Cüneydî Ahmed Çelebi'nin adı, bugün elde olmayan bir kitapla birlikte anılır: efendisi Hacı Şâdgeldi Paşa'nın hanedanını ve devrinin olaylarını anlatan bir tarih. Amasya'nın Osmanlı öncesi emirlik döneminde Şâdgeldi Paşa'nın sarayında divan yazışmalarını yürüten bu âlim, kâtip ve şair, Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın şehir tarihinde biyografisi verilen şairlerin en eskilerindendir; 789 (1387) yılının başlarında ölmüştür. Hüsameddin onu Arap ve Fars edebiyatına hâkim, sözü açık ve etkili bir münşi olarak tanıtır. Şiirinden de bir örnek kalmamıştır. Ondan geriye kalan, bir öğrencinin el yazısıyla kuşaktan kuşağa aktarılan bir hatıra ve bu hatırayı beş yüz yıl sonra Hüsameddin'e anlatan bir torundur.

Hüsameddin'in Kaydı

Mevlânâ Şemseddîn Abdülazîz bin Cüneyd'in mahdûmudur. "Cüneydoğlu" demekle meşhûr olduğu münâsebetle "Cüneydî" mahlasını kabûl etdi. Amasya hükümdârı Hacı Şâdgeldi Paşa devrinde fezâ'il-i ilmiyyesiyle iştihâr etdiğinden paşaya takarrüb eyledi. Hüsn-i ahlâkı fesâhat-i beyânı sâyesinde paşaya kendisini sevdirmiş olduğundan muvakki'-i dîvânî, kâtib-i hâssı olarak beyne'l-ulemâ temâyüz etdi. Paşanın irtihâline kadar âbâ ve ecdâdına ve zamân-ı vekâyi'ine dâ'ir bir târîh yazdı. 789 senesi evâ'ilinde vefât eyledi. Âlim, fâzıl, şâir, kâtib, münşî, edebiyât-ı arabiyye ve fârisiyyede mâhir halûk, fasîhü'l-lisân, belîğü'l-beyân bir zât idi. "Târîh-i Cüneydî" demekle ma'rûf olan "Hacı Şâdgeldi Pâşa Târihi" olduğunu Vâsi' Çelebizâde Hâfız Ebûbekir Efendi söylerdi. Çünkü Hâfız Ebûbekir Efendi'nin cedd-i a'lâsı olan ve Yârî-i Şirâzî diye şöhret bulan Divriğilizâde Yârî Alî Çelebi bu Cüneydî Çelebi'nin tilmizi olup yazdığı târîhin bir nüshası kendisinde olduğunu, kendi kalemiyle yazmış ve üstâdının tercemesini kayd etmişdi. Hayfâ ki bu târîhi bulamadım.

Bugünkü dille: Mevlânâ Şemseddin Abdülaziz bin Cüneyd'in oğludur. "Cüneydoğlu" diye tanındığı için "Cüneydî" mahlasını aldı. Amasya hükümdarı Hacı Şâdgeldi Paşa zamanında ilmiyle ün kazandığından paşanın yakınları arasına girdi. Güzel ahlâkı ve sözünün açıklığı sayesinde paşaya kendini sevdirdi; divanın muvakkii (fermanlara tuğra ve imza koyan görevli) ve paşanın özel kâtibi olarak âlimler arasında öne çıktı. Paşanın ölümüne kadar onun ata ve dedelerine ve kendi zamanının olaylarına dair bir tarih yazdı. 789 yılının başlarında öldü. Âlim, erdemli, şair, kâtip, münşi, Arap ve Fars edebiyatında usta, güzel huylu, dili düzgün ve sözü etkili bir kişiydi. "Târîh-i Cüneydî" diye bilinen eserin "Hacı Şâdgeldi Paşa Tarihi" olduğunu Vâsi' Çelebizâde Hâfız Ebûbekir Efendi söylerdi. Çünkü Hâfız Ebûbekir Efendi'nin büyük atası olan ve "Yârî-i Şirâzî" diye ün yapan Divriğilizâde Yârî Ali Çelebi bu Cüneydî Çelebi'nin öğrencisiydi; hocasının yazdığı tarihin bir nüshasının kendisinde bulunduğunu, onu kendi kalemiyle yazdığını ve hocasının biyografisini de kaydettiğini bildirmişti. Yazık ki bu tarihi bulamadım.

Şâdgeldi Paşa'nın Sarayında

Cüneydî'nin hizmet ettiği Hacı Şâdgeldi Paşa, Eretna Beyliği'nin dağılma yıllarında Amasya'yı yirmi yıla yakın bir süre fiilen bağımsız bir hükümdar gibi yönetmiş, çevresine âlimleri toplamış bir emirdi. Hayatı 783 (1381) sonbaharında Kadı Burhaneddin'le giriştiği mücadelenin ardından sona erdi. Emirin siyasî hayatını ve Amasya'daki eserlerini Hacı Şadgeldi Paşa başlıklı yazı ayrıntısıyla anlatır.

Hüsameddin'in kullandığı iki unvan, Cüneydî'nin bu küçük ama gösterişli sarayda nerede durduğunu belirler. Muvakkî, beyliğin divanından çıkan belgelere hükümdarın alametini koyan görevliydi; kâtib-i hâs ise emirin şahsî yazışmalarını yürüten kişiydi. İki görevin aynı kişide birleşmesi, Cüneydî'nin divan işlerinin merkezinde bulunduğunu ve paşanın ona güvendiğini gösterir. Hüsameddin bu yakınlığı onun ilmine, güzel ahlâkına ve "fesâhat-i beyân"ına bağlar.

Kayıp Tarih

Maddeye göre Cüneydî, paşanın ölümüne kadar onun soyunu ve kendi devrinin olaylarını anlatan bir tarih yazmıştır. Eserin bir adı yoktur; Hüsameddin onu "Târîh-i Cüneydî" diye bilinen eser olarak anar ve "Hacı Şâdgeldi Paşa Tarihi" olduğunu bir aile geleneğine dayanarak söyler. Şâdgeldi Paşa 783'te, Cüneydî 789'un başlarında öldüğüne göre eser bu altı yıl içinde tamamlanmış olmalıdır. Hüsameddin'in sözünden, olayların paşanın ölümüne kadar getirildiği anlaşılır.

Eserin varlığına dair bilgi, tek bir aileden gelir. Hüsameddin'e bunu anlatan Vâsi' Çelebizâde Hâfız Ebûbekir Efendi, Amasya'nın köklü Müeyyedzâde ailesinin bir koluna mensuptu ve 1310 (1892-93) yılından sonra ölmüştü; yani Hüsameddin'in kendi çağına yakın bir kişiydi. Ebûbekir Efendi'nin anlattığına göre ailenin büyük atası Divriğilizâde Yârî Ali Çelebi, Cüneydî'nin öğrencisiydi; hocasının tarihini kendi eliyle istinsah etmiş ve nüshaya hocasının biyografisini de eklemişti. Nüshanın Hâfız Ebûbekir Efendi'nin zamanına kadar ailede kalıp kalmadığı konusunda madde açık konuşmaz. Hüsameddin ise kısa bir cümleyle aramalarının sonuçsuz kaldığını yazar: "Hayfâ ki bu târîhi bulamadım." Amasya'nın beylikler dönemine ait yazılı kaynakları çok az olduğu için bu kayıp, şehrin XIV. yüzyıl tarihi bakımından da bir boşluk bırakmıştır.

Öğrencisi Yârî Ali Çelebi

Cüneydî'nin adı, öğrencisi aracılığıyla Amasya'nın en uzun soylu âlim ailelerinden birine bağlanır. Hüsameddin'e göre Divriğili Mevlânâ Zeyneddin Siyâvuş Çelebi'nin oğlu olan Yârî Ali Çelebi'nin oğlu Mevlânâ Şemseddin Müeyyed Çelebi'nin evlâdına "Müeyyedzâdeler" denmiştir. Ailenin kuşakları ve Yârî Ali Çelebi'nin hayatı için Müeyyedzâdeler yazısına başvurulabilir.

Yârî Ali Çelebi'nin bilinen lakabı da bir şiir rekabetinden doğmuştur. Hüsameddin, Şirazlı şair Temennâyî Ali Çelebi'nin Amasya'ya yerleştikten sonra Yârî Ali Çelebi ile Fars edebiyatında yarıştığını ve ona Hâfız-ı Şîrâzî'ye benzeterek "Yârî-i Şirâzî" lakabını verdiğini anlatır. Bu bilgi, Cüneydî'nin yetiştirdiği öğrencinin Farsça şiirde Amasya'nın önde gelen adlarından olduğunu gösterir; hocanın da bu alanda usta sayılması, Hüsameddin'in "edebiyât-ı arabiyye ve fârisiyyede mâhir" nitelemesiyle örtüşür.

Mahlası

Hüsameddin, mahlasın kaynağını açıkça verir: şair, büyük babası Cüneyd'in adından gelen "Cüneydoğlu" lakabıyla tanındığı için "Cüneydî" mahlasını almıştır. Aynı eserde "Cüneydî" sözü başka bir anlamda da geçer: Hüsameddin, Baba İlyâs gibi bazı şeyhleri tarikat bakımından "Cüneydî", yani Bağdatlı sufi Cüneyd'in yolundan diye niteler. Şairin mahlasının bu tasavvufî adlandırmayla bir ilgisi olduğunu gösteren bir kayıt yoktur; mahlas aile adından türemiştir.

Şiiri

Şiirlerine ulaşılamamıştır. Bilinen tek eseri olan tarih bile ancak bir aile hatırası olarak yaşadığına göre şiirlerinin izi daha da silik kalmıştır: Hüsameddin onu şairler arasında saysa da ne bir beyit aktarır ne de bir divandan söz eder. Maddenin Osmanlıca metnine açıklamalarıyla birlikte Cüneydî Ahmed Çelebi-Mevlânâ Şemseddîn başlığından ulaşılabilir.

Kronoloji

783 (1381): Hacı Şâdgeldi Paşa, Kadı Burhaneddin'le mücadelesinin ardından ölür.

783-789 (1381-1387): Cüneydî'nin paşanın soyunu ve devrini anlatan tarihi bu yıllar arasında tamamlanmış olmalıdır.

789 başları (1387): Cüneydî Ahmed Çelebi ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar