Mahkemede yetişen Şükrü Ahmed Efendi, ömrünü kadılık mesleğinin basamaklarında geçirdi: Amasya kassâmlığı, kasaba kadılıkları, önemli davalarda özel hâkimlik. Sonunda şehrin âyan meclisine üye oldu. Soyu, Amasya'daki Helvacı pınarını yaptıran Helvacı Mehmed Ağa'ya çıkar. 1147 (1734-35) dolaylarında öldü. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın onun için seçtiği sıfatlar "âlim, kâtib, şâir"dir.
Maddenin Metni
Amasya Tarihi'nin on birinci cildindeki Şükrü Ahmed Efendi-Helvacızâde maddesi, bir meslek hayatını basamak basamak sayar:
Amasya'da Helvacı pınarının bânîsi Helvacı Mehmed Ağa ahfâdından sipâhi Hasan Ağa'nın mahdûmudur. Allâme Amasya Müftüsü Hızır Efendi'nin tilmîzi ve dâmâdı Osmân Efendi'den tahsîl-i ilim edib Şer'iyye Mahkemesi kâtibi Hacı Ali Efendi'den hatt-ı ta'lîk öğrendi.
Bir müddet Amasya kassâmı olup sonra kazâ niyâbetlerinde ahkâm-ı şer'iyyeyi infâz ederek kasabâta kadı ve ba'zı deâvâ-yı mühimmede müvellâ oldu. Ba'dehû meclis-i a'yâna a'zâ olup 1147 sâline doğru vefât etdi. Âlim, kâtib, şâir idi.
Bugünkü Türkçesi şöyle verilebilir: Amasya'daki Helvacı pınarını yaptıran Helvacı Mehmed Ağa'nın torunlarından sipahi Hasan Ağa'nın oğludur. Amasya müftüsü büyük âlim Hızır Efendi'nin öğrencisi ve damadı Osmân Efendi'den ilim tahsil etti, şer'iyye mahkemesi kâtibi Hacı Ali Efendi'den talik hattını öğrendi. Bir süre Amasya kassâmı oldu, sonra kazalarda nâiblik yaparak şer'î hükümleri yerine getirdi, kasabalara kadı ve bazı önemli davalarda özel hâkim oldu. Daha sonra âyan meclisine üye seçildi ve 1147 yılına doğru öldü. Bilgili, kâtip ve şairdi.
Hayatı
Ailenin büyüğü Helvacı Mehmed Ağa, XVII. yüzyılın ortasında Amasya'nın ileri gelenlerindendi. Hüsameddin onu 1055 (1645-46) yılında sayılan şehir âyanı arasında anar; Girit Savaşı'nda yararlık gösteren sipahilerden biri olarak 1058 Şevvalinde (Ekim-Kasım 1648) Amasya'daki sultan vakıflarının mütevelliliğine getirildiğini de kaydeder. Şükrü Ahmed Efendi'nin babası sipahi Hasan Ağa, maddede bu ağanın "ahfâdı", yani torunları ya da soyundan gelenler arasında gösterilir. Mehmed Ağa'nın faal olduğu yıllarla Şükrü Ahmed'in ölümü arasında doksan yıla yakın bir aralık bulunduğuna göre, Şükrü Ahmed Mehmed Ağa'nın torununun oğlu olabilir; kaynak kuşakları tek tek saymaz.
Babası gibi kılıç ehli olmadı, ilim ve kalem yolunu tuttu. Hocası Osmân Efendi, XVII. yüzyıl Amasya'sının en ünlü müftülerinden Hızır Efendi'nin hem öğrencisi hem damadıydı; böylece Şükrü Ahmed, şehrin güçlü bir ilim halkasının ikinci kuşağına katıldı. Yazıyı ise mahkemede öğrendi. Şer'iyye mahkemesi kâtibi Hacı Ali Efendi'den aldığı talik dersleri, hüccet ve sicil yazısının bu hattı gerektirdiği bir mesleğe hazırlanıyor olmasıyla uyumludur.
Meslek hayatının ilk basamağı kassâmlıktı. Kassâm, ölenlerin terekesini tespit edip mirasçılar arasında bölüştüren kadı yardımcısıdır ve bu görev Amasya gibi kalabalık bir şehirde sürekli iş demekti. Ardından kazalarda nâiblik yaptı, kasabalara kadı olarak gönderildi. Bazı önemli davalarda "müvellâ", yani o dava için özel olarak atanmış hâkim oldu. Ömrünün son yıllarında Amasya'nın âyan meclisine üye seçilmesi, ailesinin ve kendi mesleki itibarının şehirde tanındığını gösterir. 1147'ye doğru öldü.
Şiiri
Şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin onu üç sıfatla anar ve sıralamada şairliği sona koyar; bu sıralama, şiirin kâtip ve kadı kimliğinin yanında ikinci planda kalan bir yetenek olduğunu düşündürür. Talik hattına hâkim bir kâtibin kendi şiirlerini ya da tarih manzumelerini bir mecmuaya yazmış olması mümkündür, ama böyle bir mecmua bilinmemektedir.
Aynı Lakabı Taşıyanlar
Amasya'da "Helvacı" lakabı birden çok aileyi anlatır. Şükrü Ahmed'in soyu Helvacı Mehmed Ağa'ya çıkar. Hüsameddin'in "Helvacızâde el-Hâc Ahmed Efendi bin Mehmed Ağa" diye andığı ve 1133'te (1720-21) ölen müderrisin de aynı aileden gelmesi kuvvetle muhtemeldir; babasının adı ve ölüm tarihi farklı olduğu için Şükrü Ahmed ile karıştırılmamalıdır. Öte yandan sarayın helvahanesinden yetişip 1115'te (1703) Amasya'ya gönderilen ve 1147'de İran seferinde ölen Helvacı el-Hâc İsmâil Ağa başka bir ailenin, Helvacıoğullarının kurucusudur. Hüsameddin'in rüşdiye yıllarından arkadaşı, 1352'de (1933) ölen Şevkî Hasan Efendi de bu ikinci ailedendir. Şükrü Ahmed ile İsmâil Ağa'nın aynı yıllarda ölmüş olması iki aileyi birbirine karıştırmaya elverişlidir, ama soyları Hüsameddin'de ayrı ayrı verilmiştir.
Kronoloji
1055 (1645-46): Helvacı Mehmed Ağa Amasya âyanı arasında anılır.
Şevval 1058 (Ekim-Kasım 1648): Mehmed Ağa Amasya'daki sultan vakıflarının mütevellisi olur.
1147 (1734-35) dolayları: Şükrü Ahmed Efendi, âyan meclisi üyesiyken ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 140-141 (Şükrü Ahmed Efendi-Helvacızâde maddesi; e-kitap s. 400). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page400.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4, s. 92 (1055 yılı Amasya âyanı; e-kitap s. 570) ve s. 103 (1058 yılı olayları; e-kitap s. 574). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page574.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 611 (Ahmed Efendi-Abdî Efendizâde maddesi içinde Helvacızâde el-Hâc Ahmed Efendi; e-kitap s. 191). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page191.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 157-160 (İsmâil Ağa-Helvacı el-Hâc maddesi; e-kitap s. 313). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page313.html
Çevrimiçi kaynaklar
