Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
‘Işka düşdüm bir vefâsuz yâre virdüm gönlümi
Gamzesi câdû gözi sehhâre virdüm gönlümi
Çekdi def’î cânumı zülf-i kemend-endâzına
Bir emânsuz bî-rahm mekkâre virdüm gönlümi
Giceler tâ subha dek pervâne-veş yansam n’ola
Şem’-i ‘âlem-tâb olan ruhsâra virdüm gönlümi
Tan degül bülbül gibi feryâd idersem rûz u şeb
Bir saçı sünbül yüzi gülzâra virdüm gönlümi
Öldürürse gamzesiyle çâresi teslîmdür
Şâhî çün kim ol gözi hûn-hâra virdüm gönlümi
Günümüz Türkçesiyle
1. Aşka düştüm, vefasız bir sevgiliye gönlümü verdim; bakışı büyücü, gözü sihirbaz olana gönlümü verdim.
2. Kement atan zülfüne canımı birden çekti; aman vermeyen, acımasız bir hilekâra gönlümü verdim.
3. Geceler sabaha dek pervane gibi yansam şaşılır mı; âlemi aydınlatan mum olan yanağa gönlümü verdim.
4. Gece gündüz bülbül gibi feryat edersem şaşılmaz; saçı sümbül, yüzü gül bahçesi olana gönlümü verdim.
5. Bakışıyla öldürürse çaresi teslim olmaktır; çünkü Şâhî, o kan dökücü gözlüye gönlümü verdim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "virdüm gönlümi" (gönlümü verdim), kafiye "yâr, sehhâr, mekkâr, ruhsâr, gülzâr, hûn-hâr" kelimelerindeki "-âr" sesidir. Kılıç'ın redif listesinde bu gazelin redifi "gönlümi" olarak geçer. Redif uzun ve bir cümle değerindedir; her beyit sevgilinin bir özelliğini sayar ve aynı itirafla kapanır. Neşirde bu gazelin metni içinde varak imi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir itiraflar dizisi gibi kurulmuştur. Âşık gönlünü kime verdiğini her beyitte başka bir sıfatla anlatır: vefasız, büyücü bakışlı, sihirbaz gözlü, aman vermeyen, acımasız, hilekâr, mum yanaklı, sümbül saçlı, gül yüzlü, kan dökücü gözlü. Sıfatların çoğu sevgilinin kötülüğünü anlatır; yalnız üçüncü ve dördüncü beyitlerde güzelliğin aydınlığı ve tazeliği öne çıkar.
Matlada göz ile bakış büyücülükle ilişkilendirilir. Divan şiirinde sevgilinin gözü, âşığı kendinden geçiren bir büyü gücüne sahiptir. İkinci beyitte zülüf bir kementtir; âşığın canı bu kemende "def'î", yani birden, bir hamlede çekilmiştir. "Emânsuz" (aman vermeyen) sıfatı da savaş dilinden gelir. Üçüncü beyitte mum ile pervane mazmunu, dördüncüde gül ile bülbül mazmunu işlenir. İki beyit aynı düzende kurulmuştur: önce âşığın yanışı ya da feryadı, ardından buna sebep olan güzellik gelir. "Şem'-i 'âlem-tâb" (âlemi aydınlatan mum) tamlaması, mumu güneşe yaklaştıran bir mübalağadır.
Makta beytinde âşık, sevgilinin bakışıyla öldürülmeyi kabullenir: çaresi teslim olmaktır. Bu teslimiyet, matladaki "aşka düştüm" sözüyle başlayan hikâyenin doğal sonucudur. Gazelin sonunda sevgilinin gözü "hûn-hâr" (kan içici) diye anılır ve matladaki büyücü göz ile birleşir; şiir gözle başlayıp gözle biter. Mahlas burada hitap olarak kullanılmış, ama fiil birinci şahısla kalmıştır; şair kendine seslenirken kendi ağzından konuşur. Gazelin kime ve ne zaman yazıldığı bilinmez.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 121, gazel no. 157 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 29 (redifler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






