Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Dâr-ı İslâmı münevver kıldı envâr-ı gazâ
Âlemi kılmış mu’attar bûy-i gülzâr-ı gazâ
Nutka gelse zerreler şerh eylemez fazlın şehâ
Defter ü evrâka sığmaz fasl-ı güftâr-ı gazâ
Gicesi efdal Kadrden didi çün hayru’l-beşer
Rükn-i İslâmdur didi hem ümmete kâr-ı gazâ
Ehlini Kur’ânda Hak ta’zîm u tafdîl eyledi
Dâimâ meftûh ola Yâ Rab esfâr-i gazâ
San’atüm dedi gazâya Fahr-i âlem Hubbiyâ
Dâimâ meftûh ola gâzîlere kâr-ı gazâ

Günümüz Türkçesiyle

1. Gazanın nurları İslâm yurdunu aydınlattı; gaza gül bahçesinin kokusu bütün âlemi güzel kokularla doldurdu.

2. Ey şah, zerreler dile gelse bile gazanın faziletini anlatamaz; gazaya dair sözlerin bölümleri deftere ve kâğıda sığmaz.

3. İnsanların en hayırlısı olan Peygamber, gazanın gecesinin Kadir gecesinden üstün olduğunu söyledi; gaza işinin ümmet için İslâm'ın temel direklerinden biri olduğunu da söyledi. (Beyit, cihadın ve sınırda nöbet tutmanın faziletine dair hadislere işaret eder.)

4. Allah, Kur'an'da gaza ehlini yüceltti ve onları üstün kıldı; Yarab, gaza seferleri her zaman fetihle açılsın.

5. Ey Hubbî, âlemin övüncü olan Peygamber gaza için "benim sanatım" dedi; gaza işi gazilere her zaman açık olsun.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "gazâ", kafiye "-âr" sesidir: envâr, gülzâr, güftâr, kâr, esfâr. "Kâr" kelimesi üçüncü beyitte ve maktada iki kez kafiye olarak kullanılır. Mahlas son beyitte "Hubbiyâ" biçiminde geçer. Gazel, Hubbî'nin İmâdü'l-cihâd adlı eserinde yer alır. Metin, eserin Ankara Millî Kütüphane'deki nüshasından (Yazma Eserler A 3987, vr. 19a) Mücahit Kaçar'ın 2018'deki bildirisinde verdiği çeviriyazıdır. Kaçar'ın çeviriyazısı uzun ünlüleri düzeltme işaretiyle gösterir.

Kaçar aynı gazelin eserin Paris Millî Kütüphanesi'ndeki nüshasında da bulunduğunu, ancak orada beyit sayısının, bazı kelimelerin ve beyit sırasının farklı olduğunu, mahlasın da yer almadığını belirtir. Paris nüshasında ikinci beytin ilk mısraı "fazlın anun" diye biter, üçüncü beyit yoktur, onun yerine "Himmet-i merdânla menşûr ola allâm-ı dîn" diye başlayan başka bir beyit gelir; makta ise "Fahr-i âlem san'atüm dedi gazâdur dünyede / Haşre dek gâzîlere meydândadur dâr-ı gazâ" biçimindedir. Kaçar, Millî Kütüphane nüshasının eserin bir taslağı, Paris nüshasının ise genişletilmiş hali olduğunu düşünür. Millî Kütüphane metninde dördüncü beyitle maktaın ikinci mısraları neredeyse aynıdır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, Hubbî'nin kaynaklarda "merdâne" diye nitelenen şiirinin belki de en açık örneğidir. Divan şiirinde gazel çoğunlukla aşkı, sevgiliyi ve şarabı anlatır; bu gazelde ise konu gazadır, yani İslâm adına yapılan savaş. Şair gazelin bilinen dilini bu yeni konuya taşır: gaza bir gül bahçesidir, kokusu âlemi doldurur; nurları İslâm yurdunu aydınlatır. Nur, koku ve gül bahçesi gibi aşk şiirinden tanıdık imgelerin savaşın faziletini anlatmak için kullanılması gazele kendine özgü bir ton verir.

İkinci beyitte gazanın faziletinin sınırsızlığı bir mübalağa ile anlatılır: zerreler dile gelse onu anlatamaz, deftere ve kâğıda sığmaz. "Defter", "evrâk", "fasl" ve "güftâr" kelimeleri yazı ve söz alanından seçilerek bir tenasüp kurar. Üçüncü ve beşinci beyitler, Peygamber'e atfedilen sözlere telmih yapar: gazanın gecesinin Kadir gecesinden üstün olduğu, gazanın İslâm'ın temel direklerinden biri sayıldığı ve Peygamber'in gazayı kendi "sanatı" olarak andığı söylenir. İmâdü'l-cihâd'ın ilk bölümü cihatla ilgili kırk hadisi topladığına göre bu beyitler eserin konusuyla doğrudan ilişkilidir. Dördüncü beyit Kur'an'ın gaza ehlini üstün kıldığını hatırlatır ve gaza seferlerinin her zaman fetihle sonuçlanması için dua eder. "Meftûh" (açılmış, fethedilmiş) kelimesinin iki beyitte tekrarlanması, gazelin dua havasını pekiştirir.

Tarihî Bağlam

İmâdü'l-cihâd'ın Hubbî'ye ait olduğu kaynaklarda zikredilmez; eseri ilk kez Müjgân Cunbur 1981'deki IX. Türk Tarih Kongresi'nde tanıtmış ve Hubbî'ye ait olabileceğini söylemiştir. Mücahit Kaçar, eserin iki nüshasında da şiirlerin sonunda Hubbî mahlasının bulunduğunu belirterek aidiyetin kesin olduğunu ileri sürer. Millî Kütüphane nüshasının sonunda mütercim, eseri bir sefer üzerinde bazı gazilerin hayır duasını almak umuduyla İmâm Dımışkî'nin Kitâb-ı Cihâd'ından üç günde Arapçadan Türkçeye çevirdiğini söyler ve ardından "Der medḥ-i ġazā" (gazanın övgüsü üzerine) başlığıyla gazeller sunar. Paris nüshasındaki bir beyitte geçen "Hân Selîm devri" ifadesine dayanarak Kaçar, eserin II. Selim'in saltanatında (1566-1574) yazıldığını düşünür. Hubbî'nin II. Selim'in yakın çevresinde bulunduğu bilindiğine göre, gazâ konulu bu şiirlerin padişahın dönemindeki seferlerle ilgili bir ortamda yazılmış olması mümkündür; ancak kaynaklar hangi seferin kastedildiğini belirtmez.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Mücahit Kaçar, "Hubbî Hatun'un İmâdü'l-Cihâd İsimli Eseri", Uluslararası Amasya Şairleri Bilim Şöleni Bildiriler Kitabı, ed. M. Fatih Köksal - Sibel Murad - Mevlüt İlhan, Amasya 2018, s. 167-175 (gazel: s. 173), https://isamveri.org/pdfdrg/G00431/2018/2018_KACARM.pdf.
  • Müjgân Cunbur, "İmâdü'l-Cihâd ve XVI. Yüzyıl Kadın Şairlerinden Ayşe Hubbî Kadın", IX. Türk Tarih Kongresi Bildiriler, c. II, Ankara 1988, s. 901-913 (Kaçar'daki ve TDV'deki aktarımla).
  • Mustafa İsmet Uzun, "Hubbî Hatun", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 18, İstanbul 1998, s. 265-266, https://islamansiklopedisi.org.tr/hubbi-hatun.

Çevrimiçi kaynaklar