Köprülüdür. Fâzıl Ahmed Paşa’nın vâlidesi Ayşe Hânım’ın 1086 târîhli vakfiyesinde anlaşıldığı üzere Dede Yûsuf Ağazâde Büyük Ali Ağa’nın mahdûmudur. Fâzıl Ahmed Paşa’nın hazine kâtibi olup 1087 şa’bânında sadr-ı a’zam olan Merzifonî Kara Mustafa Paşa’nın himmeti ile tersane cânibi oldu. [586]
Hayli müddet bu me’mûriyyeti devam etdiğinden “Cânibî” demekle meşhûr oldu.⁶⁷ 1098’de arpa emini olup Merzifonî el-Hâc Ali Paşa’nın sadâretinde 1103’de baş-defterdâr oldu.
1104 recebinde vâşîlerin si’âyesi yüzünden bağteten azledildi. Sadr-ı müşârün-ileyh ibkâsını niyâz ve Sultân Ahmed Hân-ı Sânî de azlinde ısrâr eylediğinden sadr-ı a’zam da azledildi. 1106’da defterdâr vekili olup Amcazâde Hüseyin Paşa’nın sadâretinde 1112 senesi rebîülahirinde sânîyen baş-defterdâr oldu.
1112 senesi şevvalinde Şeyhülislâm es-Seyyid Feyzullah Efendi’nin irâdesiyle azledildi. 1113’de defterdâr vekili ve İstanbul defterdârı olduğu halde 1114’de vefât etdi. Müstakîm, vazifesine mukdim, umûr-ı defterîde mâhir, gâyet muktesîd bir zât idi. Mahdûmu Mehmed Feyzi Efendi mevâlîden olup 1142 rebîülahirinde vefât etdi.
Günümüz Türkçesiyle
Köprülüdür. Fâzıl Ahmed Paşa'nın annesi Ayşe Hanım'ın 1086 [1675-76] tarihli vakfiyesinden anlaşıldığı üzere Dede Yûsuf Ağazâde Büyük Ali Ağa'nın oğludur. Fâzıl Ahmed Paşa'nın hazine kâtibi olup 1087 şabanında [1676] sadrazam olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın gayretiyle tersane cânibi (tersane emini) oldu.
Bu görevi uzun süre sürdürdüğünden "Cânibî" diye ünlendi. 1098'de [1686-87] arpa emini, Merzifonlu el-Hâc Ali Paşa'nın sadrazamlığında 1103'te [1691-92] baş defterdar oldu.
1104 recebinde [1693] çekiştirenlerin dedikoduları yüzünden ansızın azledildi. Sözü geçen sadrazam kendisinin görevde kalmasını rica etti, Sultan İkinci Ahmed Han ise azlinde ısrar edince sadrazam da azledildi. 1106'da [1694-95] defterdar vekili olup Amcazâde Hüseyin Paşa'nın sadrazamlığında 1112 yılı rebîülâhirinde [1700] ikinci kez baş defterdar oldu.
1112 şevvalinde [1701] Şeyhülislâm es-Seyyid Feyzullah Efendi'nin isteğiyle azledildi. 1113'te [1701-02] defterdar vekili ve İstanbul defterdarı iken 1114'te [1702-03] öldü. Dürüst, görevine düşkün, defter işlerinde usta, son derece tutumlu bir kişiydi. Oğlu Mehmed Feyzi Efendi mevâlîden olup 1142 rebîülâhirinde [1729] öldü.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- vakfiye: bir vakfın kuruluş şartlarını gösteren belge
- hazine kâtibi: hazine işlerinde yazı ve hesabı yürüten memur
- himmet: gayret, destek
- tersane cânibi: tersane işlerinin kâtibi ve idaresinden sorumlu memur
- arpa emini: orduya ve devlet hayvanlarına arpa tedarik eden memur
- baş-defterdâr: devletin mâliyesinin başı
- vâşî: çekiştiren, iftira eden
- si'âye: çekiştirme, arkadan konuşma
- bağteten: ansızın
- sadr-ı müşârün-ileyh: adı geçen sadrazam
- ibkâ: görevde bırakma
- mukdim: işini hızlı ve cesaretle yapan
- muktesîd: tutumlu, ölçülü harcayan
- mevâlî: ilmiye sınıfından, yüksek rütbeli müderris ve kadılar
Cânibî Lakabı ve Halk Arasındaki Adı
Hüsameddin, Ahmed Efendi'ye "Cânibî" denmesini tersane câniblik görevinin uzun sürmesine bağlar. Dipnotta ise Silâhdar Mehmed Efendi Târihi'nde Cânibî yerine "Cünüb Ahmed Efendi" yazıldığını, yani halk arasında bu adla tanındığını aktarır. Başka bir kaynakta "Defterdar Cânib Ahmed Efendi" adıyla anılan kişinin bu madde konusu olduğu, ad ve azil tarihinin örtüşmesinden anlaşılmaktadır.
Hacı Ali Paşa'nın Azline Yol Açan Olay
Maddedeki 1104 receb azli, bir sadrazamın düşmesine de yol açmıştır. Merzifonlu Hacı Ali Paşa 9 Receb 1103'te (27 Mart 1692) sadrazam olmuştu. Defterdar Cânib Ahmed Efendi'ye tam güvenen Paşa, defterdarın aşırı vergi isteyerek halka zulmettiği gerekçesiyle II. Ahmed'in emriyle görevden alınmasına karşı çıkınca kendisi de azledildi (20 Receb 1104 / 27 Mart 1693). Kaynaklara göre Ali Paşa, defterdar zulüm yapmışsa sorumluluğun kendisinde olduğunu, gerçekten zulüm ve hıyanet varsa azille yetinilmeyip hemen öldürülmesi gerektiğini, ancak bunun doğru olmadığını söyleyerek mührü padişaha teslim etmiştir. Hüsameddin'in "sadrazam da azledildi" cümlesi bu olayı kısaca özetler ve iki kaynak birbirini doğrular. Defterdarın kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği Hüsameddin'de "çekiştirmeler" olarak geçerken diğer kaynakta aşırı vergi isteği olarak verilir.
Köprülü Çevresi ve Şeyhülislâm
Ahmed Efendi'nin Köprülü olduğu, babasının adı ve soyunun Fâzıl Ahmed Paşa'nın annesi Ayşe Hanım'ın vakfiyesinden çıkarıldığı maddede açıkça söylenir. Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa'nın hazine kâtipliğinden Kara Mustafa Paşa'nın tersane eminliğine uzanan bu kariyer, Köprülü çevresinden yetişen bir mâliye memurunun yolunu gösterir. Ahmed Efendi'nin ikinci defterdarlığından 1112 şevvalinde Şeyhülislâm Feyzullah Efendi'nin isteğiyle ayrılması, Edirne Vakası'ndan kısa süre önce şeyhülislâmın devlet kadrolarındaki nüfuzunu gösteren bir örnek olarak okunabilir. Edirne Vakası'nı anlatan kaynaklar da bu nüfuzun terfi bekleyen devlet görevlilerinde hoşnutsuzluk yarattığını belirtir. Madde bu bağlantıyı kendisi kurmaz.
Kaynakça