Sâ'î Mehmed Çelebi, XVII. yüzyıl Amasya'sında saat yapımıyla ün kazanmış bir zanaatkârdı. Yıldız bilgisi ve güneşin yüksekliğini ölçme işinde de usta olduğu için Sultâniyye Camii'nin muvakkitliğine getirildi, Ahî Receb Camii'nin imamı oldu; edebiyata yakınlığı onu şehrin şairleriyle şiirleşen, ulema ve edipler meclisinde yeri olan biri yaptı. 1095 (1683-84) dolaylarında öldü. Ondan bugüne bir beyit kalmadı, ama adı Amasya'da kuşaklar boyunca yaşadı: Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar kendi zamanında da "Sâ'atçizâdeler" diye tanınan bir sülalesi olduğunu yazar.

Hayatı

Hüsameddin, Sâ'î Mehmed Çelebi-Sâ'atçi maddesinde şunları yazar:

Amasyalıdır. Ahî Receb Mahallesi'nden Hasan'ın oğludur. Biraz tahsîl-i ma'ârif etdikten sonra sâ'atçi olup hayli şöhret kazandı. Ahî Receb evlâdından Hacı Bayramzâde Sâlih Çelebi'ye dâmâd ve ilm-i nücûm u irtifâ'a vâkıf olduğundan Sultâniyye Câmii muvakkiti ve Ahî Receb Câmii imâmı oldu. Edebiyâta âşinâlığı hasebiyle erbâb-ı şi'r u edeble müşâ'are ve musâhabe edib meclis-i ulemâ ve üdebâda bir mevki'-i mahsûs kazandı. 1095 hudûdunda vefât etdi. Şâ'ir, zarîf, halûk, ma'ârif-âşinâ, san'atında mâhir, hoş-sohbet idi. Mahdûmları el-Hâc Sâlih, Hasan, Hüseyin Efendilerdir. Evlâdından hayli a'yân u ulemâ ve meşâyih türedi. El-yevm sülâlesi vardır. "Sâ'atçizâdeler" diye meşhûrdur.

Günümüz Türkçesine aktarılırsa: Amasyalıdır, Ahî Receb Mahallesi'nden Hasan'ın oğludur. Bir miktar okuduktan sonra saatçi olup epey ün kazandı. Ahî Receb soyundan Hacı Bayramzâde Sâlih Çelebi'nin damadıydı; yıldız bilgisini ve gök cisimlerinin yüksekliğini ölçmeyi bildiği için Sultâniyye Camii'nin muvakkiti ve Ahî Receb Camii'nin imamı oldu. Edebiyattan anladığı için şairler ve ediplerle şiirleşip sohbet eder, ulema ve edipler meclisinde kendine özgü bir yer edinmişti. 1095 dolaylarında öldü. Şair, zarif, iyi huylu, ilimlere aşina, sanatında usta ve hoş sohbet biriydi. Oğulları Hacı Sâlih, Hasan ve Hüseyin efendilerdir. Soyundan pek çok ileri gelen, âlim ve şeyh çıktı. Bugün de sülalesi vardır ve "Saatçizâdeler" diye tanınır.

Saatçi ve Muvakkit

Maddede iki ayrı uzmanlık yan yana durur. Saatçilik mekanik saatlerin yapımı ve onarımıyla uğraşan bir zanaatti; Hüsameddin'in "hayli şöhret kazandı" demesi, Sâ'î'nin bu işte şehrin tanınmış ustası olduğunu gösterir. Muvakkitlik ise güneşin ve yıldızların yüksekliğini ölçerek namaz vakitlerini belirleme işiydi; maddedeki "irtifâ" kelimesi tam olarak bu ölçümü anlatır. Saat ile gök ölçümünü bir arada bilen bir adamın büyük bir caminin vakit hesabına getirilmesi kendiliğinden anlaşılır. "Sultâniyye Camii" adını Hüsameddin II. Bayezid'in külliyesi için de kullandığından, burada kastedilen yapı büyük olasılıkla Sultan Bayezid Camii'dir; madde bunu açıkça yazmaz.

Sâ'î mahlası Arapçada "çalışan, gayret eden" demektir. Mahlasın, şairin mesleğine adını veren "sâ'at" kelimesiyle ses bakımından yakınlığı ilk bakışta göze çarpar. Torunu Mustafa'nın "Sâtı'" mahlasını seçmesiyle birlikte düşünülünce, ailenin bu ses benzerliğini bilerek sürdürdüğü düşünülebilir, ama kaynak bu konuda sessizdir.

Meclisi ve Dostları

Hüsameddin, Sâ'î'nin şairlerle "müşâ'are" yaptığını, yani karşılıklı şiir söyleştiğini yazar ama bu meclisin üyelerini saymaz. Adı belli olan tek dostu, Sultan Bayezid Camii'nin muvakkiti ve astronomi üstadı Sâni'î Mehmed Efendi'dir; Hüsameddin onun maddesinde Sâni'î'yi "Saatçı Mehmed Çelebi ehibbâsından", yani Saatçi Mehmed Çelebi'nin yakın dostlarından sayar. Sâni'î 1107'de (1695-96) ölmüştür. İki adam aynı mesleğin, aynı gök hesabının ve aynı şiir çevresinin insanlarıydı; hangisinin önce muvakkit olduğu ise bilinmiyor.

Sâ'î'nin kayınpederi Hacı Bayramzâde Sâlih Çelebi, Amasya'nın köklü ailelerinden birine mensuptu. Hüsameddin birinci ciltte Bayramzâdeleri, iki şeyhülislam, Zekeriyyâ ve Yahyâ efendileri yetiştiren "Receb sülâlesi"nin kolları arasında sayar; Mısır mollası Rızâî Ali Efendi de bu ailedendir. Ahî Receb Mahallesi'nden bir zanaatkârın bu aileye damat olması, saatçinin şehirde kazandığı itibarı gösterir.

Sâ'atçizâdeler

Hüsameddin'in "soyundan pek çok ileri gelen, âlim ve şeyh çıktı" sözü, onuncu ciltte Sâ'î'nin maddesinden hemen önce gelen iki maddeyle doğrulanır. Oğlu Hasan'ın oğlu olan torunu Sâtı' Mustafa Efendi İstanbul'da imtihanla müderris olmuş, altmışlı derecesine kadar yükselmiş, şair olarak da anılmış ve 1172'de (1758-59) ölmüştür. Oğlu Sâlih'in torunu Sâ'atî Mehmed Efendi ise Şa'bânî tarikatına girip şeyhlik icazeti almış, Ahî Receb Mahallesi'ndeki evinin selamlığını tevhidhane yapmış ve Ahî Receb Camii'nin vaizi olarak 1190 (1776-77) dolaylarında ölmüştür. Ailenin üçüncü yolu şehir yönetimidir: Sâtı'nın yeğeni Hacı Sâlih Efendi 1194'ten (1780) itibaren birkaç kez şehir kethüdası olmuştur. Kuşaklar değişse de ailenin Ahî Receb Camii'nin mihrabından ve kürsüsünden pek uzaklaşmadığı bu kayıtlardan anlaşılır.

Şiiri

Sâ'î Mehmed Çelebi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Maddenin en canlı yeri onun şiir meclislerindeki varlığıdır; ne var ki o meclislerde söylediği beyitlerden hiçbiri maddeye alınmamıştır. Adı, Metin Hakverdioğlu'nun Hüsameddin'deki şairleri derleyen listesinde yer alır. Abdî Efendi'nin 1000-1081 (1591-1671) yılları şairlerini toplayan kayıp tezkiresi Sâ'î'nin olgunluk yıllarını kapsıyor olabilir; Hüsameddin'in bilgiyi oradan alıp almadığı belirsizdir.

Kronoloji

1095 (1683-84) dolayları: Sâ'î Mehmed Çelebi ölür.

1107 (1695-96): Dostu Sâni'î Mehmed Efendi ölür.

1136 sonları (1724): Oğlu Hâfız Hasan Efendi, Receb Mahallesi imamı, ölür.

1172 (1758-59): Torunu Sâtı' Mustafa Efendi ölür.

1190 (1776-77) dolayları: Torununun oğlu Sâ'atî Mehmed Efendi ölür.

1194 (1780): Torununun oğlu Hacı Sâlih Efendi şehir kethüdası olur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar