Amasya'nın eski mahallelerinden Temennâ Mahallesi, Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'a göre adını XIV. yüzyılın sonlarında İran'dan gelip buraya yerleşen bir şairden alır: "Acem" lakabıyla anılan Temennâyî Ali Çelebi. Amasya Tarihi'nin sekizinci cildindeki Temennâyî Alî Çelebi-Acem maddesine göre Şirazlı olan bu şair, Amasya emiri Hacı Şâdgeldi Paşa'nın son yıllarında şehre gelmiş, kasidelerle emirin ve ardından oğlu Ahmed Paşa'nın yakınları arasına girmiş, Farsça şiirde Divriklizâde Yârî Ali Çelebi ile yarışmış, Çelebi Sultan Mehmed devrinde büyük ün kazanmış ve 820 (1417-18) yılından sonra ölmüştür. Hüsameddin onun şair, edip, zarif ve insanların gönlünü bilen biri olduğunun "anlaşıldığını" söyler; kitapta ondan aktarılmış bir beyit yoktur. Oysa kitabın birinci cildi, mahalleye adını veren kişiyi Şirazlı değil Nişaburlu bir şair olarak tanıtır.

Amasya Tarihi'ndeki Madde

Şirâzlıdır. Amasya hükümdârı Hacı Şâdgeldi Paşa'nın evâhir-i hükûmetinde Amasya'ya gelip kasîdeler takdîm ederek müşârün-ileyhe çattı. Ba'dehû bunun mahdûmu Beylerbeyi Devâtdâr Ahmed Paşa'ya takarrüb edib Amasya'nın Fethiye Mahallesindeki derenin cihet-i şarkiyyesine yerleşti.
Divriklizâde Mevlânâ Yârî Alî Çelebi ile hem-bezm-i ülfet olup onunla edebiyât-ı Fârisiyyede yarışdı. Buna Hâfız Şirâzî'ye teşbîhen "Yârî-i Şirâzî" lakabını verdi. Yârî Çelebi de "Şirâzî" diye iştihâr etdi. Temennâyî-i Şirâzî bununla hem-şehrîleşti.
Çelebi Sultân Mehmed Han devrinde büyük şöhret kazandı. İkâmet etdiği mahalle Temennâyî Mahallesi ve sonra tahfîfen Temennâ Mahallesi dendi. Amasya kâdısı Mevlânâ Rükneddîn Mahmûd Purânî de bu esnâda pek meşhûr olup Temennâyî Mahallesi'nin aşağı kısmında yerleşdi. Burası da bunun kerîmesi Eslemşâh Hâtun adıyla meşhûr olup Eslem Mahallesi dendi.
Temennâyî Çelebi, 820 sâlinden sonraca vefât etdi. Şâ'ir, edîb, zarîf, mizâc-gîr olduğu anlaşılır. Mülhid-i meşhûr Temennâyî bundan başka bir adam olmalıdır. Amasya'da 813 târîhinden i'tibâren mahallesi olan Temennâyî Çelebi mülhid olsaydı Amasya ulemâsı ve ricâliyle ihtilât u ünsiyyet etmesine imkân yoktu.

Bugünkü dilimizle: Şirazlıdır. Amasya hükümdarı Hacı Şâdgeldi Paşa'nın yönetiminin son zamanlarında Amasya'ya gelip ona kasideler sundu ve yakınları arasına girdi. Sonra onun oğlu Beylerbeyi Devâtdâr Ahmed Paşa'ya yakınlaştı ve Amasya'nın Fethiye Mahallesi'ndeki derenin doğu yakasına yerleşti. Divriklizâde Mevlânâ Yârî Ali Çelebi ile aynı meclisin dostu oldu ve onunla Farsça edebiyatta yarıştı. Hâfız-ı Şîrâzî'ye benzeterek ona "Yârî-i Şîrâzî" lakabını verdi; Yârî Çelebi de "Şîrâzî" diye tanındı ve Şirazlı Temennâyî böylece onunla hemşehri olmuş oldu. Çelebi Sultan Mehmed Han devrinde büyük ün kazandı. Oturduğu mahalleye Temennâyî Mahallesi, sonra kısaltılarak Temennâ Mahallesi dendi. Amasya kadısı Mevlânâ Rükneddîn Mahmûd Purânî de bu sırada çok tanınmış biri olup Temennâyî Mahallesi'nin aşağı kısmına yerleşti; burası da kızı Eslemşâh Hatun'un adıyla anılıp Eslem Mahallesi oldu. Temennâyî Çelebi 820 yılından bir süre sonra öldü. Şair, edip, zarif ve insanların gönlünü bilen biri olduğu anlaşılır. Meşhur dinsiz Temennâyî bundan başka biri olmalıdır; 813 yılından beri Amasya'da adına mahalle bulunan Temennâyî Çelebi dinsiz olsaydı Amasya'nın âlimleri ve ileri gelenleriyle bu kadar iç içe yaşayamazdı.

Amasya'daki Çevresi

Temennâyî'nin geldiği yıllar Amasya'nın bağımsız bir emirlik olarak yaşadığı son dönemdir. Hüsameddin'in üçüncü cildinde ayrıntılı anlatılan Hacı Şâdgeldi Paşa, Kadı Burhâneddin'le savaşırken öldürülmüş, türbesindeki kitabeye göre 783 (1381) yılında ölmüştür. Temennâyî'nin ondan sonra yakınlaştığı Devâtdâr Ahmed Paşa, emirliği devralan oğludur. Şirazlı şairin bir Anadolu emirliğinin sarayına kasideyle girmesi, Farsça şiirin bu küçük sarayda hâlâ bir itibar dili sayıldığına işaret eder.

Maddenin en canlı kısmı Yârî Ali Çelebi ile olan dostluğudur. Divriklizâde Alâeddîn Ali Yârî Çelebi, Amasya'nın köklü ilmiye ailesi Müeyyedzâdeler'in atasıdır. Hüsameddin onu birinci ciltte Âşık Paşa'nın Türkçe şiirde açtığı yolu Amasya'da sürdürenlerin bilinen ilki olarak gösterir; üçüncü ciltte de Yıldırım Bayezid'e Farsça bir kaside sunduğunu, sonra Yâkût Paşa Zâviyesi'nin şeyhi olduğunu ve 818'deki (1415) büyük Amasya depreminden sonra ölenler arasında sayıldığını yazar. Temennâyî'nin ona taktığı "Yârî-i Şîrâzî" lakabı, Şirazlı bir şairin kendi şehrinin büyük şairi Hâfız'ı anarak bir Amasyalıya yaptığı bir iltifattır ve üçüncü ciltte de Yârî'nin tanındığı ad olarak geçer. Hüsameddin'in "Temennâyî-i Şirâzî bununla hem-şehrîleşti" cümlesi, bu lakap sayesinde Şirazlı şairle Amasyalı dostunun şakayla "hemşehri" olduğunu anlatan nükteli bir kayıttır.

Maddede anılan Kadı Rükneddîn Mahmûd, başka ciltlerde "Sarı Kadı" ve "Buhârî" lakaplarıyla geçen Mevlânâ Rükneddîn Mahmûd'dur; hattat Şeyh Hamdullah'ın dedesi ve Eslemşâh Hatun'un babasıdır. Temennâ ile Eslem mahallelerinin yan yana doğuşu, Çelebi Mehmed devrinde Amasya'nın dere boyundaki bu kesiminin yeni yerleşenlerle şekillendiğini düşündürür.

Temennâ Mahallesi

Hüsameddin birinci ciltte mahalleyi Zincirli Kaya'nın kuzey eteğinde, Danişmendli emirlerinden Feth Gazi'nin bahçesinin yerinde gösterir; doğusunda Zincirli Kaya, batı ve güneyinde dere, kuzeyinde İslâm Mahallesi vardır. Maddedeki "Fethiye Mahallesi'ndeki derenin doğu yakası" tarifi bu konumla uyuşur. Ad sonraki yüzyıllarda başka kişilere de geçmiştir: Hızır Paşa'nın azatlı kethüdası Hüsâmeddîn Ağa, 874'te (1469-70) bu mahallede bir mektep ve çeşme yaptırmış ve vakfiyesinde "Hüsâmeddîn-i Temennâyî" diye yazılmıştır. XVII. yüzyılın başında müderris ve şair Temennâyî Bayram Efendi de mahlasını oturduğu bu mahalleden almıştır. Bu iki Temennâyî, mahallenin adını taşır; mahalleye adını veren ise Ali Çelebi'dir.

Kaynakların Durumu

Amasya Tarihi'nin iki cildi mahalleye adını veren şairi farklı tanıtır. Sekizinci ciltteki madde onu Şirazlı Ali Çelebi olarak, Şâdgeldi Paşa'nın son yıllarında gelmiş bir saray şairi diye anlatır ve mahallenin "813 tarihinden itibaren" onun adıyla anıldığını söyler. Birinci ciltteki mahalleler listesi ise mahallenin adını "Amasya'da şehzadeler meddahlarından ve İran şairlerinden" Temennâ-yı Nîsâbûrî'nin burada, Fethiye Bahçesi'nde oturmasına bağlar ve bu adın 820 (1417) yılından beri kayıtlarda geçtiğini yazar. Şiraz ile Nişabur ayrı şehirlerdir; iki tarih arasında da yedi yıl fark vardır. İki kaydın aynı kişiyi anlattığı açıktır, ama hangisinin doğru olduğunu gösterecek başka bir kaynak bulunamamıştır. Birinci kaydın "şehzadeler meddahı" nitelemesi, Temennâyî'nin Çelebi Mehmed'in Amasya'daki şehzadelik yıllarında da sarayda bulunduğunu düşündürür.

Hüsameddin'in maddenin sonuna eklediği not, aynı mahlası taşıyan "meşhur mülhid" Temennâyî ile karıştırılma tehlikesine karşı yazılmıştır. Yazar burada bir belgeye dayanmaz, bir akıl yürütme yapar: Amasya'nın ulemasıyla iç içe yaşamış ve adı bir mahalleye verilmiş biri dinsizlikle anılamazdı. Mülhid diye bilinen Temennâyî'nin kim olduğunu Hüsameddin açıklamaz; bu kişi hakkında güvenilir bir kaynağa da ulaşılamamıştır. Bu yüzden iki adın gerçekten ayrı kişiler olup olmadığı, Hüsameddin'in kanaatinden öteye taşınamıyor.

Şiiri

Kasideler Şâdgeldi Paşa'ya ve Ahmed Paşa'ya sunulmuş, yarış Yârî ile Farsça şiirde yapılmıştır; Hüsameddin'in verdiği bu bilgilere bakılırsa şiirlerinin en azından bir kısmı Farsçaydı. Ne kasidelerden ne de atışmalardan tek bir beyit aktarılmıştır ve Temennâyî Ali Çelebi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. "Şâ'ir, edîb, zarîf, mizâc-gîr olduğu anlaşılır" cümlesindeki "anlaşılır" sözü de Hüsameddin'in onu doğrudan tanıtan bir kaynaktan çok dolaylı kayıtlardan yola çıktığını ele verir.

Kronoloji

783 (1381) öncesi: Hacı Şâdgeldi Paşa'nın son yıllarında Amasya'ya gelir.

813 (1410-11): Sekizinci cilde göre oturduğu mahalle onun adıyla anılmaya başlar.

818 (1415): Amasya depreminin ardından dostu Yârî Ali Çelebi ölür.

820 (1417-18): Birinci cilde göre mahallenin adı kayıtlarda bu yıldan beri geçer; Temennâyî bu yıldan bir süre sonra ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar