Amasyalıdır. “Şemsi Paşazâde” demekle meşhûr olup Bağdat Muhârebe [87] sinde mecrûhan vefât eden Ali Bey’in mahdûmudur.⁶⁴⁵1052 senesi zilhiccesinin on dördüncü günü Amasya sancağı mutasarrıfı oldu.
Bu esnada sipâhi-i meşâhirînden İsmâil Ağa kethüdâyeri, Taşçıoğlu Sun‘ullah Ağa’nın ref‘inden Gözdâş Mehmed Ağa Amasya serdârı, Çavuşzâde Hüseyin Bey Amasya alaybeyi ve İstanbul’da Amasyalı Ahmed Ağa da mîrâhûr-ı sânî oldu.
1053 senesi gurre-i muharreminde Kâtipzâde Hasan Efendi Amasya kadısı, saferde Mutasarrıf Ahmed Paşa Girit Harbi’ne me’mûr olduğundan kethüdâyeri İsmâil Ağa Amasya mütesellimi ve mevkûfâtı Mehmed Efendi’nin birâderi Bağdatlıoğlu Osmân Ağa yine şehir kethüdâsı oldu.
Şa’bân evâilinde Mütesellim İsmâil Ağa da Girit Harbi’ne gitdiğinden Şâtır Ali Ağa mütesellim kâ’im-makâmı ve şa’bânın on yedisinde Amasyalı Gazzâz Ahmed Bey evkâf-ı Sultâniyye mütevellisi olup geldi.
Ramazânın yirmisinde üstâdu’l-fuzalâ, imâmu’s-sulehâ Sultân Bâyezîd Câmii imâm-ı sânîsi ve kürsü şeyhi Gürcü Hasan Efendi dâr-ı nâ‘ime irtihâl edib yerine mahdûmu Ders-i âm Mustafa Efendi imâm-ı sânî ve fuzalâ-yı meşâyihten Hüsâmeddîn Efendi kürsü şeyhi oldu.
Şevvâlde Mutasarrıf Ahmed Paşa Sivas beylerbeyi olduğundan Amasya [88] sancağı Sadr-ı a’zam Kara Mustafa Paşa müntesiblerinden sâbık Trablusşam Beylerbeyi Mehmed Paşa’ya tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. "Şemsi Paşazâde" diye tanınır; Bağdat Savaşı'nda yaralanarak ölen Ali Bey'in oğludur. 1052 [1643] yılı zilhiccesinin on dördüncü günü Amasya sancağı mutasarrıfı oldu.
Bu sırada tanınmış sipahilerden İsmâil Ağa kethüdâyeri (sipahilerin yerel kethüdası) oldu; Taşçıoğlu Sun'ullah Ağa'nın görevden alınmasıyla Gözdâş Mehmed Ağa Amasya serdarı (yeniçerilerin yerel komutanı), Çavuşzâde Hüseyin Bey Amasya alaybeyi oldu; İstanbul'da da Amasyalı Ahmed Ağa ikinci mirahur (saray ahırlarının ikinci amiri) oldu.
1053 [1643] yılı muharreminin ilk günü Kâtipzâde Hasan Efendi Amasya kadısı oldu. Safer ayında mutasarrıf Ahmed Paşa Girit Savaşı'na görevlendirildiği için kethüdâyeri İsmâil Ağa Amasya mütesellimi (vekil yönetici), Mevkûfâtî Mehmed Efendi'nin kardeşi Bağdatlıoğlu Osmân Ağa da yeniden şehir kethüdası oldu.
Şaban başlarında Mütesellim İsmâil Ağa da Girit Savaşı'na gittiği için Şâtır Ali Ağa mütesellim kaymakamı (vekilin vekili) oldu. Şabanın on yedisinde Amasyalı Gazzâz Ahmed Bey Sultanlık vakıflarının mütevellisi olarak geldi.
Ramazanın yirmisinde, âlimlerin üstadı ve salihlerin önderi olan Sultan Bâyezîd Camii ikinci imamı ve kürsü şeyhi (camide vaaz ve ders veren şeyh) Gürcü Hasan Efendi vefat etti. Yerine oğlu, ders-i âm (camide genel ders veren müderris) Mustafa Efendi ikinci imam, âlim şeyhlerden Hüsâmeddîn Efendi de kürsü şeyhi oldu.
Şevval ayında mutasarrıf Ahmed Paşa Sivas beylerbeyi olduğu için Amasya sancağı, Sadrazam Kara Mustafa Paşa'nın adamlarından, eski Trablusşam Beylerbeyi Mehmed Paşa'ya verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mecrûhan: yaralı olarak
- mahdûm: oğul
- serdar: burada bir şehirdeki yeniçerilerin yerel komutanı
- mîrâhûr-ı sânî: saray ahırlarının ikinci amiri
- me'mûr olmak: görevlendirilmek
- kâ'im-makâm: vekil, birinin yerine geçen
- evkâf-ı Sultâniyye: padişahlara (burada II. Bayezid'e) ait vakıflar
- kürsü şeyhi: büyük camide kürsüde vaaz ve ders veren şeyh
- ders-i âm: camide herkese açık ders okutan müderris
- müntesib: bir büyüğe bağlı, onun adamı
İki Şemsi Paşazâde
Hüsameddin dipnotunda önemli bir ayrıma dikkat çeker: aynı yıllarda Şemsi Paşazâde Ahmed Paşa diye anılan iki kişi vardır; biri Bolulu, öteki Amasyalıdır. Naîmâ'nın tarihinde ikisi tek kişi gibi yazılmış, ancak telhisler (sadrazamın padişaha sunduğu özet yazılar) onları ayırmıştır. Yazarın ümera biyografilerinde verdiği bilgiye göre Amasyalı Ahmed Paşa, Gümüşlüzâde hanedanındandır; babası Ali Bey Bozok sancakbeyi iken Bağdat Savaşı'nda şehit düşmüş, Ahmed Bey de 1048'de babasından boşalan Bozok sancağını almıştır. 1051'de Kars beylerbeyi olmuş, 1052 sonunda Amasya'ya mutasarrıf olarak gelmiş, 1053 şevvalinde Sivas beylerbeyi olmuştur. Bunu Batum, Diyarbekir, Karesi, Şehrizor, Konya, Kefe ve Bursa beylerbeylikleri izler. Ömrünün sonunda, 1067'de kaptan-ı derya vekili olarak Köprülü Mehmed Paşa ile Çanakkale Boğazı'na gitmiş ve Limni'nin geri alınmasında görev almıştır. Görevden her ayrılışında Amasya'ya döndüğünün tek tek yazılması, onun bu şehrin köklü bir ailesine mensup olduğunu gösterir.
Girit Savaşı'nın Tarihi Meselesi
Metindeki en dikkat çekici nokta, Ahmed Paşa'nın 1053 saferinde, yani 1643 baharında "Girit Harbi'ne" görevlendirildiğinin yazılmasıdır. Sultan İbrahim devrini inceleyen çalışmalara göre Girit seferinin asıl kıvılcımı, Mısır'a giden eski Darüssaade Ağası Sünbül Ağa'nın gemisinin Malta korsanlarınca yağmalanmasıdır; Silahdar Yusuf Paşa üzerine yapılan bir araştırma bu olayı 1644 yazına tarihler. Sefer hazırlıkları bunun ardından başlamış, sancaklara gönderilen hükümler 1055 yılının başına (1645 baharı) aittir. Donanma Haziran 1645'te Navarin'den ayrılırken seferin Girit'e yönelik olduğu açıklanmış, Hanya kuşatması 27 Haziran 1645'te başlamıştır. Buna göre 1053 tarihli bir Girit görevlendirmesi, bilinen kronolojiyle uyuşmaz. Hüsameddin'in burada başka bir deniz ya da kıyı görevini sonradan Girit Savaşı adıyla andığı, ya da bu bölümdeki tarihlerde bir kayma bulunduğu düşünülebilir; elimizdeki kaynaklarla hangisi olduğu kesinleştirilemez.
Sultan Bayezid Camii'nin Kadrosu
Maddedeki imam, hatip ve kürsü şeyhi değişiklikleri, II. Bayezid Külliyesi'nin XVII. yüzyılda da şehrin ilim hayatının merkezi olduğunu gösterir. Kürsü şeyhliğine getirilen Hüsâmeddîn Efendi, Hüsameddin'in Amasyalı Halvetîler arasında tanıttığı Şeyh Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi'dir. Yazara göre bu zât 1048'de Mimar Kasım Ağa'nın Sultan Bayezid Camii'nde kurduğu dersiyeye (vakıftan maaşlı hadis ve tefsir dersi) atanmış ve 1053 zilhiccesi başlarında vefat etmiştir. Bir sonraki madde onun ölümünü ve cenazesini anlatır.
Kâtipzâde, Bağdatlıoğlu ve Çavuşzâde gibi aile adlarının sürekli el değiştiren makamlarda görünmesi, Turan Açık'ın Amasya sicillerine dayanarak çizdiği tabloya uyar: XVII. yüzyılın ilk yarısında taşraya yerleşmiş kapıkulu sipahileri, şehrin idarî mevkilerini ele geçiren, iltizam ve mirî gelir işlerini tekellerine alan yerel bir zümre hâline gelmiştir. Kethüdâyeri İsmâil Ağa'nın "meşhur sipahilerden" diye anılması da bunun bir örneğidir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 567–567. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 6-8. Cilt, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, "Ahmed Paşa-Şemsî Paşazâde" maddesi, e-kitap s. 167; "Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi-Halvetî Şeyhi" maddesi, e-kitap s. 579-580.
Akademik çalışmalar
- Feridun Emecen, "İbrâhim", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim--padisah
- Metin Menekşe, "17. Yüzyılda Osmanlı Devleti'nde Makbul İken Maktul Olan Bir Devlet Adamı: Kaptan-ı Derya Silahdâr Yusuf Paşa (1604-1646)", Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, 5/3, 2021. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1942580
- Hasan Ali Cengiz, "Osmanlı Kaynaklarında Girit Seferi", Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 9/17, 2019, s. 105-133.
- Turan Açık, "Kara Mehmed Ağa'nın Ardından: 17. Yüzyılın İlk Yarısında Amasya'da Bir Kapıkulu Sipahisinin Düşündürdükleri", Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, 11/1, 2016, s. 1-46 (özet).