Özgün Metin

Vezin: Mef’ûlü Fa’ilâtü Mefâ’îlü Fâ’ilün

Ol kes ki giydi egnine uzlet libâsını
Buldı murâdı üzre sa’âdet yakasını
Künc-i fenâda server-i iklîm-i ‘ışk olan
Virmez kabâ-yı ‘izzete zillet pelâsını
Dil küfr ile kala idi zülfün görüp ger
Salmasa yüzün şem’-i hidâyet kıyâsını
Cânâ ne çare üstüme tutup meded benüm
Giydiriyor felek yine fürkat libâsını
Bezm-i safâda yâr ile şâhâne nûş idüp
Sür turma Şâhî câm-ı mahabbet safâsını

Günümüz Türkçesiyle

1. Sırtına inziva elbisesini giyen kişi, muradınca mutluluğun yakasını yakaladı.

2. Yokluk köşesinde aşk ülkesinin başı olan, zillet (yoksulluk) çulunu izzet kaftanına değişmez.

3. Yüzün hidayet mumunun ışığını salmasaydı, gönül zülfünü görüp küfür içinde kalırdı.

4. Ey can, ne çare, felek üstüme gelip (imdat) bana yine ayrılık elbisesini giydiriyor.

5. Şâhî, safa meclisinde sevgiliyle şahane içerek sevgi kadehinin safasını sür, durma.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "mef'ûlü fa'ilâtü mefâ'îlü fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Neşirde vezin satırında ikinci cüz "Fa'ilâtü" diye dizilmiştir; Kılıç'ın vezin dökümünde aynı kalıp "Fâ'ilâtü" biçimindedir ve mısralar da bu kalıba uyar. Kafiye "libâs, yaka, pelâs, kıyâs, safâ" kelimelerindeki "-a" sesi ile ona eklenen "-sını" ekidir. "Libâs" kelimesi matlada ve dördüncü beyitte iki kez kafiye olur; "yaka" ile "safâ" ise "-âs" sesini taşımadığı için kafiyeyi gevşetir. Neşirde ikinci beyitten sonra [60a] varak imi yer alır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk iki beyti tasavvuf dilinden alınmış bir öğüt gibidir. Uzlet, insanlardan çekilip bir köşeye kapanmaktır; şair onu bir elbise gibi giymekten söz eder ve bu elbiseyi giyenin saadetin yakasını bulduğunu söyler. Elbise ile yaka arasındaki tenasüp, soyut bir düşünceyi gözle görülür bir resme çevirir. İkinci beyitte "künc-i fenâ" (yokluk köşesi) ile "iklîm-i 'ışk" (aşk ülkesi) yan yana gelir. O köşede aşk ülkesinin başı olan kişi, "pelâs" denilen kaba yün örtüyü, yani yoksulluğun giysisini, izzet kaftanına değişmez. Kaftan ile çul arasındaki karşıtlık, saray ile dervişlik arasındaki karşıtlığın da resmidir.

Üçüncü beyit divan şiirinin bilinen bir eşleşmesine dayanır: siyah zülüf küfrün, aydınlık yüz imanın ve hidayetin karşılığıdır. Gönül zülfü görüp karanlıkta kalacakken yüzün mumu onu doğru yola çıkarmıştır. Dördüncü beyitte elbise imgesi geri döner, bu kez felek âşığa ayrılık elbisesini giydirir. "Tutup meded benüm" sözü kapalıdır; biz "meded" kelimesini bir yardım çağrısı olarak okuduk.

Makta beyti inzivadan meclise döner. Şâhî kendine, safa meclisinde sevgiliyle birlikte "şâhâne" içmesini ve sevgi kadehinin safasını sürmesini öğütler. "Şâhâne" kelimesi mahlasla ses ve anlam bakımından bağlıdır. Divanda saltanatın faniliğini anlatan beyitler bulunduğunu Kılıç da belirtir; bu gazelin ilk iki beytindeki izzet ve zillet karşıtlığı o beyitlerle aynı düşünceye yaslanır. Bu bağlantı bizim okumamızdır. Gazelin kime ve ne zaman yazıldığı bilinmez.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 123-124, gazel no. 162 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 60a); ayrıca s. 29 (vezin dökümü) ve s. 41 (dünyanın ve saltanatın faniliği), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar