Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Ben garîb üftâdenün gûş itmedi feryâdını
Yine zulme başladı terk itdi şâhum dâdını
Hecr ü fürkat tîşesiyle yüregüm sad-pâredür
Bilmedi şîrîn-dehânum ne çeker Ferhâdını
Kana koymış gör şehâ ol gamze-i gammâzunı
Çeşm-i cellâdun niçün inkâr ider ifsâdını
Ben garîb-i râh-ı ‘ışkun derd ü gamdur tûşesi
‘Azm-i râh iden kişi eyler müheyyâ zâdını
Vasf-ı la’l-i dil-beri gûş itdi zâhid Şâhiyâ
Cân u dilden terk kıldı cümle-i evrâdını
Günümüz Türkçesiyle
1. Ben garip düşkünün feryadını işitmedi; şahım yine zulme başladı, adaletini bıraktı.
2. Ayrılığın külüngüyle yüreğim yüz parçadır; tatlı ağızlım (Şirin'im), Ferhad'ının ne çektiğini bilmedi.
3. Ey şah, gör, o koğucu bakışını kana bulamış; cellat gözün yaptığı bozgunu niçin inkâr ediyor?
4. Ben aşk yolunun garibiyim, azığım dert ve gamdır; yola çıkan kişi azığını hazırlar.
5. Ey Şâhî, zahit sevgilinin yakut dudağının vasfını işitti; canla gönülden bütün virdlerini bıraktı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "feryâd, dâd, Ferhâd, ifsâd, zâd, evrâd" kelimelerindeki "-âd" sesidir; bunlara eklenen "-ını" belirtme eki redif yerindedir. Matlanın ilk mısraındaki "Ben garîb" sözü dördüncü beyitte "Ben garîb-i râh-ı 'ışkun" biçiminde yeniden görülür. Neşirde son beytin sonunda [58a] varak imi yer alır.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir şikâyetle açılır. Garip ve düşkün âşığın feryadı duyulmamış, "şâh" yeniden zulme başlamış, adaleti bırakmıştır. "Dâd" kelimesi adalet ve hak demektir; feryat ile dâd bir arada, haksızlığa uğrayanın hükümdara başvurusunu hatırlatır. İkinci beyit Ferhad ile Şirin hikâyesine telmihtir. Ferhad, Şirin'e kavuşmak için dağı külüngüyle deler; burada külünk ayrılığın aletidir ve âşığın yüreğini yüz parçaya böler. "Şîrîn-dehân" (tatlı ağızlı) sıfatı hem sevgilinin sözünün tatlılığını hem Şirin'in adını taşır; bu bir tevriyedir.
Üçüncü beyitte göz bir cellattır, bakış da onun kana bulanmış silahıdır. Göz, yaptığı kötülüğü inkâr eder, ama kanlı bakış onu ele verir. Dördüncü beyitte aşk uzun bir yol olarak düşünülür. Yola çıkan kişi azığını hazırlar; aşk yolunun garibinin azığı ise dert ve gamdır. Makta beytinde zahit, sevgilinin dudağının övgüsünü işitir ve bütün virdlerini bırakır. Divan şiirinde zahit, dünyadan elini eteğini çekmiş, kuru bir sofuluğun temsilcisidir; onun bile dudak övgüsüyle ibadetini unutması, güzelliğin gücünü gösteren bir mübalağadır.
Tarihî Bağlam
Kılıç bu gazeli babaya hitap eden şiirler arasında anmaz. Ancak "şâhum zulme başladı" sözü ve "şehâ" hitabı, Kılıç'ın aktardığı tarihsiz bir mektubu hatırlatır. Bayezid, 1558'in son aylarında Kütahya'dan Amasya'ya gönderilirken Ankara'dan yazdığı anlaşılan bu mektupta babasına "bana zulm ve hayf eylediniz. Hiç ben pâdişâhımdan böyle ummaz idim" der. Gazelin aynı duyguyla, bir hükümdara yönelmiş bir sitem olarak okunabileceği bizim okumamızdır. Gazelin yazılış zamanı neşirde belirtilmez ve bu mektupla bağını gösteren bir kayıt yoktur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 120-121, gazel no. 156 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 58a); ayrıca s. 10-11 (Amasya'ya nakil ve tarihsiz mektup), s. 29 (vezinler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






