırlığı azaldı.

On dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında yeniçeriliğin kaldırılması kadının yardımcılarını ortadan kaldırınca, II. Mahmud devri şehir denetimini ihtisab nezareti ve ihtisab ağaları eliyle yürütmeye çalıştı. Amasya'da bu dönemin son ihtisab ağası, şehrin yeniçeri serdarları arasında anılan Kafadar Ahmed Ağazâde el-Hac Mehmed Ağa'nın oğlu el-Hac Halil Ağa'dır. Nizamiye askeri olarak Rus harbine katılan, binbaşılığa kadar yükselen Halil Ağa 1860 civarında emekliye ayrılıp memleketine dönmüş, 1862-1863'te ihtisab ağası olarak esnafın ve belediye işlerinin düzenine bakmıştı. Hüsameddin'in kısa notuna göre 1864-1865'te Ziya Paşa tarafından belediye dairesi kurulunca görevden alındı, birkaç yıl sonra idare meclisine üye oldu ve 1870-1871'de öldü. Bu kayıt, şehirde eski ihtisab düzeninden yeni belediye dairesine geçişin hangi anda gerçekleştiğini kişi üzerinden gösteren nadir belgelerdendir.

Ziya Paşa ve Belediye Dairesinin Kuruluşu

Osmanlı taşrasında modern belediye teşkilatının hukuki başlangıcı 1864 tarihli Vilayet Nizamnamesi'dir. Bu nizamname liva ve kaza merkezlerinde seçimli üyelerden oluşan belediye meclisleri kurulmasını öngörüyordu. Amasya'da belediye dairesinin kuruluşu da aynı yıla, hicri 1281'e denk gelir. Hüsameddin, mutasarrıf Ziya Paşa'nın Helkıs'ta satın aldığı konağın yerine hükümet konağını yaptırırken paşanın selamlığını "belediye dairesi" hâline getirdiğini yazar. Şehrin ilk belediye binası, böylece yeni hükümet konağının hemen yanında, yeniden düzenlenen bir eski konak yapısında yer aldı. Nurcan Yazıcı'nın Osmanlı arşiv belgelerine dayanan araştırmasına göre ahşap hükümet konağı 1864 sonunda başlanıp 1865'te tamamlanmış, sonraki yıllarda belediye için ayrıca bir bina yapılmış, yirminci yüzyılın başlarında inşa edilen bu belediye binası yine hükümet konağının yanında yer almıştı.

Belediyenin doğduğu ortam sakin bir ortam olmadı. Ziya Paşa'nın 1863-1865 arasındaki mutasarrıflığı, sancakta köprü, çarşı, bedesten, hükümet konakları, okullar, hapishane ve yollarla hatırlanan bir imar dönemiydi. Şehirde yeni bir yol açılırken eski bir medresenin bir kısmının yola katıldığını da Hüsameddin kaydeder. Ancak bu işlerin parası merkezî hazineden gelmiyordu. Kenan Akyüz'ün yayımladığı arşiv belgelerini değerlendiren Halil İnalcık, paşanın bayındırlık masraflarını mahallî salmalarla karşılamaya çalıştığını, bu yükü önce şehrin hanedan, vücuh ve ulemasına, sonra halka yüklediğini ve asıl mücadelesinin bu yerli ileri gelenlerle olduğunu anlatır. Zile müftüsü Lütfullah Efendi ile Zile eşrafından Hacı Hasan Ağa'nın öncülük ettiği muhalefetin arkasında Amasya'nın belli başlı aileleri, ulema ve tüccar bulunuyordu. Şikâyetler Babıâli'ye ulaşınca Ziya Paşa Canik mutasarrıflığına nakledildi.

Bu çatışma, Amasya belediyesinin ilk yıllarını anlamak için önemlidir. İnalcık'ın işaret ettiği gibi Tanzimat'ın taşrada kurduğu yeni meclisler çoğu yerde eski âyan ve eşrafın etkisi altına girdi. Belediye meclisi de bu kuralın dışında kalmadı. Ziya Paşa'nın kurduğu belediye dairesi kısa sürede şehrin köklü ailelerinden gelen kişilerin yönettiği bir kuruma dönüştü ve sonraki yarım yüzyıl boyunca belediye reisliği, mutasarrıflarla yerel eşraf arasındaki güç dengesinin en açık izlendiği makamlardan biri oldu.

1877 Vilayet Belediye Kanunu ve Taşra Belediyesinin İşleyişi

Taşra belediyelerine tüzel kişilik kazandıran asıl düzenleme, I. Meşrutiyet'in ilk Meclis-i Mebusan'ında görüşülüp 5 Ekim 1877'de yürürlüğe giren Vilayat Belediye Kanunu'dur. Kanun, vilayet, sancak ve kaza merkezlerinde belediye kurulmasını, şehrin nüfusuna göre dört yıl için seçilen altı ile on iki kişilik bir meclis oluşturulmasını ve üyelerin yarısının iki yılda bir kura ile yenilenmesini öngörüyordu. Belediye reisini ise hükümet, seçilmiş üyeler arasından tayin ediyordu. Meclise tabip, baytar ve mühendis gibi müşavir üyeler de katılabilirdi. Üye olabilmek için yirmi beş yaşını doldurmuş, Osmanlı uyruğunda, yılda en az 50 kuruş emlak vergisi veren ve Türkçe bilen biri olmak gerekiyordu.

Kanun belediyelere geniş bir görev listesi veriyordu: imarın düzenlenmesi ve denetimi, bayındırlık, aydınlatma, temizlik, belediye mallarının yönetimi, pazar ve alışverişin kontrolü, sağlık tedbirleri, mezbaha, itfaiye ve belediye gelirlerinin toplanması bunlar arasındaydı. Uygulamada ise taşra belediyeleri gelirleri kıt, personeli yetersiz kurumlardı. Su işleri vakıfların, yol işleri Nafia'nın elinde kalıyor, belediye en küçük iş için bile merkez bürokrasisiyle uzun yazışmalara girmek zorunda kalıyordu. Taşra belediye meclisleri yılda iki kez bağlı oldukları vilayet, liva ya da kaza idare meclisiyle birlikte toplanarak bütçeyi hazırlardı. Cemiyet-i belediye adı verilen bu ortak toplantı, merkezî vesayetin belediye üzerindeki ağırlığını gösterir. Ortaylı'nın tespitiyle taşrada seçimler bazen vali ya da mutasarrıfın meclise üye tayininden ibaret kalıyor, belediye reisleri de çoğunlukla mahallî eşraftan seçiliyordu. Bütün bu eksiklere rağmen 1880'lerden itibaren belediye reisleri protokolde yerlerini almış, küçük de olsa bir belediye hizmeti hemen her kasabada hissedilir olmuştu.

Osmanlı Döneminde Amasya Belediye Reisleri

Amasya'nın Osmanlı dönemi belediye reislerine dair en zengin bilgi, Hüseyin Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nin biyografi ciltlerinde dağınık hâlde bulunur. Bu bilgiler bir arada okunduğunda, makamın yaklaşık elli yıl boyunca şehrin eşraf aileleri, ulema ve emekli memurlar arasında el değiştirdiği görülür. Tarihler çoğunlukla hicri takvimle verildiğinden ve farklı maddelerde birbirini tam tutmadığından, aşağıdaki sıra, kaynağın verdiği bilgilerin bir dökümü olarak okunmalı ve kesin bir liste sayılmamalıdır.

Bilinen ilk isimlerden biri, mali kalemlerden yetişip ihtisab ağalığı ve idare meclisi üyeliği yapmış olan Halis Mehmed Efendi'dir. Divan-ı hümayun hâcegânından Nüzhet Ömer Efendi'nin kardeşi olan Halis Mehmed Efendi 1871-1872'de belediye reisi oldu, 1874'te görevden alındı, 1876'da ikinci kez reisliğe getirildi ve 1877 sonlarında görevdeyken öldü. 1874'te reisliğe Yörgüç Paşazâde Hüseyin Bey geçti. Eski Amasya mütesellimlerinden birinin oğlu olan, gençliğinde eşraf çocuklarından subay yetiştirme politikasıyla binbaşılığa kadar yükselen Hüseyin Bey, kardeşi Ali Bey ile birlikte Yörgüç Paşa vakfının mütevellisiydi; reislikten sonra idare meclisine üye oldu ve 1878'de öldü. Yeğenzâde Said Mehmed Bey ise tahrirat kâtipliği ve Köprü ile Ünye kaza müdürlüklerinden sonra idare meclisine girmiş, 1875-1876'da belediye reisi olmuş ve 1879'da bu görevden ayrılmıştı.

Dönemin en uzun ve en çalkantılı reisliği Topçuzâde el-Hac Halil Efendi'ye aittir. Gümüşlüzâde mahallesi eşrafından Topçuzâde Salih Ağa'nın oğlu olan Halil Efendi, babasının ölümünden sonra belediye üyesi olmuş, 1883-1884'te reis seçilmiş ve 1888'de rütbe-i salise ile bu görevde bırakılmıştı. Ertesi yıl mutasarrıf Cafer Sadık Paşa'nın öfkesi ve Ermeni hareketlerinin yarattığı gerginlik yüzünden azledildi, kısa süre sonra idare meclisine girdi. 1895 sonbaharında mutasarrıf Çerkes Bekir Sıtkı Paşa'nın desteğiyle yeniden reis oldu, fakat 1896 yazında, Ermeni karışıklıkları sırasında aynı mutasarrıfın öfkesiyle bir kez daha görevden alındı. Mutasarrıf Mehmed Kemal Bey'in azli ve sürgünü üzerine 1903 sonunda üçüncü kez reisliğe döndü. 1905 baharında yeni mutasarrıf Kıbrıslı Ahmed Cevdet Bey'in gelişi ve halkın şikâyetleri üzerine son kez azledildi ve kısa süre sonra öldü. Hüsameddin onu dindar, yumuşak huylu, geçimli ve okuması yazması olmayan bir hanedan mensubu olarak tarif eder. Halil Efendi'nin hikâyesi, 1877 kanununun belediye reisinin tayinini hükümete bırakan hükmünün Amasya'da pratikte ne anlama geldiğini açıkça gösterir: reislik, büyük ölçüde mutasarrıfın rızasına bağlıydı.

Yüzyılın başında makama gelenler arasında Mevlevîhane şeyhi Cemaleddin Mehmed Efendi dikkat çeker. Mevlevîhane şeyhi Ahmed Efendi'nin oğlu olan Cemaleddin Efendi 1887-1888'de şeyh olmuş, 1894-1895 yangınında yanan Mevlevîhane'yi eskisinden daha güzel biçimde yeniden yaptırmıştı. Hüsameddin'e göre "1322 seçimlerinde" belediye reisi oldu, büyük nüfuz kazandı ve 1324 başlarında reislikten çekildi; yıllar hicri ise bu süre 1904-1906 arasına düşer, ancak Topçuzâde Halil Efendi'nin son reisliğiyle çakışması, tarihlerden birinin rumi takvimle verilmiş olabileceğini düşündürür. Cemaleddin Efendi daha sonra çeşitli idare meclislerinde bulundu ve 1925'te tekkelerin kapatılmasından sonra kendi işleriyle uğraşarak yaşadı.

Hüsameddin'in biyografilerinde başka belediye reisleri de geçer. Bidayet mahkemesi zabıt kâtipliğinden üyeliğe ve müstantikliğe yükselen Hacı Yusufzâde Ahmed Rıza Efendi, idare meclisi üyeliğinden sonra belediye reisi olmuş, 1902-1903'te Köprü kaymakam vekilliği yapmış ve 1907-1908'de ölmüştü. Abdullah Efendizâde Hafız Mehmed Nuri Efendi ulemadan, şeyhü'l-kurra bir zattı. Amasya mebusu Ahmed Nafiz Bey'in kardeşi Mustafa Sıdkı Bey de bir dönem belediye reisliği yapmıştı. Bir tekke şeyhi ailesinden gelen es-Seyyid Mehmed Arif Efendi ise Birinci Dünya Savaşı yıllarında, 1915-1916'da belediye reisiyken öldü. Hüsameddin'in eserini yazdığı yıllarda reislik makamında, Mevlevî Cemaleddin Efendi'nin oğlu Celal Bey bulunuyordu.

Belediye Meclisi ve Belediyenin Gündelik İşleri

Belediye meclisinin üyeleri de şehrin tanınmış simalarıydı. Hüsameddin'in biyografilerinde belediye üyeliği, eşraf, esnaf ve ulema arasında olağan bir mevki olarak geçer. Bakkal esnafından Şeyh Ahmedzâde el-Hac Ahmed Efendi belediye üyesiyken 1898'de ölmüş, malının üçte birini 1894-1895 yangınında yanan Benderli Medresesi'nin yeniden yapılmasına vasiyet etmişti. Yumuk Osmanzâde Raşid Mehmed Efendi belediye meclisi üyesiyken 1894-1895'te, Seyyid Necib Ahmed Efendi'nin oğlu Seyyid Abdullah Efendi 1898-1899'da öldü. Kapancızâde ve Torumtay medreselerinin müderrisliğini kardeşiyle paylaşan Mustafa Efendi 1906-1907'de belediye üyesi olmuştu. Amasya sâdât defterinin bir nüshası da belediye üyelerinden Şeyh Alizâde Seyyid Abdullah Efendi'nin evinde bulunmuştu. Mecliste ilmiye mensupları, tekke şeyhleri ve çarşı esnafının yan yana oturması, belediyenin şehrin geleneksel ileri gelenleriyle yeni idari düzen arasında bir köprü işlevi gördüğünü gösterir.

Belediyenin üstlendiği işler, gündelik şehir hayatını doğrudan ilgilendiren konulardı. Sokakların temizliği ve düzeni, çarşıdaki esnafın denetimi, ölçü ve tartı kontrolü öncelikli görevler arasındaydı; sokak aydınlatması önceleri gaz lambalarıyla sağlanıyor, itfaiye ise ahşap evlerin yoğun olduğu şehirde yangına karşı hayati bir birim sayılıyordu. Belediye meclisi, şehrin ileri gelenlerinin katıldığı, mahallî işlerin istişareyle karara bağlandığı bir kuruldu. Hüsameddin'in notları bu genel çerçeveye somut örnekler ekler. 1894-1895'te saat kulesinin yanında bir belediye eczanesi açılmıştı. Ziya Paşa'nın 1864-1865'te yenilettiği Mağdenus Köprüsü bundan sonra defalarca belediye tarafından onarıldı. Harşena Kalesi'ndeki önden dolma top yalnız resmî ve dinî günlerde atılıyor, sesi iki saatlik köylere kadar ulaşıyordu; ramazan başından bayram sonuna kadar top atan topçular ile davul çalan davulcular belediyeden maaşlıydı.

Belediyenin imar işleri zaman zaman şehrin eski yapılarıyla karşı karşıya geldi. Hüsameddin, Selçuklu dönemine ait bir türbenin, Hristiyanlara ait olduğu ve sivri külahının harap olup mahallenin üzerine yıkılabileceği gerekçesiyle belediye tarafından yıktırılmasına ramak kaldığını, kendisinin mutasarrıf Kemal Bey'e durumu açıklayarak yıkımı önlediğini anlatır. Bu küçük olay, eski eserin korunması ile kamu güvenliği arasındaki gerilimin Amasya'da daha on dokuzuncu yüzyılın sonunda gündeme geldiğini gösterir. Sancağın kazalarında da belediyeler kurulmuştu. Merzifon'da 1893-1894'teki karışıklıklar sırasında hükümet konağı ve kasabanın ortası yanınca, eşraf ve halkın yardımıyla hükümet konağı, kışla ve belediye dairesi yeniden yapıldı. Havza'da Bayram Bey soyundan gelen ve Selçuklu vakıflarının mütevelliliğini yürüten bir eşraf mensubu birkaç kez belediye reisliği yapmış, Köprü'de de belediye üyeliği eşraf ailelerinin mevkileri arasında yer almıştı.

Cumhuriyet'in İlk Yılları ve 1930 Belediye Kanunu

Cumhuriyet, imparatorluktan 389 belediye devraldı. Amasya'nın müstakil vilayet olmasıyla şehir belediyesi bir il merkezi belediyesi hâline geldi; Hüsameddin'in kayıtlarında bu dönemde bir "Amasya vilayeti belediye başkâtibi"nden de söz edilir. Belediyenin bugün yayımladığı listeye göre Cumhuriyet döneminin ilk belediye reisi 1924-1925'te görev yapan Rasim Yörgüç'tür. Onu Veysibeyzâde Sıtkı Bey (1925-1926), Alişanzâde Nafiz Bey (1926-1927), Arpacızâde Hürrem Bey (1927-1929), yeniden Alişanzâde Nafiz Bey (1929-1930) ve kısa bir süre için yeniden Rasim Yörgüç (1930) izledi. Bu adlar, Osmanlı dönemindeki eşraf ailelerinin belediye yönetimindeki ağırlığının Cumhuriyet'in ilk yıllarında da sürdüğünü gösterir. Hüsameddin, 1930'larda eserinin dördüncü cildini bastırırken teşekkür ettiği kişiler arasında Halk Partisi başkanı "Veysi Bey oğlu Bay Sıdkı"yı da anar; bu adın Veysibeyzâde Sıtkı Bey'e ait olması kuvvetle muhtemeldir.

3 Nisan 1930'da kabul edilen 1580 sayılı Belediye Kanunu, şehremaneti ve şehremini adlarını kaldırarak bütün teşkilatı belediye adı altında birleştirdi ve belediyelere imar, sağlık, temizlik, su, aydınlatma ve kent ekonomisine dair geniş görevler yükledi. Kadınların seçme ve seçilme hakkını ilk kez tanıyan bu kanunla yapılan seçimlerden sonra Amasya'da Topçuzâde Hilmi Bey (1930-1933) belediye reisliğine geldi; soyadı, Osmanlı döneminin üç kez reislik yapan Topçuzâde Halil Efendi'nin ailesini hatırlatır. Onu Dr. Refet Tunca (1933-1934) ve altı yıl görevde kalan Celal Eren (1934-1940) izledi. 1940'lardaki reisler M. Şevket Laçin (1940-1942 ve 1943-1946) ile Sadrettin Eren'dir (1942-1943). Hüsameddin, Mevlevîhane şeyhi Cemaleddin Efendi'nin oğullarını Celaleddin ve Sadreddin Beyler olarak kaydeder ve Celal Bey'in kendi zamanında belediye reisi olduğunu söyler. Listedeki Celal Eren ile Sadrettin Eren'in, soyadı kanunundan sonra Eren soyadını alan bu iki kardeş olması kuvvetle muhtemeldir; ancak bunu doğrudan doğrulayan bir belgeye ulaşılamamıştır.

Bu yıllarda belediye, imar planlaması, su ve kanalizasyon, park ve bahçe düzenlemesi, pazar yerleri, mezbaha ve gıda denetimi gibi alanlarda kanunun çizdiği çerçeveye göre örgütlendi. Şehir içi ulaşımın düzenlenmesi, meydanların ve parkların oluşturulması kentin yaşanabilirliğini artırdı. Belediye meclisi şehrin ihtiyaçlarını görüşerek öncelikleri belirliyor, kaynakları bu doğrultuda yönlendiriyordu. Ancak bütün bu görevlerin karşılığında belediyenin elindeki imkânlar uzun süre sınırlı kaldı ve şehrin altyapısı ancak adım adım gelişebildi.

Elektrik ve Şehrin Aydınlatılması

Belediyenin Cumhuriyet döneminde üstlendiği en görünür hizmetlerden biri elektrikti. Hüseyin Menç'in derlediği bilgilere göre Amasya'da elektrik ilk kez 1936'da kullanılmaya başlandı. Alman Siemens firması, bugünkü Örnek Oteli'nin yanındaki meydana buhar türbiniyle çalışan 100 kilovatlık bir jeneratör kurdu. Hans Mayer adlı bir Alman, türbin çıkışından İhsaniye Mahallesi, Ahırönü ve İstasyon Köprüsü yönünde ağaç direkler dikerek bakır hatları çekti; her on direkte bir sokak lambası takıldı. Evine elektrik bağlatmak isteyen ve buna gücü yeten sınırlı sayıda kişi, belediye bünyesinde kurulan Elektrik İşletmesi'ne başvuruyordu. Talep az olduğu için jeneratör yalnızca radyo haberlerinin verildiği öğle saatinde yarım saat, akşamları da mevsime göre 20.00 ile 23.00 arasında çalıştırılıyordu.

Talep arttıkça jeneratörün gücü yetmez oldu ve her eve en fazla üç lamba ile bir priz sınırı getirildi. 1944'te 60 beygirlik ikinci bir jeneratör eklendi; 1949'da santral binası genişletilerek 225 beygirlik, 1951'de de 175 beygirlik dizel motorlar kuruldu ve şehrin elektrik gücü 280 kilovata ulaştı. 1947-1949 yıllarında şehrin aydınlatılması belediye meclisinin gündeminin ilk maddesi hâline gelmişti. 1948 sonlarında başlatılan çalışmalarla abone sayısının binin üzerine çıkarılması ve elektriğin gece gündüz verilmesi hedeflendi. Yerel Yeşilyurt gazetesi 19 Kasım 1948'de Dere Mahallesi'nin elektriğe kavuştuğunu, belediye reisinin bu işi seçildiği günden beri kendine gaye edindiğini yazıyor, mahallenin tek çeşmesinin üzerine bir ampul konmasını da güzel bir jest olarak anıyordu. 1955'te Durucasu Hidroelektrik Santrali tamamlanınca şehir ilk kez buradan beslenmeye başladı. Sonraki yıllarda İller Bankası ile belediyenin iş birliğiyle şebeke genişletildi ve 1970'lerden itibaren ulusal sisteme bağlandı.

Çok Partili Dönemden Günümüze

1946 yılı Amasya'nın idari hayatında bir dönüm noktası oldu. 19 Aralık 1946 sabahı Ziya Paşa'nın yaptırdığı ahşap hükümet konağı alt katında çıkan yangında tamamen yandı; yerine bugün de kullanılan kesme taş hükümet konağı yapılarak 1949'da hizmete açıldı. Aynı yıl kısa bir süre belediye reisliği yapan Ziyaettin Türem, ardından 1946-1950 arasında görev yapan Reşat Arpacıoğlu, şehrin aydınlatılması çalışmalarının yoğunlaştığı yılların reisleridir. 3 Eylül 1950 yerel seçimlerinde Demokrat Parti il genelinde oyların yaklaşık yüzde 57'sini aldı ve yeni oluşan Amasya Belediye Meclisi, belediye başkanlığına Hadi Kitapçı'yı seçti. O yıllarda belediye başkanını belediye meclisi seçiyordu; başkanların doğrudan halk oyuyla seçilmesi 1963 yerel seçimleriyle başladı.

1950'ler sık değişen başkanlarla geçti. Hadi Kitapçı'dan sonra Macit Zeren (1952-1954), Kadir Şirin (1954-1955), Hüseyin Özbay (1955), yeniden Macit Zeren (1955-1957), Ahmet Koçbaş (1957) ve Mehmet Varinli (1958-1960) görev yaptı. 27 Mayıs 1960'tan sonraki askerî yönetim döneminde belediye vali adına yönetildi. Eski belediye reisi Ziyaettin Türem bu yıllarda hükümet dairesinde vali adına belediye başkan yardımcılığı yaptı ve Şubat 1961'de şehrin tarihçisi Hüseyin Hüsameddin için bir anma günü düzenletti. 1963 seçimleriyle başkanlığa M. Fatih Arabacıoğlu geldi (1963-1968). Ethem Naci Altunay iki dönem (1968-1977), A. Gündüz Türem 1977-1980, Şerafettin Dağıstanlı 1980-1984, Mustafa Hatipoğlu 1984-1989, Ömer Kabakcı 1989-1991, Süleyman Taşdemir 1991-1994, Ahmet Çekin 1994-1999 ve Hüseyin Baş 1999-2004 arasında başkanlık yaptı.

2000'li yıllarda İsmet Özarslan (2004-2009), iki dönem görev yapan Cafer Özdemir (2009-2019), Mehmet Sarı (2019-2023) ve Bayram Çelik (2023-2024) başkanlık makamında bulundu. 31 Mart 2024 mahallî idareler seçimlerinde Av. Turgay Sevindi Amasya Belediye Başkanı seçildi. Bu dönemde belediyenin sorumlulukları modern kent hayatının hemen bütün alanlarına yayıldı. İçme suyu şebekeleri, elektrik ve doğalgaz altyapısı, katı atık yönetimi ve toplu ulaşım gibi hizmetler şehir hayatının kalitesini yükseltti. Yeşil alanların, parkların ve mesire yerlerinin düzenlenmesi halka nefes alacak mekânlar kazandırdı. Sosyal belediyecilik anlayışıyla açılan aşevleri, meslek edindirme kursları ve kültür merkezleri dar gelirli ailelerin hayatına doğrudan dokundu. Yeşilırmak'ın taşkın tehlikesine karşı yürütülen ıslah ve düzenleme çalışmaları ise hem güvenliği hem de kıyının görünümünü gözetti.

Belediye ve Şehrin Tarihi: Amasya Tarihi'nin Yayımı

Amasya belediyesinin şehir tarihine en kalıcı katkılarından biri, Hüseyin Hüsameddin'in on iki ciltlik Amasya Tarihi'ni yayımlama çabasıdır ve bu çabanın hikâyesi neredeyse yarım asırlık bir belediye tarihini kendi içinde barındırır. Hüsameddin eserinin yalnız dört cildini hayattayken bastırabilmiş, kalan ciltler 1939'daki ölümünden sonra mirasçılarında kalmıştı. Yazarın dostu olan Ziyaettin Türem eserin basılamamasının üzüntüsünü taşıyanlardan biriydi. Oğlu Gündüz Türem başkanlığa geldiğinde babasından duyduklarını hayata geçirmeye girişti. Hüsameddin'in himayesinde yetişmiş emekli edebiyat öğretmeni Haşim Nezihi Okay'ın bilirkişiliğiyle aileyle görüşüldü. 8 Nisan 1980'de belediye meclisinden bir komisyon kurulması istendi, 5 Mayıs 1980'de mirasçılarla görüşmelere başlanması kararlaştırıldı ve 8 Mayıs 1980'de imzalanan yayın mukavelesiyle eserin bütün hakları 500.000 lira karşılığında Amasya Belediyesi'ne geçti. Basılı ve el yazması nüshalar korunmak üzere Süleymaniye Kütüphanesi müdürü Muammer Ülker'e teslim edildi.

Bu girişim 12 Eylül 1980 darbesiyle yarım kaldı. 1984'te başkan seçilen Mustafa Hatipoğlu konuyu yeniden gündeme getirdi; Ali Yılmaz ve Mehmet Akkuş'un sadeleştirdiği ilk cilt 1986'da 7.000 adet basıldı. Ahmet Çekin 1997'de Mesut Aydın'a bütün ciltlerin günümüz alfabesine aktarılması görevini verdi ve beş yıl süren çalışma belediyeye teslim edildi. Hüseyin Baş'ın 2000'deki baskı girişimi sonuçsuz kaldı. İsmet Özarslan döneminde ilk beş cilt 2007'de basıldı, fakat bu baskıdaki hatalara yöneltilen eleştiriler üzerine kalan ciltlerin basımı ertelendi. Cafer Özdemir 2015'te Mehmet Arslan başkanlığında yeni bir komisyon kurdu; başkanın değişmesi ve Arslan'ın vefatı bu çalışmayı da yarıda bıraktı. Mehmet Sarı'nın girişimi ve Amasya Üniversitesi'nin desteğiyle 2020'de bir editör kurulu oluşturuldu ve kayıp beşinci cilt dışındaki bütün ciltler 2022'de üç büyük cilt hâlinde yayımlandı. Belediye bu çalışmanın yanında Hüseyin Menç'in Hüsameddin biyografisi ve 1840 tarihli Amasya nüfus defterinin yayımı gibi kitaplarla bir kültür yayıncılığı da sürdürdü.

Tarihî Doku ile Modern Hizmet Arasında

Amasya belediyesinin en özel sorumluluklarından biri, şehrin tarihî dokusunu korurken modern hizmetleri götürmek oldu. Yeşilırmak kıyısındaki Yalıboyu evleri, Osmanlı mahalleleri, tarihî çarşılar ve köklü yapılar arasında hizmet vermek, dengeli ve titiz bir yönetim gerektiriyordu. Yeni yollar açılırken eski eserlere, yeni binalar yapılırken şehrin siluetine dikkat edilmesi, belediyenin hem teknik hem kültürel bir sorumluluk taşıdığını gösterir. Yalıboyu evlerinin restorasyonu, aydınlatma projeleri ve kıyı düzenlemeleri bu çabanın somut ürünleri oldu. Belediye festivaller, anma törenleri ve tanıtım faaliyetleriyle şehrin adını duyurmaya da çalıştı; turizmin gelişmesi, altyapı ve tanıtım çalışmalarıyla yakından bağlantılıydı. On dokuzuncu yüzyılın sonunda bir Selçuklu türbesini kurtarmak için mutasarrıfa başvuran bir tarihçiden, yüz yıl sonra o tarihçinin eserini kurtarmak için meclis kararı alan bir belediyeye uzanan çizgi, Amasya'da belediyeciliğin şehrin geçmişiyle kurduğu ilişkinin de tarihidir.

Kronoloji

1422: Memizâde Receb Çelebi'nin Amasya'da şehremini olarak görüldüğü yıl (H. 825).

1589-1590: Sûhte karışıklıkları sırasında el-Hac Mansur Çelebi şehir kethüdası.

1780: Saatçizâde Hacı Salih Efendi'nin birkaç kez üstleneceği şehir kethüdalığına başlaması.

1862-1863: Kafadaroğlu el-Hac Halil Ağa ihtisab ağası olarak esnaf ve belediye işlerinin düzenine bakıyor.

1864: Vilayet Nizamnamesi yayımlandı; mutasarrıf Ziya Paşa Helkıs'ta hükümet konağını yaptırmaya başladı ve konağın selamlığını belediye dairesine çevirdi; ihtisab ağası görevden alındı.

1865: Ahşap hükümet konağı tamamlandı; Ziya Paşa Canik mutasarrıflığına nakledildi.

1871-1872: Halis Mehmed Efendi belediye reisi.

1874: Yörgüç Paşazâde Hüseyin Bey belediye reisi.

1877: 5 Ekim'de Vilayat Belediye Kanunu yürürlüğe girdi.

1883-1884: Topçuzâde el-Hac Halil Efendi ilk kez belediye reisi seçildi.

1894-1895: Saat kulesinin yanında belediye eczanesi açıldı.

1895-1896: Topçuzâde Halil Efendi'nin ikinci reisliği ve azli.

1903-1905: Topçuzâde Halil Efendi'nin üçüncü reisliği; 1905 baharında son azli.

1915-1916: Belediye reisi Seyyid Mehmed Arif Efendi görevdeyken öldü.

1924: Rasim Yörgüç, Cumhuriyet döneminin ilk belediye reisi.

1930: 1580 sayılı Belediye Kanunu kabul edildi (3 Nisan); Topçuzâde Hilmi Bey belediye reisi oldu.

1936: Amasya'da ilk elektrik santrali çalışmaya başladı.

1946: Hükümet konağı 19 Aralık'ta yandı.

1948: Dere Mahallesi elektriğe kavuştu.

1949: Yeni hükümet konağı hizmete açıldı; santral genişletildi.

1950: 3 Eylül yerel seçimleri; belediye meclisi Hadi Kitapçı'yı başkan seçti.

1955: Durucasu Hidroelektrik Santrali'nden şehre elektrik verilmeye başlandı.

1961: Ziyaettin Türem'in girişimiyle Hüseyin Hüsameddin anma günü düzenlendi.

1980: Amasya Tarihi'nin bütün hakları 8 Mayıs'ta belediye tarafından satın alındı.

1986: Amasya Tarihi'nin sadeleştirilmiş ilk cildi 7.000 adet basıldı.

2007: Amasya Tarihi'nin ilk beş cildi yayımlandı.

2022: Amasya Tarihi'nin bütün ciltleri belediye ve Amasya Üniversitesi iş birliğiyle yayımlandı.

2024: 31 Mart seçimlerinde Turgay Sevindi belediye başkanı seçildi.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdizâde Hüseyin Hüsameddin Yasar. Amasya Tarihi, c. 1-4, 6-8, 9-12 (ed. Songül Keçeci Kurt, Recep Orhan Özel, Metin Hakverdioğlu). Amasya Belediyesi, Amasya 2022. https://amasya.bel.tr/sayfalar/amasyanin-tarihi
  • Menç, Hüseyin. Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Efendi: Hayatı, Eserleri Hakkında Yazılanlar. Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, Amasya 2012. amasya.bel.tr
  • "Amasya'da 1950 Türkiye yerel seçimleri" (Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi verilerine dayanarak). Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Amasya'da_1950_Türkiye_yerel_seçimleri

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

  • Akyüz, Kenan. Ziya Paşa'nın Amasya Mutasarrıflığı Sırasındaki Olaylar, Belgeler I. Ankara Üniversitesi DTCF, Ankara 1964.
  • Menç, Hüseyin. "Amasya'da Elektriğin İlk Kullanılmaya Başlandığı Vakit". 2011. http://huseyinmenc.blogspot.com/2011/01/amasyada-elektrigin-ilk-kullanlmaya.html
  • Ortaylı, İlber. Tanzimat Devri'nde Osmanlı Mahalli İdareleri (1840-1880). Türk Tarih Kurumu, Ankara 2000.

Çevrimiçi kaynaklar