Kadı Burhaneddin Ahmed, ortaçağ Anadolu'sunun siyaset ve edebiyat tarihinde yan yana anılması en zor görünen iki kimliği tek hayatta birleştirmiş bir isimdir. Kayseri'de bir kadı ailesinin çocuğu olarak doğmuş, Şam ve Kahire'de medrese eğitimi görmüş, Eretnaoğulları Beyliği'nde önce kadılık, sonra vezirlik yapmış, 1381'de beyliğin yerine kendi adıyla anılan bir devlet kurmuştur. On yedi yıl kadar süren hükümdarlığı sırasında Osmanlılarla, Karamanoğullarıyla, Memlüklerle, Akkoyunlularla ve Timur'la uğraşmış, bir yandan da Türkçe yazılmış en eski büyük divanlardan birini bırakmıştır. Amasya bu hikâyenin dışında kalmaz. Şehrin kuzey Anadolu'daki hâkimi Hacı Şadgeldi, Kadı Burhaneddin'in sultanlığa giden yolunda karşısına çıkan en güçlü rakipti ve Amasya, onun saltanatı boyunca el değiştirmeye devam eden, sınırların çekişildiği bir merkez olarak kaldı.
Kayseri'de Bir Kadı Ailesi
Kadı Burhaneddin, 3 Ramazan 745'te (8 Ocak 1345) Kayseri'de doğdu. Asıl adı Ahmed'dir; Burhaneddin lakabı ve kadılık unvanı sonradan ona yapışmıştır. Babası Şemseddin Muhammed dönemin Kayseri kadısıydı. Aile, on üçüncü yüzyılın başlarında Harezm'den Anadolu'ya göç edip önce Kastamonu'ya, sonra Kayseri'ye yerleşen Oğuzların Salur boyuna dayandırılır. Hayatını ve hükümdarlık yıllarını Farsça olarak yazan çağdaşı Azîz b. Erdeşîr Esterâbâdî, adı bilinen bütün atalarının kadı ve âlim olduğunu kaydeder. Annesi, Anadolu Selçuklularının nüfuzlu devlet adamlarından Celâleddin Mahmud Müstevfî'nin oğlu Abdullah Çelebi'nin kızıdır ve Sultan II. Gıyâseddin Keyhusrev'le akrabalığı vardır. Genç Ahmed böylece hem ilim hem devlet geleneği olan bir çevrede yetişti.
Öğrenimine dört yaşında babasının gözetiminde başladı. Arapça ve Farsçanın yanında lügat, sarf, nahiv, hat, aruz, hesap ve mantık okudu; ata binmek, kılıç kullanmak, ok atmak gibi uğraşlarda da çalıştığı belirtilir. 1356'da babasıyla Dımaşk'a, iki yıl sonra Kahire'ye gitti. Kimi anlatımlar Mısır yolculuğunu on dört yaşına denk getirir. Kahire'de fıkıh, ferâiz, hadis ve tefsir okudu; dört mezhebin hükümlerine de bu yıllarda vâkıf olduğu aktarılır. 1362'de akıl ve nakil ilimlerinde çağının önderi sayılan Kutbüddin er-Râzî'nin derslerine katılmak için yeniden Dımaşk'a geçti ve onun yanında bir buçuk yıl kadar riyâzî ilimler ve ilâhiyat okudu. On dokuz yaşında Dımaşk'tan hacca gitti. Dönüşte babası Kuzey Suriye'deki Maarre'de vefat edince Halep'te bir yıl kadar kalıp ilim faaliyetini sürdürdü. Genç yaşta ulaştığı bu bilgi birikimi, Anadolu'ya döndüğünde onu bir beyliğin kadılık makamına taşıyacak sermayeyi oluşturdu.
Eretnaoğulları Beyliği ve Amasya
Burhaneddin'in yükseldiği siyasî zemin, 1335'te İlhanlı Devleti'nin dağılmasıyla Anadolu'da boşalan otoritenin yerine geçen Eretnaoğulları Beyliği'ydi. Kurucusu Alâeddin Eretna, aslen Uygur Türklerinden olup İlhanlı ordusuyla birlikte Anadolu'ya gelen noyanlardandı. Önce İlhanlı valilerinin vekili olarak Aksaray, Niğde, Kayseri ve Sivas'ı yönetti, 1341'de Memlüklerle bağını keserek bağımsızlığını ilân etti. Önce Sivas, sonra Kayseri merkez olmak üzere kendi adına hutbe okutup sikke kestirdi. Beylik, Konya ve Ankara yöresinden Erzurum'a, Samsun'dan Malatya'nın kuzeyine uzanan geniş bir alanda yarım yüzyılı aşkın süre ayakta kaldı ve siyasî, askerî, idarî teşkilâtta Selçuklu ile İlhanlı usullerini sürdürdü.
Amasya, bu beyliğin sınırları içinde yer alıyordu, ancak merkezî yönetimin zayıfladığı dönemlerde fiilen ayrı bir güç merkezine dönüştü. Şehrin tarihine bakıldığında Danişmendlilerden Anadolu Selçuklularına, oradan Moğol valilerine, sonra da Sivas'ta oturan Eretna ve halefleri idaresine geçtiği görülür. Eretnaoğlu Ali Bey'i yenen emir Hacı Şadgeldi şehri ele geçirdi. Böylece Amasya, Kadı Burhaneddin'in rakiplerinden birinin üssü hâline geldi.
Kayseri Kadılığından Vezirliğe
Burhaneddin 1364'te Kayseri'ye döndüğünde şehir Eretnaoğlu Gıyâseddin Mehmed Bey'in yönetimindeydi. Babasının eski görevine geçmekte bir miktar güçlük yaşadığı, ancak Mehmed Bey'in onu şehrin kadılığına tayin ettiği ve kızını ona verdiği bilinir. Hükümdarın yakın danışmanlarından biri hâline geldi. Kadılığı sırasında adaleti uygulama konusunda gösterdiği çaba, vakıf gelirlerini koruması ve bu gelirlerin amaç dışı kullanılmasını önlemesi kaynaklarda özellikle vurgulanır.
Ekim 1365'te Mehmed Bey'in, kendi emirlerinden Hacı Şadgeldi, Hacı İbrâhim ve Kılıcarslan tarafından Sivas'ta öldürülmesi beyliği derin bir kargaşaya sürükledi. Kadı Burhaneddin'in bu olayda payı olup olmadığı tartışmalıdır; kendisinden şüphelenildiği, ancak rolünün kesin olarak belirlenemediği söylenir. Beyliğin başına, Mehmed Bey'in on üç yaşındaki oğlu Alâeddin Ali Bey geçirildi. Ali Bey'in kabiliyetsizliği yüzünden devlet otoritesi çabucak çözüldü ve emirler birer vilâyette kendi başlarına hareket etmeye başladı. Hacı Şadgeldi Amasya'da, Mutahharten Erzincan'da, Tâceddin Niksar'da, Hacı İbrâhim Sivas'ta, Şeyh Necib Tokat'ta, Kılıcarslan Şarkîkarahisar'da bağımsız birer güç gibi davrandı; yalnızca Kayseri'deki emirler Ali Bey'e şeklen bağlı kaldı. Türkmen ve Moğol oymaklarının akınları arttı, halkın bir bölümü Halep'e, Antep'e ve Batı Anadolu'ya göç etti.
Bu çözülmenin ortasında 1375'te Karamanoğlu Alâeddin Bey Kayseri'yi ele geçirdi ve Ali Bey Sivas'a kaçtı. Kadı Burhaneddin önce şehrin yakınındaki çiftliğinde inzivaya çekildi, ancak bazı devlet adamlarının desteğiyle Kayseri'yi Karamanoğullarından geri aldı. Bu olay, kadılığının yanında iyi bir komutan ve siyasetçi olduğunu da ortaya koydu. Ali Bey de 1378'de onu vezirliğe getirdi. Burhaneddin vezirlikte beyliğin idaresini tamamen kendi denetimine almaya çalıştı; bu durum Ali Bey'i rahatsız etti ve nüfuzunu kırmak istedi, ancak mücadeleyi kazanan Burhaneddin idarî ve askerî yetkileri de eline geçirdi, kendisine "melikü'l-ümerâ" unvanı verildi. Vezirliği döneminde Moğol ve Türkmen saldırıları bastırıldı, merkezî otorite bir süre için toparlandı. Ali Bey onun tavsiyesine uyarak Amasya, Develi Karahisar, Niğde, Aksaray, Niksar ve Erzincan üzerine seferler düzenledi; ancak Burhaneddin'in çizdiği siyasetin esaslarına uymadığı için bu seferlerden sonuç alınamadı. Ali Bey, ikinci Amasya seferi sırasında vebaya yakalanıp öldü. Ölüm tarihi TDV'ye göre 1380'dir; kimi anlatımlarda 1381 olarak geçer.
Naiplikten Saltanata
Ali Bey'in yerine yedi yaşındaki oğlu II. Mehmed tahta çıkarıldı. Halk meclisi önce Kadı Burhaneddin'i naip olarak görmek istedi, ancak o çekinince görev, Selçuklu hanedanından gelen Türkmen beyi Kılıcarslan'a verildi. Kılıcarslan'ın idaresinden memnun olmayanlar Burhaneddin'i tam yetkiyle devletin başına geçirmeyi düşünmeye başladı. Bu sırada Kılıcarslan, Ali Bey'in dul eşiyle evlenmişti ve Burhaneddin, onun kendisine suikast hazırladığını öğrendi. Erken davranıp Kılıcarslan'ı öldürdü (14 Zilkade 782 / 9 Şubat 1381). Toplanan halk meclisi onu haklı buldu ve küçük hükümdarın naipliğine getirdi. Bu, beylik içinde fiilî iktidarın artık tek elde toplandığı andır.
Bundan sonrası hızlı gelişti. Sivas'ta hükümdarlığını ilân etti, adına hutbe okutup para bastırdı ve Anadolu, Suriye ile Irak'taki sultan ve emirlere elçiler göndererek tahta çıktığını bildirdi. İslâm dünyasındaki geleneğe uygun bu bildirim, yeni devletin tanınma çabasının ilk adımıydı. Eretna ailesinden kendisine karşı çıkabilecek kimseleri ortadan kaldırdı. Ülkede istikrar sağlayıp yönetimi tamamen eline alıncaya kadar barış siyaseti izledi, hâkimiyet alanını genişletmek için sefere çıkmadı ve komşu beyliklerle iyi geçindi. Eretnaoğulları Beyliği böylece sona erdi; yerini Sivas ve Kayseri merkezli, tarihe Kadı Burhaneddin Devleti olarak geçen yeni bir siyasî yapı aldı.
Amasya Emiri Hacı Şadgeldi ile Mücadele
Kadı Burhaneddin'in karşısındaki en ciddi rakip, Amasya'nın hâkimi Hacı Şadgeldi'ydi. Şadgeldi, Eretna emirlerinin deneyimli simalarındandı. 1365'te Mehmed Bey'i öldürenler arasında adı geçer; Ali Bey döneminde de Amasya'yı merkez edinerek kendi başına hareket etti ve Ali Bey'i yenerek şehri eline geçirdi. İki adamın, Orta Anadolu'nun kuzeyine hâkim olma çabası kaçınılmaz bir çatışmaya yol açtı. Ali Bey'in ölümünden sonra yerel güç dengesi tamamen değişmişti ve Şadgeldi, Burhaneddin'in yönetimi altında toplanmaya direnen emirlerin başında geliyordu.
1381 sonbaharında Kadı Burhaneddin Amasya emirinin üzerine yürüdü. Şadgeldi yenildi ve savaşta öldü. Bu zafer, ardından gelen sultanlık ilanını mümkün kılan dönüm noktalarından biri oldu. Eski anlatımlarda çarpışmanın Danişmendiye köyü önünde olduğu yazılır; bu yer adı başvurulan ansiklopedi maddelerinde geçmediği için doğrulanamamıştır. Aynı şekilde, savaşın ayrıntıları ve Şadgeldi'nin ölüm biçimi hakkında geniş bilgi bulunmaz; kaynaklar olayı kısa bir cümleyle aktarır ve Burhaneddin'in rakibini ortadan kaldırdığını söyler.
Ne var ki Amasya, onun eline kolayca geçmedi. Şadgeldi'nin ölümünden sonra kentteki yönetim oğlu Ahmed Bey'e kaldı ve Ahmed, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid'in desteğini alarak şehri Kadı Burhaneddin'e karşı savundu. 1382'de Kadı Burhaneddin Tokat'ı kuşatmıştı. Aynı yılın yazında yeniden kuşattığında kale muhafızı Moğollarla anlaşarak onu zor durumda bıraktı; Amasya emiri de sözünde durmayıp ona karşı harekete geçince Burhaneddin'in ordusu bozguna uğrayıp dağıldı. Dulkadırlı Halil Bey'in ve dağılan emirlerin kendisine katılmasıyla toparlandı ve Sivas'a döndü.
1383'te Sivas'taki bazı beylerin düzenlediği bir komplodan kurtuldu. Babası Şadgeldi'nin intikamını almak isteyen Ahmed Bey, kayınpederi Candaroğlu Kötürüm Bayezid'in desteğiyle harekete geçti, ama Burhaneddin onu bozguna uğrattı (1383-84). Ardından Dulkadıroğullarıyla iş birliği yaptı, düzenli askerî birlikler kurdu ve Sivas'tan Akdeniz'e uzanan bölgedeki Türkmenleri itaat altına aldı. Kız kardeşini Tokat Kalesi'nin beyiyle evlendirdi; bu bağın sağladığı destekle Amasya üzerine yürüdü ve Amasya emirini üst üste yenilgiye uğrattı (1384). Aynı yıl Candaroğlu Kötürüm Bayezid, Osmanlı Sultanı I. Murad'ın sefer hazırlığını haber alınca Burhaneddin'e dostluk teklif etti; ancak samimi olmadığı anlaşılınca hem güçlü bir müttefiki hem de tahtını kaybetti.
Sultanlık Yılları: Komşularla ve Timur'la
Kadı Burhaneddin'in on yedi yıllık sultanlığı, tek bir cepheye sığmayan bir savunma mücadelesidir. TDV'ye göre naiplik dönemi hariç on yedi yıl hüküm sürmüştür; naiplik yıllarıyla birlikte sayanlar on sekiz yıldan söz eder. 1387'de Kösedağ'dayken Sivas halkının ayaklandığını öğrendi ve komutanlarından birini göndererek isyanı bastırdı. 1388'de Memlük kuvvetleri Sivas'ı kırk gün boyunca kuşattı. Ertesi yıl, rakiplerini kendisine karşı kışkırttığı için Kayseri emiri Cüneyd üzerine yürüyüp Develi Kalesi'ni kuşattı; Cüneyd kaleyi teslim ederek itaatini bildirdi. Osmanlılara bağlanan Tâceddinoğullarına karşı da seferler düzenledi.
Osmanlılarla ilişkisi, 1389'daki Kosova Savaşı'na kadar iyi seyretti. Bu tarihten sonra Kırşehir'i ele geçirerek mücadeleye girişti. I. Bayezid'in Anadolu'da siyasî birliği kurma çabası, Candaroğulları ile Kadı Burhaneddin Devleti'ni ittifaka sürükledi. Bayezid 1391'de Candaroğlu II. Süleyman Paşa üzerine yürüdü ama müttefiki Kadı Burhaneddin'in kuvvetleri karşısında başarılı olamadı. Ertesi yıl yeniden Candaroğulları topraklarına girip Osmancık'ı aldı, fakat Çorumlu'da Kadı Burhaneddin'e yenilip geri çekildi (1392). Kimi anlatımlarda bu çarpışmanın Çorum yakınlarında Kırkdilim mevkiinde olduğu ve Osmanlı öncü kuvvetlerine komuta eden Bayezid'in oğlu Şehzade Ertuğrul'un burada öldüğü yazılır. Bu başarıdan cesaret alan Burhaneddin Sivrihisar ve Ankara'ya saldırdı. 1393'te Tâceddinoğulları, Taşanoğulları ve Bafra hâkimi Osmanlılara bağlandı. Aynı yıl Moğol beyleri onu Osmanlı topraklarına saldırmaya teşvik etti, ancak devlet erkânı bu teklifi kabul etmedi. Osmanlıların Yeşilırmak havzasına hâkim olmasından rahatsız olan Burhaneddin, onların güneye inmesini önlemek için bazı tedbirler aldı.
Ekim 1393'te Tikrît'i alan Timur, Burhaneddin'e ve Anadolu'daki öteki beylere mektup yazarak itaat istedi. Burhaneddin teklifi reddetti ve mektubun birer örneğini Memlük Sultanı Berkuk'a ve I. Bayezid'e gönderdi. Bayezid, Berkuk, Altın Orda Hanı Toktamış ve Burhaneddin Timur'a karşı bir ittifak kurdu. Timur 1394'ün başında Anadolu'ya girip Erzurum'a kadar ilerledi, ardından ani bir kararla geri döndü. Tehdidin geçici olarak uzaklaşması üzerine Burhaneddin, kendi topraklarına saldıran Amasya emiri Ahmed Bey üzerine yürüdü ve bölgeyi yakıp yıktı. Timur onun bu faaliyetlerinden haberdardı ve Bayezid'e yazdığı mektupta Memlük sultanıyla iş birliği yapan Burhaneddin'i cezalandıracağını bildirmişti. Burhaneddin'in bu tehditleri umursamadığı, divanındaki bir şiirden anlaşılır.
Kimi rakibi bastırmak, kimi komşuyu yoluna getirmek zorunda kaldığı bu yıllarda kazanımlar kalıcı olmadı. Karamanoğulları, Erzincan Emirliği, Amasya Emirliği ve kuzey Anadolu'daki Türkmen beyliklerinde nüfuz kurmayı başardı, fakat bu beylikler eski hâllerini yeniden kazanmak için Berkuk, Bayezid ve Timur'la iş birliğine gitti. Osmanlılar da Memlüklerle anlaştı. Erzincan'ın Pulur Sahrası'nda Mutahharten'e yenilmesi (Ekim 1395), Berkuk'un Türkmen beylerinden Umuroğlu İbrâhim aracılığıyla Dulkadırlı Halil Bey'i öldürtmesi ve Malatya nâibi Mintaş'ı koruması yüzünden Memlüklerle yeniden düşman olması bu dönemin başlıca olaylarıdır. Berkuk, Yelboğa komutasında bir birliği Sivas'a gönderdi; Yelboğa bir süre kuşatıp geri döndü. Burhaneddin ile Memlükler arasındaki bu düşmanlık, Timur'un Ortadoğu'ya gelmesiyle dostluğa dönüştü.
Amasya'nın Osmanlıya Geçişi
Burhaneddin'in devleti, Amasya'nın kaderi bakımından da belirleyici bir çerçeve oluşturur. Şadgeldi'nin oğlu Ahmed Bey'in Bayezid'e yaslanması, Osmanlı etkisinin Yeşilırmak havzasına girmesinde rol oynamıştır. Amasya'nın Osmanlı topraklarına katılış tarihi kaynaklarda ayrışır. Bir anlatım, Bayezid'in 1393'te Amasya, Merzifon, Turhal ve Tokat kalelerini fethettiğini ve bölgeye oğlu Çelebi Mehmed'i vali tayin ettiğini, bu sayede bir barış dengesi kurulduğunu söyler. TDV'nin Amasya maddesi ise Bayezid'in, Kadı Burhaneddin'e yenilmiş olsa da yeniden giriştiği mücadele sonunda Amasya'yı 1398'de Osmanlı topraklarına kattığını ve idaresini oğlu Çelebi Mehmed'e bıraktığını yazar. Bu çelişki, Burhaneddin'in sağlığında Amasya'nın defalarca el değiştirmiş olmasıyla açıklanabilir, ancak kesin bir tarihlendirme yapılamamıştır.
Sonrası bilinen bir hikâyedir. Çelebi Mehmed, 1402 Ankara Savaşı'ndan sonra kuvvetleriyle Amasya'ya çekildi ve kardeşleri İsa ile Süleyman'a karşı şehri hareket üssü olarak kullandı. Şehir, on altıncı yüzyıl ortalarına kadar Osmanlı şehzadelerinin idarî tecrübe kazanmak için gönderildiği başlıca merkezlerden biri oldu. Kadı Burhaneddin'in rakibi Şadgeldi'nin üssü olan Amasya'nın sonradan şehzade sancağı olması, bu bölgedeki hâkimiyet mücadelesinin ne kadar uzun sürdüğünü gösterir.
Akkoyunlularla Son Savaş
Akkoyunlularla ilişki daha vezirlik yıllarında başlamıştı. Mutahharten tarafından yenilen Akkoyunlu beyleri Ahmed Bey ile kardeşi Hüseyin Bey Burhaneddin'e sığındılar, onunla birlikte Amasya ve Erzincan seferlerine katıldılar (1394). Burhaneddin Erzincan'dan Bayburt'a uzanan toprakları onlara dirlik olarak verdi. Kutlu Bey'in oğlu Karayülük Osman da onun hizmetine girmişti.
İlişkiyi bozan olay, Burhaneddin'in yeğeni ve Kayseri valisi Şeyh Müeyyed'i, Karayülük Osman'ın ricasına rağmen öldürtmesi oldu (1396). Kimi kaynaklar Şeyh Müeyyed'in kendisine isyan ettiğini yazar. Daha sonra Karayülük sürüleri için bir yaylak istedi; Burhaneddin ancak sonbahara kadar yaylak verebileceğini söyleyince Karayülük öfkelenip ülkesine dönmeye karar verdi. Burhaneddin onun bu tavrından rahatsız olup takibe koyuldu. Sarp dağlara çekilen Karayülük ani bir baskınla Burhaneddin'i yendi ve esir aldı (1398).
Karayülük, esir sultanı yanında olduğu hâlde Sivas önlerine geldi ve şehrin teslimini istedi, ancak halk razı olmadı. Burhaneddin serbest bırakılması hâlinde Kayseri ve çevresini Akkoyunlulara bırakabileceğini söyledi; Karayülük teklifi kabul etmedi ve Sivas surlarının önünde onun başını kestirdi (muhtemelen Zilkade 800 / Temmuz 1398). Sivas eşrafı ve emirler, Burhaneddin'in hayatta kalan tek oğlu, Kayseri valisi Alâeddin Ali Çelebi'yi tahta çıkardı. Kara Tatarlardan istenen yardım Akkoyunlu kuvvetleri karşısında yenildi. Sivaslılar bu kez Bayezid'e başvurdu; Bayezid oğlu Süleyman Çelebi'yi gönderdi, Süleyman Karayülük Osman'ı yendi. Tokat, Niksar ve Kayseri de Osmanlı hâkimiyetine geçti ve Kadı Burhaneddin Devleti sona erdi. Osmanlı kaynaklarında Zeynelâbidîn adıyla geçen Alâeddin Ali Çelebi eniştesi Dulkadıroğlu Nasreddin Mehmed Bey'in yanına gitti, sonra Osmanlı hizmetine girdi, II. Murad döneminde Karamanoğulları üzerine yapılan sefere katıldı ve 1442'de öldü.
Hükümdarın Kişiliği ve İdaresi
Kaynaklar onu sağlam karakterli, yetenekli, âdil, zeki, âlimleri koruyan, iyi bir asker ve cesur bir hükümdar olarak tanıtır. Timur'un kendisinden çekindiği hükümdarlar arasında anılır. İçinde bulunduğu şartlar yüzünden devletin askerî ve mülkî yetkilerini kendi elinde toplamıştı. Seferlerle ele geçirdiği yerlerde imar faaliyetine girişir, ekonomiyi canlandıracak tedbirler alırdı; yolların güvenliğine büyük önem verir, yeni vergi koymaktan çekinirdi. Esterâbâdî'nin kendi adına yazdığı Bezm ü Rezm, onun emriyle kaleme alınmış özel bir tarih niteliğindedir ve dönemin başlıca kaynaklarından biridir.
Divan ve Eserleri
Kadı Burhaneddin'in edebiyat tarihindeki yeri, siyasî başarısından daha az tartışmalıdır. On dördüncü yüzyıl Türk edebiyatının gelişmesine önemli katkıları olan bir şairdir, ancak Osmanlı sınırları dışında yaşadığı için Osmanlı kaynaklarında çok az yer bulmuştur. Taşköprizâde, Hoca Sâdeddin Efendi ve Kâtib Çelebi onun tanınmış bir şair olduğunu söylemekle yetinir; Osmanlı tezkire yazarları ise ondan hiç söz etmez. Eski Anadolu Türkçesinin Âzerî sahasına dahil edilen dili, divanı dönemin dil malzemesini günümüze ulaştıran sayılı eserlerden biri hâline getirir.
Divanın bilinen tek nüshası, İstanbul'daki İngiliz Büyükelçiliği'nde çalışan Thomas Fiott Hughes'in kitapları arasında Londra'ya götürülmüş ve British Museum'da korunmaktadır. Nüsha, hattatlarından Halîl b. Ahmed tarafından 796'da (1393-94) istinsah edilmiş, harekeli, Selçuklu neshiyle yazılmıştır; başı tezhiplidir, sayfaları cetvellidir. TDV'ye göre divan 1300'ün üzerinde gazel, yirmi rubâî ve 115 tuyuğ içerir; başka sayımlarda gazel sayısı 1500'e, tuyuğ sayısı 119'a çıkar. Şiirler klasik tertibe göre düzenlenmemiş, büyük olasılıkla yazılış sırasıyla dizilmiştir. Burhaneddin şiirlerinde mahlas kullanmamış, kaside yazmamıştır. Divan üzerindeki ilk çalışma 1895'te Rus şarkiyatçı P. Melioransky'den gelmiş, yirmi rubâî ve on iki tuyuğ Rusçaya çevrilmiştir. Daha sonra E. J. W. Gibb şairin edebî kişiliği üzerinde durmuş, F. F. Godsell dört gazel ile rubâî ve tuyuğların tamamını Cenab Şahabeddin'in yazısıyla birlikte yayımlamıştır (İstanbul 1922). Divanın tıpkıbasımı Türk Dil Kurumu tarafından (1944), bilimsel neşri Muharrem Ergin tarafından (1980) yapılmıştır; Ali Alparslan'ın seçmeleri 1977'de Ankara'da çıkmıştır.
Burhaneddin'in şiirinde sevgilinin saç, kaş, kirpik, göz, yüz, ağız gibi güzellik unsurları sürekli yer alır; neredeyse her şiirine bu unsurlarla başlar. Edebî sanatlardan teşbih, tevriye ve cinası sever. Gazelleri içten ve âşıkânedir, ama hayatının mücadelelerle geçtiğini de yansıtır; savaşçı ve haşin bir tavır dikkat çeker. "Sûfîlerin dileği mihrâb namaz / Er kişinin arzusı meydan olur" beyti bu tavrın örneği olarak anılır. İran mitolojisinden astrolojiye, gramerden musikiye ve tasavvufa uzanan geniş bir terim dağarcığını şiirine yerleştirmiştir. Dünyevî konulara daha çok rağbet etmiş, dinî konulara az yer vermiştir. Tasavvufî gazelleri de vardır ve gayb, şühûd, cezbe, tecellî, cem' gibi terimleri yerinde kullanır. Sûfî olmamakla birlikte tasavvufa yabancı da değildi; İbnü'l-Arabî'nin bizzat kendi eliyle yazdığı bir Fusûsü'l-hikem nüshasını okuyup etkilendiği, sûfîlere saygı gösterdiği kaydedilir.
Enverî, Hâfız-ı Şîrâzî ve Ömer Hayyâm gibi İranlı şairlerin etkisinde kaldığı bilinen Burhaneddin'in aruzu iyi kullanamadığı belirtilir. Bu kusur, dönemin Türk şairlerinin genelinde görülür. Asker ve devlet adamı kimliği ön planda olan bir şairin, vakit bulabildikçe şiir yazdığı da göz önünde tutulmalıdır. Tuyuğ, Türk şiirinin eski bir nazım biçimidir ve Burhaneddin bu biçimin Anadolu'ya taşınmasında köprü görevi görmüş, eski tuyuğ anlayışındaki hikmeti tasavvufî gelenekle birleştirmiştir. Türkçenin yanı sıra Farsça ve Arapça şiirler de yazmıştır; İksîrü's-saâdât adlı eserinin sonunda üç Arapça şiiri yer alır. Azerbaycan'da Kadı Burhaneddin, modern Azerbaycan edebiyatının kurucuları arasında sayılır; Azerbaycan Bakanlar Kurulu 2019'da eserlerini kamu malı ilan etmiştir.
Telif eserleri arasında iki önemli kitap bulunur. İksîrü's-saâdât fî esrâri'l-ibâdât, ibadetlerin hikmetleri üzerine olup 798'de (1395-96) tamamlanmıştır ve yazarın akıl ve nakil ilimlerindeki birikimini gösterir. Tercîhu't-Tavzîh, Sadrüşşerîa'nın et-Tavzîh adlı eserini eleştiren Teftâzânî'nin et-Telvîh'ine yazılmış bir haşiyedir; Burhaneddin bu eserin yazımına 10 Şaban 798'de (19 Mayıs 1396) başlamış, 4 Şaban 799'da (3 Mayıs 1397) bitirmiştir. Bir sultanın sefer yıllarında hem şiir yazıp hem usul-i fıkıh haşiyesi tamamlaması, onun âlim kimliğini hiç bırakmadığının göstergesidir.
Mezarı ve Anısı
Kabrinin yeri hakkında kaynaklarda yeterli bilgi yoktur. Sivas'ta Kadı Burhaneddin Türbesi denilen yere gömüldüğü sanılır. Sivas halkı tarafından hâlâ ziyaret edilen bu yapı TDV maddesinin yazıldığı sırada harap durumdaydı ve mezar taşları Gökmedrese'de muhafaza ediliyordu. Bugünkü türbe, 1965'te dönemin Sivas valisi Vefik Kitapçıgil tarafından yaptırılmıştır; kesme taştan, dört sütun üzerinde tek kubbeli, baldaken tarzında bir yapıdır. Yöre anlatılarına göre mahalle sakinleri huzursuz evliliklerde eşlerin ayrılmadan önce türbeye gelip dua ettiğini söyler; türbenin duvarla kapatıldığı, ancak bunun hoş karşılanmadığı kanaatiyle duvarların yeniden kaldırıldığı da anlatılır. Bu rivayetlerin belgesi yoktur.
Kronoloji
1345: Kayseri'de doğdu (8 Ocak).
1356-1358: Babasıyla Dımaşk'a, ardından Kahire'ye gitti.
1362: Dımaşk'ta Kutbüddin er-Râzî'nin derslerine devam etti.
1364-1365: Kayseri'ye döndü, Eretnaoğlu Mehmed Bey tarafından şehrin kadılığına getirildi.
Ekim 1365: Mehmed Bey, emirleri Hacı Şadgeldi, Hacı İbrâhim ve Kılıcarslan tarafından öldürüldü.
1375: Karamanoğlu Alâeddin Bey Kayseri'yi aldı, Burhaneddin şehri geri aldı.
1378: Alâeddin Ali Bey tarafından vezirliğe getirildi.
1380: Ali Bey, Amasya seferi sırasında veba salgınında öldü (kimi kaynaklarda 1381).
9 Şubat 1381: Naip Kılıcarslan'ı öldürdü, küçük hükümdarın naibi oldu.
1381 sonbaharı: Amasya emiri Hacı Şadgeldi'yi yendi; Sivas'ta sultanlığını ilân etti.
1382: Tokat kuşatmaları; Amasya emirinin saldırısıyla ordusu dağıldı.
1383-1384: Şadgeldi'nin oğlu Ahmed Bey'i yendi; Amasya'ya karşı seferler düzenledi.
1388: Memlük kuvvetleri Sivas'ı kırk gün kuşattı.
1389: Develi Kalesi'ni kuşattı; Kosova Savaşı sonrasında Osmanlılara karşı harekete geçti.
1392: Çorumlu'da I. Bayezid'in öncü kuvvetlerini yendi.
1393-1394: Timur'un çağrısı reddedildi; Bayezid, Berkuk ve Toktamış'la ittifak kuruldu; Amasya emiri Ahmed Bey üzerine sefer yapıldı.
Ekim 1395: Erzincan'da Pulur Sahrası'nda Mutahharten'e yenildi.
1396: Yeğeni Şeyh Müeyyed'i öldürttü; Karayülük Osman'la arası bozuldu.
Temmuz 1398: Karayülük Osman'a esir düştü ve Sivas surları önünde öldürüldü; devleti Osmanlı hâkimiyetine geçti.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Muharrem Ergin (nşr.), Kadı Burhaneddin Divanı, İstanbul 1980.
- Ali Alparslan, Kadı Burhaneddin Divanı'ndan Seçmeler, Ankara 1977.
Akademik çalışmalar
- İsmail Hakkı Uzunçarşılı, "Sivas ve Kayseri Hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmed", Belleten XXXII/126 (1968), s. 191-245.
Diğer kaynaklar
- Abdülkerim Özaydın, "Kadı Burhâneddin", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 24, İstanbul 2001, s. 74-77. islamansiklopedisi.org.tr
- Hatice Tören, "Kadı Burhâneddin (Edebî ve Tasavvufî Şahsiyeti)", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 24, İstanbul 2001, s. 75-76. islamansiklopedisi.org.tr
- Kemal Göde, "Eretnaoğulları", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 11, İstanbul 1995. islamansiklopedisi.org.tr
- "Amasya", TDV İslâm Ansiklopedisi (tarih ve şehzade sancağı bölümleri). islamansiklopedisi.org.tr
- Azîz b. Erdeşîr Esterâbâdî, Bezm ü Rezm (nşr. Kilisli Muallim Rifat, İstanbul 1928; trc. Mürsel Öztürk, Ankara 1990).
- Yaşar Yücel, Kadı Burhaneddin Ahmed ve Devleti (1344-1398), Ankara 1970.
- "Kadı Burhâneddin", Vikipedi (yardımcı kaynak). tr.wikipedia.org









