Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Râsttır reftârımız mânend-i mîl-i tûtiyâ
Biz hezâran dîde-i mahmûra girmiş çıkmışız
Günümüz Türkçesiyle
1. Gidişimiz, tavrımız sürme mili gibi dosdoğrudur; biz binlerce mahmur gözün içine girip çıkmışız. (Sürme mili, göze sürme çekmek için kullanılan ince çubuktur; göze girip çıkar, ama doğrudur ve gözü incitmez. Mısradaki "binlerce göze girip çıkmak" sözü, şaire yöneltilen dedikodulara bir cevap olarak anlaşılır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu beyit, Mustafa İsmet Uzun'un TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki Hubbî Hatun maddesinde günümüz harfleriyle verilir. Maddeye göre Hubbî, padişaha yakınlığı ve güzelliğiyle dikkat çektiği için hakkında çeşitli dedikodular çıkmış, o da bu beyti bu dedikodulara karşı söylemiştir. Beytin hangi tezkire ya da mecmuadan alındığı maddede belirtilmez; Âşık Çelebi, Kınalızâde ve Gelibolulu Âlî'nin Hubbî maddelerinde bulunmaz. Bu yüzden metin burada ansiklopedideki yazımıyla aynen verilmiştir. Vezin aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. İki mısraı kafiyeli olmadığı için bir gazelin içinden alınmış olmalıdır; "çıkmışız" redifli bir gazelin beyti olması muhtemeldir.
Anlam ve Söz Sanatları
Beytin bütün gücü tek bir benzetmeye dayanır. "Mîl-i tûtiyâ", gözlere sürme çekmek için kullanılan ince çubuktur. Bu çubuk sürmeye batırılır ve gözkapağının arasından geçirilir; yani göze girer ve çıkar, ama gözü incitmez ve dosdoğru bir çizgi bırakır. Hubbî kendi "reftâr"ını, yani gidişini ve tavrını bu çubuğa benzetir: o da binlerce "mahmur", yani baygın bakışlı, güzel gözün içine girip çıkmıştır. Divan şiirinde mahmur göz sevgilinin gözüdür; "göze girmek" ise Türkçede birinin gözüne girmek, beğenisini kazanmak anlamında da kullanılır.
Böylece beyit iki yönlü bir cevaba dönüşür. Bir yandan şair, pek çok kişinin beğenisini kazandığını, birçok gözün içine girip çıktığını kabul eder; öbür yandan bu gidiş gelişin sürme mili kadar doğru ve zararsız olduğunu söyler. "Râst", yani doğru kelimesi hem çubuğun düz şeklini hem de ahlakî doğruluğu anlatır; bu çift anlam beytin tevriyesini oluşturur. Hubbî, kendisine yöneltilen dedikoduyu inkâr etmek yerine onu zekice bir benzetmeyle zararsız ve hatta övülecek bir şeye çevirir. Tezkirecilerin onun sözlerini "merdâne" bulması, bu tür kendinden emin söyleyişlerle de açıklanabilir.
Tarihî Bağlam
Kaynaklar Hubbî'nin II. Selim'in yakın çevresinde bulunduğunu, padişah olunca onun nedimesi ve musahibesi olduğunu, sarayda nüfuzlu bir kişi haline geldiğini yazar. Gelibolulu Âlî, onun hakkında bazılarına göre gizlice âşıklık ettiğine dair sözlerin "ḫâṣ u ‘âm miyânında", yani seçkinler ve halk arasında yayıldığını kaydeder. TDV maddesinin beyti dedikodulara karşı söylenmiş bir söz olarak tanıtması bu bilgilerle uyumludur. Ancak beytin hangi eski kaynakta geçtiği belirlenememiştir.
Kaynakça
- Mustafa İsmet Uzun, "Hubbî Hatun", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 18, İstanbul 1998, s. 265-266, https://islamansiklopedisi.org.tr/hubbi-hatun.
- Gelibolulu Mustafa Âlî, Künhü'l-ahbâr'ın Tezkire Kısmı, hzl. Mustafa İsen, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi, 1994, s. 301-302, Hubbî Hatun maddesi.
Çevrimiçi kaynaklar






