Kayabaşılı Örümcek Ahmed Paşa’dır. 1055 senesi şevvâlinin beşinci günü Amasya Mutasarrıfı Dördüncü Haseki Hümâ Şâh Sultân’ın mütesellimi hükmünde sancak beyi oldu.
“Ankebût Ahmed Paşa” şöhretiyle mümtâz olan Örümcek Ahmed Paşa, Girit Harbi’ne me’mûr ve Anadolu serdârı olduğundan kethüdâsı Amasyalı Bâkî Paşazâde Habîb Ağasıyla beraber harbe gitdi. Tarafından Şâtır Ali Ağa Amasya mütesellimi oldu. [94]
Şevvâlin on ikisinde sipâhî a‘yânından Kara Kadızâde Mehmed Ağa evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi oldu. İstanbul’dan gelen mübâşirle sâbık Mirlivâ Ebûbekir Bey mukayyeden Samsun’a i‘zâm ve kalebend edildi. Mütesellimi Abdülcelîlzâde el-Hâc Hüseyin Ağa da Amasya Kalesi zindanına kondu.
1056 senesi gurre-i muharreminde Amasya Kadısı Kutbeddîn Mustafa Efendi, Ankebût Ahmed Paşa’nın serdârı olduğu ordunun kadısı olduğundan ulemâdan İkincizâde es-Seyyid el-Hâc Ali Efendi Amasya nâibi oldu.
Rebîülevvelde Amasya Kalesi’nde mahpus olan mütesellim-i sâbık Abdülcelîlzâde el-Hâc Hüseyin Ağa’nın bî-günâh olduğu anlaşılmakla a‘yândan Sefer Ağa’nın kefâletiyle tahliye edildi.
Receb gurresinde nâib-i esbak Hakâlalızâde es-Seyyid Abdürrahîm Efendi Amasya kadısı oldu. Ramazân evâilinde Amasya ulemâsının umdesi olan Müftü Şeyh Yâkub Efendizâde Mustafa Efendi vefât eylediğinden Dursunzâde Mustafa Efendi Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi oldu.
Şevvâlde Yörgüç Paşa Evkâfı mütevellîsi Hakâlacızâde Mehmed Bey ve müteâkiben Samsun’da kalebend olan sâbık Mirlivâ Ebûbekir Bey hazîn bir sûrette vefât etdi. Hasan Beyzâde Mehmed Bey Yörgüç Paşa mütevellîsi oldu. Fakat Bekir Bey’in bütün servet ü sâmânı müsâdere edildiğinden yalnız Köprübaşı mahallesindeki bir konağı oğulları Osmân, [95] Ömer beylere ve kızları Neslihân, Râziye hanımlara kalabildi.
Zilhiccede Anadolu Serdârı Amasya Mutasarrıfı Ankebût Ahmed Paşa ikinci defa Sivas beylerbeyi olup selefi Şemsi Paşazâde Ahmed Paşa Amasya’ya geldi. Amasya sancağı Saluzcu Karyesi hâsıyla mütekâid olan Gâzi-i meşhûr Çolak Hüseyin Paşa’ya tevcîh ve hâss-ı mezbûr’da Ahmed Paşa’ya tahsis edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Kayabaşılı Örümcek Ahmed Paşa'dır. 1055 [1645] yılı şevvalinin beşinci günü, Amasya'nın mutasarrıfı (sancağın gelirine ve yönetimine sahip olan kişi) Dördüncü Haseki Hümâ Şâh Sultan'ın mütesellimi (vekili) durumunda Amasya sancak beyi oldu.
"Ankebût Ahmed Paşa" adıyla tanınan Örümcek Ahmed Paşa, Girit Savaşı'na görevlendirilmiş ve Anadolu serdarı (Anadolu askerinin komutanı) olduğu için kethüdası Amasyalı Bâkî Paşazâde Habîb Ağa ile birlikte savaşa gitti. Onun adına Şâtır Ali Ağa Amasya mütesellimi oldu.
Şevvalin on ikisinde sipahi ileri gelenlerinden Kara Kadızâde Mehmed Ağa, Sultan vakıflarının (Sultan Bayezid vakıflarının) mütevellisi oldu. İstanbul'dan gelen mübaşirle (emri yerine getirmekle görevli memurla) eski mirliva (sancak beyi) Ebûbekir Bey, zincire vurulmuş olarak Samsun'a gönderildi ve oradaki kaleye hapsedildi. Onun mütesellimi Abdülcelîlzâde el-Hâc Hüseyin Ağa da Amasya Kalesi'nin zindanına kondu.
