Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Fe‘ūlün
Sürūrī yoluña ḫarc itdi varın
Ġamın yir öldüginden ṣoñra vāris̱
Günümüz Türkçesiyle
1. Sürûrî senin yolunda varını yoğunu harcadı; o öldükten sonra mirasçısı onun gamını yer. (Beyit iki türlü okunabilir: mirasçıya kalan tek şey gam olduğu için "mirasını yiyen" mirasçı ancak onun gamını yiyecektir; "gam yemek" deyimi de ayrıca kederlenmek demektir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu tek beyit aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün" kalıbıyla yazılmıştır. Vezin tezkirede belirtilmez; beytin ölçüsünden çıkarılmıştır. Şairin mahlası "Sürūrī" birinci mısraın başında geçer; mahlasın bulunduğu beyit genellikle gazelin son beyti, yani makta‘ıdır. Bu yüzden beyit, kayıp bir gazelin son beyti olabilir. Âşık Çelebi beyti, hocasının şiirlerinden verdiği örneklerin sonunda, mahlaslı gazelden hemen önce aktarır. Filiz Kılıç'ın gösterdiği nüsha farkına göre beyit, tezkirenin F nüshasında yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Beytin nüktesi, mirasla ilgili iki deyimin birlikte kullanılmasındadır. Türkçede "birinin malını yemek" mirasa konmak ve onu tüketmek demektir; "gam yemek" ise kederlenmek, üzülmek anlamına gelir. Sürûrî, sevgilinin yolunda bütün varını harcamıştır; öldüğünde geride hiçbir mal kalmayacaktır. Mirasçının "yiyeceği" tek şey onun gamıdır. Böylece "yemek" fiili iki anlamı birden taşır: mirasçı hem şairin bıraktığı tek mirası, yani gamını alacak, hem de onun ardından gam yiyecek, üzülecektir. Bu söyleyişte bir tevriye vardır.
"Harcamak", "var", "miras" ve "mirasçı" kelimeleri arasında bir tenasüp kurulur ve beyit, aşkı bir servet tüketme hikâyesi gibi anlatır. Divan şiirinde âşığın sevgili uğruna her şeyini feda etmesi bilinen bir düşüncedir; Sürûrî bu düşünceyi bir miras hesabıyla bitirerek ona hem acı hem şakacı bir son verir. Mahlasın "sevinçli" anlamına gelmesi ile beytin gamla bitmesi arasında da, şairin başka bir makta‘ında olduğu gibi, örtük bir karşıtlık vardır.
Tarihî Bağlam
Beytin ne zaman yazıldığı bilinmiyor; bu yüzden onu şairin hayatıyla doğrudan ilişkilendirmek mümkün değildir. Yine de tezkirelerin anlattıkları beyitle ilginç bir yakınlık gösterir. Âşık Çelebi ve Kınalızâde, Sürûrî'nin dünyadan el çektiği yıllarda bütün malını mezada çıkarıp sattığını, evinin yakınında bir mescit yaptırdığını yazar. TDV İslâm Ansiklopedisi onun hiç evlenmediğini kaydeder. Âşık Çelebi ise hocasının ölümünde, kefen ve cenaze masrafı için ayırdığı iki bin çil akçeden başka bir şey bulunmadığını anlatır. Varını yoğunu harcamış ve mirasçısına gamdan başka bir şey bırakmayacağını söyleyen beyit, bu hayatın sonradan okunan bir özeti gibi durur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 417-420 (beyit s. 420; nüsha farkı dp. 4542), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf.
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-şu'arâ, hzl. Aysun Sungurhan, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 426, https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf.
Akademik çalışmalar
- İsmail Güleç, "Sürûrî, Muslihuddin Mustafa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 38, İstanbul 2010, s. 170-172, https://islamansiklopedisi.org.tr/sururi-muslihuddin-mustafa.
Çevrimiçi kaynaklar






