Kemahlıdır. Oranın emîri olan Sarımeddîn Mehmed bin Ebîbekr el-Kemahî mahdûmudur. Moğol askerinin Kemah’ı zabt ve istîlâsında firâr edib Amasya‘ya geldi. Tahsîl-i ulûm ederek tarîkat-ı Rifâiyye meşâyihinden eş-Şeyh Ali el-Hakkârî’den ahz-ı hilâfet etdi.
Ba’dehû (Sonica) Sonisa kazâsında Zûdây karyesinde bir zâviye binâsıyla 655’de Amasya mahkemesinde bütün emlâkını zâviyesi mesâlihine vakfedip hayli müddet Amasya’da ikâmet etdi.¹⁵⁶ Emîr Muineddîn Pervâne Bey’in teveccühâtına mazhar olup 675’de zâviyesine çekildi. Ba’dehû vefât etdi.
Âlim, sâlih, Rifâî bir zât olduğu vakfiyesinde mezkûr ve zâviyesi ittisâlinde binâ etdiği türbesinde medfûndur. Mahdûmu Emîr Alâeddîn Savcı Bey Amasya ve Niksar ümerâsındandır. Bunun mahdûmları Alp Arslan, Doğan Şâh Beylerdir.¹⁵⁷ Bunların evlâdı vardır.
Günümüz Türkçesiyle
Kemahlıdır. Oranın emiri Sarımeddin Mehmed bin Ebûbekir el-Kemâhî'nin oğludur. Moğol askerinin Kemah'ı ele geçirip yağmaladığı sırada kaçıp Amasya'ya geldi. Öğrenim görüp Rifâî tarikatı şeyhlerinden Şeyh Ali el-Hakkârî'den hilâfet aldı.
Sonra Sonisa (Sonica) kazasında Zûday köyünde bir zaviye yaptırdı; 655'te [1257] Amasya mahkemesinde bütün mülklerini zaviyesinin ihtiyaçlarına vakfedip epeyce bir süre Amasya'da oturdu. Emir Muînüddin Pervâne Bey'in ilgisini kazanıp 675'te [1276-77] zaviyesine çekildi. Sonra öldü.
Âlim, dindar, Rifâî bir zattı; vakfiyesinde böyle anılır. Zaviyesine bitişik yaptırdığı türbesinde yatar. Oğlu Emir Alâeddin Savcı Bey, Amasya ve Niksar emirlerindendir. Bunun oğulları Alp Arslan ve Doğan Şah Beyler'dir. Bunların çocukları vardır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- zabt ve istîlâ: ele geçirme ve işgal
- fîrâr: kaçma
- ahz-ı hilâfet: tarikatta halifelik, yani yerine vekil olma yetkisi alma
- zâviye: tarikat mensuplarının toplanıp kaldığı küçük tekke
- mesâlih: ihtiyaçlar, işler
- mazhar olmak: erişmek, nail olmak
- teveccüh: ilgi, iltifat
- vakfiye: vakıf senedi
- mezkûr: adı geçen
- ittisâl: bitişiklik
- medfûn: gömülü
Taşova'daki Alparslan Zaviyesi
Rifâî tarikatını anlatan bir ansiklopedi maddesi, tarikatın Anadolu'daki varlığına kanıt olarak şu kaydı gösterir: Amasya Taşova'da Rifâiyye'ye ait Seyyid Nûreddin Alparslan Zâviyesi için düzenlenen vakfiye Ramazan 655 [Eylül 1257] tarihlidir. Bu vakfiyenin Arapça metni ve çevirisi Sadi Bayram tarafından 1994'te yayımlanmıştır. Hüsameddin'in başlıkta "Alp Arslan Çelebi, eş-Şeyh es-Seyyid Nûreddin" diye andığı kişi ile bu zaviyenin kurucusu, adı, tarikatı ve vakfiye yılı bakımından örtüşür. Hüsameddin de 655'te Amasya mahkemesinde düzenlenen vakfiyeyi dipnotunda anar ve ramazan ayında tanzim edildiğini yazar. Aradaki tek ayrım, vakfiyenin Taşova'da bulunan zaviyeyi gösterirken Hüsameddin'in zaviyeyi Sonisa kazasındaki Zûday köyüne yerleştirmesidir.
Sonisa, bir çalışmaya göre Tokat Erbaa ile Amasya Taşova sınırında bulunur ve bugünkü adı Uluköy'dür. Alpaslan da Taşova ilçesine bağlı, 2013'e kadar belde olan bir yerleşimdir. İki yerin birbirine yakın olduğu anlaşılıyor, ama Zûday köyünün bugünkü karşılığı okunan kaynaklarda bulunamadı. Zaviyenin kurucusunun adıyla aynı olan Alparslan adının bugünkü yer adını vermiş olması düşünülebilir; bu bir çıkarımdır.
Metinde Alp Arslan adı iki yerde geçer. Başlıkta şeyhin kendisi "Alp Arslan Çelebi" diye anılır; metnin sonunda ise Alp Arslan, şeyhin oğlu Savcı Bey'in oğullarından biridir. Vakfiyedeki Alparslan'ın başlıktaki şeyhle aynı kişi olması, torunun da dedesinin adını taşımış olması mümkündür; bu bir çıkarımdır.
Pervâne Bey ve Tarikatın Yayılışı
Hüsameddin'in "Emir Muînüddin Pervâne Bey" dediği kişi, Anadolu Selçuklularının dağılma döneminde vezirlik yapan Muînüddin Süleyman Pervâne olabilir. Pervâne 1262'de Sinop'u Trabzon İmparatorluğu'ndan geri almış, şehri iktâ olarak almış ve Sinop'ta bir medrese yaptırmıştır. Kaynaklar bunun Amasya'daki şeyhle ilişkisini yazmaz; bu da bir çıkarımdır. Rifâî tarikatı, 13. yüzyılın ortalarından beri Anadolu'da bilinir; İbn Battûta da 14. yüzyılda Amasya'da bir Rifâî zaviyesinden, Ahmed Kuçek bin Tâceddin Zâviyesi'nden söz eder.
Niksar'daki Türbeler
Hüsameddin'in dipnotuna göre Savcı Bey'in iki oğlunun türbesi Niksar'da Melik Gâzi Türbesi'nin yolu üzerinde yan yana bulunmuş; bu, kendisinin yaptığı hafriyatla anlaşılmıştır. Ali el-Hakkârî'nin, Sarımeddin Mehmed'in, Savcı Bey'in ve oğullarının kimlikleri ile Niksar'daki bu türbelerin bugünkü durumu hakkında okunan kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 339–339. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Murat Alandağlı, "Hurufat Kayıtlarında Amasya Zaviyeleri", Turkish Studies, 19/1 (2024), s. 1–27, https://dx.doi.org/10.7827/TurkishStudies.72905
- M. E. Zümbül, "Temettuat Defterlerine Göre 19. Yüzyılda Sonisa Kazası", yüksek lisans tezi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, 2024, https://acikerisim.erbakan.edu.tr/items/0530fc66-875b-4f4b-a730-1040028243f4
Diğer kaynaklar