Pervâne Bey Malikânesi'nin geliri, Lâdikli Seyyid Hamdî Mehmed Efendi'nin ailesinde babadan oğula, oğuldan torunlara geçti. Hamdî Mehmed bu zincirin ortasında duran, malikâneyi babasından devralıp ders veren ve vaaz kürsüsünde konuşan bir âlimdi; 1207 (1792-93) yılında öldü. Lakabı "Müftüzâde"dir ve babası es-Seyyid Ali Efendi'nin bir müftü olduğunu düşündürür, ancak babanın nerede müftülük yaptığı yazılmaz. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ndeki kısa madde, onu ulemâdan bir şair ve güzel konuşan biri diye anar. Maddenin büyük kısmı ise onun kendi hayatından çok, malikânenin oğullarına ve torunlarına nasıl geçtiğini anlatır.

Maddenin Metni

Lâdiklidir. Es-Seyyid Ali Efendi mahdûmu olup pederinin irtihâlinde Pervâne Bey Malikânesi mutasarrıfı olarak ders-i âm oldu. Sultân Mehmed Hân-ı Râbi câmi-i şerîfinde tedrîs ve tezkîre mülâzemet ederek 1207'de vefât etdi. Ulemâdan şâir, mütekellim bir zât idi.
Mahdûmları es-Seyyid Ali, Hüseyin, Mehmed, Emrullah Efendiler malikâne mutasarrıfı oldular. Bunlardan es-Seyyid Mehmed Efendi 1222'de ve es-Seyyid Hüseyin Efendi 1223'te ve bunun mahdûmu es-Seyyid Mehmed Çelebi 1224'de vefât edib es-Seyyid Ali Efendizâde es-Seyyid Süleyman Efendi ile es-Seyyid Emrullah Efendizâde es-Seyyid Hüseyin Abdülkerîm Efendiler mutasarrıf-ı mâlikâne oldular.

Bugünkü dille: Lâdiklidir. Seyyid Ali Efendi'nin oğludur; babası ölünce Pervâne Bey Malikânesi'nin sahibi olarak ders-i âm oldu. Sultan IV. Mehmed'in camisinde ders vermeye ve vaaz etmeye devam ederek 1207'de öldü. Ulemâdan, şair ve güzel konuşan bir zattı. Oğulları Seyyid Ali, Hüseyin, Mehmed ve Emrullah efendiler malikânenin sahibi oldular. Bunlardan Seyyid Mehmed Efendi 1222'de, Seyyid Hüseyin Efendi 1223'te, onun oğlu Seyyid Mehmed Çelebi de 1224'te ölünce, Seyyid Ali Efendi'nin oğlu Seyyid Süleyman Efendi ile Seyyid Emrullah Efendi'nin oğlu Seyyid Hüseyin Abdülkerîm Efendi malikânenin sahibi oldular.

Hayatı

Hamdî Mehmed Efendi'nin doğum yılı, hocaları ve görev yerleri yazılmamıştır. Madde iki iş sayar: ders vermek ve vaaz etmek. "Tedrîs ve tezkîr", yani hem medrese usulü ders hem de cemaate öğüt, aynı camide yürütülmüştür. Bu caminin adı "Sultân Mehmed Hân-ı Râbi", yani IV. Mehmed'in camisi olarak geçer, ama Hüsameddin caminin hangi şehirde olduğunu söylemez; Lâdik'te mi, Amasya'da mı, yoksa başka bir yerde mi bulunduğu maddeden anlaşılmaz. "Mütekellim" sıfatı da iki türlü okunabilir: kelâm ilmiyle uğraşan bir âlim ya da sözü güzel, konuşması etkili bir kişi. Vaizlikle birlikte anılması ikinci anlamı öne çıkarır.

Pervâne Bey Malikânesi

Malikâne, bir vergi kaynağının gelirinin bir kişiye ömür boyu bırakıldığı tasarruf biçimiydi; sahibinin ölümünde varislerine geçebilirdi. Hamdî Mehmed Efendi'nin maddesi bu geçişi açıkça izler: malikâne babasından ona, ondan dört oğluna, onların ölümüyle de torunlarına geçmiştir. 1222-1224 (1807-1810) arasında ailenin üç üyesinin art arda ölmesi, gelirin iki torunun elinde toplanmasıyla sonuçlanmıştır. Malikânenin adı, Amasya'da bugün Burmalı Minare Camii diye bilinen Pervâne Bey Camii'ni ve onun vakfını hatırlatır. Ancak madde, malikânenin hangi gelirden oluştuğunu ve Amasya'daki vakıfla bir bağı olup olmadığını açıklamaz. Aynı ciltte bu maddenin hemen önünde yer alan Vâsî Çelebizâde Hamdî Ahmed Efendi ise Amasya'daki Pervâne Bey Vakfı'nın mütevellisidir. İki Hamdî'nin aynı adı taşıyan mülklerle ilişkili olması bir rastlantı olabileceği gibi aynı vakfın farklı haklarına da işaret edebilir; elde olan bilgi ikisinden birini seçmeye yetmez.

Amasya ile Bağı

Hamdî Mehmed Efendi Lâdiklidir. Lâdik, Osmanlı döneminde Amasya sancağına bağlı bir kazaydı ve Hüsameddin Lâdiklileri Amasya'nın insanları arasında sayar. Aynı kasabadan çıkıp kitapta yer alan şairlerden biri de divan sahibi Edîb Mehmed Efendi'dir. Hamdî Mehmed'in Amasya'da bulunup bulunmadığına dair maddede bir kayıt yoktur; onu Amasya'ya bağlayan, doğduğu kazanın sancağı ve Hüsameddin'in onu Amasya şairleri arasına almasıdır.

Şiiri

Şiirlerine ulaşılamamıştır. Onu "ulemâdan şâir" diye anan Hüsameddin, sözünü bir beyitle desteklemez; Metin Hakverdioğlu'nun dokuzuncu cilt dökümünde adı "Hamdi Mehmed Efendi-Müftüzâde"dir. Burada benzerlik mahlasla sınırlı kalmaz: Merzifonlu kâtip Hamdî Mehmed Efendi hem mahlasını hem adını taşır. İkisini en kolay ölüm tarihleri ayırır; kâtip 1115 sularında, Lâdikli âlim 1207'de ölmüştür. Hüsameddin'in metni Hamdi Mehmed Efendi-Müftüzâde es-Seyyid başlığıyla okunabilir.

Kronoloji

1207 (1792-93): Hamdî Mehmed Efendi ölür; malikâne dört oğluna geçer.

1222 (1807-08): Oğlu Seyyid Mehmed Efendi ölür.

1223 (1808-09): Oğlu Seyyid Hüseyin Efendi ölür.

1224 (1809-10): Torunu Seyyid Mehmed Çelebi ölür; malikâne torunlar Süleyman ve Hüseyin Abdülkerîm efendilere geçer.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar