Köprülüdür. 1053 senesi şevvâlinin beşinci günü ikinci defa Amasya sancağı mutasarrıfı olup geldi. Fakat zilka’denin on altısında efendisi olan sadrâzam yok yere maktûl ve müntesibleri menkûb olup hâssaten sadr-ı müşârün-ileyhin mahrem-i hâssı ve Köprülü Paşa’nın hâmi-i yegânesi olan mimâr başı Kâsım Ağa azl ve Gelibolu’ya nefyedildi.
Zilhiccede Sultân Bâyezîd vâizi, mûmâileyh Kâsım Ağa dersiyesi mutasarrıfı, Mahmûd Çelebi tekke şeyhi olan Halvetiye meşâyih-i kibârından fâzıl-ı meşhûr eş-Şeyh Hüsâmeddîn Efendi dâr-ı naîme irtihâl etdi. Bütün esnaf dükkânlarını kapattı. Cenâzesi parmak üzerinde gitdi.
Bunun yerine meşâhir-i ulemâdan Sinan Efendizâde Mehmed Efendi Sultân Bâyezîd kürsü şeyhi ve dersiyye-i Kâsım Ağa Mutasarrıfı ve ders-i âm ı olup Enderûn Câmii kürsü şeyhi olan Niksarlı Çebni Beyzâde diğer Hüsâmeddîn Efendi de Mahmûd Çelebi Tekkesi şeyhi oldu.
1054 senesi gurre-i muharreminde Tokatlı Müctebâzâde Mehmed Efendi yine Amasya kadısı olup çok geçmeden Müftü Yahya Efendi, şehir kethüdâsı Bağdatlıoğlu Osmân Ağa, kethüdâyeri Şâtır Ali Ağa azl olunup yerlerine Dursunzâde Mustafa Efendi Amasya Müftüsü, [89] meşhûr Bâlî Bey şehir kethüdâsı, Alevî Köylü Gazanfer Ağa kethüdâyeri oldu.
Lâkin Sadr-ı a’zam Kara Mustafa Paşa’nın katli ve Mimâr Kâsım Ağa’nın azl ve nefyi Köprülü Mehmed Paşa’yı da müteessir etdiğinden saferde azledilip Amasya sancağı Bosna Alaybeyi Muslî Bey’e tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Köprülüdür. 1053 [1643] yılı şevvalinin beşinci günü ikinci kez Amasya sancağı mutasarrıfı (sancağı yöneten vali) olarak geldi. Fakat zilkadenin on altısında efendisi olan sadrazam boş yere öldürüldü, adamları da gözden düştü. Özellikle adı geçen sadrazamın en yakın sırdaşı ve Köprülü Paşa'nın biricik hamisi olan mimarbaşı Kâsım Ağa görevden alınıp Gelibolu'ya sürüldü.
Zilhicce ayında, Sultan Bâyezîd Camii vaizi, adı geçen Kâsım Ağa'nın kurduğu dersiyenin (vakıftan maaşlı ders görevinin) sahibi ve Mahmûd Çelebi tekkesinin şeyhi olan, Halvetiyye'nin büyük şeyhlerinden ünlü bilgin Şeyh Hüsâmeddîn Efendi vefat etti. Bütün esnaf dükkânlarını kapattı; cenazesi parmaklar üzerinde, el üstünde götürüldü.
Onun yerine ünlü âlimlerden Sinan Efendizâde Mehmed Efendi Sultan Bâyezîd kürsü şeyhi ve Kâsım Ağa dersiyesinin sahibi oldu. Ders-i âm (camide genel ders veren müderris) olup Enderûn Camii kürsü şeyhi bulunan Niksarlı Çebni Beyzâde öteki Hüsâmeddîn Efendi de Mahmûd Çelebi Tekkesi'nin şeyhi oldu.
1054 [1644] yılı muharreminin ilk günü Tokatlı Müctebâzâde Mehmed Efendi yeniden Amasya kadısı oldu. Çok geçmeden Müftü Yahyâ Efendi, şehir kethüdası Bağdatlıoğlu Osmân Ağa ve kethüdâyeri Şâtır Ali Ağa görevden alındı; yerlerine Dursunzâde Mustafa Efendi Amasya müftüsü, tanınmış Bâlî Bey şehir kethüdası, Alevî Köylü Gazanfer Ağa da kethüdâyeri oldu.
Ancak Sadrazam Kara Mustafa Paşa'nın öldürülmesi ile Mimar Kâsım Ağa'nın azli ve sürgünü Köprülü Mehmed Paşa'yı da etkilediğinden safer ayında görevden alındı ve Amasya sancağı Bosna Alaybeyi Muslî Bey'e verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- maktûl: öldürülmüş
- müntesib: bir büyüğe bağlı kişi, adamı
- menkûb: gözden düşmüş, felakete uğramış
- mahrem-i hâss: en yakın sırdaş
- hâmi-i yegâne: biricik koruyucu
- nefy: sürgün
- dersiye: bir camide vakıf gelirinden maaşla okutulan ders ve bu görev
- meşâyih-i kibâr: büyük şeyhler
- dâr-ı naîme irtihâl: vefat etme
- müteessir: etkilenmiş
Köprülü Mehmed Paşa ve Amasya
Maddenin konusu, ileride Osmanlı Devleti'ni yeniden toparlayacak olan sadrazam Köprülü Mehmed Paşa'dır. Arnavutluk'un Berat sancağına bağlı Rudnik köyünde doğan Mehmed, devşirilerek Enderun'da yetişmiş, sonra süvari bölüklerinden birine çıkarılmıştır. O dönemde Amasya'ya bağlı Köprü (bugünkü Vezirköprü) kasabasına gidip Ayşe Hanım ile evlenmiş ve bu kasabada yaşadığı için "Köprülü" diye anılmıştır. Hüsrev Paşa sadrazam olunca onun hazinedarı olmuştur. Mücteba İlgürel'in yazdığı ansiklopedi maddesi, Hüsameddin'in verdiği bilgilerle uyumlu olarak, onun Hüsrev Paşa'nın ölümünden sonra kısa bir süre Amasya sancakbeyliği yaptığını, Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın sadaretinde kapıcılar kethüdası ve mirahur olduktan sonra "yeniden Amasya sancak beyliğine" getirildiğini yazar.
Bu anlatı son yıllarda arşiv belgeleriyle sorgulanmıştır. Christopher Whitehead, 2024'te yayımlanan makalesinde Köprülü'nün gençlik ve orta yaş kariyerini atama defterleri üzerinden yeniden kurar ve Amasya valiliklerine dair geleneğin doğrudan Hüsameddin'e dayandığını, yazarın bu konuda kaynak göstermediğini belirtir. Whitehead'e göre 1634-1635 yıllarında Amasya'yı yöneten beyler Üveys Bey, Hüseyin Bey ve Elkas Paşa'dır; o yıllara ait Amasya sicilinde de Köprülü'nün vali olarak izi yoktur. 1641-1647 yıllarını kapsayan atama defterine göre ise Köprülü, Ekim 1641'de kapıcılar kethüdası, Şubat 1643'te büyük mirahur olmuş; ilk beylerbeyiliği olan Adana'yı 4 Ağustos 1643'te, Rum (Sivas) eyaletini 19 Ramazan 1053 / 1 Aralık 1643'te almış, 6 Temmuz 1644'te Bolu sancağına, 24 Eylül 1644'te de Macaristan'daki Eğri eyaletine geçirilmiştir. Hüsameddin'in "5 Şevval 1053'te ikinci kez Amasya" kaydı, Köprülü'nün Amasya'nın da bağlı olduğu Rum eyaletine atanmasıyla aynı haftalara düşer. Yazarın bu atamayı sancak düzeyinde Amasya'ya ait sanmış olması mümkündür; ancak bu bir çıkarımdır.
Whitehead'in kullandığı bir mektup, metindeki "müteessir oldu" ifadesinin arka planını da gösterir. 29 Ağustos 1644 tarihli bu mektupta Bolu beyi Mehmed Paşa'nın, yani Köprülü'nün, Sultan İbrahim'in büyük öfkesine uğradığı, padişahın önce cellat çağırdığı, sonra hapsedilmesini emrettiği anlatılır. Mektup sebebi açıklamaz. Hamisi Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın idamından sonra Köprülü'nün sıkıntılı bir döneme girdiği konusunda Hüsameddin ile arşiv aynı yönü gösterir; ayrıldıkları nokta görev yerleri ve tarihlerdir.
Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın Sonu ve Mimar Kâsım Ağa
Kemankeş Kara Mustafa Paşa, Sultan İbrahim'in ilk yıllarının güçlü sadrazamıdır. Padişahın hocası Cinci Hüseyin Efendi ve Silahdar Yusuf Paşa ile girdiği çekişmeyi kaybetti, azledildi ve kılık değiştirip kaçmaya çalışırken yakalanarak Hocapaşa Çarşısı'nda boğduruldu. Ansiklopedi kayıtları bu olayı 21 Zilkade 1053 / 31 Ocak 1644 olarak verir; Hüsameddin'in "zilkadenin on altısı" tarihi beş gün öncesini gösterir.
Köprülü'nün "biricik hamisi" denilen Mimar Kâsım Ağa, Sinan'ın açtığı klasik mimarlık çizgisini XVII. yüzyılın ilk yarısında sürdüren mimarbaşıdır. Semavi Eyice'nin yazdığına göre Kemankeş Mustafa Paşa'nın yakını olduğundan paşanın idamı sırasında hapsedilmiş, mimarbaşılıktan alınmış, malları müsadere edilmiştir. İdamı bile düşünülmüşken Cinci Hoca'nın aracılığıyla kurtulmuş ve 1054 cemaziyelâhirinde (Ağustos 1644) Gelibolu'ya sürülmüştür. Kısa süre sonra affedilmiş, 1055'te (1645) yeniden mimarbaşı olmuştur. Kâsım Ağa ile Köprülü arasındaki dostluk sonraki yıllarda da sürdü: Kâsım Ağa, Vâlide Turhan Sultan'ın kethüdası iken Köprülü'yü sadrazamlığa aday gösterdi ve bu yüzden bir süre zindana atıldı. Hüsameddin'in sürgün tarihini sadrazamın ölümüyle aynı aya bağlaması kısaltılmış bir anlatımdır; sürgünün kendisi birkaç ay sonradır.
Şeyh Hüsâmeddîn Efendi
Cenazesinde bütün çarşının kapandığı Şeyh Hüsâmeddîn Efendi'nin hayatını Hüsameddin, Amasyalı âlimlere ayırdığı ciltte ayrıca anlatır. Orada verdiği bilgiye göre "Memi Dede" diye tanınan Şeyh Muhyiddîn Mehmed Efendi'nin yeğeninin oğludur. 1017'de Yâkût Paşa Camii'ne hatip olmuş, Kutb Ahmed Efendi'nin sohbetinde seyr ü sülûkünü tamamlamış, 1044'te Hızır Paşa zaviyesinin şeyhi, ardından Sultan Bayezid Camii vaizi olmuştur. 1048'de Yanyalı Ali Ağazâde Mimarbaşı Kâsım Ağa, Sultan Bayezid Camii'nde kurduğu ve Gelkiras kazasındaki Kalburcu köyünün gelirini bağladığı dersiyeyi ona vermiş, şeyh de bu camide hadis ve tefsir okutmuştur. Rüya tabirinde çağının biricik ustası sayılır. 1053 zilhiccesi başlarında vefat etmiş ve şeyhi Kutb Ahmed Efendi'nin yanına gömülmüştür. Hüsameddin, onun 28 Ramazan 1043 tarihinde kendi eliyle istinsah ettiği Muğni'l-Lebîb nüshasını gördüğünü de kaydeder.
İki kayıt arasında küçük bir fark vardır: bu maddede şeyh "Mahmûd Çelebi tekkesi şeyhi" diye anılır, biyografide ise Hızır Paşa zaviyesinin şeyhi olarak geçer. Yerine Mahmûd Çelebi Tekkesi'ne getirilen Niksarlı Çebnizâde Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi de yine aynı ciltte yer alır: ilk derslerini Kadızâde Hâce Mehmed ve "Büyük Şeyh Hüsâmeddîn Efendi"den almış, Enderûn Camii vaizi ve Mahmûd Çelebi tekkesi şeyhi olarak kırk yıl irşatta bulunmuş, 1075'te vefat etmiştir. Yani iki Hüsâmeddîn arasında hoca-talebe bağı vardır.
Hüsameddin'e göre Mısır'da şöhret bulan Hanefî âlimi Nûh b. Mustafa, Şeyh Hüsâmeddîn'in yeğenidir ve eserlerinde "amcam Şeyh Hüsâmeddîn Efendi" diye ondan nakiller yapar. Nûh b. Mustafa'nın Amasya'da doğduğu, Halvetî tarikatına girdiği, Konya'da müftülük yaptıktan sonra Amasyalı Ömer Paşa'nın Mısır valiliğine atanması üzerine onunla Mısır'a gittiği ve 22 Zilkade 1070 / 30 Temmuz 1660'ta Kahire'de öldüğü başka kaynaklarda da yer alır; amca-yeğen bağı ise yalnızca Hüsameddin'e dayanır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 567–568. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 6-8. Cilt, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, "Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi-Halvetî Şeyhi" ve "Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi-Vâ'iz" maddeleri, e-kitap s. 579-580.
Akademik çalışmalar
- Mücteba İlgürel, "Köprülü Mehmed Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/koprulu-mehmed-pasa
- Christopher Whitehead, "The Early Career of Köprülü Mehmed Pasha: An Archival Reconstruction", Review of Middle East Studies, 57/1, Cambridge University Press, 2024.
- Abdülkadir Özcan, "Kemankeş Mustafa Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/kemankes-mustafa-pasa
- Semavi Eyice, "Kâsım Ağa", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/kasim-aga
- Feridun Emecen, "İbrâhim", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim--padisah
- Ömer Türker, "Nûh b. Mustafa", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/nuh-b-mustafa