Tecellî mahlası, Ahmed Çelebi'ye şiir yazmaya başlamadan önce verilmiş bir lakaptı. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın anlattığına göre Amasyalı Hasan'ın bu oğlu gençliğinde öyle güzel bir delikanlıymış ki ona tutulanlar kendisine "tecellî", yani görünüp parlayan ışık demişler; Ahmed Çelebi sonradan bu sözü mahlas olarak benimsemiştir. XVII. yüzyıl Amasya'sında hattat, kâtip ve şair olarak tanınan Tecellî, hâslar kâtipliği yapmış, ömrünün sonlarında tasavvufa yönelmiş ve 1081 (1670-71) yılında ölmüştür. Şiirleri Abdî Efendi'nin Amasya şairleri tezkiresinde yer alıyordu; o eser kaybolduğu için bugün elimizde tek bir dizesi yoktur.
Amasya Tarihi'ndeki Kayıt
Mahlasın hikâyesi, sekizinci cildin "te" harfine ayrılmış sayfalarındaki kısa Tecellî Ahmed Çelebi-Bakkalzâde maddesinin ilk cümlelerinde anlatılır; madde iki paragraf tutar:
Amasyalı Hasan'ın oğludur. Evâ'il-i hâlinde hüsn ve cemâle mâlik bir nev-civân olduğundan üftâde-gânı tarafından kendisine "tecellî" denmişti. Mu'ahharan kendisine mahlas oldu. Ulemâ vü üdebâdan tahsîl-i ma'ârif ve Dervîş Alî Efendi'den yazı temeşşuk edib ilm u kitâbet öğrendi.
Şu'arâdan Şeyhzâde Abdî, Kâdızâde Abdullah, Remzi Efendilerin sohbetlerinden isti'fâza edib hâslar kâtibi oldu. İçerişehir'de eş-Şeyh Hızır Efendi'den inâbet edib tasavvufa meyl etdi. 1081'de vefât eyledi. Kâtib, hattât, şâir, ehl-i ma'ârifti. Abdî Efendi'nin tezkiresinde eş'ârı var idi.
Sadeleştirilmiş biçimiyle: Amasyalı Hasan'ın oğludur. Gençliğinin ilk yıllarında güzel yüzlü, alımlı bir delikanlı olduğundan ona gönül verenler kendisine "tecellî" demişlerdi; bu söz sonradan mahlası oldu. Âlimlerden ve ediplerden bilgi edindi, Derviş Ali Efendi'den yazı meşk ederek ilim ve kâtiplik öğrendi. Şairlerden Şeyhzâde Abdî, Kadızâde Abdullah ve Remzî efendilerin sohbetlerinden yararlanarak hâslar kâtibi oldu. İçerişehir'de Şeyh Hızır Efendi'ye bağlanıp tasavvufa yöneldi. 1081'de öldü. Kâtip, hattat, şair ve bilgili bir kişiydi. Abdî Efendi'nin tezkiresinde şiirleri vardı.
Adı ve Mahlası
Divan şiirinde "tecellî", Tanrı'nın güzelliğinin bir varlıkta görünmesi, bir yüzde parlaması anlamında kullanılır; Hüsameddin'in anlattığı hikâye, sözün bu anlamının Amasya'nın şair çevrelerinde güzel bir yüz için gündelik bir iltifata dönüştüğünü gösterir. Lakabın mahlasa dönüşmesi, Ahmed Çelebi'nin bu iltifatı benimsediğini ve şiirlerinde imzası olarak kullandığını anlatır. "Bakkalzâde" aile adı ise babası Hasan'ın bakkal olduğunu düşündürür; madde babanın mesleği hakkında başka bir şey söylemez.
Hayatı ve Çevresi
Doğum yılı bilinmez. Hocası olarak adı verilen tek kişi, kendisine yazı meşk ettiren Derviş Ali Efendi'dir; kitapta bu hattata ayrılmış bir madde bulunamamıştır. Tecellî'nin şiir terbiyesini borçlu olduğu sohbet arkadaşları ise bilinen kişilerdir. Şeyhzâde Abdî Efendi, Ya'kûb Paşa Zâviyesi şeyhi ve müderris olup 1055'te (1645) ölmüş, şiirleri tezkireci Abdî Efendi'nin eserine girmiş bir şairdir; adaşı olan tezkireciyle karıştırılmamalıdır. Maddede virgülle ayrılan "Kâdızâde Abdullah, Remzi Efendiler" ifadesi tek bir kişiyi de gösteriyor olabilir: onuncu ciltte Remzî Abdullah Efendi, "Küçük Hâce" diye tanınan Kâdızâde Mehmed İlmî Efendi'nin oğlu olarak kaydedilir; Arapça, Farsça ve Türkçe şiir yazan bu müderris 1063'te (1653) ölmüştür. Bu okuma doğruysa Tecellî'nin üç değil iki şairin meclisinden yetiştiği söylenebilir; kaynak bu konuda açık değildir.
Hâslar kâtipliği, Amasya'daki padişah ve sancakbeyi haslarının, yani doğrudan devlete ya da yöneticiye ait gelir kaynaklarının hesabını tutan bir kalem göreviydi. Tecellî'nin bu işe ne zaman getirildiği ve ne kadar sürdürdüğü yazılı değildir. İçerişehir'de bağlandığı Şeyh Hızır Efendi'nin kimliği de maddede açılmaz. Aynı dönemde İçerişehir'deki Câmi-i Enderûn'da kırk yıl kadar vaaz eden ve 1063'te (1653) ölen Halvetî şeyhi Şeyhzâde Hızır Efendi akla gelen ilk addır; ama bu eşleştirme bir tahmindir.
Şiiri
Tecellî'nin şiirleri, Hüsameddin'in tanıklığına göre Abdî Efendi'nin Amasya şairleri tezkiresinde duruyordu. Hüsameddin bunlardan maddesine hiçbir beyit geçirmemiştir ve bu yüzden şiirlerine ulaşılamamıştır. Tezkire 1000-1081 yılları arasında Amasya'da yetişmiş şairleri kapsıyordu; Tecellî'nin ölüm yılı bu dönemin son yılına denk gelir. Hüsameddin'in elindeki eksik nüsha sonradan yanmıştır ve başka bir nüshası bilinmemektedir. Hüsameddin'in aynı tezkireden beyit aktardığı başka şairlerin maddeleri de bu boşluğu doldurmaz; onlarda Tecellî'nin adı hiç geçmez.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 31-32 (e-kitap s. 486), "Tecellî Ahmed Çelebi-Bakkalzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page486.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 12, s. 123-124 (e-kitap s. 594), "Abdî Efendi-Şeyhzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page594.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 125-126 (e-kitap s. 229), "Remzî Abdullah Efendi-Hâcezâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page229.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 373 (e-kitap s. 117), "Hızır Efendi-Şeyhzâde el-Hâc" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page117.html
Çevrimiçi kaynaklar
