İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · İKİNCİ DEVRE

İbrâhim Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 520–521 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Sivas'ın Yıldızeli'nden ve Yıldız hânedânından Mehmed Bey'in oğludur. "Yıldızlı İbrâhim Bey" demekle meşhûrdur. Gayr-i Türkler'den canı yanmış Türkler'den olup serbâzlıkdan Hüseyin Paşa'nın arzıyla mîrlivâ olmuşdu. 1007 senesi şevvâlinde Amasya beyi olup geldi.

Bunun zamânında Hacı Mehmed Efendi, Veliyyeddîn Efendi, Köprülü el-Hâc Mehmed Efendi, meşâhîr-i muhaddisînden Zileli Abdurrahmân Efendi, el-Hâc Mansûr Çelebi, el-Hâc Pîrî Çelebi, nakîbü'l-eşrâf kâ'im-makâmı es-Seyyid Mustafa Sâfî Çelebi, Çelebi Mehmed Efendi, zu'amâdan Abdulbâkî Bey, Hacı Beyzâde İlyâs Bey gâyet nüfûzlu a'yândan idiler.

Sivas beylerbeyi Deli Mahmûd Paşa, Hüseyin Paşa'nın azl ve habsinden sonra daha ziyâde azdırdı. Fakat isyân ve ihtilâl her tarafda parlamış, gayr-i Türk zaleme her tarafda ezilmeğe başlamışdı.

Tam bu sırada Amasya kalesinde mahbûs olan Hüseyin Paşa ile Deli Zülfikâr Ağa, Amasya beyi İbrâhim Bey'in ya kasden ihmâli yâhud verdiği ta'lîmâtı yüzünden fürce bulmuşlar, kale dizdârı İbrâhim Ağa ve müstahfızları bağlayıp 1007 zilhiccesinde kaçmışlar ve erbâb-ı ihtilâle iltihâk etmişlerdi.

Erbâb-ı ihtilâlin başbuğları şunlardı: Urfalı Abdulhalîm, birâderi Deli Hasan, Amasyalı Deli Zülfikâr, Malatyalı Karakaş Ahmed, Ankaralı Kalenderoğlu Mehmed, Gavur Murâd, Tekeli Mehmed, Tokatlı Ağacdan [347] Pîrî, Sivaslı Kara Sa'îd ve Hüseyinoğlu İshâk, Adanalı Sevündük, Bağdâdlı Uzun Halîl, Kalındudak Mahmûd, Köprülü Sarı Şa'bân.

Bunlardan her birinin idâresinde üçer beşer bin eşkıyâ vardı. Erbâb-ı ihtilâlin kuvve-i umûmiyyesi yetmiş binden ziyâde idi. Başkumandanları Urfalı Abdulhalîm Bey'di. Târîh-i Na'îmâ'da bunların ahvâli oldukça mufassaldır. Yalnız erbâb-ı ihtilâlin makâsıdı yazılmamışdır.

Erbâb-ı ihtilâlin makâsıdı, cereyân eden ahvâle bakılırsa iki şeyden ibâret olduğu görülür: Birincisi o zamân devlet mektebi demek olan Enderûn'a Türkler'in de kabûlü, ikincisi gayr-i Türkler derecesinde Türkler'in de menâsıb-ı âliye-i devleti işgâli.

Anadolu'da mükemmel teşkîlâta mâlik olan erbâb-ı ihtilâl, kendi gâyelerine ermek için kimseyi dinlemiyorlar, Osmanlı hânedânını tanımıyorlardı. Bâb-ı âlî, Hüseyin Paşa'nın Amasya kalesinden firârıyla fevkalâde telâş ve ıztırâb içinde idi. Bunu elde etmek için her türlü fedâkârlığı göze aldırmışlardı.

Hüseyin Paşa gâyet âkil, müdebbir, nüfûzlu bir zât idi. Bunun erbâb-ı ihtilâl içinde vücûdu bâb-ı âlîce ne kadar muzır telakkî ediliyorsa ihtilâlcilerin başı olan Abdulhalîm için de o kadar muzırdı. Çünkü riyâset, Hüseyin Paşa'ya intikâl edecekdi.

Amasya beyi İbrâhim Bey, erbâb-ı ihtilâli teşvîk eden rü'esâdan idi. Kimseyi tanımıyordu. Bunun için bâb-ı âlî, kendisine iltihâk [348] eden Hüseyin Paşa'yı İstanbul'a i'zâm ve teslîm etmek şartıyla Abdulhalîm'e Amasya sancağı beyliğini tevcîh etdi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Sivas'ın Yıldızeli ilçesinden ve Yıldız hanedanından Mehmed Bey'in oğludur. "Yıldızlı İbrâhim Bey" diye tanınır. Türk olmayanlardan canı yanmış Türklerdendi; erlikten, Hüseyin Paşa'nın arzıyla mirliva olmuştu. 1007 senesi şevval ayında [1599] Amasya beyi olarak geldi.

Onun zamanında Hacı Mehmed Efendi, Veliyyeddîn Efendi, Köprülü el-Hâc Mehmed Efendi, ünlü hadis âlimlerinden Zileli Abdurrahmân Efendi, el-Hâc Mansûr Çelebi, el-Hâc Pîrî Çelebi, nakîbüleşraf vekili es-Seyyid Mustafa Sâfî Çelebi, Çelebi Mehmed Efendi, zeamet sahiplerinden Abdulbâkî Bey ve Hacı Beyzâde İlyâs Bey son derece nüfuzlu ayanlardandı.

Sivas beylerbeyi Deli Mahmûd Paşa, Hüseyin Paşa'nın görevden alınıp hapsedilmesinden sonra iyice azdı. Fakat isyan ve ayaklanma her yanda alevlenmiş, Türk olmayanların zulmü her yerde ezilmeye başlamıştı.

Tam bu sırada Amasya kalesinde tutuklu bulunan Hüseyin Paşa ile Deli Zülfikâr Ağa, Amasya beyi İbrâhim Bey'in ya bilerek ihmali ya da verdiği talimat yüzünden fırsat buldular. Kale dizdarı İbrâhim Ağa'yı ve muhafızları bağlayıp 1007 zilhiccesinde [1599] kaçtılar ve ayaklananlara katıldılar.

Ayaklananların önderleri şunlardı: Urfalı Abdulhalîm, kardeşi Deli Hasan, Amasyalı Deli Zülfikâr, Malatyalı Karakaş Ahmed, Ankaralı Kalenderoğlu Mehmed, Gavur Murâd, Tekeli Mehmed, Tokatlı Ağaçtan Pîrî, Sivaslı Kara Sa'îd ve Hüseyinoğlu İshâk, Adanalı Sevündük, Bağdatlı Uzun Halîl, Kalındudak Mahmûd, Köprülü Sarı Şa'bân.

Bunlardan her birinin yönetiminde üçer beşer bin eşkıya vardı. Ayaklananların toplam gücü yetmiş binden fazlaydı. Başkomutanları Urfalı Abdulhalîm Bey idi. Naîmâ Tarihi'nde bunların durumu oldukça ayrıntılı anlatılmıştır. Yalnız ayaklananların amaçları yazılmamıştır.

Ayaklananların amaçları, olayların gidişine bakılırsa iki şeyden ibaret görülür: Birincisi, o zaman devlet okulu demek olan Enderun'a Türklerin de kabul edilmesi; ikincisi, Türk olmayanlar ölçüsünde Türklerin de devletin yüksek makamlarını tutması.

Anadolu'da mükemmel bir teşkilata sahip olan ayaklananlar, kendi amaçlarına ulaşmak için kimseyi dinlemiyor, Osmanlı hanedanını tanımıyorlardı. Bâb-ı âlî, Hüseyin Paşa'nın Amasya kalesinden kaçmasıyla olağanüstü bir telaş ve sıkıntı içindeydi. Onu ele geçirmek için her türlü fedakârlığı göze almışlardı.

Hüseyin Paşa son derece akıllı, tedbirli ve nüfuzlu bir zattı. Ayaklananlar arasında bulunması Bâb-ı âlîce ne kadar zararlı sayılıyorsa, ayaklananların başı olan Abdulhalîm için de o kadar zararlıydı. Çünkü başkanlık Hüseyin Paşa'ya geçecekti.

Amasya beyi İbrâhim Bey, ayaklanmayı teşvik eden önderlerdendi. Kimseyi tanımıyordu. Bunun için Bâb-ı âlî, kendilerine katılan Hüseyin Paşa'yı İstanbul'a göndermek ve teslim etmek şartıyla Abdulhalîm'e Amasya sancak beyliğini verdi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • serbâzlık: erlik, askerlik
  • nakîbü'l-eşrâf: seyyidlerin (Hz. Peygamber soyundan gelenlerin) kayıt ve işlerine bakan görevli; kâ'im-makâm, vekil
  • meşâhîr-i muhaddisîn: ünlü hadis âlimleri
  • fürce: fırsat, boşluk
  • dizdâr, müstahfız: kale komutanı ve kale muhafızları
  • iltihâk: katılma
  • başbuğ: önder, komutan
  • kuvve-i umûmiyye: toplam güç
  • makâsıd: amaçlar
  • menâsıb-ı âliye-i devlet: devletin yüksek makamları
  • Enderûn: saray içindeki okul; devlet adamları burada yetişirdi
  • tevcîh: bir göreve atama, verme
  • i'zâm: gönderme

Ayaklananların Önderleri

Hüsameddin'in sıraladığı isimler, Karayazıcı Abdülhalim hakkındaki ansiklopedi maddesindeki listeyle büyük ölçüde örtüşür. Orada da kardeşi Deli Hasan, Amasyalı Deli Zülfikar, Malatyalı Karakaş Ahmed, Kalenderoğlu Mehmed, Gâvur Murad, Tekeli Mehmed, Ağaçtan Pîrî, Kara Said, Hüseyinoğlu İshak, Adanalı Sevündük, Bağdatlı Uzun Halil, Kalın Dudak Mahmud ve Köprülü Şâban sayılır; maddenin dayandığı kaynaklar arasında Amasya Tarihi'nin bu cildi de vardır. Aynı kaynaklara göre Karayazıcı, Hüseyin Paşa'yı kendisine vezir atamış ve ordusunu Osmanlı askerî teşkilatına benzer biçimde düzenlemiştir.

Listedeki isimlerden Kalenderoğlu Mehmed, sonraki yıllarda Celâlî isyanlarının en güçlü adlarından biri oldu. Kendisine vaat edilen sancak beyliğinin verilmemesi yüzünden isyan ettiği, 1607'de Manisa ve çevresine hâkim olduğu, Kuyucu Murad Paşa karşısında yenilerek 1608'de İran'a kaçtığı anlatılır. Bu madde ise onun henüz Karayazıcı'nın yanındaki dönemini yansıtır.

Sayılar ve Amaçlar

Hüsameddin ayaklananların toplam gücünü yetmiş binden fazla olarak verir. Başka kaynaklarda Karayazıcı'nın başlangıçta yirmi bin kadar sekbanı bulunduğu, 1601'de Sepetli'de yenildiğinde ordusunun otuz bin kişiyi bulduğu yazılır. Bu rakamlar birbirinden farklıdır ve Hüsameddin'in yetmiş bin sayısı doğrulanamamıştır.

Hüsameddin'in verdiği amaçlar, yani Türklerin Enderun'a alınması ve yüksek makamlara gelmesi, bu çalışma için bakılan ansiklopedi maddelerinde yer almaz. Oradaki değerlendirmeye göre Karayazıcı'nın saltanat iddiası ciddi değildi ve doğrudan hanedanı hedeflemiyordu; asıl amacı sancak beyliği ya da beylerbeyilik elde etmekti. Aynı madde, Celâlî liderlerinin çoğunun devlet hizmetinde bulunmuş, haklı ya da haksız görevden alınmış kişiler olduğuna dikkat çeker. Hüsameddin'in "Türklerin makam talebi" yorumu bu nedenle yazarın kendi okuması sayılmalıdır.

Kronoloji Konusunda Dikkat

Hüsameddin, Hüseyin Paşa'nın Amasya'dan kaçışını 1007 zilhiccesine koyar ve Abdulhalîm'in Amasya beyliğine atanmasını bunun karşılığı olarak anlatır. Bir sonraki maddede bu atamayı 1008 muharremine [1599] bağlar. Ansiklopedi maddesinde sıra farklıdır: Hüseyin Paşa ve Karayazıcı birlikte Urfa Kalesi'ni ele geçirir (1599 sonları), serdarla yapılan anlaşma sonunda Karayazıcı'ya Amasya ya da Antep sancağı vaat edilir, Hüseyin Paşa ise serdara teslim edilip 1600 şubatında İstanbul'da idam edilir. Hangi sancağın verildiği de kaynaklarda değişir: bazıları Amasya, bazıları Çorum, bazıları Antep der. Hüsameddin'in "Hüseyin Paşa'yı teslim etmek şartıyla Amasya beyliği" anlatımı, bu anlaşmanın özüyle uyumludur; ayrıntıdaki sıra ise ayrılır.

Yıldızlı İbrâhim Bey, kaynakların çoğunda görünmeyen yerel bir yöneticidir. Hakkında Hüsameddin dışında bir bilgiye rastlanmadı. Hüseyin Paşa'nın kaleden kaçışında onun payı olup olmadığı, yani ihmalin bilerek mi yapıldığı, Hüsameddin'de de kesin değildir ve "ya kasden ihmâli yâhud verdiği ta'lîmâtı yüzünden" diye iki ihtimal olarak sunulur.

Metindeki Amasya ayanları listesinin birçok adı bir sonraki maddede de tekrarlanır; şehrin bu yıllarda kimlerin sözüyle yönetildiği oradan izlenebilir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 520–521. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.