1056 [1646] yılı muharreminin ilk günü Amasya Kadısı Kutbeddîn Mustafa Efendi, Ankebût Ahmed Paşa'nın serdarı olduğu ordunun kadısı olduğundan ulemadan İkincizâde es-Seyyid el-Hâc Ali Efendi Amasya naibi (kadı vekili) oldu.
Rebîülevvelde, Amasya Kalesi'nde hapis bulunan eski mütesellim Abdülcelîlzâde el-Hâc Hüseyin Ağa'nın suçsuz olduğu anlaşılınca ileri gelenlerden Sefer Ağa'nın kefaletiyle serbest bırakıldı.
Recebin ilk günü eski naib Hakâlalızâde es-Seyyid Abdürrahîm Efendi Amasya kadısı oldu. Ramazanın ilk günlerinde Amasya âlimlerinin dayanağı olan Müftü Şeyh Yâkub Efendizâde Mustafa Efendi vefat edince Dursunzâde Mustafa Efendi Amasya müftüsü ve Sultaniye Medresesi müderrisi oldu.
Şevvalde Yörgüç Paşa Vakfı'nın mütevellisi Hakâlacızâde Mehmed Bey, ardından da Samsun'da kalede hapis tutulan eski Mirliva Ebûbekir Bey acıklı bir biçimde öldü. Hasan Beyzâde Mehmed Bey Yörgüç Paşa Vakfı'nın mütevellisi oldu. Bekir Bey'in bütün serveti ve malı mülkü müsadere edildiği (devletçe el konulduğu) için oğulları Osman ve Ömer beylere, kızları Neslihan ve Râziye hanımlara yalnızca Köprübaşı Mahallesi'ndeki bir konağı kalabildi.
Zilhiccede Anadolu Serdarı ve Amasya Mutasarrıfı Ankebût Ahmed Paşa ikinci kez Sivas beylerbeyi oldu; Sivas'ta ondan önce bulunan Şemsi Paşazâde Ahmed Paşa da Amasya'ya geldi. Amasya sancağı, Saluzcu köyünün has geliriyle emekliye ayrılmış bulunan ünlü gazi Çolak Hüseyin Paşa'ya verildi; adı geçen has da Ahmed Paşa'ya ayrıldı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mutasarrıf: bir sancağın gelirine ve yönetimine sahip olan kişi
- mütesellim: sancak sahibinin yerine işleri yürüten vekil
- haseki: padişahın çocuk sahibi olmuş ya da öne çıkarılmış gözde eşi
- ankebût: örümcek (Arapça)
- serdâr: belli bir sefer ya da bölge için atanmış komutan
- kethüdâ: bir devlet adamının işlerini çeviren yardımcısı, kâhya
- evkâf-ı Sultâniyye: padişah vakıfları; Amasya'da Sultan Bayezid'in vakıfları
- mübâşir: bir emri yerine getirmek için gönderilen görevli
- mukayyed: bağlı, zincire vurulmuş
- i'zâm: gönderme, yollama
- kalebend: kalede hapis cezası çeken
- gurre: Arap ayının ilk günü
- nâib: kadının yerine bakan vekil
- umde: dayanak, önde gelen
- müsâdere: bir kimsenin malına devletçe el konulması
- servet ü sâmân: mal mülk, varlık
- mütekâid: emekli
- hâs: yüksek rütbelilere ayrılan büyük dirlik geliri
Bir Hasekinin Sancağı
Maddenin en dikkat çekici yanı, Amasya sancağının bir sarayın kadınına bağlanmış olmasıdır. Sultan İbrâhim döneminde eyalet ve sancakların hasekilere paşmaklık (harçlık geliri) olarak dağıtıldığı, vakanüvis Vecîhî'den aktarılarak bilinir; padişahın sekiz gözdesini haseki yaptığı ve bunlara yüklü haslar ayırdığı yazılır. Böyle bir düzende sancak beyi, asıl sahibi adına geliri toplayan ve bölgeyi yöneten bir vekile dönüşür. Ahmed Paşa'nın "mutasarrıfın mütesellimi hükmünde" sancak beyi olması bu yüzdendir.
Hüsameddin sancağın sahibini "Dördüncü Haseki Hümâ Şâh Sultan" diye anar ve bunu 1055 [1645] yılına koyar. Bugünkü araştırmalar ise Hümâşah Sultan'ı, Telli Haseki adıyla, Sultan İbrâhim'in sekizinci hasekisi ve tek nikâhlı eşi olarak tanır; nikâhının 1647'de yapıldığı kabul edilir. Bu durumda 1645'te Amasya'nın bu hasekiye bağlı olması kronolojiyle bağdaşmaz. Ya Hüsameddin daha sonraki bir durumu geriye taşımıştır ya da 1645'te sancak başka bir hasekinin elindeydi; eldeki kaynaklarla bu soru çözülemedi. Sonraki maddelerde Hümâşah'ın Amasya'yla bağı daha ayrıntılı işlenir.
Ankebût Ahmed Paşa ve Girit Seferi
Girit Seferi'ni Osmanlı kaynaklarından inceleyen Hasan Ali Cengiz'in aktardığına göre, 1055 [1645] baharında sefer hazırlığı için Anadolu sancaklarına gönderilen hükümlerde askerlerin "Amasya Beyi Ahmed Paşa" emrinde, Sakız Adası'nın karşısında toplanması istenmişti. Donanma Sakız'a vardığında "Anadolu Seraskeri Ahmed Paşa", Sivas, Karaman ve Anadolu beyleriyle gelip serdarın elini öpmüştü. Hanya alındıktan sonra yine "Amasya Beyi Ahmed Paşa", şehre su getiren kemerlerin onarımına verilmiş, iş altmış günde bitirilmişti. Bu kayıtlar Hüsameddin'in Ahmed Paşa'ya verdiği "Anadolu serdarı" sıfatıyla örtüşür. Yalnız kaynaklarda kendisi daha 1645 baharında "Amasya Beyi" diye anıldığına göre, Hüsameddin'in verdiği 5 Şevval 1055 tarihi göreve başlayış değil, hasekiye bağlanma gibi sonraki bir düzenlemenin tarihi olabilir. Bu bir çıkarımdır.
Ahmed Paşa'nın Girit'le bağı ömür boyu sürdü. Kandiye alındıktan sonra adanın beylerbeyiliğine Ankebût Ahmed Paşa getirilmişti. Evliya Çelebi'nin 1667'deki gözlemlerine göre Resmo'da çarşı içinde onun adını taşıyan bir cami vardı; Kandiye'de de Aya İleya mahallesinde bir Ankebût Ahmed Paşa Camii bulunuyordu. Hüsameddin'in kendi kitabının ilerleyen sayfalarında aynı kişi, 1060'lı yılların sonunda Amasya ve Kayseri mutasarrıfı, Boğaz muhafızı ve sadaret kaymakamı (sadrazam vekili) olarak yeniden karşımıza çıkar.
Kale Zindanı ve Yörgüç Paşa Vakfı
Mütesellim Hüseyin Ağa'nın atıldığı zindan, Harşena Dağı üzerindeki Amasya Kalesi'ndeydi. Kale on sekizinci yüzyıla kadar askerî işlevini korumuştur; bugün de surlarının önemli bir bölümü ayaktadır. Kalenin ortasında kayaya oyulmuş yüz elli basamaklı Cilanbolu dehlizi, sarnıçlar ve Osmanlı dönemine ait hamam kalıntıları bulunur.
Mütevelli değişikliği anılan Yörgüç Paşa Vakfı, Atabeg Yörgüç Paşa'nın kitabesine göre 834 [1430] yılında yaptırdığı külliyeye bağlıdır. Tabhaneli plandaki cami ve yanındaki türbe bugün Gökmedrese Mahallesi'nde ayaktadır; külliyenin medresesi ise günümüze ulaşmamıştır. Ebûbekir Bey'in çocuklarına kalan konağın bulunduğu Köprübaşı da on dokuzuncu yüzyıl ortasındaki nüfus ve temettuat kayıtlarında hâlâ bir Amasya mahallesi olarak görünür.
Maddede adı geçen kadı, müftü ve mütevellilerin (Kara Kadızâde Mehmed Ağa, Dursunzâde Mustafa Efendi, Hakâlalızâde Abdürrahîm Efendi gibi) başka kaynaklarda izine rastlanmadı; bu bilgiler büyük ölçüde Hüsameddin'in kullandığı Amasya şer'iyye sicillerine dayanır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 569–570. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 4. Cilt, s. 581 (Ankebût Ahmed Paşa'nın sonraki görevleri). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page581.html
- "Resmo Kuşatması" (Evliya Çelebi'nin Resmo tasviri). https://tr.wikipedia.org/wiki/Resmo_Kuşatması
- Selim Özcan, "H.1256 (1840) Tarihli Amasya Nüfus Defteri ile H.1260-1261 (1844-1845) Tarihli Amasya Temettuat Defterlerinin Karşılaştırmalı Değerlendirilmesi", Studies of the Ottoman Domain, 6/11 (2016).
Akademik çalışmalar
- Hasan Ali Cengiz, "Osmanlı Kaynaklarında Girit Seferi", Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 9/17 (2019), s. 105-133.
- Feridun Emecen, "İbrâhim", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim--padisah
- Ersin Gülsoy, "Kandiye", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/kandiye
- Emine Naza Dönmez, "Yörgüç Paşa Camii", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/yorguc-pasa-camii
Resmî kaynaklar
Diğer kaynaklar