Farsça şiirdeki ustalığı yüzünden "Yârî-i Şîrâzî" diye anılan Alâeddîn Ali Yâr Çelebi, Divriğili bir âlim ailesinin Amasya'da yetişmiş oğluydu. XIV. yüzyılın son çeyreğinde Kadı Burhâneddin'in Sivas'ı ile Osmanlıların Bursa'sı arasında gidip geldi; şeyhliği, müderrisliği ve şairliği aynı hayatta birleştirdi. Amasya'nın köklü ilmiye ailesi Müeyyedzâdeler, oğlu Müeyyed Çelebi'nin soyundan gelir. 818 (1415) yılında Yâkût Paşa Zâviyesi'nin şeyhi iken öldü. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde onun adını taşıyan bir başlık yoktur; hakkında bilinenler kronik bölümlerine ve akrabalarının maddelerine dağılmış hâldedir. Hâfız'a benzetilen bu şairin kendi kaleminden tek beyit bile elde değildir.
Hüsameddin'in Kayıtları
Birinci ciltte Amasya şairlerini sayarken Hüsameddin, Türkçe şiirin Anadolu'daki ilk büyük adı saydığı Âşık Paşa'dan sonra bu yolu Amasya'da sürdürenlerin başına Yârî'yi koyar:
Amasya'da bu çığırı ta'kîb edenler içinde ma'lûm olanları "Divriklizâde Yârî" demekle meşhûr "Yâr Ali Çelebi"dir.
Günümüz Türkçesiyle: Amasya'da bu yolu izleyenlerden bilinenler arasında ilki "Divriklizâde Yârî" diye tanınan Yâr Ali Çelebi'dir. Üçüncü ciltteki bir dipnot ise lakabın nereden geldiğini açıklar:
Yâr Alî Çelebi, Hâfız-ı Şîrâzî kadar nazm-ı eş'âra kâdir bir zât idi. Bunun için kendisine "Yârî-i Şîrâzî" denmişdir. Mü'eyyedzâdeler'in ceddidir.
Günümüz Türkçesiyle: Yâr Ali Çelebi, Şirazlı Hâfız kadar şiir yazmaya güç yetiren biriydi; bu yüzden ona "Yârî-i Şîrâzî" denmiştir. Müeyyedzâdelerin atasıdır. Âşık Paşa'nın ve onun Amasya ile bağının tartışmalı yanları Âşık Paşa sayfasında ele alınmıştır.
Hayatı
Ailenin kökü Divriği'deki Salur Türkmenlerine uzanır. Dedesi Şeyh Evrân, Doğan'ın oğluydu; önce Tokat'ta oturmuş, sonra Amasya'da şeyh olmuş ve 757 (1356) yılında ölmüştü. Babası Mevlânâ Zeyneddîn Siyâvuş Çelebi Divriği'de doğup tahsil için Amasya'ya gelmiş, 758 (1357) yılında müderris olmuş ve hocası Hüsâmeddîn Çelebi'nin damadı olmuştu. Siyâvuş Çelebi'nin iki oğlu Şihâbeddîn Ahmed Bâlî ile Alâeddîn Ali Yâr Çelebi'ye "Divriğilizâde" ya da "Veled-i Difrigî" denmiştir. Bâlî Çelebi'nin oğlu, Behcetü't-tevârîh'in yazarı tarihçi Şükrullahtır; Hüsameddin, Şükrullah'ın Arap ve Fars edebiyatını amcası Yârî'den okuduğunu yazar.
Yârî'nin kendi hocaları arasında Hacı Şâdgeldi Paşa'nın kâtibi ve tarihçisi Cüneydî Ahmed Çelebi vardır. Hüsameddin, Cüneydî'nin kayıp tarihinin bir nüshasını Yârî'nin kendi eliyle yazdığını ve hocasının hal tercümesini de içine kaydettiğini, ailenin son kuşaklarından Vâsi' Çelebizâde Hâfız Ebûbekir Efendi'den işitmiştir. Yârî ayrıca, Amasya'da "Küpeli Şeyh" diye bilinen ve Hüsameddin'in Ebû İshâk Kâzerûnî adıyla andığı Şeyh Şemseddîn Mü'eyyed'in sohbetinde yetişmiş, onun halifesi ve damadı olmuştur. Oğluna kayınpederinin adını verdiği Müeyyed Çelebi'den Müeyyedzâdeler adı doğmuştur; şeyhin hayatı Ebû İshâk Kâzerûnî-eş-Şeyh Şemseddîn Mü'eyyed maddesindedir.
Siyasî hayatı Amasya emirliğinin çalkantılı yıllarına düşer. Hüsameddin'e göre Amasya emiri Ahmed Bey, Kadı Burhâneddin'in baskısı karşısında şehrin âlimlerinden Yârî'yi elçi olarak Sivas'a göndermiş, Yârî ise Kadı Burhâneddin'e gönül verip onun yanında kalmıştır. Kardeşi Bâlî Çelebi ile birlikte bir süre Sivas'ta Kadı Burhân'ın himayesinde yaşadıkları, başka bir maddede de tekrarlanır. Amasya 788'de (1386) Osmanlı şehzadesi Bayezid'in valiliğine geçince Kadı Burhân'a sığınanlar geri dönmeye başlamış, Yârî de Amasya'ya gelip şehzadeye Farsça bir kaside sunarak ihsan almıştır. Kadı Burhâneddin'in şair kişiliği ve Amasya ile ilişkisi Kadı Burhaneddin yazısında anlatılır.
Şehzade Bayezid'in Amasya'da gösterdiği yakınlık, 789'da (1387-88) Kosova seferi için şehirden ayrılırken Kâzerûnî ile damadı Yârî'yi yanına almasıyla sonuçlandı. Kâzerûnî Bursa'da padişahın yaptırdığı zaviyeye şeyh oldu ve 798'de (1395-96) orada öldü. Yârî'nin Bursa'daki yılları hakkında Hüsameddin'in verdiği tek bilgi, Ankara Savaşı'nın ardından Timur'un askerleri Bursa'yı yağmalarken onun orada şeyhülislam mevkiinde bulunduğu ve 804 (1402) yenilgisinin ardından Amasya'ya döndüğüdür.
Ömrünün son yılları Amasya'da geçti. Çelebi Mehmed'in lalası Yâkût Paşa'nın Yeşilırmak kıyısında yaptırdığı zaviyenin meşihatı ona verildi. Hüsameddin bu yapının vakfiyesini 810 (1407-08), binasını ise mahalleler bölümünde 814 (1411-12) yılına koyar; tevliyetin önce ilk şeyh Mehmed bin Abdullah Buhârî'nin evlâdına, onlardan sonra "Yâr Ali Çelebizâde Mü'eyyed Çelebi"ye şart koşulduğunu da ekler. 818 yılının Safer ayında Amasya'yı yıkan depremin anlatıldığı kayıtta, o yıl ölen ileri gelenler arasında "Yâkût Paşa Zâviyesi şeyhi Divriklizâde Alî Yârî Çelebi" de sayılır ve yerine oğlu Müeyyed Çelebi geçer. Öbür oğlu Pîr Mehmed Çelebi, Bursa'da ve Edirne'de müderrislik yapmış, 861 (1457) yılında Edirne kadısı olarak imzası görülmüştür.
Şiiri ve Eserleri
Yârî'nin şairliğine dair kayıtlar hep Farsçaya işaret eder. Bayezid'e sunduğu kaside Farsçadır. Sekizinci ciltte, Şiraz'dan gelip Amasya'ya yerleşen Temennâyî Ali Çelebi'nin maddesinde Hüsameddin, iki şairin aynı meclisin dostu olduğunu ve Fars edebiyatında yarıştıklarını, Temennâyî'nin Yârî'ye Hâfız'a benzeterek "Yârî-i Şîrâzî" lakabını verdiğini anlatır. Lakabın kaynağı böylece iki ayrı yerde iki ayrı biçimde açıklanmış olur: dipnotta bir genel kanaat, Temennâyî maddesinde ise belirli bir şairin taktığı ad. İki anlatım birbirini dışlamaz, ama hangisinin Hüsameddin'in elindeki bir belgeye dayandığı belli değildir.
Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki maddesinde Şeref Boyraz, Yâr Ali Çelebi'ye tasavvufî eserler yükler: 1375-76'da Farsça yazdığı ve sonradan Abdülmecîd-i Sivâsî'nin tercüme ve şerh ettiği Kitâbü'l-Makâsıdi'n-nâciye, Irâkî'nin Lemaât'ına yazılmış Farsça bir şerh olan Lemahât ve Sadreddîn Konevî'nin bazı sözlerini Türkçeye çevirip açıklayan Cevâhir-i Nefsiyye. Aynı madde, Kadı Burhâneddin'in isteğiyle yazılan Bezm ü Rezm'de Yâr Ali'den övgüyle söz edildiğini, Sicill-i Osmânî'nin onu "asâkir-i Osmâniye müftüleri" arasında saydığını da bildirir. Boyraz'ın vardığı sonuç, Hâfız'a benzetilecek kadar usta bir şairin bir şiir mecmuası bırakmış olması gerektiği, fakat bugüne kadar ne Farsça ne Türkçe bir şiirinin ele geçtiğidir.
Yârî'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Lakabını iki yerde açıklayan Hüsameddin, şiirinden bir dize olsun kaydetmemiştir. "Yârî" sözünün bir mahlas mı, yoksa Yâr Ali adından türemiş bir lakap mı olduğu da kaynaklardan çıkmaz; Metin Hakverdioğlu'nun Amasya Tarihi'nden çıkardığı şair dökümünde adı üçüncü ciltten, "Alî Yâr Çelebi" biçimiyle yer alır. Ailenin ve zaviyenin sonraki kuşakları Müeyyedzâdeler başlıklı yazının konusudur.
Kaynakların Durumu
Ölüm tarihi kaynaklarda üç türlü verilir. Hüsameddin ve ona dayanan Boyraz 818 (1415) depremini esas alır; Bursalı Mehmed Tâhir ile Bağdatlı İsmâil Paşa 1409, Sicill-i Osmânî ise 1429-30 yılını verir. Doğum yeri için de Boyraz, Hüsameddin'in aileyi babası zamanında Amasya'ya yerleşmiş saymasına karşılık bazı kaynakların Divriği'yi gösterdiğini not eder. Bursa'daki "şeyhülislam" sıfatı da dikkatle okunmalıdır: unvan, Hüsameddin'in kayınpederi Kâzerûnî için kullandığı "Şeyhülislâm" sözüyle aynıdır ve dönemin Bursa'sında resmî bir makamdan çok ilim ehlinin başı anlamına gelmesi muhtemeldir. Boyraz da kelimeyi "ilim ehlinin başkanlığı" diye açıklar.
Kronoloji
757 (1356): Dedesi Şeyh Evrân ölür.
788 (1386): Şehzade Bayezid Amasya valisi olur; Yârî Sivas'tan dönüp ona Farsça bir kaside sunar.
789 (1387-88): Şehzade Bayezid'le birlikte kayınpederi Kâzerûnî ile Bursa'ya gider.
804 (1402): Ankara Savaşı'ndan sonra Bursa'dan Amasya'ya döner.
810-814 (1407-1412): Yâkût Paşa Zâviyesi kurulur; meşihatı Yârî'ye verilir.
Safer 818 (Nisan 1415): Amasya depremi; Yârî bu yıl ölür, yerine oğlu Müeyyed Çelebi geçer.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 217-218 (e-kitap s. 147), Amasya şairleri; c. 1 (e-kitap s. 158), Yâkûtiye Tekkesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page147.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 3, s. 133 (e-kitap s. 443), s. 143-145 ve 535 numaralı dipnot (e-kitap s. 447-448), s. 162 (e-kitap s. 454), s. 185 (e-kitap s. 463), s. 193 (e-kitap s. 466). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page447.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 234-236 (e-kitap s. 81), "Ebû İshâk Kâzerûnî-eş-Şeyh Şemseddîn Mü'eyyed"; c. 7, s. 347-348 (e-kitap s. 370), "Evrân Çelebi-Mevlânâ eş-Şeyh Şihâbüddîn"; s. 613-614 (e-kitap s. 449), "Pîr Mehmed Çelebi-Mevlânâ Mecdeddîn". https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page81.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 49-50 (e-kitap s. 492), "Temennâyî Alî Çelebi-Acem"; s. 190 (e-kitap s. 535), "Cüneydî Ahmed Çelebi-Mevlânâ Şemseddîn"; c. 11, s. 132-133 (e-kitap s. 398), "Şükrullah Çelebi-Mevlânâ Zeyneddîn"; c. 10, s. 479-480 (e-kitap s. 332), "Siyâvûş Çelebi-Mevlânâ Zeyneddîn"; c. 11, s. 192-193 (e-kitap s. 415), "Şehabeddîn Ahmed Bâlî Çelebi-Şeyh Evrânzâde". https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page492.html
- Metin Hakverdioğlu, "Amasya Tarihi'nin Şairler Tezkiresi Yönü", Sosyal Bilimler Araştırmaları -11-, ed. Hasan Yerkazan, Önder Eryılmaz, Amasya: Amasya Üniversitesi Yayınları, 2024, s. 5-32 (üçüncü cildin şairleri: s. 23). https://amasya.edu.tr/media/4nvlf0bx/sosyal-bilimler-arastirmalari-11.pdf
Kitaplar
- Şeref Boyraz, "Yâr Ali Çelebi", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/yar-ali-celebi
Çevrimiçi kaynaklar
