Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün

Ferah-şâdem ki ol gül-çihreden bûy-ı vefâ geldi
Kedûret gitdi gönlümden bi-hamdi’llâh safâ geldi
Meger peygam-ı dil-ber irecekmiş câna zâhirde
Düşümde dün gice sem’-i dile bir hoş sadâ geldi
Dimiş ol şâh-ı kâm-bahşum ben anı ber-murâd idem
Sevindüm bu sözi anun be-gâyet dil-küşâ geldi
Bu gün yarın kaçan irem diyü gam yime maksûda
Tahammül eyle göz yumup açınca işte hâ geldi
Dil-i Şâhîye rahm idüp n’ola mihr ü vefâ kılsa
Oran oldı ol âfetden yeter cevr ü cefâ geldi

Günümüz Türkçesiyle

1. Ferahım, sevinçliyim ki o gül yüzlüden vefa kokusu geldi; gönlümden keder gitti, Allah'a hamd olsun, safa geldi.

2. Meğer sevgilinin haberi cana açıkça erişecekmiş; dün gece rüyamda gönül kulağına hoş bir ses geldi.

3. O dilekleri bağışlayan şahım "Ben onu muradına erdireyim" demiş; sevindim, onun bu sözü son derece gönül açıcı geldi.

4. (Ey gönül,) "Bugün mü, yarın mı, ne zaman muradıma ereyim" diye gam yeme; sabret, göz yumup açıncaya kadar işte geldi.

5. Şâhî'nin gönlüne acıyıp sevgi ve vefa gösterse ne olur; ölçü doldu, o afetten yeterince cevir ve cefa geldi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "geldi", kafiye "vefâ, safâ, sadâ, dil-küşâ, hâ, cefâ" kelimelerindeki "-â" sesidir. Kılıç "geldi"yi divandaki redifler arasında sayar. Dördüncü beyitte kafiye yerinde duran "hâ", "işte" anlamında bir ünlemdir; konuşma dilinden alınmış bu kelime beyte canlı bir söyleyiş katar. Neşirde ikinci beyitten sonra [57b] varak imi yer alır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, Şâhî'nin divanında az görülen bir sevinçle açılır. Sevgiliden vefa kokusu gelmiş, keder gitmiş, yerine safa gelmiştir. "Gitdi" ile "geldi" arasındaki karşıtlık matlanın iki mısraını birbirine bağlar. İkinci beyitte müjde bir rüya yoluyla ulaşır: âşık dün gece rüyasında hoş bir ses duymuştur ve bunu sevgiliden gelecek haberin işareti sayar. Üçüncü beyitte haberin içeriği öğrenilir. Sevgili burada "şâh-ı kâm-bahş", yani dilekleri yerine getiren şah diye anılır ve "Ben anı ber-murâd idem" (onu muradına erdireyim) dediği aktarılır.

Dördüncü beyitte şair kendi gönlüne öğüt verir: maksadına ne zaman ereceğini düşünüp üzülmemeli, sabretmelidir; murat göz açıp kapayıncaya kadar gelecektir. Makta beyti ise sevinçten yeniden yakınmaya döner. "Oran oldı" sözü "ölçü doldu, yeter" anlamında okunabilir; âşık o afetten yeterince cefa gördüğünü, artık sevgi ve vefa beklediğini söyler. Böylece gazel, gelmiş bir müjde ile henüz gerçekleşmemiş bir vuslat arasında kalır.

Tarihî Bağlam

Kılıç bu gazeli babaya hitap eden şiirler arasında anmaz. Ancak dilek bağışlayan bir şahın "muradına erdireyim" sözü, Kılıç'ın aktardığı iki belgeyi hatırlatır. Bayezid, Kütahya sancağı kendisine verildiğinde babasına yazdığı mektupta "Ben kulunuzu murâdıma irgürdünüz" diye teşekkür etmiştir. Üçüncü murabbada da "Bu Şâhî nâ-murâdı pâdişâhum ber-murâd eyle" diyerek babasından bir "beşâret-nâme" bekler. Gazeldeki müjdenin bir hükümdardan beklenen böyle bir haber olabileceği bizim okumamızdır; gazelin yazılış zamanı neşirde belirtilmez.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 120, gazel no. 155 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 57b); ayrıca s. 8 (Kütahya'nın verilmesi üzerine yazılan mektup), s. 29 (redifler) ve s. 34 (Mu.3 ve "beşâret-nâme"), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar