Bir şehrin kendi meselelerini kendi sesiyle konuşmaya başladığı an, çoğu zaman ilk yerel gazetesinin çıktığı gündür. Amasya'da bu an, İstanbul'a ve hatta vilayet merkezi Sivas'a göre epey geç geldi. On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde şehir, basılı haberi Sivas'ta çıkan vilayet gazetesinden ve salnamelerden öğreniyordu. Kendi matbaasında basılmış, kendi sokaklarını ve kendi memurlarını konuşan gazeteler ise ancak II. Meşrutiyet'in getirdiği serbestlik havasında, 1909 ile 1911 arasında ortaya çıktı. Bundan sonraki yüzyıl, Millî Mücadele'nin ambalaj kâğıdına basılan nüshalarından Cumhuriyet'in resmî vilayet gazetesine, 1950'lerin birbirini mahkemeye veren günlük gazetelerinden 1964'te vali eliyle gerçekleşen birleşmeye ve bugünün internet haberciliğine uzanan, inişli çıkışlı ama hiç kesilmeyen bir yayın hikâyesidir.
Amasya basınının tarihi uzun süre neredeyse tek bir kitabın omuzlarında durdu. Amasya Belediyesi'nin 1993'te yayımladığı Hüseyin Menç'in Amasya Basın Tarihi, dağınık nüshaları ve kişisel tanıklıkları bir araya getiren ilk kapsamlı çalışmadır. Menç'in topladığı nüshaların önemli bir bölümü sonradan dijital ortama aktarılarak araştırmacılara açıldı. Son yıllarda Mustafa Arıkan'ın Osmanlı arşivindeki belgelere ve Millî Kütüphane koleksiyonlarına dayanan incelemesi ile Nazan Kahraman'ın 1964 birleşmesini konu alan çalışması bu birikime yeni halkalar ekledi. Aşağıdaki anlatı bu çalışmaların verilerine dayanır; kaynakların birbirinden ayrıldığı yerler ayrıca belirtilmiştir.
Osmanlı Taşrasında Matbaa ve Vilayet Gazeteleri
Osmanlı Devleti'nde ilk Türkçe gazete, Türkçe basım yapan ilk matbaanın kuruluşundan yaklaşık bir asır sonra, 1831'de çıkan Takvim-i Vekayi'dir. Devlet eliyle, devlet memurları marifetiyle çıkarılan bu gazetenin amacı, Batı'daki örneklerden farklı olarak toplumun taleplerini dile getirmekten çok idari yenilikleri yönetici kadrolara duyurmak ve merkezî otoriteyi pekiştirmekti. Tanzimat döneminde Ceride-i Havâdis, Tercümân-ı Ahvâl, Tasvir-i Efkâr, Muhbir ve İbret gibi gazetelerle özel basın da sahneye çıktı, ancak bu hareket uzun süre büyük ölçüde İstanbul'la sınırlı kaldı.
Taşrada basının yolunu açan, 1864 tarihli Vilâyet Nizamnâmesi oldu. Yeni kurulan vilayetlerde birer matbaa açılması öngörüldü ve nizamnamenin 9. maddesiyle bu matbaaların idaresi, vilayetin yazı işlerini yürüten mektupçulara verildi. Hükümet konağının içinde çalışan bu matbaalarda salnameler, takvimler, dinî, edebî ve bilimsel kitaplar basıldı; resmî vilayet gazeteleri de buralarda yayımlandı. Matbaaların kamu dışında özel işlere de açık tutulması ve mürettip, litograf ustası, dağıtıcı gibi personeli bir okul gibi yetiştirmesi, taşrada sonraki yayın hareketlerinin zeminini hazırladı.
On dokuzuncu yüzyılın sonlarındaki idari düzenlemelerle Amasya, Sivas vilayetine bağlı bir sancak merkeziydi. Merzifon, Köprü (Vezirköprü), Mecitözü, Lâdik, Havza ve Gümüşhacıköy bu sancağın kazalarıydı. Sancağın bağlı olduğu Sivas'ta vilayetin ilk ve tek matbaası Hicrî 1282 (1865/1866) yılında hükümet konağı içinde kuruldu. 1870 tarihli kayıtlara göre matbaanın başında mektubî kalemi müdürü Mehmet Raif Efendi bulunuyordu; litograf memuru Ali Rıza Efendi, yardımcısı Mehmet Emin Efendi ve şâkirdi Yusuf Ziya Efendi'ydi. Ermenice mürettipler ve gazete dağıtıcılarıyla birlikte personel sayısı 1880/1881'de 10'a, 1907/1908'de 18'e ulaştı. Bu matbaada 1870 ile 1907 arasında toplam 17 vilayet salnamesi basıldı.
Sivas'ta ilk yerel gazeteler 1869 ve 1870'te kısa ömürlü Ermenice yayınlar olarak çıktı. Vilayetin resmî gazetesi ise 24 Mart 1879'da yayına başladı. Başlangıçta Arap ve Ermeni harfleriyle Türkçe basılan gazete, 6 Şubat 1882'den itibaren yalnızca Arap harfleriyle çıktı ve 1941'e kadar yayınını sürdürdü. Gazetenin hitap ettiği bölge Sivas, Karahisar-ı Şarkî, Tokat ve Amasya'yı kapsıyordu. On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde Amasyalının elindeki basılı haber, büyük ölçüde bu gazetenin sütunlarından ve salnamelerin sayfalarından geliyordu. Vilayet merkezindeki bu canlılığa rağmen Amasya'nın kendi gazeteleri ancak II. Meşrutiyet döneminde çıkacaktı.
İlk Yayınlar: Ermeni Topluluğunun Gazeteleri
Hüseyin Menç'in tespitlerine göre Amasya'da çıkan ilk gazeteler şehirde yaşayan Ermenilere aitti. 1911 ile 1915 arasında biri Merzifon'da olmak üzere Ermeniler tarafından üç yayın çıkarıldı. 1911'de Abaraj adında haftalık bir gazete ile Amassia adında on beş günlük bir dergi yayın hayatına girdi; Abaraj sonradan aylık bir dergiye dönüştü. Bazı bölümleri Ermeni harfleriyle Türkçe basılan bu yayınlardan Amassia, Ermeni kilisesindeki matbaada basılıyordu ve editörlüğünü Hınçak Partisi üyelerinden Minas İpekciyan yapıyordu. Bunların dışında Türkçe karşılığı "Kaya" olan Rock adlı bir başka Ermeni gazetesinin varlığına dair bilgiler de vardır.
Bu yayınların ömrü kısa oldu. İpekciyan 1915'te yaşanan karışıklıklar sırasında hayatını kaybetti; aynı yıl başlayan tehcirle Ermenilerin Amasya'dan gönderilmesi üzerine gazeteler de yayın hayatından çekildi. Böylece şehrin çok dilli, çok topluluklu yapısının basındaki ilk yansıması birkaç yıllık bir parantez olarak kaldı. Bu yayınların bugün ne kadarının korunduğu ve içeriklerinin ayrıntısı, eldeki çalışmalarda açık değildir.
Meşrutiyet'in Türkçe Gazeteleri
Amasya'da yayımlanan ilk Türkçe gazetelerin tarihi, son araştırmalarla bir miktar geriye çekildi. 1909 ve 1912 tarihli Annuaire Oriental (Şark Ticaret Yıllığı) ciltlerinde Amasya gazetelerine dair bilgi yoktur. 1913 ve 1914 yıllıklarında ise Minas Efendi'nin sahibi olduğu Amassia ile Şükrü Efendi'nin yönettiği Müdde-i Umûmî kayıtlıdır. 1921 ve 1922 yıllıklarında yalnız Müdde-i Umûmî görünür; oysa bu tarihlerde Emel'in çıktığı bilinmektedir. Mustafa Arıkan bu yüzden yıllıkların verilerine ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini vurgular ve arşiv belgeleriyle gazete koleksiyonlarından hareketle, Amasya'daki ilk Türkçe gazetelerin en geç 1911'de yayına başladığını ileri sürer. Meşrutiyet yıllarında şehirde iki Türkçe gazete bulunuyordu: Müdde-i Umûmî ve Taşdemir.
Karslı Şükrü Efendi ve Müdde-i Umûmî
Müdde-i Umûmî'nin sahibi ve sorumlu müdürü Karslı Şükrü Efendi, Osmanlı arşiv belgelerinde hayli hareketli bir geçmişle karşımıza çıkar. Babası asker olarak devlet hizmetinde bulunan Şükrü Efendi, 93 Harbi'nden sonra memleketi Kars Rusların eline geçince Sivas vilayetine bağlı Havza'ya taşındı ve burada bir süre dava vekilliği (avukatlık) yaptı. 1894'te Amasya Bidâyet Mahkemesi Ceza Reisi Yusuf Cemal Efendi'yi, mahkemede işi olanları tahkir ettiği, dinleyicilere ağır sözler söyleyip onları kovduğu ve ceza davalarını geciktirerek bazı kimselerin cezaevinde ölümüne yol açtığı gerekçesiyle şikâyet etti. 1897'de bu kez eski Amasya Mutasarrıfı Bekir Paşa'yı yolsuzlukla suçladı. Her iki şikâyette de yapılan incelemeler iddiaları yersiz buldu ve Şükrü Efendi'nin halkı devlet görevlilerine karşı kışkırttığı gerekçesiyle hakkında tahkikat açılmasına karar verildi.
Şükrü Efendi'nin bir sonraki adımı daha büyük bir gürültü kopardı. Havza'daki Rum cemaatinden bazı kişilerin, ibadetlerinin kısıtlandığı gerekçesiyle kaymakamdan şikâyetçi olmalarına ve Yunan Sefareti'ne kadar başvurmalarına ön ayak olduğu tespit edilince, "halkı ifsat ettiği" ve "ıslâh-ı nefs etmesi" gerektiği gerekçesiyle Isparta'ya sürüldü. Sürgünde defalarca Dâhiliye Nezâreti'ne yazarak suçsuz olduğunu, iftiraya uğradığını ve ailesinin çok zor durumda kaldığını bildirdi. İnceleme sonunda bir oğlu olduğu ve hiçbir mülkü bulunmadığı anlaşılınca talebi yerinde görüldü; ancak Havza'da pek çok olaya karıştığı için Amasya'da ikamet etmesine karar verildi. 1903'te reji idaresinde dava vekilliği isteyen Şükrü Efendi, Meşrutiyet'in yeniden ilanından sonra günlük bir gazete çıkarmak üzere başvurdu ve 19 Nisan 1909'da izin aldı.
Gazetenin ilk sayısı 24 Mayıs 1909'da İstanbul'da çıktı. Başyazarı Sivaslı Hristaki Efendi'ydi. Başlığın altında "İleride yevmî neşrolunmak üzere şimdilik haftada iki defa Pazartesi Perşembe günleri çıkarılır Osmanlı gazetesidir" ibaresi yer alıyordu. Vatan matbaasında dört sayfa olarak basılan gazetenin nüshası 10 paraydı. İlk sayıdaki "Dua ve İddiânâme" başlıklı takdim yazısında Şükrü Bey, Meşrutiyet'i getiren kadrolara ve yeni padişah V. Mehmed Reşad'a dualar ederek gazetesinin bu yeni dönemin hizmetkârı olacağını yazdı. Aynı sayıdaki yazılar yeni düzeni öven, Abdülhamid rejimini yeren bir çizgideydi; İstanbul'da satılık bir arsa, bir mağaza ve bir matbaa ilanları dışında yerel bir habere rastlanmaz.
Gazetenin Amasya'ya ne zaman taşındığı kesin olarak bilinmiyor. Elde kalan nüshalardan 92. sayı, 15 Haziran 1912'de Amasya'da yayımlanmıştır. Fiyatı 20 paraya çıkan gazete artık haftalık olarak, iki sütun üzerine dizilmiş sekiz sayfa halinde çıkıyordu. İdarehanesi Selağzı'ndaydı ve sahibi, müdürü ve muharriri artık yalnızca Karslı Şükrü'ydü. Bu sayı, gazetenin taşraya yerleştikten sonra mahallî konulara ne kadar yakından eğildiğini gösterir. Rüşvet iddiasıyla hakkında soruşturma açılan Amasya Müstantiği Nuri Efendi'yle ilgili gelişmeler izlenir, aydınlatılmayan çamurlu sokaklar için belediyeye "Belediyeden Feryat" başlığıyla seslenilir. Şehre yerleştirilen muhacirlerin sorunları, Tayyare Cemiyeti'ne bağış yapan hamiyetperverler, reji idaresiyle ilgili düzenlemeler, hırsızlık olayları ve tarlalardaki çekirgeyle mücadele aynı sayfalarda yan yana durur. Tayyare Cemiyeti yararına bir grup gencin oynadığı "Yıldız'ın Sonu" adlı piyesten memnuniyetle söz edilmesi, Abdülhamid karşıtı çizginin taşrada da sürdüğünü gösterir. Ne var ki 5 Nisan 1913 tarihli 135. sayıda sayfa sayısı dörde, fiyat 10 paraya inmiş, eleştirel haber ve yorumlar neredeyse kaybolmuş, yerlerini Merzifon Defter-i Hakânî idaresinin, Amasya icra dairesinin ve bidâyet mahkemesinin resmî ilanları almıştır.
Taşdemir
Meşrutiyet döneminin öteki Türkçe gazetesi Taşdemir, Arıkan'ın çalışmasına kadar Amasya basın tarihine dair yayınlarda hiç anılmamıştı. Sahibi ve sorumlu müdürü Tokatlı Mehmet Rıfat Efendi olan gazetenin ilk sayısı 25 Şubat 1911'de (26 Safer 1329) çıktı ve bugün elde bulunan tek nüsha budur. Başlığının altında "Her şeyden bahseder her hafta cumartesi günleri Amasya'da neşr olunur" yazıyordu. Nüshası on para olan gazetenin yıllık aboneliği köylüler için ücretsiz, diğerleri için 20 kuruştu; bu ayrıntı, taşrada okur kazanmanın ne kadar zor olduğunu ve gazetenin köye ulaşmaya verdiği önemi aynı anda gösterir. Küçük boy dört sayfa olarak, iki sütun üzerine dizilmişti.
Taşdemir'in ilk sayısında Müdde-i Umûmî'ye cevap niteliğinde bir yazı bulunması, Şükrü Efendi'nin gazetesinin daha önce Amasya'da çıkmaya başladığını açıkça gösterir. İmzasız başyazıda Meşrutiyet övülür, gazetenin varlığı da bu yeni dönemin bir eseri olarak sunulur ve okuyuculardan destek istenir. Aynı sayıda ağır geçen kışın zorlukları, kapanan yollar, bu yüzden temin edilemeyen ihtiyaç maddeleri ve aşırı pahalılık konu edilir. Arıkan'a göre her iki gazetenin ilk sayılarında toplumun ihtiyaçlarına yönelen bu yazılar, Meşrutiyet'in özgürlük havasının taşraya kadar uzandığının işaretidir; Müdde-i Umûmî'nin 1913'te büyük ölçüde resmî ilanlardan oluşan bir yayına dönüşmesi ise bu havanın kısa sürede dağıldığını düşündürür.
Millî Mücadele Yıllarında Amasya Basını
Amasya, Millî Mücadele'nin başlangıcında kilit bir yerdedir. Mustafa Kemal Paşa 12 Haziran 1919'da şehre geldi, 22 Haziran'da Amasya Genelgesi yayımlandı, 20-22 Ekim 1919'da Amasya Görüşmeleri yapıldı ve imzalanan protokollerle Meclis-i Mebusan'ın toplanmasının yolu açıldı. Şehirde 14 Haziran 1919'da bir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. Bu siyasi hareketlilik basına da yansıdı ve 1920 ile 1922 arasında Amasya ile Merzifon'da yedi gazete yayın hayatına girdi: Türközü, Yeşilırmak, Emel, Tecelli, Hakikat, Hak Yolu ve Amasya.
Bu dönemin ilk Türk gazetesi, 1 Nisan 1920'de tek sayı olarak çıkan Türközü'dür. 25x34 santim ebadında, üç sütun halinde dizilen haftalık gazetenin başlığının üstünde "Mesleğimiz İslâm fikirlerini açmaktır", altında ise "İlmî, edebî, iktisâdî mebâhisi ihtivâ ve şimdilik haftada bir defa intişâr eder millî ve içtimâî müstakil Türk gazetesidir" yazıyordu. Yıllık aboneliği 130, altı aylığı 70 kuruş, nüshası 100 paraydı. Bir hafta sonra, 8 Nisan 1920'de, sahibi, basıldığı yer, fiyatı ve başlık yazıları hiç değişmeden aynı gazete Yeşilırmak adıyla çıktı. Başlığı köşe süsü hurufatı dizilerek yapılmıştı; büyük harflerle "Yeşil", küçük harflerle "ırmak" yazılmıştı. Bu da tek sayı kaldı. 14 Nisan 1920'de ise gazete, biçimce büyük bir fark olmaksızın Emel adıyla çıktı. İsim değişikliklerinin nedeni bilinmiyor. Arıkan, sahibi, matbaası, fiyat politikası ve biçimi aynı olan bu üç yayını tek gazete saymanın daha makul olduğunu, dolayısıyla Emel'in başlangıç tarihini 14 Nisan değil 1 Nisan 1920 olarak kabul etmek gerektiğini savunur. 1964 tarihli bir kaynağa dayanan başka bir çalışmada ise ilk sayının tarihi 15 Nisan 1920 olarak geçer.
Millî Mücadele'nin öteki gazeteleri daha kısa ömürlü oldu. 5 Şubat 1921 tarihli tek nüshası bilinen Hak Yolu, başlığının altına "Halkın sesi, halkın nidasıdır" yazan, haftada iki kez çıkan bir gazeteydi; imtiyaz sahibi Lütfi Kemal, başyazarı Turabizade Cevat'tı. Hakikat'i ise Emel'in yazarlarından Mehmet Sadık ve İsmail Hakkı Beyler çıkardı. 10 Mart 1921'de yayına başlayan, "Pazartesi ve Perşembe günleri neşr olunur müstakil Türk gazetesidir" ibaresini taşıyan gazete, Emel'in kapalı olduğu dönemde dokuz ay yayımlandı ve Emel yeniden çıkınca kapandı. Yıllık aboneliği 500, altı aylığı 250 kuruş, nüshası 5 kuruştu.
Merzifon'da çıkan Tecelli ise on beş günde bir yayımlanıyordu. Elde 29 Temmuz ve 12 Ağustos 1920 tarihli 12. ve 13. sayıları bulunan gazetenin başlığının altında "Şimdilik on beş günde bir neşr olunur. İçtimâî, edebî, fennî ve iktisâdî gazetedir" yazıyordu. Sahibi ve başyazarı Osmanzâde Ahmet Hamdi Bey'di. Senelik aboneliği 120, altı aylığı 60 kuruştu, taşra için bu rakamlar 130 ve 65 kuruşa çıkıyordu. Nüshası 5 kuruşa satılan gazete iki sütun halinde 11 sayfa olarak Merzifon'daki Serabyan Matbaası'nda basılıyordu. Bu gazetelerin pek azı günümüze ulaştığı için yayın politikalarını ayrıntısıyla ortaya koymak güçtür, ancak hepsinin Millî Mücadele'yi desteklediği açıktır.
Amasya'da Emel: Muhalif Bir Yerel Ses
Emel, Büyük Millet Meclisi'nin açılışının arifesinde, o tarihte Amasya'daki tek matbaanın sahibi olan Mehmet Sırrı (Soğukpınar) Bey tarafından çıkarıldı. Gazete Sadâ-yı Millet matbaasında basılıyordu; sahibi aynı zamanda matbaacısıydı ve bu durum, dönemin taşra gazetecisinin haberi toplayan, yazan ve basan çok yönlü bir zanaatkâr olduğunu iyi gösterir. "Millî, ilmî ve içtimâî mebâhisi ihtiva ve şimdilik haftada bir defa intişar eden müstakil Türk gazetesidir" ibaresiyle çıkan Emel, 1920 Kasım'ına kadar büyük güçlükler içinde yayınını sürdürebildi. Ekim ayında bakkallardan toplanan ambalaj kâğıtlarına basılan gazetenin maddi sıkıntıları, Anadolu'da yayın yapan öteki gazetelerinkiyle birlikte 28 Şubat 1921'de Büyük Millet Meclisi'nde dile getirildi. Matbuat Umum Müdürlüğü'nün propaganda işlerinde önemli görev üstlenen mahallî gazeteleri destekleme çabası sonucunda kâğıt ihtiyacı karşılandı ve Emel 24 Kasım 1921'de yeniden yayına başladı.
Gazetenin elde bulunan en eski nüshalarından 1 Şubat 1923 tarihli 77. sayıda başlığın altında "Haftada bir çıkar millî Türk gazetesidir" yazar. Nüshası 100 para, altı aylık aboneliği 75, yıllık aboneliği 150 kuruştur; ilanların satırı 6 kuruştur ve bu sayı iki sayfadan ibarettir. Cumhuriyet'in ilanından sonra gazete kendini "Haftada bir çıkar teceddütperver cumhuriyetçi millî Türk gazetesidir" diye tanıttı. Başyazarlığa Mustafa Said getirildi, nüshanın fiyatı 5 kuruşa çıktı, ilan satırı önce 3 kuruşa indi, sonra pazarlıkla belirlenmeye başlandı.
14 Nisan 1923'te gazete kuruluşunun üçüncü yıldönümünü özel bir sayıyla kutladı. Bu sayıda Gümüş ve Hacıköy kazalarının tarihi, durumu ve ihtiyaçları üzerine uzun bir yazı yer aldı. Yenilenecek meclis seçimleri değerlendirildi ve Amasya mebusu olması istenen adaylar okura tanıtıldı: Amasya Tarihi'nin yazarı Hüseyin Hüsameddin Efendi, ulemadan Hacı Tevfik Efendi, İsmail Hakkı Paşa ve Şirvanizade Tahir Bey. Gazetenin şehirdeki siyasi gelişmelerde tarafını açıkça belli ettiği bu sayıda Mehmet Sırrı Bey de Emel'in tarihçesini yazdı. Gazetenin Millî Mücadele'nin en zor günlerinde millî istiklalin en büyük destekçilerinden biri olduğunu, halkı ifsattan korumak için irşat heyetleri kurulmasını önerdiğini ve bu uğurda Amasya ile Tokat'ın kasaba ve köylerine haftada 1200 nüshanın bedava dağıtıldığını anlattı. Yazının sonunda Matbuat Umum Müdürü Ağaoğlu Ahmet'e ve Emel'e "manen ve kalben" sahip çıkan Mutasarrıf Osman Bey'e teşekkür edilmesi, gazetenin bu tarihte yerel yönetimle bir çatışma içinde olmadığını gösterir. Yazı işleri müdürü Turabizade A. Cevat ise aynı sayıdaki açık mektubunda, barıştan sonra "istiklâl-i vatan" sözünün arkasına saklanarak iş çevirenlerle korkusuzca mücadele edileceğini taahhüt ediyordu.
Bu taahhüt kısa sürede yerine getirildi. Emel, Cumhuriyet'in ilkelerini ve inkılaplarını benimsemekle birlikte, Amasya ve çevresindeki yerel otoritelere karşı keskin bir muhalefet çizgisi izledi. Dış politika haberleri, İstanbul basınından ve ajanslardan derlenerek veriliyordu. 1 Şubat 1923 tarihli nüshada ilk Lozan görüşmelerini konu alan "Bize Ne Verdiler" başlıklı yazı, antlaşma maddeleriyle birlikte yayımlanmış ve Türkiye'ye yapılan teklifler sert bir dille eleştirilmişti. Musul meselesi "Günün Meselesi" başlığıyla izlendi, 23 Eylül 1924'te "Kafkasya İhtilâli" başlığı altında Azerbaycan, Gürcistan ve Dağıstan'dan haberler verildi. Mustafa Said imzalı "İbret-i Âleme" başmakalesinde hayat pahalılığından ve zaruri ihtiyaç maddelerinin bulunamamasından yakınılır, Yunanistan örnek gösterilerek hiç değilse bu maddeler için gümrük vergilerinin kaldırılması istenirdi. Yazının sonunda yönetenlere şöyle seslenilir: "Mukadderatımızı ellerinde tutan zimamdarânın her ne sûretle olursa olsun artık bizi selamet sahiline eriştirmelerini intizar ediyoruz."
Gazetenin asıl ağırlığı ise Amasya'nın kendi meselelerindeydi. 12 Haziran 1924 tarihli nüshada yeni Vali Hilmi Bey'e hitaben yazılmış açık mektupta, eski valilerin bir kısmının şehri baskıyla yönettiği, bu yüzden vilayet işlerinin yürümediği ileri sürülür. Eğitim ve imar sorunları, yolların, gençliğin, maaş alamayan memurların ve perişan haldeki muhacirlerin durumu sayılır; vilayet merkezi dahil kazaların ve nahiyelerin "yangından kurtulmuş birer harabe" gibi olduğu yazılır. En dikkat çekici şikâyet, köylü ile hükümet arasında iş çeviren "mütegallibe"yedir: eşraftan ve muhitin ileri gelenlerinden oluşan bu zümre, köylünün sırtından menfaat sağlamakta, maddi gücüyle memurları nüfuzu altına almakta ve "otokrat" bir tabaka oluşturmaktadır. Aynı sayıda, seferberlikten beri pek çok mahallede seçim yapılmadığı için mührü ele geçiren mütegallibenin hukuksuz işler yaptığı da yazılmıştır.
Emel yerel idarecilerle sık sık polemiğe girdi. Sultanî Müdürü Sabri Bey, kurumunda mükerrer maaş ödendiği yolundaki haberlere cevap vermek zorunda kaldı. Darüleytam Müdürü İbrahim Hakkı Bey, okulda kadrosuz kişiler çalıştırıldığı ve alımlarda usulsüzlük yapıldığı yolundaki yazılara uzun bir tekzip gönderdi; gazete bu metni çok uzun olduğu gerekçesiyle aynen basmadı, özetini yine eleştirel bir dille okura aktardı. Haftalarca süren bir başka tartışma, "Amasya'da fuhuş" konusu üzerinden belediye başkanıyla yaşandı. Gazete bir makalesi yüzünden iskân müdürü tarafından mahkemeye verildi, açık mektuplar yazdığı yeni valiyle bile tartışmaktan geri durmadı. Bu sert tavır, Mustafa Kemal Paşa'nın 24 Eylül 1924'teki Amasya ziyareti sırasında rejim muhalifliği olarak kendisine iletilmiş olmalıdır; nitekim gazete ziyaret vesilesiyle altı sayfa çıkardığı 2 Ekim 1924 tarihli sayısında kendini savunmak gereği duydu. Bu yazıya göre Emel genç Cumhuriyet'e ve onun esaslarına bağlıydı ve yaptığı muhalefet de yine bu esaslara dayanarak kanun hâkimiyetini kurmak amacından doğuyordu.
Gazetenin Harf İnkılabı'na kadar kaç sayı çıktığı konusunda kaynaklar farklı rakamlar verir. Bir yerde Menç'e dayanılarak 264 sayıdan söz edilirken, yine Menç'in derlediği bilgilere dayanan bir başka kayıtta 1928'e kadar aralıklarla 179 sayı çıkarılabildiği belirtilir. Emel 21 Ekim 1950'de yeniden yayına başladı. Bu kez başlığın altında "Cumhuriyetin, halkın âmâline hadim Türk gazetesidir" ibaresi vardı ve yıl sayısı "1-29" şeklinde eski seriyle bağlantılı olarak gösteriliyordu. Gazetenin sahip olduğu matbaa, Cumhuriyet döneminde başka yayınlara da hizmet etti; Amasya, Yeşilyurt, Amasya Postası gazeteleri ve Amasya Halkevi'nin dergisi Yeşilırmak Emel matbaasında basılanlar arasındadır.
Vilayetin Resmî Gazetesi: Amasya
Millî Mücadele'nin sonlarında çıkmaya başlayıp Cumhuriyet'in ilk yıllarında Amasya'nın en önemli yayın organı olan gazete, şehrin adını taşıyan Amasya'dır. Başlığının altında "Vilâyetin Haftalık Resmî Gazetesidir" yazan ve Selağzı'ndaki vilayet matbaasında basılan bu gazetenin kuruluş tarihi konusunda kaynaklar ayrılır. Telif eserlerde 1922 yılı verilirken, gazetenin Harf İnkılabı'ndan sonraki sayılarında tesis tarihi 1921 olarak yazılıdır. Bugün bilinen en erken nüshalardan biri 25 Mayıs 1922 tarihli 3. sayıdır. Sorumlu müdürünün Süreyya Sami olduğu, başlangıçta küçük boy iki sayfa çıktığı ve 27. sayıdan itibaren daha geniş ebatla basıldığı aktarılır; ancak ulaşılabilen nüshaların hiçbirinde sahip ya da sorumlu müdür olarak bir isim yer almaz. İdarehanesi Selağzı'ndaydı. 1925 başında nüshası 5, altı aylığı 130, yıllığı 250 kuruştu; kısa süre sonra fiyat nüsha başına 3, yıllık 150 kuruşa indirildi. 1925 ile 1932 arasındaki nüshaların çok büyük bölümü TBMM arşivinde korunmaktadır.
Bir vilayet gazetesinden beklendiği gibi Amasya yerel haberlere yer verdi. "Meclis-i Umûmî-i Vilâyette" başlığı altında Amasya Umumî Vilâyet Meclisi'nin müzakerelerini, meclise gelen talepleri ve şehirle ilgili önemli gelişmeleri aktardı. "Zabıta Haberleri" ya da "Vukuât-ı Zaptiye" başlıklı sütunlar polisiye olayları, ayrı sütunlar tayin ve terfileri, şehre gelen önemli kişileri ve kurumlarla ilgili haberleri verdi. Bugün için en değerli iki unsur, Amasya piyasasının fiyat listeleri ile spor haberleridir. Arpa, buğday, pirinç, nohut, mercimek, haşhaş, şeker, yağ, gaz yağı, koyun, keçi, sığır ve altının şehirdeki fiyatları bu listelerden haftası haftasına izlenebilir. Birlik Güç Yurdu ile Albayrak İdman Yurdu, Albayrak İdman Yurdu ile Merzifon Gençler Birliği arasındaki futbol maçlarının haberleri ise dil ve üslup bakımından oldukça keyifli örneklerdir.
Gazetenin asıl ağırlığı ise merkezin sesini taşraya taşımaktı. 1925 ile 1930 arasındaki nüshalarında yeni kanunların, kararnamelerin, resmî beyannamelerin ve uluslararası antlaşmaların yer almadığı sayı hemen hemen yoktur. Köy Kanunu, Yol Mükellefiyeti Kanunu, öğretmen maaşlarına ilişkin kanun, tütün ve sigara kâğıdı idaresine ve şeker inhisarına dair kanunlar, Arnavutluk ve İspanya ile imzalanan dostluk antlaşmaları ve İstiklâl Mahkemesi beyannamesi bunlardan yalnızca birkaçıdır. Şeyh Said İsyanı, Takrîr-i Sükûn Kanunu ve İstiklâl Mahkemesi'nin faaliyetleriyle ilgili yayınlar, gazetenin merkezî otoritenin taşradaki nüfuzunu pekiştiren bir yapıda olduğunu daha da açık gösterir. 29 Temmuz 1925 tarihli "Eski İdare, Yeni İdare" başlıklı yazıda eski rejimin kötülükleri ile genç Cumhuriyet'in faziletleri karşılaştırılır. Gazete bir yandan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın serpuş giymeye dair fetvasını, öte yandan şapkayla nasıl selamlaşılacağını, nasıl tokalaşılacağını anlatan nezaket kurallarını haftalarca yayımladı.
Okuru eğitmek de gazetenin açık bir hedefiydi. "Mütekabil Vazifeler" adlı yazı dizisinde belediye ile halkın karşılıklı görevleri anlatılarak bir vatandaşlık bilinci oluşturulmaya çalışıldı. Haftalar boyunca keçi yetiştiriciliği üzerine bilgiler verildi; yerli malı kullanımı, Türk Tayyare Cemiyeti'ne destek, sıtma ve uyuzla mücadele ve diş sağlığı üzerine yazılar yayımlandı. Bunların yanında iç ve dış politikaya dair yorumlar, edebî yazılar ve muhacirlerle ilgili haberler de gazetenin sayfalarında yer buldu. Bu yönleriyle Amasya, Cumhuriyet'in ilk yıllarında şehrin gündelik hayatına dair en zengin kaynaklardan biri olarak kalmıştır.
İki Gazete, İki Bakış
Emel ile Amasya aynı yıllarda aynı şehirde çıkıyordu, ancak aynı olaylara çoğu zaman taban tabana zıt pencerelerden bakıyorlardı. 14 Ocak 1925 tarihli Amasya, Vali Hilmi Bey ile Vilâyet Umûmî Meclisi üyelerinin ziyaret ettiği darüleytamın mükemmel bir düzen içinde çalıştığını ve bu başarısı için takdir edildiğini yazdı. Oysa Emel, henüz altı ay kadar önce darüleytamın müdürü İbrahim Hakkı Bey'i eleştirmiş ve onunla bir polemiğe girmişti. Halkın geçim sıkıntısı konusunda da ayrılık açıktı. Emel temel ihtiyaç maddelerinin bulunamamasından yöneticileri sorumlu tutup gümrük vergilerinin indirilmesini isterken, Amasya'da "Düşüncesizlik" başlığıyla çıkan bir makalede, iş bulamadığından yakınanların suçu kendilerinde araması, "iş adamı" olamadıklarını kabul etmesi gerektiği, geçim sıkıntısı çekenlerin asıl sorununun da iktisat bilmeyip bir kazanıp beş harcamak olduğu ileri sürülüyordu.
Arıkan'ın değerlendirmesine göre Amasya yeni rejimin bölgedeki en gür sesi, Emel ise rejimin temel esaslarını benimsemekle birlikte mahallî ölçekte bir muhalefet odağıydı. Biri kanun metinleri ve eğitici yayınlarıyla, öteki resmî kurumlardaki aksaklıklara yönelttiği eleştiriler ve bunların doğurduğu polemiklerle öne çıkar. Bu yüzden iki gazete birbirini tamamlayan iki parça gibi okunduğunda, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki Amasya'nın hem resmî yüzü hem de gündelik şikâyetleri birlikte görünür hale gelir.
Çok Partili Dönemde Amasya Basını
Çok partili hayata geçişle birlikte Amasya'da gazete sayısı hızla arttı. 1950'de Demokrat Parti'nin iktidara gelişinin ardından gazete çıkarmak için izin yerine beyanname vermenin yeterli sayılması da bu artışı kolaylaştırdı. Ali Şevket Çaycı'nın çıkardığı haftalık Amasya 20 Mart 1950'de ilk sayısını yayımladı; bir süre kapandıktan sonra 4 Ocak 1954'te "şimdilik haftada bir çıkar" sloganıyla yeniden yayına başladı. Hüsnü Saydut 20 Aralık 1950'de Amasya Postası'nı, Muzaffer Eken 6 Mart 1953'te haftalık Yeşilırmak'ı ve 24 Aralık 1954'te Yeşilırmak Postası'nı çıkardı. R. Bağcıoğlu'nun Demokrat Amasya'sı 12 Kasım 1954'te, Lütfi Akcan'ın günlük Amasya Sesi 21 Nisan 1955'te, Necmettin Çeliköz'ün 12 Haziran'ı 12 Haziran 1958'de, Ahmet Can Demiray'ın Yanık Aşık'ı 22 Nisan 1959'da yayına başladı. Bunların yanında 26 Ekim 1955'te çıkan on beş günlük Günışığı gibi öğrenci gazeteleri ve Ruhi Yıldırım'ın 15 Temmuz 1957'de çıkardığı aylık Gençliğin Sesi gibi dergiler de vardı.
Gazetelerin kuruluş öyküleri şehrin hafızasıyla iç içedir. 12 Haziran, adını Mustafa Kemal Paşa'nın 1919'da Amasya'ya geldiği günden aldı. Pazar hariç her gün iki sayfa olarak çıkan akşam gazetesinin sahibi Necmettin Çeliköz, yazı işleri müdürü Hasan Fatih Kartal'dı. Başlangıçta Tokat'taki Turhal matbaasında basılan gazete, 16 Temmuz 1958 tarihli 27. sayısından itibaren Amasya'daki 12 Haziran matbaasında basılmaya başladı; bu matbaa sonradan Mücadele ve Yanık Aşık'ı da bastı. Yeşilırmak Postası başlangıçta Samsun'daki Demokrat Matbaa'da basılıyordu, 19 Mart 1956'dan itibaren günlük oldu. 1960'a girerken imtiyaz sahibi Muzaffer Eken, neşriyat müdürü ve başmuhabiri Ruhi Yıldırım'dı; gazetenin ve matbaanın ticari işlerine Şükrü Karadayı bakıyordu. Dizgi ve baskısı Amasya'daki Yeşilırmak matbaasında yapılıyordu. Bugün de varlığını sürdüren bu matbaa, Yeşil Amasya, Bizim Şehir ve Çağrı gibi başka yayınları da bastı.
Demokrat Parti yılları Amasya basını için hareketli geçti. Gazete sayfalarında neredeyse her gün başka bir gazeteyle süren bir kavga yer alıyordu. Çaycı'nın Amasya'sının 1950'de Yeşilyurt ile, 1954'te yeniden çıkar çıkmaz Emel ve 12 Haziran ile, daha sonra Demokrat Amasya ile yaşadığı polemikler dönemin sayfalarında ilk göze çarpan şeylerdir. Amasya Sesi ile Yeşilırmak Postası arasındaki gerginlik mahkemeye taşındı ve her iki taraf da 1955'te altı ay hapis ve 5000 lira para cezasına çarptırıldı. Bu kavgaların başında resmî ilan meselesi geliyordu. Mevzuat günlük olmayı ve altı aylık yayın süresini şart koşsa da dağıtım yetkisinin tek elde toplanması, bu şartları taşımayan gazetelerin de ilan almasına yol açabiliyordu. Haftalık Demokrat Amasya'nın her sayısında en az üç, bazen altı yedi resmî ilan bulunuyordu; Amasya Sesi ise 1956'da 14.483 liralık resmî ilan geliriyle o yıl Amasya'da dağıtılan ilan gelirinin yarısını tek başına almıştı. 1960 başında, ulusal düzeyde resmî ilanların ayrı bir resmî gazete üzerinden dağıtılacağı söylentisi yayılınca Yeşilırmak Postası böyle bir düzenlemeyi gerçek gazetecilerin lehine görürken, Çaycı'nın Amasya'sı 27 Ocak 1960'ta "Anadolu Matbuatı çöküyor" manşetiyle Anadolu Gazeteciler Cemiyeti'ni harekete geçmeye çağırıyordu.
Basın İlan Kurumu ve 1964 Birleşmesi
27 Mayıs 1960 darbesinin ardından resmî ilan dağıtımı yeni bir düzene kavuştu ve 2 Ocak 1961'de 195 sayılı kanunla Basın İlan Kurumu kuruldu. Kurumun 8 Nisan 1961 tarihli ilk Genel Kurul kararı, resmî ilan alacak gazetelere içerik, yayın süresi, fiilî satış, kadro ve sayfa ölçüsü bakımından ayrıntılı şartlar getirdi. Gazeteler en az 400 baskıya ulaşmalı, yerel habere daha fazla yer vermeli, ilan ve reklama sayfaların üçte birinden fazlasını ayırmamalı ve bulundukları yerde basılmalıydı. Sayfa yüzölçümüne göre bir yazı işleri müdürü ile bir ila üç muhabir çalıştırma zorunluluğu vardı. Kurumun şubesi bulunmayan Amasya gibi illerde süreç, valiliğe bağlı denetleme kurulları üzerinden yürütüldü.
Amasya gazeteleri yeni kuruma hem umutla hem kaygıyla baktı. Amasya Sesi 3 Şubat 1961'de düzenlemenin Anadolu gazetelerinin kalitesini artıracağını, yalnız basın kartı ya da ilan almak için çıkan gazetelerin önünü keseceğini yazdı. Ancak o sırada şehirdeki gazetelerin hepsi iki sayfa halinde, 27-29 x 40-41 santim ebadında çıkıyor, hiçbiri muhabir çalıştırmıyor, künyelerinde yalnızca sahip ve yazı işleri müdürünün adı yer alıyordu. Amasya Sesi 23 Mayıs 1961'de yeni şartları okurlarına şöyle duyurdu: "Gazeteler 1 Haziran'dan itibaren 4 sayfa çıkmak zorunda. Yeni kararnameye göre baskı neşir mahallinde olacak. Senede 3 gün neşriyata ara veren gazeteler ilan alamayacak. Kategori esası tespit edildi. Tek yaprak gazetelere ilan yok." Emel ve Yeşilırmak Postası 1 Haziran, Amasya Sesi 2 Haziran 1961'de dört sayfaya geçti. Gazeteler yazı kurullarını genişletti, muhabir almaya başladı. Bu süreçte Yeşilırmak Postası, yazı kuruluna Mahmut Yağmur ve Talip Apaydın gibi edebiyatçıları kattı ve Ankara, İstanbul, İzmir ile ilçelerdeki muhabirlerini her sayıda okura duyurdu.
14 Haziran 1961'de Amasya Valisi başkanlığında Basın Denetleme Kurulu'nu oluşturmak için bir toplantı yapıldı; kurayla işveren temsilcisi olarak Muzaffer Eken (Yeşilırmak Postası), fikir işçisi temsilcisi olarak Ali Savtekin (Emel) seçildi. Kurul çalışmaya başlar başlamaz gazeteler arasındaki ilan kavgası da yeniden alevlendi. 12 Haziran, kendi şikâyeti üzerine denetleme kurulunun feshedildiğini, Amasya Sesi ile Yeşilırmak Postası'nın kanunsuz olarak 4.000 liralık ilan aldığını ve ilanlarının kesildiğini ileri sürdü; Yeşilırmak Postası bunu yalanlayıp 12 Haziran'ın gazete değil bülten olduğunu yazdı. Gazeteler 1962-1963'te ebatlarını 34x50 santime büyüttü, 1963-1964'te sayfa sayısını altıya çıkardı. Genişleyen sayfaları doldurmak kolay değildi. Yerel haber az olduğu için ulusal basından aktarılan haberlere, bol fotoğrafa, sık sık yabancı aktrislerin resimlerine, tekrarlanan sayfalara başvuruldu; Yeşilırmak Postası 1963'ten itibaren spor ve astroloji, Amasya Sesi 1962'den itibaren gençlere yönelik edebiyat sayfaları açtı.
Haziran 1964'te karşılıklı "haksız resmî ilan" suçlamaları doruğa çıktı. Yeşilırmak Postası, Amasya Sesi ile 12 Haziran'ın ilanlarının bir ay süreyle kesildiğini manşete taşıdı; Amasya Sesi ise Yeşilırmak Postası ve Emel'in fikir işçileri konusunda yanlış beyanda bulunduğunu ve kendilerine ödenen ilan bedellerinin geri alınacağını duyurdu. Bunun üzerine Vali Kemalettin Gazezoğlu Temmuz 1964'te resmî ilan alan gazete sahiplerini topladı ve onlara birleşmeyi önerdi. Toplantıya katılan Emel'in sahibi İsmet Ongun, Nazan Kahraman'a 2019'da verdiği bir mülakatta süreci şöyle anlatmıştır: "O yıllarda resmi ilan şartları bizim için çok ağırlaşmıştı. Resmi ilanlar da Amasya'dan kadastro geçtiği için çok artmıştı. [...] Vali bir gün hepimizi topladı ve dedi ki: Arkadaşlar sizin ilanınızı kesiyorum. Bu işe bir son verin. Sizi birleştiriyorum." Ongun'un anlatımına göre vali birleşme işlemleri için bir avukat görevlendirdi; ortakların siyasi görüşleri farklı olduğu için gazete eşlerin üzerine yapıldı, kendileri de gazetede çalışan oldular. Yeşilırmak Postası'ndan Şükrü Karadayı da kimsenin aklında birleşme fikri olmadığını, valinin çağırmasıyla birleştiklerini hatırlıyordu.
16 Ekim 1964'ten itibaren Emel, Amasya Sesi ve 12 Haziran çıkmadı; dört gazete adına yalnızca Yeşilırmak Postası yayımlandı. "Tek Gazete Olarak Çıkarken" başlıklı yazıda ortaklar, kararın maddi yönüne dair yorumlarda "bir hakikat payı" bulunduğunu kabul ediyor, ancak gazetenin hiçbir siyasi partiyi desteklemeyeceğini ve Amasyalının dertlerini dile getireceğini taahhüt ediyordu. Ortaklık bu adla sürmedi ve 23 Kasım 1964'te Sabah adıyla yeni bir gazeteye dönüştü. Sahibi dört gazete adına Muzaffer Eken, sorumlu yöneticisi A. Lütfi Akcan'dı. "Basın milletin hür sesidir" sloganıyla, günlük siyasi bağımsız gazete olarak Amasya Matbaası'nda Pazar hariç her gün dört sayfa basıldı. İsim değişikliğinin nedeni ortaklar arasındaki fikir ayrılıkları ve teknik aksaklıklar olarak açıklandı. Amasya'nın günlük gazete ilan gelirleri uzun süre bu gazeteye verildi ve dört ortak arasında eşit paylaşıldı. Birleşme yirmi iki yıl sürdü; Lütfi Akcan 1986'da ayrılınca gazete Hür Sabah adıyla iki yıl daha çıktı ve 1988'de kapanmasıyla ortaklık sona erdi. Kahraman, bu birleşmeyi Türk basın tarihinin en erken ve en uzun soluklu gazete birleşmelerinden biri sayar; ona göre birleşmenin asıl nedeni resmî ilan gelirleriydi ve süreç doğrudan devlet tarafından yönlendirilmişti.
Günümüzde Amasya'da Yerel Medya
Amasya basınının yüz yılı aşan birikimi bugün de sürüyor. Şehrin resmî kayıtlarında yer alan yerel gazeteler arasında Yeşilırmak, Yorum, Haberci, Art Amasya ve Amasya Postası merkezde; Halk İçin Bilgi, Olay, Pusula ve Merzifon Haber Merzifon'da; Suluova Yeni Haber, Gümüşhacıköy Haber ve Taşova Havadis ilçelerde yayımlanıyor. Bazı adlar geçmişin yankısını taşır: 1920'de tek sayı çıkan ve 1953'te Muzaffer Eken'in yeniden kullandığı Yeşilırmak adı bugün de bir yerel gazetenin başlığındadır. Yerel televizyon ve radyolar, internet haber siteleri ve ulusal ajansların il temsilcilikleri de şehrin haber akışında yer alır. Kahraman'ın araştırması sırasında Emel'in mirası Yeni Emel, Yeşilırmak Postası'nınki ise Yeşilırmak adıyla, aynı aileler tarafından sürdürülüyordu.
Bu tarihin önemli bir bölümü bugün okunabilir durumdadır. Müdde-i Umûmî, Taşdemir, Hakikat ve Tecelli'nin nüshaları Millî Kütüphane'nin dijital koleksiyonunda, Amasya gazetesinin yetmişi aşkın sayısı ile Emel'in otuza yakın sayısı ise çevriyazıya açık bir dijital arşivde yer alır. Bu son koleksiyondaki nüshaların büyük bölümü TBMM Kütüphanesi'nden ve Hüseyin Menç'in kişisel arşivinden gelmektedir. Nüshaların çoğu eksik ve dağınıktır; Menç'in de vurguladığı gibi, Ermeni yayınlarının ve Meşrutiyet gazetelerinin çoğundan geriye yalnızca birkaç sayı ya da yalnızca adları kalmıştır. Yine de elde kalanlar, çamurlu sokaklardan mütegallibe şikâyetlerine, çekirgeyle mücadeleden futbol maçlarına kadar Amasya'nın son yüz yılının gündelik hayatına bakmak isteyen herkes için vazgeçilmez bir kaynaktır.
Kronoloji
1831: İlk Türkçe gazete Takvim-i Vekayi yayımlandı.
1864: Vilâyet Nizamnâmesi ile vilayetlerde matbaa kurulması öngörüldü.
1865/1866: Sivas vilayet matbaası kuruldu.
24 Mart 1879: Amasya'yı da kapsayan Sivas vilayet gazetesi yayına başladı.
19 Nisan 1909: Karslı Şükrü Efendi'ye Müdde-i Umûmî için izin verildi.
24 Mayıs 1909: Müdde-i Umûmî'nin ilk sayısı İstanbul'da çıktı.
25 Şubat 1911: Tokatlı Mehmet Rıfat Efendi'nin Taşdemir'i Amasya'da yayımlandı.
1911: Ermenice Abaraj gazetesi ve Amassia dergisi yayına başladı.
15 Haziran 1912: Müdde-i Umûmî'nin 92. sayısı Amasya'da yayımlandı.
1915: Ermeni yayınları sona erdi.
1 Nisan 1920: Türközü yayımlandı.
8 Nisan 1920: Aynı gazete Yeşilırmak adıyla çıktı.
14 Nisan 1920: Gazete Emel adını aldı.
28 Şubat 1921: Anadolu gazetelerinin, bu arada Emel'in sıkıntıları BMM'de görüşüldü.
10 Mart 1921: Hakikat yayına başladı.
24 Kasım 1921: Emel yeniden çıkmaya başladı.
1921/1922: Vilayetin resmî gazetesi Amasya kuruldu.
2 Ekim 1924: Emel, Mustafa Kemal Paşa'nın ziyareti vesilesiyle çıkan altı sayfalık sayısında kendini savundu.
21 Ekim 1950: Emel yeniden yayına başladı.
21 Nisan 1955: Lütfi Akcan'ın Amasya Sesi yayına başladı.
12 Haziran 1958: 12 Haziran gazetesi yayına başladı.
2 Ocak 1961: Basın İlan Kurumu kuruldu.
14 Haziran 1961: Amasya Basın Denetleme Kurulu oluşturuldu.
16 Ekim 1964: Dört gazete Yeşilırmak Postası adıyla tek gazete olarak çıktı.
23 Kasım 1964: Ortak gazete Sabah adını aldı.
1986: Lütfi Akcan ortaklıktan ayrıldı, gazete Hür Sabah adıyla sürdü.
1988: Hür Sabah kapandı, ortaklık sona erdi.
1993: Hüseyin Menç'in Amasya Basın Tarihi yayımlandı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Osmanlıca Tarihi Yerel Gazeteler arşivi: Amasya, Emel ve Yeşilırmak gazetelerinin nüsha dökümleri ve Hüseyin Menç'in derlediği bilgiler. amasya.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Mustafa Arıkan, "Amasya Basın Tarihine İlişkin Bazı Yeni Tespitler", Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 36 (2024), s. 159-182.
- Nazan Kahraman, "Amasya Basınında Erken Tarihli Bir Gazete Birleşmesi Örneği: Sabah Gazetesi", Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Elektronik Dergisi (e-GİFDER), 7, Uluslararası Türk Dünyası Basın Sempozyumu Özel Sayısı (2019), s. 1609-1636.
- Nurullah Atasoy, Amasya Vilayeti Gazetesi (1923-1928), yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Kırklareli Üniversitesi, 2014.
Resmî kaynaklar
- Hüseyin Menç, Amasya Basın Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, İstanbul 1993.
- Hüseyin Menç, Millî Mücadele Yıllarında Amasya, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2007.
- T.C. Amasya Valiliği, Basın Kuruluşları listesi.
Kitaplar
- Mehmet Evsile, "Millî Mücadele Döneminde Amasya", Millî Mücadelenin Yerel Tarihi 1918-1923, C. 5, Türkiye Bilimler Akademisi.
Çevrimiçi kaynaklar
- https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3905997
- https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/905214
- https://www.osmanlicagazeteler.org/Sayfa.php?il=Amasya&GazeteID=Amasya
- https://www.osmanlicagazeteler.org/Sayfa.php?il=Amasya&GazeteID=Emel
- https://www.tuba.gov.tr/tr/yayinlar/suresiz-yayinlar/tarih/mill-mucadelenin-yerel-tarihi-1918-1923-cilt-5-aksaray-kirikkale-corum-sivas-cankiri-karaman-kayseri-kirsehir-konya-nigde-nevsehir-yozgat-tokat-amasya/mill-mucadele-doneminde-amasya






