Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün (son beyit: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün)
Zülfikâr-ı Hayder-i Kerrâr hakkı Hubbiyâ
Milket-i âlemden efdal devleti gâzîlerin
Var iken Nakkâş Hubbî nakşa meyl itmek neden
Sen seni hayrette sanma halk kamu hayrettedir
Kuhl-i cândur Hubbiyâ hâk-i rehi gâzîlerün
Buldılar hakdan atâ bî-hadd ü pâyân gâzîler
Hubbiyâ âşık degül da’vâ-yı bî-burhân iden
Cân u dilden derd-ile giryân-ı cânân olmaya
Cân u baş-ile fedâ Hakk’un yolında sıdk-ıla
Vuslat-ı cânâne Hubbî âlemde eylersen recâ
Hubbiyâ durma du’â kıl rûz u şeb gâzîlere
Tâ şifâ kıla sana rûz-i mahşerde şehîd
Arsa-i âlemde kılsın gün gibi
Hân Selîm devrinde hoş devrân tîğ
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey Hubbî, düşmana dönüp dönüp saldıran Haydar'ın, yani Hz. Ali'nin Zülfikâr'ı hakkı için, gazilerin devleti dünya mülkünden üstündür.
2. Hubbî, Nakkaş, yani Allah varken nakşa, yani yaratılmış şeylere meyletmek neden; yalnız kendini hayrette sanma, bütün halk hayret içindedir.
3. Ey Hubbî, gazilerin yolunun toprağı can gözünün sürmesidir; gaziler Hak'tan sınırsız ve sonsuz bir bağış buldular.
4. Ey Hubbî, delilsiz bir iddiada bulunan, canan için candan gönülden dertle ağlamayan kişi âşık değildir.
5. Hubbî, dünyada canana kavuşmayı umuyorsan Hakk'ın yolunda canını ve başını sadakatle feda et.
6. Ey Hubbî, durma, gece gündüz gazilere dua et; ta ki mahşer gününde şehit sana şifa, yani şefaat versin.
7. Han Selim'in devrinde kılıç, dünya meydanında güneş gibi hoş bir dönüşle dolaşsın, parlasın. ("Devrân" hem dönüş hem zaman demektir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu yedi beyit tek bir şiir değildir. Mücahit Kaçar, Hubbî'nin İmâdü'l-cihâd adlı eserinin Hubbî'ye ait olduğunu göstermek için iki nüshadaki şiirlerin sonunda yer alan mahlaslı beyitlerden altısını örnek olarak verir; yedinci beyit ise Kaçar'ın eserin yazılış tarihini tespit etmek için aktardığı, Paris nüshasının 9a yaprağındaki beyittir. Her beyit farklı bir şiirden alınmıştır ve bu şiirlerin tamamı yayımlanmamıştır. Kaçar, mahlaslı beyitleri eserin yapraklarına göre (8a, 20a, 7a, 18a, 22a, 28a) gösterir. İlk altı beyit aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün", son beyit aynı bahrin kısa kalıbı olan "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" ile yazılmıştır. Metin Kaçar'ın çeviriyazısıyla verilmiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyitlerin çoğu bir gazelin maktaıdır; şair mahlasıyla kendine seslenir ve gazelin konusunu bir öğüt ya da dua ile bağlar. Konu, İmâdü'l-cihâd'ın bütününde olduğu gibi gazadır. İlk beyitte gazilerin devleti, yani mutluluğu ve şerefi, dünya mülkünden üstün tutulur ve bu yemin Hz. Ali'nin kılıcı Zülfikâr adına edilir. Üçüncü beyitte gazilerin yolunun toprağı "kuhl-i cân", yani can gözünün sürmesi olarak anılır. Divan şiirinde sevgilinin ayağının toprağı âşığın gözüne sürme olur; Hubbî bu bilinen imgeyi gazilere aktararak onları sevgilinin yerine koyar.
Dördüncü ve beşinci beyitler aşk dilini Hak yoluna bağlar. Gerçek âşık canan için candan ağlayan kişidir, delilsiz iddiada bulunan âşık sayılmaz; canana kavuşmak isteyen de Hakk'ın yolunda başını feda etmelidir. Burada "cânân" hem sevgiliyi hem Allah'ı düşündüren iki yönlü bir kelimedir. İkinci beyit daha tasavvufî bir düşünceye yaslanır: "Nakkâş", yani yaratıcı varken "nakş"a, yani yaratılmışa meyletmek yersizdir. Aynı eserdeki kısa mesnevide de dünya, bilgelerin gönül bağlamadığı bir nakış olarak anılır. Altıncı beyitte şair gazilere dua etmeyi öğütler ve mahşerde şehitlerin şefaatini umar; "şehîd" kelimesinin mahşer ve şefaatle birlikte anılması, şehitliğin dinî değerine yapılan bir göndermedir.
Son beyit, II. Selim'in devrine açıkça işaret eden tek beyittir. Kılıç dünya meydanında güneş gibi dolaşsın, parlasın denir; "devr" ve "devrân" kelimeleri hem zamanı hem dönüşü anlattığı için beyitte bir cinas ve tevriye vardır. Güneşin gökte dönüşü ile kılıcın meydanda dönüşü, hükümdarın devri ile güneşin devri birbirine bağlanır.
Tarihî Bağlam
Mücahit Kaçar, son beyitteki "Hân Selîm devri" ifadesine dayanarak İmâdü'l-cihâd'ın II. Selim'in saltanatı sırasında (1566-1574) yazıldığını düşünür. Hubbî, II. Selim'in şehzadeliğinde hocası olan Şems Çelebi'nin eşiydi ve onun ölümünden sonra da şehzadeyle ilişkisini sürdürmüş, II. Selim padişah olunca onun nedimesi olmuştu. Gaza konulu şiirleri bu yakınlık içinde, padişahın dönemine dualar ve övgülerle yazmış olması bu bilgilerle uyumludur. Eserin Millî Kütüphane nüshasının sonunda mütercim, eseri bir sefer sırasında gazilerin hayır duasını almak için yazdığını söyler.
Kaynakça
- Mücahit Kaçar, "Hubbî Hatun'un İmâdü'l-Cihâd İsimli Eseri", Uluslararası Amasya Şairleri Bilim Şöleni Bildiriler Kitabı, ed. M. Fatih Köksal - Sibel Murad - Mevlüt İlhan, Amasya 2018, s. 167-175 (beyitler: s. 172), https://isamveri.org/pdfdrg/G00431/2018/2018_KACARM.pdf.
- Mustafa İsmet Uzun, "Hubbî Hatun", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 18, İstanbul 1998, s. 265-266, https://islamansiklopedisi.org.tr/hubbi-hatun.
Çevrimiçi kaynaklar






