Amasyalıdır. “Târîh-i Murâdî”de yazıldığı üzere Amasya’nın [587] Harşene Kalesi sükkânından Mehmed bin Mustafa mahdûmudur. Harşene’de 1040’da doğdu. Bir müddet Dizdâriyye Medresesinde mukaddimât-ı ulûmu gördükten sonra 1060’da Şam’a gitdi.
Orada Allâme Kemaleddîn Ahmed bin Yahyâ el-Dımeşkî dersine on beş yıl devam ve Şam Müftüsü eş-Şeyh İsmâil el-Ha’ik es-Şâmî’den usûl ü fürû’-ı fıkhıyyeyi vesa’ir ulûmu ahz ve ikmâl ederek 1075’de tedrîse mücâz, ders-i âm ve Müftü-i müşârün-ileyhe dâmâd ve eminü’l-fetvâ oldu.
Şam’da Benî Ümeyye Câmii’nde yıllarca tedrîs-i ulûm edib üstâzının irtihâlinde Şam Müftüsü olan eş-Şeyh Alâeddîn Ali el-İmâdîye de emînü’l-fetvâ olarak fevkalâde iştihâr etdi. 1115 senesi evâ’ilinde dâr-ı naîme irtihâl etdi. Gâyet fâzıl, ilm-i usûl ü furû’da mâhir, tefsîr ve hadîste kâmil, ilm-i ferâ’izde yegâne-i rûzigâr idi.
Ferâiz ulemâsının terâcim-i ahvâlini câmî “el-Kevâkîbü’l-muzıyye fî ferâizi’l-Hanefiyye” ve ferâ’izcilerin akvâl-i mu’teberesini, edille ve şevâhid-i şer’iyyesini ve ilm-i ferâ’izin usûl ü fürû’unu kâfil “el-Minahu’s-seniyye fî ferâizi’l-Hanefiyye” adlı iki eser-i bî-nazîr te’lîf etdi. [588]
Mahdûmu İsmâil Efendi de ulemâdandır. Bunun mahdûmları Ahmed Efendi Mora kudâtından olup 1164’de ve Es’ad Efendi de Şam ulemâsından olup 1183’de vefât etdiler. Bunların sülâlesi Şam’da kaldı. Ahmed Paşa-Çalık Lâdiklidir. Oranın eşrâfından Sarı Ali Beyzâde Mustafa Ağa’nın mahdûmudur. Buna “Sarı Ali oğlu” denir. İmâm-ı Sultânî Lâdikli Ali Efendi’ye ve ba’dehû Şeyhülislâm Lâdikli Mehmed Efendiye intisâb ederek Enderûn sarayına girdi.
Orada terbiye görüp 1099 muharreminde Sultân Mehmed Hân-ı Râbi’in hâl’ini müte’âkib taşra çıkarıldı. Birkaç gün sonra yeniçeri ocağında elli birinci bölüğe kaydedildi. 1101’de mezkûr bölük çorbacıbaşısı ve 1103’de Merzifonî Hacı Ali Paşa’nın sadâretinde kethüdâyeri, 1104 senesi evâ’ilinde muhzır ağası olarak dâhil-i katar oldu.
1105’de zağarcıbaşı, 1106’da kulkethüdâsı olup Çelebi Yûsuf Paşa yeniçeri ağası oldukta azl ve [589] tekâ’üde sevk edilerek Şehzâdebaşı’nda Kemal Paşa Türbesi Mahallesi’ndeki konağında ikâmet etdi.⁶⁸ 1109’da Amcazâde Hüseyin Paşa’nın sadâretinde sekbânbaşı olup 1111’de Şeyhülislâm es-Seyyid Feyzullah Efendi’nin arzusuyla ikinci defa azl ve tekâ’üd edildi.
Dört yıl kadar açıkta kaldığından Şeyhülislâma karşı fenâ bir intikâm hissiyâtını beslemekte idi. Zâten bütün ulemâ ve ocaklı olanlarda bu hissiyât daha fazla idi. Bu esnâda Sultân Mustafa Hân-ı Sânî sadr-ı a’zam Râmî Mehmed Paşa, Şeyhülislâm es-Seyyid Feyzullah Efendi, Yeniçeri Ağası Hasan Ağa Edirne’de düğünlerle meşgûl idi.
1115 senesi rebîülevvelinde İstanbul kâ’im-makâmı Köprülüzâde Abdullah Paşa, sekbânbaşı Haşimzâde es-Seyyid Murteza Ağa idi. Mâh-ı mezkûrun beşinci salı günü Ayasofya civârında ibtidâ cebeciler sonra yeniçeriler kıyâm ederek ulûfe ve mevâcib istemek bahânesiyle Şeyhülislâmın aleyhinde dehşetli bir cemiyet-i ittihâdiyye meydana çıktı.⁶⁹ Kendilerine mu’ârız olan sekbânbaşı es-Seyyid Murteza Ağa’yı şehîd etdi. [590]
Perde-i hafa arkasında bu cemiyyeti idâre eden Çalık Ahmed Ağa, rebiülevvelin dokuzuncu günü meydana çıkıb kendisine teklif edilen Yeniçeri Ağalığını kabûl edemeyip cemiyyet-i ittihâdiyye tarafından sekbânbaşı oldu. Bu sûretle cemiyyetin başına geçti. Beş, on gün sonra da yeniçeri ağası oldu.
1115 senesi rebîülahirinin üçüncü günü taht-ı saltanâta cülûs eden Sultân Ahmed Hân-ı Sâlis tarafından yeniçeri ağalığı mesnedinde ibkâ ve rütbe-i vezâretle taltîf edilerek kadr-ı i’lâ buyruldu. Cumâdelûlânın yirmi üçüncü günü Ağa kapısına pâdişâhı davet edib teşrîf ve iltifât-ı şâhâneye mazhâr oldu.
Musâhabe esnâsında cülûs-ı hümâyûnlarına ba’is-i müstakil olduğunu yâd ü tahmîl-i minnet ederek mühr-i hümâyûna talebkâr olduğunu işrâb ve mesned-i sadâretin kendisine tevcihini niyâz etdiğinden dolayı gayz ü intikâm-ı şâhâneyi için için kaynatmıştı.
Sadr-ı a’zam Nişâncı Ahmed Paşa, sâhib-i tercemenin mühr-i hümâyûnu istediğini işittikte mevkî’ini te’mîn için telâşa düştü. [591] Padişâhın muvâfakatiyle kendi tertibi üzre cumâdelâhirenin beşinci günü vüzerâyı Revân köşküne davet edib sâhib-i terceme geldiğinden bir miktar sonra huzur-ı hümâyûnda Kıbrıs eyâleti uhdesine tevcih ve müte’âkiben Yalı Köşkü önünde hazırlanan çekdiriye irkâb ve Kıbrıs’a vusûlünde i’dâm edildi.
Müdebbir, âli-cenâb idiyse de diktatör olduğu esnâda hayli mezâlime ruhsât vermişdi. Mahdûmu el-Hâc Mustafa Bey 1155’de diğer mahdûmu Râcih Mehmed Bey de 1175’de vefât etdi. Hacı Mustafa Beyzâde Ahmed Bey de 1157’de vefât eyledi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. "Târîh-i Murâdî"de yazıldığı üzere Amasya'nın Harşene Kalesi sakinlerinden Mehmed bin Mustafa'nın oğludur. Harşene'de 1040'ta [1630-31] doğdu. Bir süre Dizdâriyye Medresesi'nde temel bilimleri okuduktan sonra 1060'ta [1650] Şam'a gitti.
Orada Allâme Kemaleddîn Ahmed bin Yahyâ el-Dımeşkî'nin dersine on beş yıl devam etti. Şam Müftüsü eş-Şeyh İsmâil el-Ha'ik es-Şâmî'den fıkhın usûl ve füru' bilgilerini ve öteki ilimleri alıp tamamlayarak 1075'te [1664-65] ders vermeye yetkili oldu, genel ders hocası oldu; sözü geçen müftüye damat ve fetva emini (emînü'l-fetvâ) oldu.
Şam'da Emevî Camii'nde yıllarca ilim öğretti. Hocasının ölümü üzerine Şam Müftüsü olan eş-Şeyh Alâeddîn Ali el-İmâdî'nin de fetva emini olarak son derece ün kazandı. 1115 yılı başlarında [1703-04] ahirete göçtü. Çok fazıl, usûl ve füru' ilminde usta, tefsir ve hadiste olgun, miras (ferâiz) ilminde çağının tek insanıydı.
Ferâiz âlimlerinin hâl tercümelerini toplayan "el-Kevâkibü'l-müzıyye fî ferâizi'l-Hanefiyye" ile ferâiz bilginlerinin güvenilir görüşlerini, şer'î delil ve şahitlerini ve ferâiz ilminin usûl ve füru'unu içeren "el-Minahu's-seniyye fî ferâizi'l-Hanefiyye" adlı iki benzersiz eser yazdı.
Oğlu İsmâil Efendi de âlimlerdendir. Bunun oğullarından Ahmed Efendi Mora kadılarından olup 1164'te [1750-51], Es'ad Efendi de Şam âlimlerinden olup 1183'te [1769-70] öldüler. Bunların soyu Şam'da kaldı.
Ahmed Paşa-Çalık, Lâdiklidir. Oranın ileri gelenlerinden Sarı Ali Beyzâde Mustafa Ağa'nın oğludur. Buna "Sarı Ali oğlu" denir. Sultanın imamı Lâdikli Ali Efendi'ye, ardından Şeyhülislâm Lâdikli Mehmed Efendi'ye bağlanarak Enderûn Sarayı'na girdi.
Orada yetişip 1099 muharreminde, Sultan Dördüncü Mehmed Han'ın tahttan indirilmesinin ardından taşraya çıkarıldı. Birkaç gün sonra yeniçeri ocağının elli birinci bölüğüne yazıldı. 1101'de [1689-90] bu bölüğün çorbacıbaşısı, 1103'te Merzifonlu Hacı Ali Paşa'nın sadrazamlığında kethüdâyeri, 1104 yılı başlarında muhzır ağası olarak ağalar sırasına girdi.
1105'te zağarcıbaşı, 1106'da kul kethüdası oldu. Çelebi Yûsuf Paşa yeniçeri ağası olunca görevden alınıp emekliye sevk edildi ve Şehzâdebaşı'nda Kemal Paşa Türbesi Mahallesi'ndeki konağında oturdu. 1109'da Amcazâde Hüseyin Paşa'nın sadrazamlığında sekbanbaşı oldu. 1111'de Şeyhülislâm es-Seyyid Feyzullah Efendi'nin isteğiyle ikinci kez görevden alınıp emekliye sevk edildi.
Dört yıl kadar açıkta kaldığından Şeyhülislâm'a karşı kötü bir intikam duygusu besliyordu. Zaten bütün âlimlerde ve ocaklılarda bu duygu daha da fazlaydı. Bu sırada Sultan İkinci Mustafa Han, sadrazam Râmî Mehmed Paşa, Şeyhülislâm es-Seyyid Feyzullah Efendi ve Yeniçeri Ağası Hasan Ağa Edirne'de düğünlerle uğraşıyordu.
1115 yılı rebîülevvelinde İstanbul kaymakamı Köprülüzâde Abdullah Paşa, sekbanbaşı Haşimzâde es-Seyyid Murteza Ağa idi. Sözü geçen ayın beşinci salı günü Ayasofya çevresinde önce cebeciler, sonra yeniçeriler ayaklanarak ulûfe ve maaş isteme bahanesiyle Şeyhülislâm'ın aleyhinde korkunç bir birlik oluşturdu. Kendilerine karşı çıkan sekbanbaşı es-Seyyid Murteza Ağa'yı öldürdü.
Perde arkasından bu birliği yöneten Çalık Ahmed Ağa, rebîülevvelin dokuzuncu günü ortaya çıkıp kendisine önerilen yeniçeri ağalığını kabul etmedi; birlik tarafından sekbanbaşı oldu. Böylece birliğin başına geçti. Beş on gün sonra da yeniçeri ağası oldu.
1115 yılı rebîülâhirinin üçüncü günü tahta çıkan Sultan Üçüncü Ahmed Han tarafından yeniçeri ağalığı makamında bırakıldı ve vezirlik rütbesiyle ödüllendirilerek yüksek itibar gösterildi. Cemâziyelevvelin yirmi üçüncü günü Ağa Kapısı'na padişahı davet edip şereflendirdi ve padişahın iltifatına ulaştı.
Sohbet sırasında padişahın tahta çıkmasının asıl sebebi kendisi olduğunu hatırlatıp minnet yükleyerek mühr-i hümâyuna (sadrazamlık mührüne) istekli olduğunu sezdirdi ve sadrazamlık makamının kendisine verilmesini rica etti. Bu yüzden padişah, öfke ve intikam duygusunu içten içe kaynatmıştı.
Sadrazam Nişancı Ahmed Paşa, bu kişinin mühr-i hümâyunu istediğini duyunca makamını güvence altına almak için telaşa düştü. Padişahın onayıyla kendi planına göre cemâziyelâhirenin beşinci günü vezirleri Revân Köşkü'ne çağırdı. Bu kişi geldikten bir süre sonra padişahın huzurunda Kıbrıs eyaleti kendisine verildi, ardından Yalı Köşkü önünde hazırlanan kadırgaya bindirildi ve Kıbrıs'a vardığında idam edildi.
Tedbirli, yüce gönüllü biriydi; fakat diktatör olduğu sırada birçok zulme izin vermişti. Oğlu el-Hâc Mustafa Bey 1155'te [1742], diğer oğlu Râcih Mehmed Bey 1175'te [1761-62] öldü. Hacı Mustafa Beyzâde Ahmed Bey de 1157'de [1744] öldü.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- sükkân: oturanlar, sakinler
- mukaddimât-ı ulûm: temel bilimler, ilk basamak dersler
- usûl ü fürû'-ı fıkıh: fıkhın temel ilkeleri ve ayrıntı hükümleri
- ders-i âm, tedrîs: genel ders, ders verme
- emînü'l-fetvâ: müftünün fetva yazan ve düzenleyen yardımcısı
- ferâiz: miras hukuku, mirasın paylaştırılması ilmi
- terâcim-i ahvâl: hâl tercümeleri, biyografiler
- vâlide, mahdûm: anne, oğul
- kudât: kadılar
- Enderûn: padişahın iç hizmet ve eğitim sarayı
- çorbacıbaşı: yeniçeri bölüğünün komutanı
- kethüdâyeri: yeniçeri ocağının üst düzey görevlilerinden biri
- muhzır ağası: yeniçeri ocağının üst düzey görevlilerinden biri
- zağarcıbaşı: yeniçeri ocağındaki zağar (av köpeği) bölüğünün başı
- kul kethüdâsı: yeniçeri ağasının yardımcısı, ağadan sonra gelen yüksek görevli
- sekbânbaşı: yeniçeri ocağının sekban birliklerinin komutanı
- tekâüd: emeklilik
- cebeci: silah ve cephane yapan ve taşıyan askerî sınıf
- ulûfe, mevâcib: askerin üç aylık maaşı, aylıkları
- mühr-i hümâyûn: sadrazamlık makamının simgesi olan padişah mührü
- çekdirî: kürekli savaş gemisi, kadırga
- i'dâm: idam
Harşenli Âlim Ahmed Efendi
Maddenin ilk bölümü, Amasya'dan çıkıp Şam'a yerleşen ve orada Müftünün damadı ve fetva emini olarak ün kazanan bir âlimin hayat çizgisini verir. Hüsameddin onun hakkında bilgiyi "Târîh-i Murâdî"ye dayandırır ve ardından iki eserini sayar: ferâiz alimlerinin hâl tercümelerini toplayan el-Kevâkibü'l-müzıyye ile ferâizin kaynak ve delillerini anlatan el-Minahu's-seniyye. Bir Harşene çocuğunun Şam'a gidip orada müftü damadı ve fetva emini olması, dikkat çekilmesi gereken bir noktadır. Yine de Harşene'de doğan bu kişiye ve eserlerine dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı; adı ve eserleri bu çalışmada doğrulanamadı.
Hüsameddin'in aktardığına göre Harşenî'nin soyu Şam'da kalmıştır: oğlu İsmâil Efendi âlimdir, torunlarından Ahmed Efendi Mora kadılarından olup 1164'te, Es'ad Efendi ise Şam âlimlerinden olup 1183'te ölmüştür.
Çalık Ahmed Paşa ve 1703 Olayı
Maddenin ikinci yarısı, Osmanlı tarihinde Edirne Vakası ya da Feyzullah Efendi Vakası olarak bilinen 1703 ayaklanmasının önde gelen isimlerinden Çalık Ahmed Ağa'yı anlatır. Olay, Sultan II. Mustafa'nın uzun süre Edirne'de avla uğraşması ve üzerinde büyük nüfuzu bulunan Şeyhülislâm Seyyid Feyzullah Efendi'nin yönetime müdahalesi yüzünden devlet çevrelerinde ve İstanbul halkında biriken hoşnutsuzlukla ortaya çıkmıştı. Muhalefetin başında uzun süredir ikinci vezirlikte bekleyen Moralı Damad Hasan Paşa ile Söhraplı Ahmed Paşa, Firarî Hasan Paşa ve yeniçeri ağası Çalık Ahmed Ağa bulunuyordu. Ayaklanma 1703 yazında İstanbul'da başladı ve yeniçeri, cebeci, topçu, bostancı ve esnaftan oluşan altmış bin kişi dolayında bir kuvvet Edirne'ye yürüdü. Silivri'ye gelindiğinde II. Mustafa'nın kardeşi Ahmed'in tahta çıkarılmasına karar verildi. Feyzullah Efendi Pravadi'de yakalanıp Edirne'ye getirildi ve öldürüldü; III. Ahmed tahta çıktı.
Hüsameddin bu olaylarda Çalık Ahmed'in rolünü dikkatle çizer. Onun "perde arkasından birliği yöneten" kişi olduğunu, önce kendisine verilmek istenen yeniçeri ağalığını almayıp sekbanbaşılığı kabul ettiğini ve birkaç gün sonra yeniçeri ağası olduğunu söyler. Çalık Ahmed Paşa'nın İzmit'teki camisi dolayısıyla yazılmış bir yerel ansiklopedi maddesi de onun 20 Temmuz 1703'te isyancılar tarafından sekbanbaşı, kısa süre sonra yeniçeri ağası tayin edildiğini, Silivri'de onun çadırında yapılan toplantıda II. Mustafa yerine III. Ahmed'in tahta çıkarılmasına karar verildiğini yazar. Aynı kaynağa göre Çalık Ahmed Ağa, ağalığa geçince yeniçerileri başarıyla itaat altına aldı, İstanbul halkının güvenliğini sağladı ve isyancıların yağmasını önledi. Sultan III. Ahmed 22 Ağustos 1703'te onu vezirlik rütbesiyle yeniçeri ağalığında bıraktı.
Padişahın Davet Edildiği Ziyafet ve Sürgün
Hüsameddin, Çalık Ahmed Paşa'nın padişahı Ağa Kapısı'nda ağırladığını ve bu sohbette sadrazamlık mührünü istediğini yazar. Öbür kaynaktaki tarih 2 Kasım 1703'tür; padişaha çeşitli hediyeler sunduğu da kaydedilir. Aynı kaynağa göre sadrazamdan izinsiz verilen bu ziyafet ve yeniçeriler üzerindeki ağırlığı sadrazam ile öteki vezirleri rahatsız etti. Çalık Ahmed Paşa sadrazamlığı istiyordu; padişah ise bu baskıdan kurtulmak istedi. 10 Kasım 1703'te görünüşte Kıbrıs Beylerbeyiliği'ne atanıp kendisine hilat giydirildi.
Hüsameddin'e göre Çalık Ahmed Kıbrıs'a vardığında idam edildi. Yerel ansiklopedi maddesine göre ise kendisi için hazırlanan bir gemiyle önce Rodos'a gönderildi, orada padişah için bin kese akçe vermesi istendi, kabul etmeyince 26 Ocak 1704'te boğularak öldürüldü ve kesik başı İstanbul'a gönderildi. İki anlatım idam yeri bakımından ayrılır: biri Kıbrıs, diğeri Rodos der. Hüsameddin vezirlerin toplandığı günü cemâziyelâhirenin beşi olarak verir, öbür kaynak ise atamayı 10 Kasım 1703'e bağlar; bu iki tarihin birebir örtüşüp örtüşmediği doğrulanamadı. Çalık Ahmed Paşa'nın evinin mühürlendiği ve evinde 200 keseden fazla altın bulunduğu da aynı kaynakta belirtilir.
Kimdi? Köken Tartışması
Hüsameddin, Çalık Ahmed'in Lâdikli olduğunu, babasının "Sarı Ali Beyzâde Mustafa Ağa" olduğunu ve "Sarı Ali oğlu" diye anıldığını yazar. Lâdik, Amasya sancağına bağlı bir kazaydı; bu yüzden Çalık Ahmed Paşa Hüsameddin'in kitabında yer bulur. Yerel ansiklopedi maddesi ise onu Sırbistan'dan gelme bir devşirme olarak tanıtır. Topkapı Sarayı'nda eğitim gördüğünü, İzmit'te Kapıkulu Ocağı'nda kul kethüdası olarak görev yaptığını ve arkadaşları arasında "İznikmidli Ahmed Ağa" adıyla anıldığını bildirir. Köken konusunda bu iki kaynak birbiriyle bağdaşmaz; hangisinin doğru olduğu bu çalışmada çözülemedi. Aynı kaynak onun sara hastası olduğunu ve Naîmâ'nın, onun saltanat düzenini kaldırıp Tunus ve Cezayir ocakları gibi cumhuriyete benzer bir yönetim istediğini yazdığını nakleder.
Maddede Geçen Öteki Kişiler
Maddede adı geçen Nişancı Ahmed Paşa, "Kavanoz Ahmed Paşa" olarak bilinen, Edirne Vakası sırasında âsiler tarafından sadaret kaymakamlığına, sonra sadrazamlığa getirilen kişidir. Hüsameddin'e göre Amasyalı bir ailenin çevresinde yetişmiştir (bu ailenin Amasya'daki bağlantısı için bkz. 589. madde). Çalık Ahmed'in Kıbrıs Beylerbeyiliği'ne atandığı günden yaklaşık bir hafta sonra, 17 Kasım 1703'te mührü elinden alınarak azledilmiştir. Şeyhülislâm İmâm-ı Sultânî Mehmed Efendi'nin padişaha Kavanoz'un sadrazamlık görevinin hakkını veremediğini söylediği de aktarılır. Hüsameddin'in "Şeyhülislâm Lâdikli Mehmed Efendi" dediği kişi ise Lâdik'te doğan İmâm-ı Sultânî Mehmed Efendi'dir.
Hüsameddin'in dipnotuna göre Çalık Ahmed'in 1101 tarihli kayıtlarda "Çalık Ahmed Ağa" ve "Ahmed Mustafa Lâdik" biçiminde yazıldığı görülmüştür. Vakayı ayrıntılı anlatan kaynak olarak "Râşid Efendi Vekayînâmesi"nin üçüncü cildinin başı gösterilir.
Kocaeli'ndeki Çalık Ahmed Ağa (Yalı) Camii ise onun adını bugüne taşıyan yapıdır. İzmit'te yapımını başlattığı camiyi bitirmelerini vasiyet etmiş, askerler camiyi halktan topladıkları paralarla yaptırmıştır. 1766 depreminde yıkılan yapı 1774'te yeniden yapılmış, 1894 depreminden sonra son şeklini almış ve 1999 sonrasında yenilenmiştir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 183–184. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Kitaplar