İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Alp Arslan Çelebi-eş-Şeyh es-Seyyid Nureddîn

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 339 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Kemahlıdır. Oranın emîri olan Sarımeddîn Mehmed bin Ebîbekr el-Kemahî mahdûmudur. Moğol askerinin Kemah’ı zabt ve istîlâsında firâr edib Amasya‘ya geldi. Tahsîl-i ulûm ederek tarîkat-ı Rifâiyye meşâyihinden eş-Şeyh Ali el-Hakkârî’den ahz-ı hilâfet etdi.

Ba’dehû (Sonica) Sonisa kazâsında Zûdây karyesinde bir zâviye binâsıyla 655’de Amasya mahkemesinde bütün emlâkını zâviyesi mesâlihine vakfedip hayli müddet Amasya’da ikâmet etdi.¹⁵⁶ Emîr Muineddîn Pervâne Bey’in teveccühâtına mazhar olup 675’de zâviyesine çekildi. Ba’dehû vefât etdi.

Âlim, sâlih, Rifâî bir zât olduğu vakfiyesinde mezkûr ve zâviyesi ittisâlinde binâ etdiği türbesinde medfûndur. Mahdûmu Emîr Alâeddîn Savcı Bey Amasya ve Niksar ümerâsındandır. Bunun mahdûmları Alp Arslan, Doğan Şâh Beylerdir.¹⁵⁷ Bunların evlâdı vardır.

Dipnotlar

  • 156 Şeyh-i müşârün-ileyhin bu vakfiyesi 655 senesi ramazânında tanzîm edilmiş olup kuyûd-ı vakfiye idâresine kaydedilmek üzere geldiğinden burada mütâlaa edildi. Eş-Şeyh Ali el-Hakkârî Amasya meşâyihindendir.
  • 157 Bu iki birâderin türbesi Niksar’da Melik Gâzi türbesinin yolu üstünde yan yana olduğu halde bulundu. Tarafımdan hafriyât ile anlaşıldı.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Kemahlıdır. Oranın emiri Sarımeddin Mehmed bin Ebûbekir el-Kemâhî'nin oğludur. Moğol askerinin Kemah'ı ele geçirip yağmaladığı sırada kaçıp Amasya'ya geldi. Öğrenim görüp Rifâî tarikatı şeyhlerinden Şeyh Ali el-Hakkârî'den hilâfet aldı.

Sonra Sonisa (Sonica) kazasında Zûday köyünde bir zaviye yaptırdı; 655'te [1257] Amasya mahkemesinde bütün mülklerini zaviyesinin ihtiyaçlarına vakfedip epeyce bir süre Amasya'da oturdu. Emir Muînüddin Pervâne Bey'in ilgisini kazanıp 675'te [1276-77] zaviyesine çekildi. Sonra öldü.

Âlim, dindar, Rifâî bir zattı; vakfiyesinde böyle anılır. Zaviyesine bitişik yaptırdığı türbesinde yatar. Oğlu Emir Alâeddin Savcı Bey, Amasya ve Niksar emirlerindendir. Bunun oğulları Alp Arslan ve Doğan Şah Beyler'dir. Bunların çocukları vardır.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • zabt ve istîlâ: ele geçirme ve işgal
  • fîrâr: kaçma
  • ahz-ı hilâfet: tarikatta halifelik, yani yerine vekil olma yetkisi alma
  • zâviye: tarikat mensuplarının toplanıp kaldığı küçük tekke
  • mesâlih: ihtiyaçlar, işler
  • mazhar olmak: erişmek, nail olmak
  • teveccüh: ilgi, iltifat
  • vakfiye: vakıf senedi
  • mezkûr: adı geçen
  • ittisâl: bitişiklik
  • medfûn: gömülü

Taşova'daki Alparslan Zaviyesi

Rifâî tarikatını anlatan bir ansiklopedi maddesi, tarikatın Anadolu'daki varlığına kanıt olarak şu kaydı gösterir: Amasya Taşova'da Rifâiyye'ye ait Seyyid Nûreddin Alparslan Zâviyesi için düzenlenen vakfiye Ramazan 655 [Eylül 1257] tarihlidir. Bu vakfiyenin Arapça metni ve çevirisi Sadi Bayram tarafından 1994'te yayımlanmıştır. Hüsameddin'in başlıkta "Alp Arslan Çelebi, eş-Şeyh es-Seyyid Nûreddin" diye andığı kişi ile bu zaviyenin kurucusu, adı, tarikatı ve vakfiye yılı bakımından örtüşür. Hüsameddin de 655'te Amasya mahkemesinde düzenlenen vakfiyeyi dipnotunda anar ve ramazan ayında tanzim edildiğini yazar. Aradaki tek ayrım, vakfiyenin Taşova'da bulunan zaviyeyi gösterirken Hüsameddin'in zaviyeyi Sonisa kazasındaki Zûday köyüne yerleştirmesidir.

Sonisa, bir çalışmaya göre Tokat Erbaa ile Amasya Taşova sınırında bulunur ve bugünkü adı Uluköy'dür. Alpaslan da Taşova ilçesine bağlı, 2013'e kadar belde olan bir yerleşimdir. İki yerin birbirine yakın olduğu anlaşılıyor, ama Zûday köyünün bugünkü karşılığı okunan kaynaklarda bulunamadı. Zaviyenin kurucusunun adıyla aynı olan Alparslan adının bugünkü yer adını vermiş olması düşünülebilir; bu bir çıkarımdır.

Metinde Alp Arslan adı iki yerde geçer. Başlıkta şeyhin kendisi "Alp Arslan Çelebi" diye anılır; metnin sonunda ise Alp Arslan, şeyhin oğlu Savcı Bey'in oğullarından biridir. Vakfiyedeki Alparslan'ın başlıktaki şeyhle aynı kişi olması, torunun da dedesinin adını taşımış olması mümkündür; bu bir çıkarımdır.

Pervâne Bey ve Tarikatın Yayılışı

Hüsameddin'in "Emir Muînüddin Pervâne Bey" dediği kişi, Anadolu Selçuklularının dağılma döneminde vezirlik yapan Muînüddin Süleyman Pervâne olabilir. Pervâne 1262'de Sinop'u Trabzon İmparatorluğu'ndan geri almış, şehri iktâ olarak almış ve Sinop'ta bir medrese yaptırmıştır. Kaynaklar bunun Amasya'daki şeyhle ilişkisini yazmaz; bu da bir çıkarımdır. Rifâî tarikatı, 13. yüzyılın ortalarından beri Anadolu'da bilinir; İbn Battûta da 14. yüzyılda Amasya'da bir Rifâî zaviyesinden, Ahmed Kuçek bin Tâceddin Zâviyesi'nden söz eder.

Niksar'daki Türbeler

Hüsameddin'in dipnotuna göre Savcı Bey'in iki oğlunun türbesi Niksar'da Melik Gâzi Türbesi'nin yolu üzerinde yan yana bulunmuş; bu, kendisinin yaptığı hafriyatla anlaşılmıştır. Ali el-Hakkârî'nin, Sarımeddin Mehmed'in, Savcı Bey'in ve oğullarının kimlikleri ile Niksar'daki bu türbelerin bugünkü durumu hakkında okunan kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 339–339. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

7. Cilt içindekiler